TÜRKONFED ve Daha İyi Yargı Derneği’nden ortak rapor: “Türkiye’nin İkilemi: Orta Gelir ve Orta Demokrasi Tuzağı”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) ve Daha İyi Yargı Derneği işbirliği ile düzenlenen “Yapısal Reformlar Zirvesi”, Ankara’da gerçekleştirildi. Birleşmiş Milletler (BM) Türkiye Mukim Koordinatörü Alvaro Rodriguez, Avrupa Komisyonu Türkiye Masası Şefi Bernard Brunet, TÜRKONFED Başkanı Orhan Turan, Daha İyi Yargı Derneği Başkanı Avukat Mehmet Gün, İç Anadolu Sanayici ve İş İnsanları Dernekleri Federasyonu (İÇASİFED) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ahmet Kurt ve ekonomist Prof. Erinç Yeldan’ın konuşmacı olduğu zirvede, ekonomi ile demokratik gelişmişlik arasındaki bağ incelendi. Zirvede, iki derneğin “Türkiye’nin İkilemi: Orta Gelir ve Orta Demokrasi Tuzağı” adlı ortak raporu da kamuoyuna sunuldu.

Zirvede konuşan BM Türkiye Mukim Koordinatörü Alvaro Rodriguez, BM Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’na atıfta bulunarak “Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları, gelecek için ilham verici ve kapsayıcı bir vizyon sunuyor: Yoksulluğun, adaletsizliğin ve ayrımcılığın olmadığı bir dünya, şimdiki ve gelecek kuşaklar için sağlıklı bir dünya. Amaçlar, tüm sektörlerin sürdürülebilirlik için ortak vizyonunu temsil ediyor” dedi. 

Avrupa Birliği’nin genişlemesi sürecinde aday ülkelerden üç konuda gelişim beklediklerini kaydeden Avrupa Komisyonu Türkiye Masası Şefi Bernard Brunet de bunları “hukukun üstünlüğü, temel haklar ve özgürlükler; ekonomik gelişme; kamu yönetiminin kalitesi” olarak sıraladıktan sonra, “Bu üç sütunun eşzamanlı olarak inşa edilmesi, gerçek anlamda ilerlemeyi sağlar. Bir başka önemli konu da düzenleyici yapıların kalitesidir. Devletler, düzenleyici kurumlarını ne kadar hukukun üstünlüğü kuralına göre şeffaf ve vatandaşlarını kapsayacak şekilde yaparsa ilerleme o kadar hızlı olacaktır” diye konuştu.

Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınma ve rekabet için orta gelir, orta demokrasi ve orta eğitim  tuzaklarından kurtulması gerektiğine işaret eden TÜRKONFED Başkanı Orhan Turan ise şunları söyledi:

“Türkiye, tam ve eksiksiz bir demokrasiyi hak ediyor. 1996 yılında 3,30 olan demokrasi endeksimiz, 2009 yılında 5,76’ya kadar yükselmişti. Kişi başı milli gelirimiz de 3 bin dolardan, 10 bin 800 dolar seviyelerine geldi. Hatta 12 bin 300 dolarlara kadar yükseldi. Böylece Türkiye, orta gelir tuzağını aşma noktasına ulaşmıştı. Son beş yılda ise gözle görülür bir gerileme söz konusu. Demokrasi Endeksi’nde 2018 yılında 167 ülke arasında 10 basamak gerileyen ülkemiz 110’uncu sırada yer aldı. Demokrasi puanımız ise 4,88’den 4,37’ye geriledi. Ülkemizin bu sıralamayı hak etmediğini düşünüyoruz.”

Demokrasinin ancak kurumsallaşmış yapılarla mümkün olduğuna işaret eden Turan sözlerini şöyle sürdürdü: “Bir ülkenin kurumları, gücünü demokrasiden alır. Kural bazlı politika yapımı ekonomide öngörülebilirliği artırır, güveni sağlar. Bu nedenle güçlü bir ekonominin temelinde güçlü kurumlar vardır. Hukuk devleti başta olmak üzere kurumlarımızı ve demokrasimizi güçlendirecek her türlü adım ekonomimizi de güçlendirecek, finansal istikrara katkı yapacaktır. Siyasi Partiler ve Seçim Kanunu başta olmak üzere kurumların denge ve denetim mekanizmasının, sağlıklı işlemesini güvence altına alan, bireysel ve kolektif özgürlükleri, evrensel ölçülerde genişleten, bir demokratik yönetim sistemi, toplumu ve ekonomiyi arzu edilen derinliğe kavuşturacaktır.”

“Orta Gelir ve Orta Demokrasi Tuzakları ve Çözüm Yolları” raporunu kaleme alan Daha İyi Yargı Derneği Başkanı Avukat Mehmet Gün de konuşmasında, Türkiye’nin geleceğe dönük potansiyelinin akılcı karşılaştırmalarla ortaya konabileceğini vurguladı. Bunun için Singapur ve Güney Kore ile değil, demografik ve jeopolitik olarak benzer olduğu Almanya ile kıyaslanarak bir vizyon çizilmesi gerektiğini kaydeden Gün şöyle konuştu:

“Her iki ülkenin de yaklaşık 82 milyon nüfusu var. Buna karşılık Türkiye’de kişi başına düşen toprak miktarı Almanya’nın iki katı. Yani Türkiye, Almanya’nın iki katı nüfusa bakabilir. Ya da Almanya’nın iki katı kadar milli gelir üretebilir. Fakat günümüzde Almanya’nın milli geliri Türkiye’nin orta gelir seviyesinin kat kat üstünde. Bunun iki önemli nedeni var: Birincisi, Almanya Türkiye’nin iki katından daha ileri bir demokrasiye sahip. İkincisi, Almanya hukukun üstünlüğü endekslerinde de Türkiye’nin yaklaşık iki katı ileride. Almanya’nın hukukun üstünlüğünde ileri olmasının sebepleri ise uyuşmazlıkları Türkiye’den daha hızlı ve isabetli çözmesi ve yargısının da daha fazla hesap verir olmasıdır. Türkiye de iyi işleyen benzer bir yargıyla fikir çeşitliliği ve ifade özgürlüğünü geliştirerek ileri demokrasiyi yakalayabilir.”

Türkiye’de yapısal reformlara yargının etkin ve işler hale getirilmesi ile başlanması gerektiğine dikkat çeken Gün, yargılama süreçlerinin basitleştirilerek, dört-beş yıl süren davaların 50-100 günde sonuçlandırılması gerektiğinin altını çizdi. HSK, hakimler, savcılar ve avukatlar dahil, yargı sistemindeki tüm organ ve unsurların hesap verir hale getirilmesi gerektiğini anlatan Gün, “Tüm yargı görevlerinde atamalarda liyakat, şeffaflık ve hesap verirlik hâkim olmalı. HSK’nın tüm kararları yargısal denetime açılmalı, hâkim ve savcıların kişisel ve görev suçları izin gerekmeksizin soruşturulmalı, bu hususta özel ve uzmanlaşmış bir mahkeme kurulmalıdır. Bunlar sağlandıktan sonra yargı üst yönetimi tam bağımsız olacak şekilde düzenlenmelidir. İşte o zaman Atatürk’ün gösterdiği çağdaş medeniyet seviyesini yakalamış, demokrasi ve hukukun üstünlüğünü yayan, kendisini ve dünyayı zenginleştiren bir ülke haline geliriz. Türkiye dünyayı zenginleştiren bir ülke haline gelebilir. Bunun yolu da demokrasiden geçer” dedi.

Belirli bir noktadan sonra ekonomide kişi başına milli geliri artırmanın yolunun, bulunduğu sisteme uygun atılımları yapmasından geçtiğine işaret eden İÇASİFED Başkan Yardımcısı Ahmet Kurt, “Bir ekonomi büyüyebilir ama bu büyümenin kalitesini kalibre edemezse büyüme gelişmeye dönüşemez. Bu dönüşümü sağlayacak şey yapısal reformlardır” diye konuştu.

Zirvenin konuşmacılarından Prof. Erinç Yeldan ise Türkiye’yi inovasyona, bölgesel kalkınmaya duyarlı bir modele kavuşturmak için eğitimde yeni atılımlar yapılması gerektiğine işaret etti.

Zirvede ilan edilen, orta demokrasi ve orta gelir tuzağından çıkış yolları şunlar:

  1. Tam ve doğru ifşa ile yargılama süreçlerinin basitleştirilmesi, dört-beş yıl süren davaların 50-100 günde bitirileceği bir sistem oluşturulması. 
  2. Yargının üstlenmesi gereken iş yükünün, mahkemeler ile avukatlar arasında rasyonel ve mantıklı bir biçimde dağıtılması.
  3. Kamu kurumlarında hesap verirliğin sağlanması, kamu görevlilerinin suçlamalarında amir izninin kaldırılması. 
  4. Yargının kendi kendine hesap verirliğinin sağlanması, HSK kararlarının, hâkim ve bilirkişilerin verdikleri kararların yargı denetimine açılması.  
  5. Yargı organ ve unsurlarının davalarına bakan özel ve uzmanlaşmış bir mahkeme oluşturulması.  
  6. HSK’nin şeffaf ve hesap verir olacak bir şekilde yeniden yapılandırılması, Adalet Yüksek Kurumu’nun kurulması.
  7. Yargının, yürütmeye karşı bağımsız olmasının garanti altına alınması.
  8. HSK üyelerinin yürütmeden bağımsız oluşturulması, atamalarda, liyakat, şeffaflık ve hesap verirliğin hâkim olması.
  9. Siyasi partiler ve meslek kuruluşları dahil seçimlerde temsilde adaletin sağlanması. 
  10. Yeni ve kapsamlı bir sivil anayasa yapılması, anayasayı koruma kurumları ve mekanizmalarının yeniden yapılandırılması ve geliştirilmesi.
  11. Kanunların ve kararnamelerin Anayasaya uyumunun sağlanması ve kanunların bu uyum açısından değerlendirmesi çerçevesinde Anayasa Mahkemesi’nde iptal davalarının açılmasına olanak sağlanması.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus