Hayrettin Eren’siz 39 yıl: “Çiçeklerle donatacağım bir mezarım olsun istiyorum”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Kapak fotoğrafı: Kemal Gökhan

Kimisi “Hayri Hoca” der, kimisi “Kemal”. Dev-Genç’li Hayrettin Eren, 12 Eylül döneminde gözaltında kaybedilen ilk isimlerden. Sosyalist hareketin içinde yer alan Eren, 21 Kasım 1980’de gözaltına alındı ve bir daha kendisinden haber alınamadı.

Cumartesi Anneleri’nin andığı sembol isimlerinden biri olan Hayrettin Eren, 1970’li yıllarda sosyalist hareketin içindeydi, Dev-Genç’liydi. Devrimci Sol operasyonu kapsamında, 21 Kasım 1980’de İstanbul Saraçhane’de buluştuğu arkadaşıyla birlikte gözaltında alındı. Kullandığı otomobille birlikte önce Karagümrük Karakolu’na, oradan da Gayrettepe Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü. Annesi Elmas Eren, Gayrettepe’de Siyasi Şube’ye gittiğinde, otoparkta oğlunun Murat 124 marka arabasını gördü, fakat kendisine “Hayrettin Eren diye biri buraya kesinlikle gelmedi” cevabı verildi. Eren’in ailesi ve arkadaşları, 21 Kasım 1980 tarihinden itibaren kendisinden haber alamadı. 

Elmas Eren, oğlu Hayrettin Eren’i 39 yıl aradı.

Hayrettin Eren’in ailesi, Milli Güvenlik Konseyi başta olmak üzere birçok merciye başvurdu. 12 Eylül darbecilerinin yargılandığı davaya müdahil olmak istediler fakat talepleri kabul edilmedi. 

Hayrettin Eren’in dava dosyası, zamanaşımına uğrayarak kapatıldı. Eren ailesi, 1986’da altı kişinin tanıklığıyla İstanbul Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulundu ancak savcı “Bu davayı açarsam koltuğumdan olurum” gerekçesiyle davayı açmadı. 

“Çiçeklerle donatacağım bir mezarım olsun istiyorum”

Hayrettin Eren’in annesi Elmas Eren, 19 Ağustos 2019’da vefat etti. Anne Eren, oğlu Hayrettin’in kemiklerini 39 yıl aradı ancak hiçbir sonuç alamadı. 

Elmas Eren, Cumartesi Anneleri’nin 2011 yılında dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ile Dolmabahçe Sarayı’nda yaptığı görüşme sırasında söylediği “Çiçeklerle donatacağım bir mezarım olsun istiyorum” sözüyle hafızalarda yer edindi. 

Video: Ersoy Tan

Hayrettin Eren’den 10 yaş küçük olan kardeşi gazeteci Faruk Eren, verdiği bir röportajda ağabeyini şöyle anlatıyor:

“Liderdi. Onu hatırladığımdan beri öyleydi. Sözü dinlenirdi. Ben çocukken onun gençlik yıllarıydı; on yaş ciddi bir rakam… Koruması altında büyüdüm. Yetenekliydi. İyi resim yapardı mesela. Bir tane yağlı boya resmi kaldı yaptıklarından. Gitar çalıyordu ki o dönem çalan azdı. Tekvandocuydu. Elektronik işlerinden de anlardı. O zamanlar yoksul bir semtte oturduğumuz için, insanlar yeni yeni televizyon, buzdolabı alıyordu, hep onu çağırırlardı kursun diye…

Hayrettin Eren

“Pertevniyal Lisesi’nde solcu oldu”

12 Mart’ın sonlarında o liseye gidiyordu. Ülkenin en hareketli olduğu dönem… Pertevniyal Lisesi’ne gidiyordu. Orada solcu oldu. Bu arada üniversiteyi kazandı; yabancı diller yüksekokulunu. Çevremizde İngilizce bilen tek adamdı. Dev-Genç’teydi, aktifti ve önemli bir isimdi ama Hasköy sağcıların elindeydi. O dönemde Hayriler, Hasköy Halkla Dayanışma Derneği diye bir dernek kurdular. Hayri başkandı. 1978 sonunda sıkıyönetim ilan edildi ve ağabeyim aranmaya başlandı. 

“Annem polisleri oyalarken, ağabeyimi kaçırdık”

Ağabeyim on beş günde bir eve gelirdi, üstünü başını değiştirmek için… O günlerden biri, hava aydınlıktı. Banyo yapacaktı. Polis bastı birden. Evde olduğunu bilerek basmışlar, evi saramamışlar bile, o kadar heyecanla gelmişler. İnanılmaz bir şey başardık ailece. Annemler kapıda polisi oyalarken, arka pencereden ağabeyimi kaçırdık biz. Sineklik vardı yırttık, sonra da yerine taktım hiç çıkmamış gibi. Yandaki gecekonduya kaçtı.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus