Daha İyi Yargı Derneği Başkanı Mehmet Gün, istinaf mahkemelerinin işleyişini, yargı sistemindeki yerini ve yarattığı sorunları Medyascope’ta Gamze Elvan’a değerlendirdi. Gün, istinaf mahkemelerinin Türkiye’de ihtiyaçtan doğmadığını savunarak, mevcut yapının yargı süreçlerini uzattığını ve sistemi daha karmaşık hale getirdiğini söyledi.
Daha İyi Yargı Derneği Başkanı Mehmet Gün, istinaf mahkemelerinin teorik olarak “yeniden yargılama” anlamına geldiğini ancak Türkiye’de bu işlevin tam olarak yerine getirilmediğini belirtti. Gün, “Bir üstteki mahkeme yeni baştan yargılayacak demek. Kelime anlamı bu ama Türkiye’deki anlamı bu değil” dedi.
İstinaf sisteminin temel amacının ilk derece mahkemelerindeki hataları düzeltmek olduğunu söyleyen Gün, uygulamada bu yapının farklı bir işlev kazandığını vurguladı:
“Yargıtay içtihat oluşturmak için yargılama yapıyor. Hakimin yaptığı hataları giderme yeri ise istinaf mahkemeleri. Ama Türkiye’de istinaf mahkemeleri bazen Yargıtay gibi davranıyor, bazen dosyayı geri gönderiyor. Net bir ayrım yok.”
Gün, bu durumun sistemde belirsizlik yarattığını belirterek, “Kim neyi yapacak, içtihadı kim oluşturacak, hataları kim düzeltecek gibi bir karmaşaya doğru gidiyoruz” diye konuştu.
“Türkiye’de böyle bir ara mahkemeye ihtiyaç yoktu”
İstinaf mahkemelerinin kuruluşuna da değinen Mehmet Gün, Türkiye’de bu yapıya ihtiyaç olmadığını savundu:
“Türkiye’deki davalar basit sayılır. Böyle bir basit dava için araya bir mahkeme koymaya ne gerek var? 2500 hakim bu mahkemelerde görev yapıyor. Bu kadar kaynağı buraya ayırmaya ihtiyaç var mıydı? Bana göre yoktu.”
Gün, istinaf sisteminin kurulma gerekçesinin Yargıtay’ın iş yükünü azaltmak olduğunu ancak bunun farklı yollarla çözülebileceğini söyledi, “Yargıtay’ın iş yükü fazlaysa daire sayısını artırırsınız. İstinaf mahkemeleri kurmak yerine Yargıtay’ı güçlendirmek mümkündü” dedi.
Yargılama kültürü ve savunma tartışması
Programda ayrıca mahkeme salonlarındaki uygulamalar, savunma hakkı ve avukatların rolü de ele alındı. Gün, mahkeme salonlarının “gövde gösterisi yeri değil, teknik bir alan” olduğunu vurgulayarak, savunmanın etkinliği ile düzenin korunması arasında denge kurulması gerektiğini söyledi.
Gün, adaletin yalnızca verilen kararla değil, yargılama sürecinde taraflara nasıl davranıldığıyla da ilgili olduğunu belirtti:
“Vatandaş için adaletin tecelli etmesi, mahkemenin verdiği karardan çok yargılama sırasında nasıl muamele gördüğüyle ilgili.”








