Akıl ve ruh sağlığı alanında insan hakları – Raşit Tükel: “Ruh sağlığı tedavisi gören hastaların ayrımcılığa uğraması önlenmeli”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Bugün 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü. Türkiye’de insan hakları konusunda çarpıcı raporların olduğu birçok nokta var ve bunlardan biri de akıl ve ruh sağlığı alanı.

Türkiye’de ruh ve sinir hastalıkları hastanelerinin koşulları, personelin hastalara yaklaşımı ve en önemlisi bu konuya dair sağlıklı bir algının olmaması, insan hakları ihlallerinin yaşanmasına sebep oluyor.

Ruh Sağlığında İnsan Hakları Girişimi Derneği’nin 2013 yılında hazırladığı rapora göre, ziyaret edilen tüm hastanelerde tedavi gören bireyler sağlıksız koşullarda tutuluyor ve bireylere yalnızca ilaca dayalı tedavi uygulanıyor. Tedavi gören bireyler sabah altıda kaldırılıp bütün gün kapalı ortamda, çoğu kez de koridorlarda hiçbir şey yapmadan, televizyon izleyerek zaman geçirmek zorunda bırakılıyor. Hastalarla iletişime geçilmiyor, hastaların yalnızca düzeni bozmadan, sessiz sakin durmaları bekleniyor. Hastaları susturmaya, sindirmeye yönelik tepkiler gözleniyor ve hizmetli personelin şiddet kullandığına dahi rastlanılıyor.

Raporda, yalnızca ilaca dayalı tedavi ve halk arasında elektroşok olarak bilinen (elektro konvülsif tedavi) yöntem dışında rehabilitasyon ve kişileri güçlendirmeye yönelik herhangi bir destek mekanizmasının bulunmadığı yer alıyor.  

Raporda ayrıca, akıl ve ruh sağlığı hizmetinin “tecrit” anlayışına dayalı olmasına da dikkat çekiliyor:

“Türkiye genelinde ruh sağlığı hizmetlerinin temelini oluşturan ‘kapatma’ anlayışının getirdiği sorunları yansıtmaktadır. Pencereleri demir parmaklıklarla, tel örgülerle kapalı binalarda hayat, esasen kapalı mekânlara hapsedilmiştir. Güvenlik gerekçeleriyle her türlü eşyadan yalıtılan mekânlar, bireyi de temel hak ve özgürlüklerinden yoksun bırakmaktadır.”

Türkiye’de ruh sağlığı yasası yok. Ancak Türk Psikologlar Derneği ve Ruh Sağlığında İnsan Hakları Girişimi Derneği’nin de içinde olduğu bir çalışma grubu tarafından bir yasa tasarısı hazırlandı. Milliyetçi Hareket Partisi Aydın Milletvekili Deniz Depboylu geçen ocak ayında Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne bu yasa tasarısını sundu. Ancak konuyla ilgili TBMM’de herhangi bir gelişme yaşanmadı.

Konuyla ilgili konuştuğumuz Prof. Dr. Raşit Tükel, “Ruh sağlığını alanındaki temel yaklaşımı toplum temelli ruh sağlığı üzerine kurmak durumundayız. Kurumsal tedavi ile, toplum temelli yaklaşım iç içe sunulmalı. Ruh sağlığı tedavisi gören hastaların ayrımcılığa uğramasını ve damgalanmasını önleyen bir sistem oluşturulmalı” dedi. Tükel, Türkiye’de bu konuda çalışan derneklerin taleplerine rağmen hâlâ bir ruh sağlığı yasasının olmamasına da dikkat çekti. Tükel ayrıca, kişinin isteği dışında hastaneye yatmak zorunda olduğu durumlarda insan hakları temelli yaklaşımın önemine vurgu yaptı.

* Haberde yer alan görsel materyal, rapor ve yasa tasarısı taslağı Ruh Sağlığında İnsan Hakları Girişimi Derneği’nden alınmıştır. 

Raşit Tükel ile söyleşimizin tamamı: 

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus