Karar beklenen Büyükada davası ertelendi – “İnsan haklarını savunduğumuz için yargılanıyoruz”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

11 hak savunucusunun yargılandığı Büyükada davasının 11. duruşması bugün İstanbul Çağlayan Adalet Sarayı’nda görüldü. Saat 10.0’da başlayan dava 17.00’de son erdi. Duruşmada karar bekleniyordu fakat mahkeme heyeti duruşmanın uzayacağını belirterek, davanın 3 Nisan 2020 tarihine ertelenmesine karar verdi.

Video: Büşra Cebeci

“İnsan hakları savunuculuğu suç olmaktan çıkarılmalıdır”

Duruşmaya hak savunucusu örgütlerin yanı sıra, HDP İstanbul Milletvekili Ahmet Şık ve CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu da katıldı. Duruşma öncesi örgütler adına ortak bir basın açıklaması yapıldı. İnsan Hakları Ortak Platformu (İHOP) Genel Koordinatörü Feray Salman, dava açıldığından bu yana geçen iki yılı aşkın sürenin asılsız iddiaları çürüten delilleri dava dosyasına taşımakla geçtiğini vurguladı ve “Türkiye’de insan hakları savunuculuğu suç olmaktan çıkarılmalıdır” dedi. 

“Siber şubeden gelen raporda ByLock kullandığıma dair bir tespit yok”

Duruşma, Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi Onursal Başkanı Taner Kılıç’ın esas hakkındaki savunmasıyla başladı. Kılıç, ByLock uygulaması kullandığına dair bir delilin olmadığını, uygulamanın kendi cihazında bulunmadığını ve silinen uygulamalarda da olmadığını söyledi ve bunun mahkemeye ek rapor ile sunulduğunu belirtti. Savunmayı fazla detaylı bulan mahkeme heyeti başkanı, Kılıç’tan savunmasını kısaltmasını istedi.

Kılıç, savunmasına şöyle devam etti: “25 yıldır aynı numarayı kullandığım ve tutuklandığım zamana kadar son beş yıl aynı IMEI numaralı telefonu kullandığım raporda görülmektedir. 6 Haziran 2017’de evimde yapılan aramada telefonum delil poşetine konup 7.40’ta teslim alındı. Sonra o gün benim telefonum 16.44’te kullanılmış. Benim o an ByLock kullanıcısı olmadığım belliydi ama rapor 360 gün sonra geldi.”

“Bank Asya hesabımda olağan banka işlemleri dışında bir şey yok”

Taner Kılıç savunmasında, ByLock konusunun ardından Bank Asya konusuna geçti. “Terör örgütü üyesi” olma suçlamasına delil olarak Bank Asya’ya para yatırıldığının gösterildiğini söyleyen Kılıç, “2014’te Bank Asya’ya para yatırma kampanyasında tam tersini yaparak paramı çektim. Bank Asya hesabımda otomatik ödemeler, havale, para çekme gibi olağan banka işlem hareketleri dışında bir şey yoktur. Bankacılık operasyonu açısından incelenmesini ve raporlanmasını istedim ama kabul edilmedi” dedi. 

“Büyükada toplantısının suç teşkil etmediği aşikâr”

Büyükada davası dosyasına son gün dahil edildiğini belirten Kılıç, savcının kendisine “Böyle bir toplantı olduğunu biliyor muydun?” diye sorduğunu, kendisinin de “Evet, zaten bu insan hakları çevrelerinin bildiği bir toplantı” dediğini belirtti ve beraatini talep ederek savunmasını şöyle bitirdi:

“Bana ‘Nereden biliyorsun?’ diye bile sorulmadı. Büyükada toplantısının suç teşkil eden bir durumu olmadığı çok aşikârdır. Biz insan hakları savunucuları toplumsal ahlakı yüksek, saygın insanlarız. Bu davayla bizi itibarsızlaştırmaya çalışıyorlar. Beraatimi talep ediyorum. Bizler insan hakları savunucuları olarak sadece insan haklarını savunuyoruz.”

“Bizler sadece insan haklarını savunuyoruz”

Taner Kılıç’ın ardından Uluslararası Af Örgütü üyesi ve İnsan Hakları Gündemi Derneği Yönetim Kurulu üyesi Günal Kurşun savunmasını yapmaya başladı. Kurşun, sadece insan haklarını savunduklarını, bunu da maddi karşılık beklentisiyle yapmadıklarını belirtti: 

“Bizler insan hakları savunucuları olarak sadece insan haklarını savunuyoruz. ‘Örgüte yardım etme’ suçundan beraat ettim. Benim örgüt üyesi olmadığıma dair kapı gibi bir mahkeme kararı var. 05.07.2017 tarihinde bu soruşturma başladıktan sonra Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne (AİHS) göre bu yargılamada 35 farklı ihlal var. 13 gün boyunca temmuz sıcağında küçücük bir alanda gözaltında kaldık. Yargılamada bana ilişkin eksik soruşturma yapıldı.Telefonunda ByLock yüklü olduğu iddia edilen kişi ile 5-6 defa konuşma yapmam aleyhime delil olarak sunuluyor.”

“FETÖ’den kapı gibi beraat kararım var”

Kurşun, Büyükada davasıyla beş yıllık hareketlerinin sorgulandığını ve bu dava ile insan haklarının yargılandığını söyledi. Savcının, mütalaasında kendi aleyhine üç noktaya değindiğini, kendisinin FETÖ, PKK ve DHKP-C örgütlerine yardımdan cezalandırılmasını talep ettiği söyleyen Kurşun, “Benim bu son iki örgüt ile hiçbir bağım ve irtibatım yok. FETÖ’den ise Adana 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nden kapı gibi beraat kararım var. Burada kokteyl bir örgüt ile yargılanıyoruz. Benim ByLock şüphelisi olan kişi ile görüşmelerim iddia olarak sunuluyor ancak ByLock şüphelisi olduğu söylenen kişi hakkında hiçbir adli soruşturma yok” dedi. Kurşun, savunmasını sonlandırırken kendisinin ve bütün arkadaşlarının beraatini talep ettiğini ve ceza alsa da beraat etse de işini yapmaya devam edeceğini vurguladı ve “Biz bu ülkenin gurur duyması gereken insanlarıyız” dedi. 

“İnsan haklarını savunduğum için yargılanıyorum”

Kurşun’un ardından İnsan Hakları Gündemi Derneği ve Uluslararası Af Örgütü üyesi Veli Acu savunmasına başladı. Hakkında üç farklı örgütle ilgili suçlama olduğunu ve bu davanın başından beri uydurma delillerle açıldığını belirten Acu, kendisinin üç farklı örgütle bağlantısının olmasının akıl alır gibi olmadığını söyledi. Acu, insan haklarını savunduğu için yargılandığını belirterek beraatini talep etti: 

“Bir davada yargılanan kuzenim ile görüşmem, konuşmam suç ise bu salonda oturan herkese soruşturma açılması gerekir. Çünkü hepsinin benimle iletişimi var. Bu, suçların ve cezaların şahsiliği ilkesine aykırıdır. Hakkımdaki iddia, Nuriye Gülmen ve Semih Özakça hakkında İHOP tarafından gönderilen bir mail ve bu iddia dosyada yok. Savcı ‘belge’ dedi ancak bu bir maildi. Zaten bu kişiler de daha sonra tahliye edildi. M.B.’ye gönderdiğim 1000₺, MASAK raporunda var. M.B. maddi olarak zorda olduğu için para gönderdim, sonra bana tekrar 750₺ gönderdi. M.B. adlı kişi tutuklu yargılanmadı, daha sonra da AİHM hakkında ihlal kararı verdi ve tazminat aldı. İnsan haklarını savunduğum için yargılanıyorum, beraatimi talep ediyorum.”

Veli Acu’nun savunmasının ardından duruşmaya saat 12:30’da beş dakika ara verildi.

“Ben birçok insanla çalıştım, çalışıyorum ve iyi ki çalışmışım”

Aranın ardından, Avrupa Kadın Lobisi’nin Türkiye Koordinatörü ve Kadın Koalisyonu Koordinatörü İlknur Üstün savunmasına başladı. Üstün, “Kadın hakları ve insan hakları için çalışıyorum. Ben birçok insanla çalıştım, çalışıyorum ve iyi ki çalışmışım” dedi. Çalışmalarının sayesinde çok yol katettiklerini söyleyen Üstün, “Dünyaya örnek olan İstanbul Sözleşmesi bizim sayemizde kabul edildi. Hakkımda savcının mütalaada istediği beraat talebini yerinde görüyorum ve beraatimi talep ediyorum” diyerek savunmasını tamamladı.  

Biz suçlu olduğumuz için sizin karşınızda değiliz”

Üstün’ün ardından Türkiye İnsan Hakları Vakfı, İnsan Hakları Derneği ve Eşit Haklar için İzleme Derneği üyesi Nejat Taştan savunmasına başladı. Bu davanın Türkiye’deki insan halkları savunucuları ve sivil topluma gözdağı vermek için açıldığını belirten Üstün, “Biz suçlu olduğumuz için sizin karşınızda değiliz. Biz gözaltındayken medyada yer alan karalama kampanyalarının hepsi bu dosyanın içinde var” diyerek savunmasını bitirdi. 

“Ben hiçbir suç işlemedim, beraatimi talep ediyorum”

Duruşma, Hak İnisiyatifi üyesi Şeyhmus Özbekli’nin savunması ile devam etti. Özbekli, savcının mütalaasına kısmen katıldığını belirtti ve “Katılmadığım husus, suç işlediğimin sabit olmaması nedeniyle beraat talebidir. Ben hiçbir suç işlemedim, beraatimi talep ediyorum” dedi. 

Sanıkların ardından avukatlar söz aldı

Hak savunucularının savunmalarını tamamlamasının ardından, sanık avukatları Oya Aydın ve Murat Dinçer söz aldı.

İlknur Üstün’ün avukatı Oya Aydın, yargılamanın Anayasa’nın 90. maddesi gereği Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Savunucularının Korunması Sözleşmesi’ne göre yapılması gerektiğini, davada beraat verilmezse Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 18. maddesinin ihlal edilmiş olacağını ve insan hakları savunucularının özel olarak korunması gerektiğini belirterek beraat kararı verilmesini talep etti. 

Oya Aydın’ın ardından Taner Kılıç’ın avukatı Murat Dinçer savunma yaptı. Dinçer, Taner Kılıç’ın dosyayla ilgisi olmadığını, toplantıya katılanları tanıdığı ve toplantıyı bildiği için bu davaların birleştirildiğini, müvekkilinin telefonunda ByLock olmadığına dair dört ayrı rapor olmasına rağmen savcının mütalaada bu iddiaları sürdürmesinin kabul edilemez olduğu belirtti. 

Avukat Dinçer’in ardından duruşmaya 14.00’ten 14.30’a kadar ara verildi.

Aranın ardından Taner Kılıç’ın avukatları Eda Bekçi, Süphan Erkan, Abdülhalim Yılmaz ve Erkan Şenses savunmalarını sunmak üzere söz aldı. Müvekkillerinin bu zamana kadar şiddete dayalı hiçbir yapılanmayı desteklemediğini söyleyen avukatlar, Kılıç’ın bahsi geçen örgütle hiçbir bağı olmadığını, bu yapılanmanın bir terör örgütü olarak anılmasından önce de sempatizanı olmadığını belirtti. 

Mahkeme salonunda bulunmayan sanıkların savunmaları 

Mahkeme salonunda hazır bulunmayan eski Uluslararası Af Örgütü Direktörü İdil Eser’in savunması Avukat Deniz Yıldız tarafından okunmaya başlandı. Eser, savcının mütalaasının Türkiye’nin taraf olduğu sözleşmelere ve anayasaya aykırı olduğunu ve toplantının gizli olmadığı belirtti. Af Örgütü Facebook sayfasına gönderilen bir mesajın iddianameye konulduğunu söyleyen Eser, “Herkese açık bir Facebook sayfasına gelen her mesaj suç oluşturacaksa savcıya herhangi birinin gönderdiği ‘ben örgüt üyesiyim’ mesajı ile savcı da suçlu mu olacaktır? Nuriye Gülmen ve Semih Özakça için yapılan kampanya da hiçbir suç içermemektedir” diyerek savunmasını bitirdi. Eser’in savunmasının okumasının ardından duruşmaya 10 dakika ara verildi.

Aranın ardından duruşma, İdil Eser müdafii Erdal Doğan’ın söz almasıyla başladı. Uluslararası Af Örgütü’nün şeffaf ve tarafsız bir örgüt olduğunu belirten Doğan, “‘Kore Bize Gaz Verme’ kampanyasında herhangi bir hukuka aykırılık ve suç unsuru bulunmamaktadır. Müvekkilim İdil Eser’in beraatini talep ediyorum” diyerek savunmasını bitirdi. 

Karar beklerken erteme geldi

Karar beklenen duruşmada mahkeme heyeti duruşmanın uzayacağını belirterek yargılamanın 3 Nisan 2020 günü saat 10.00’da görülmesine karar verdi.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus