The Guardian: Koronavirüsün yıkıma uğrattığı Bergamo halkının iş ahlâkı kendi zararlarına mı oldu?

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
İtalya Bergamo doğumlu serbest gazeteci Anna Bonalume, 6 Nisan günü The Guardian için, koronavirüsün ağır bir yıkıma uğrattığı Bergamo şehrinin salgınla nasıl mücadele etmeye çalıştığını anlatan bir yazı kaleme aldı. Yazının çevirisini paylaşıyoruz.

Lombardiya eyaleti, İtalya’nın en zengin ve en üretken bölgelerinden biri. Bergamo ise Lombardiya’nın nabzının attığı yer. Aynı zamanda benim de doğup büyüdüğüm yer burası. Bu bölgede yaşayan milyonlarca insanın hem yaşadıkları yere hem de ailelerine olan aidiyet duyguları yüksek. Ayrıca iş ahlâkları da çok kuvvetli.

Bugün ise Bergamo, Avrupa şehirleri içinde hiç kimsenin istemeyeceği bir rekoru elinde tutuyor. Bergamo koronavirüsün en ağır darbeyi vurduğu Avrupa şehri. Bergamo artık doktorların yaşama şansı olan hastalara odaklanmayı seçtiği kocaman bir “karanlık hastane” haline geldi. Cenaze görevlileri yoğunluktan o kadar yorgun düşmüşlerdi ki komşu bölgelerdeki meslektaşlarından ölülerin yıkanmasına yardımcı olmalarını istiyorlardı.

Gerçek sayı muhtemelen daha fazla olsa da 4 Nisan itibarıyla resmî açıklamalara göre İtalya’daki toplam ölü sayısı 15 bini geçti. Yine resmî rakamlara göre salgından en çok etkilenen İtalyan kenti Bergamo’da 9 bin 712 vaka ve 2 bin 245 ölü bulunuyor. 

“Bütün şehirde matem havası var”

Virüs her türlü çabayı, sözü, taahhüdü yok etmiş gibi gözüküyor. Kısıtlamalar, sosyal mesafe kuralları, zayıfların korunması gibi bütün çabalar beyhude. Burada hiç kimse balkona çıkıp internet üzerinden müzik yayını yapmıyor. Bölgede tamamen matem havası var.

Peki ilk aşamalarda Bergamo’daki fabrikaları kapatmakta yaşanan tereddüt salgının yayılmasını hızlandıran bir faktör müydü?

“Burada herkes birbirini tanır”

Bergamo’da aynı zamanda İtalya’nın en verimli çalışan küçük ve orta boy işletmeleri; ayrıca Brembo ve Kiko gibi büyük şirketlerin merkezleri de burada yer alıyor. Alpler’deki üç vadi bölgesinde ise işyerlerinden çok köyler mevcut. Burada yaşayan insanların yoksul kalacaklarını bilseler bile vazgeçmeyecekleri gelenekleri var. Burada herkes birbirini tanır.

Bergamo şehri Orio al Serio Havaalanı vasıtasıyla Avrupa’daki pek çok kente doğrudan ulaşım sağlayabiliyor. 2019 yılında toplam 14 milyon kişi buradan geçiş yaptı. Bu bağlantı aynı zamanda şehrin turizm aktiviteleri için de çok önemli bir kaynak.

İsviçreli yazar Hermann Hesse 1913 yılında şehri ziyaret ettiğinde not defterine şöyle yazmıştı: “Modern bir tren yolu ve modern bir şehir tarafından karşılandım. Öğleden sonra tramvaylar da kaldırımlar da oldukça kalabalıktı.”

Sonrasında şehrin kuzeyine gitmek için füniküler kullanan Hesse, şehrin Venedik duvarları ile çevrili tarihî kısmını gördüğü zaman, “Şu an karanlık ve antik bir şehrin ortasındaydım. Dar geçitler ile gezmeye başladığım yollarda dükkânlar birer birer kapanıyor. Bir anda kendimi Toskana’nın güneyinde gibi hissettim” diyor.

“Hem modern hem antik bir yer”

Hesse, Bergamo’nun ikiliğini çözmüştü. Burası hem modern hem de antik bir yer. Ekonomik olarak dünyaya açık ama aynı zamanda geleneklerine de fazlasıyla bağlı. Bir yandan Katolik Kilisesi vasıtasıyla gönüllü olarak işleyen güçlü bir kültürel ve sosyal yaşam var. Diğer yandan ise aileden bile daha çok önem verilen üretkenliğe odaklanılması sözkonusu. Çalışmak ve kendine güvenmek her zaman temel değerlerdi. Ancak acil bir sağlık durumuyla karşılaşıldığı zaman bu güçlü çalışma etiği trajik bir dezavantaja mı dönüşmüştü acaba?

Atalanta ve Valencia arasında 19 Şubat’ta Milano’da oynanan ve 45 bin seyircinin izlediği Şampiyonlar Ligi maçı virüsün yayılmasını hızlandıran ilk gelişme olarak görülüyor. 23 Şubat’ta ise Lombardiya bölgesi virüsün merkezi haline geldi. Birkaç ilçe karantinaya alınsa da bütün Lombardiya’nın karantina altına alınması 8 Mart’ı buldu. 

“Medya durumu yanlış aktarıyor”

Sanayici ve işverenler konfederasyonu Confindustria Bergamo‘nun Başkanı Stefano Scaglia, 29 Şubat günü İngilizce yayımladığı mesajda enfeksiyon riskinin düşük olduğuna ve medya tarafından durumun yanlış aktarıldığında dikkat çekmişti. Confindustria Bergamo, hükümetin ve diğer sorumluların ileri aşamalarda ortaya çıkabilecek vakaları önlemek amacıyla gerekli tedbirleri ivedilikle aldıklarını belirtmişti. Scaglia’nın mesajı küresel iş dünyasına yönelikti. “Açık kalacağız ve çalışmaya devam edeceğiz” diyordu kısaca.

Bazı yerel işletmelerin sosyal medyadan insanları sosyal hayata katılmaya davet eden videoları yaydıklarında da hâlâ Bergamo’da bulunuyordum. Videoların ortak mesajı “Korku olmadan yaşayalım, dışarı çıkıp barlarda içmeye devam edelim” olarak özetlenebilir. Bergamo Belediye Başkanı Giorgio Gori de iyimser mesajlar iletiyordu. Her ne kadar virüs turizme ve ticarete darbe vursa da bu kâbusun kısa süre içinde geçeceğini söylüyordu. Herkesin isteği ne pahasına olursa olsun çalışmaya ve tüketmeye devam etmekti.

Birkaç hafta içinde ölen insanların bedenleri askerî araçlarla taşınmaya başlarken hastanede çalışan doktorlar Bergamo’daki durumun kontrolden çıktığını ve bir felakete dönüşmek üzere olduğunu söylüyorlardı.

Şu an neredeyse bütün şehir yas tutuyor ve Bergamo’da yaşayan insanlar için hiç de önceden tasvir edildiği gibi iyimser bir tablo yok.

“Karantina kararı geç alındı”

Bergamo halkının alıştığı rasyonelliğin ve verimliliğin olmadığı bir ortamda kör bir öfke birikti ve insanlar bu öfkenin resmî yetkililerce krizin yok sayılmasından kaynaklandığını söylüyorlar. En büyük hata ise karantina kararının geç alınmış olması olarak görülüyor.

Aynı zamanda tavırların sertleşmeye başladığını da görüyorum. İnsanlar bir açıklama bekliyor ve bazıları da mesnetsiz birtakım teoriler yayıyor. İnsanların birbirleriyle düşüncelerini paylaştığı ve birbirlerini cesaretlendirdikleri pek çok WhatsApp grubunda çok sayıda komplo teorisi ortaya çıkmaya başladı. “Neden oldukça az sayıda göçmen hastalanıyor?” veya “Çin bizi zayıflatmak için bu virüsü laboratuvar ortamında yaratmış” gibi bir dizi teori bunlardan bazıları. 

2019 yılında Bergamo, İtalya’da en düşük işsizlik oranına sahip ikinci bölgeydi. Ancak şu anda özellikle turizm ve sanayi sektöründe büyük bir ekonomik kriz kaçınılmaz görünüyor.

“Avrupa ne kadar boktan bir yer”

İçinde bulunduğumuz karanlık ruh halinden aşırı sağın yararlanacağı kesin. Bergamo şehri merkez sol Demokrat Parti tarafından yönetiliyor. Buna rağmen eyalet Matteo Salvini’nin Kuzey Ligi partisinin en güçlü olduğu yerlerden biri. 

İnsanlar şu anda suçlayacak birini arıyorlar. Facebook mesajları Avrupa’ya öfke kusarken Almanya’yı bencillikle itham ediyor. Bir paylaşımda şöyle yazıyor: “Avrupa Birliği’nden çıkın, eurodan vazgeçin, hükümeti yenileyin ve göçmenleri kovun.” Bir başkası ise şöyle diyor: “Almanya maskelerimizi çalıyor, Fransa yüzümüze tükürüyor. Avrupa ne kadar boktan bir yer böyle.”

Bazıları bu bölgeyi öfkenin kontrolden çıktığı ve popülist sloganların yükseldiği bir yer olarak görüyor olabilir. Yaşadığım şehir kendinden geçmiş ve acıyla yıkılmış durumda. İnsanlar daha önceden asla inanmayacakları bu yaşananları anlamlandırmak için sağlam kalan son mental dirençlerini kullanıyorlar. Ancak direnişlerinin ve beraberliklerinin yarattığı bir umut gözlemleyebiliyorum: Geçen hafta Alpiniler (İtalya Kara Kuvvetleri’ne bağlı seçkin bir birlik), gönüllüler, esnaf ve Atalanta taraftarları 10 gün içinde yeni bir hastane inşa etti. 

Ve bu iş için çalışırken şöyle bağırıyorlardı: “Bizim gibi insanlar asla pes etmez.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus