Nobel ödüllü ekonomist Joseph E. Stiglitz: “Bugünlerde daha fazla kurgusal roman okuyun”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

New York Times, 2001 Nobel Ekonomi Ödülü sahibi, Columbia Üniversitesi öğretim görevlisi Amerikalı ekonomist Joseph E. Stiglitz ile bir söyleşi gerçekleştirdi. Söyleşinin çevirisini paylaşıyoruz.

Başucunuzda hangi kitaplar bulunuyor?

Joseph Stiglitz (J.S): Herkes gibi benim de başucumda fazla sayıda kitap var. Hatta eşim bana eskisinden daha geniş bir komodin aldığından beri daha çok kitap koyabiliyorum buraya. Şu anda Ernest Hemingway’in “A Moveable Feast” (Paris Bir Şenliktir) kitabını okuyorum. Bana Paris’i ve orada öğretmenlik yaptığım yılları hatırlatıyor. Eşimin kız kardeşiyle evli olan Philippe Sands bize son yazdığı kitabı gönderdi.

Nereye gitsem herkes iki kitap hakkında konuşuyor. Bunlar, Jill Lepore’nin yazdığı “These Truths” ile Ivan Krastev ve Stephen Holmes’in birlikte kaleme aldığı “The Light That Failed” kitapları. Dolayısıyla onları da okumaya çalışacağım.

En son okuduğunuz “muhteşem kitap” hangisiydi?

J.S: M.G. Vassanji’nin yazdığı “The In-between World of Vikram Lall” (Vikram Lall’ın Arada Kalmış Dünyası) isimli kitap. Bir yanda şu an Kanada’da saklanan ve zamanında yolsuzluk yapmış birinin geri dönüp hayatına bakışını, diğer yanda ise Kenya’daki bağımsızlık mücadelesini anlatıyor. Özellikle genç bir âşığın hayatının ve Darüsselam’daki bağımsızlık mücadelesinin anlatıldığı kısımlar benim için unutulmaz. Tabii bunda 1969 ile 1971 arasında Kenya’da çalışmış olmamın da ciddi etkisi var.

Kısa zaman önce ilk kez okuduğunuz bir klasik var mı?

J.S: Emily Bronte’nin yazdığı “Uğultulu Tepeler” (Wuthering Heights) kitabı. Eşitsizlik, cinsellik ve sınıf ilişkileri konusunda muazzam bir eser. Atmosferik öğeler de oldukça güzel kullanılmış.

İdeal okuma düzeniniz nedir? (Ne, nerede, ne zaman ve nasıl)

J.S: Ziyaret ettiğim yerlerde kitap okumayı seviyorum. Hay Festivali için Kolombiya’ya, Cartagena’ya gitmiştik. Orada Gabriel Garcia Marquez’in “Aşk ve Öbür Cinler” adlı romanını okumuştum mesela. Dinî fanatizm, eziyet, aşk, şehvet gibi en uçta olan tutkuları anlatış biçimi unutulmaz. Okumayı bırakamamıştım. Her sene Johannesburg’a gideriz ve bu yıl gittiğimde Niq Mhlongo’nun “Dog Eat Dog” kitabını okumuştum.

Geçen kasım ayında ise Moskova’daydık. Tıpkı düşündüğüm gibi, oldukça gösterişli ve rahatsız ediciydi. Telefon veya bilgisayar götürmemiştik. Keith Gessen’in yazdığı “A Terrible Country” kitabını almıştım yanıma. Roman Moskova’ya geri dönüp büyükannesine bakmak zorunda olan bir akademisyeni anlatıyordu. Moskova’nın bugünkü tuhaf ve gizliden gizliye yaydığı tehditkâr havasını çok güzel yansıtıyordu.

Hiç kimsenin adını duymadığı favori kitabınız hangisi?

J.S: Benim okuduğum herhangi bir kitabın kimse tarafından bilinmediğini zannetmiyorum. Ancak sevdiğim kitaplar arasında ABD’de pek de popüler olmayanlar var tabi. Bunlardan biri, içinde güçlü bir feminist mesaj taşıyan ve Vivek Shanbhag tarafından yazılan “Ghachar Ghochar”.

Özel olarak ekonomi alanında beğendiğiniz yazarlar kimler?  Ve hangi ekonomistleri “iyi yazar” olarak tanımlayabilirsiniz?

J.S: Son 12 aylık süreç bu açıdan oldukça zengindi. İlk aklıma gelen kitap Thomas Philippon’un yazdığı “The Great Reversal: How America Gave Up on Free Markets”. Yine Emmanuel Saez ve Gabriel Zucman tarafından yazılan “The Triumph of Injustice: How the Rich Dodge Taxes and How to Make Them Pay”.

Bu yılın Nobel ödülünü alan yazarlar Abhijit Banerjee ve Esther Duflo’nun birlikte kaleme aldıkları “Good Economics for Hard Times” ve Thomas Piketty’nin 1100 sayfalık “Capital and Ideology” kitabı.

Bir kitap üzerinde çalışırken ne okursunuz? Ve yazarken ne tür kitaplara hiç bakmazsınız?

J.S: Özel olarak oldukça iyi yazılmış bir kitap ararım. Çünkü dilin iyi kullanımı bir şekilde benim yazıma da sirayet edebilir.

Aslında okumamanız gerektiğini düşündüğünüz, ancak okumaktan da içten içe keyif aldığınız bir kitap var mı?

J.S: Maalesef böyle bir kitap yok. Soğuk bir gecede geçen dedektiflik öyküleri bence iyi bir fikir ama bu konularda biraz tutucuyum.

Sizi başka bir insana yaklaştıran ya da birinden uzaklaştıran bir kitap oldu mu?

J.S: Kaushik Basu’nun ekonomik hayatını anlattığı “An Economist in the Real World” isimli kitabını okurken Kalküta’yı çok sevmiştim. Ayrıca Basu’nun hayatıyla ilgili yazdıklarını keşfetmek çok keyifli olmuştu. Bashu’nın Hindistan hükümetine benim ise Clinton yönetimine yaptığım danışmanlık hizmetlerinin benzerliklerini ve farklılıklarını görmüştüm.

Yakın zamanda herhangi bir kitaptan öğrendiğiniz en ilginç olay neydi?

J.S: Steve Kornacki’nin yazdığı “The Red and the Blue: The 1990s and the Birth of Political Tribalism” kitabı okuduktan sonra Clinton yönetimiyle birlikte çalıştığım dönemi yeniden inceledim. Clinton’ın seçilmesine neden olan güçlerin ne olduğunu daha iyi kavradım. Aynı zamanda kısa süren siyasî anılarımızı ve politik değişiklikleri yeniden hatırladım.

Daha fazla yazarın hakkında yazmış olmasını istediğiniz herhangi bir konu var mı?

J.S: Trump sonrasında toplumları inceleyen kitaplar bir mücadele içinde. Amy Goldstein’ın yazdığı “Janesville: An American Story” ya da Arlie Hochschild tarafından yazılan “Strangers in Their Own Land” gibi kitaplar bunlara örnek olarak gösterilebilir. Ancak sosyal dönüşümler her zaman meydana gelir ve ABD’yi de bütün dünyayı olduğu gibi bu tip dönüşümler bekliyor. Bu kitapların bizim anlayışlarımıza ne getirdiğini, tarihsel olarak nerede konumlandırabileceğimizi ve başka ülkelerden nasıl örnekler geliştirebileceğimizi anlatan daha derin bağlam çözümlemeleri okumayı isterdim.

Özel olarak ne tarz kitapları okumaktan hoşlanırsınız ve ne tarz kitaplardan uzak durursunuz?

J.S: Bilimkurgunun kıyısından geçmem aslında. Nedeninden emin değilim. Galiba zaten yaşadığımız dünyayı anlayıp onu düzeltmeye çalışmak zaten yeterince zor. Başka bir dünya yaratmak bundan kaçmak gibi. Ancak bugünlerde daha fazla kurgusal roman okumak iyi olabilir.

Kitaplarınızı neye göre tasnif ediyorsunuz?

J.S: Konularına göre. Eşim ise bölgelere göre ayırıp alfabetik sıraya bakarak tasnif eder. Ancak bunu yapmak için ben çok tembelim. Ben kitapları üst üste diziyorum ve tabii sonra istediğimi bulurken zorlanıyorum. Ancak aradığım kitabı bulmak da bana uzun süredir görüşmediğim bir arkadaşımla karşılaştığım hissiyatı veriyor. Bundan da memnunum.

Size hediye edilen en iyi kitap hangisiydi?

J.S: Patrick Chappatte, Trump döneminde yarattığı çizgi filmleri kitap olarak basmış ve bana imzalayarak göndermişti. Atlanta’daki Carter Merkezi’ni ziyaret ettiğimde de Jimmy Carter bana imzalı bir kitabını vermişti.

Çocukken nasıl bir okurdunuz peki? En çok bağlandığınız çocuk kitapları ve yazarlar hangileriydi?

J.S: Charles Dickens’ın coşkulu bir okuruydum. Romanları uzun olmasına rağmen beni rahatsız etmezdi. Tabii o zamanlar daha fazla vaktim vardı ve Dickens’ın uzun romanlarını okuyup anlamak bana başarı duygusu tattırıyordu. Bugünden bakınca hayatı eşitsizliklerle mücadele etmek için geçmiş bir insan olarak Dickens’ın 19. yüzyıl İngiltere’sini nasıl tasvir ettiğini gözlemlemek benim üzerimde büyük etki bırakmıştı.

Charles Dickens

Zaman içinde okuma zevkiniz değişti mi?

J.S: Gençken klasikleri okurdum. Özellikle Rus edebiyatını ve ekonomi ile ilgili kitapları. Eşim ve kızım beni dünyanın dört bir yanındaki kurgusal romanlarla buluşturdu. Sonuç olarak daha seçici bir okur oldum. Kurgusal romanları da insanlara tavsiye ederim.

Üzerinizde en çok etki bırakan kitap hangisiydi?

J.S: Oliver Wendell Holmes’ın yazdığı “One Hoss Shay” şiiri hayatım boyunca benimle birlikteydi. Yaşlılıkla ilgili bir şiir. Çocukken bir atın nasıl yaşlandığını ve çöktüğünü izlemiştim. Benim hayatımın nasıl sona ereceğini de her zaman merak etmişimdir.

Akşam yemeklerine davet ettiğiniz üç yazarın adını verebilir misiniz?

J.S: Diksha Basu, Chimamanda Ngozi Adichie ve Anita Desai.

Yeni başlamayı planladığınız kitap hangisi?

J.S: Gazeteci Robyn Meredith Hong Kong’dan döndü ve bize aylık okuma programları hazırladı. Chinua Achebe’nin yazdığı “Things Fall Apart” adlı kitabı bu ay yeniden okuyacağız. Bir sonraki ay okuyacağımız kitap ise Claude McKay tarafından yazılan “Romance in Marseille”.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus