Koronavirüse yakalanan insanların akciğerlerine ne oluyor?

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
Solunum fizyolojisi uzmanı John Wilson ve Christine Jenkins, hiç semptom göstermeyen insanlardan hastalığı en ağır geçiren insanlara kadar koronavirüsün akciğerlerimizi nasıl etkilediğini The Guardian’a anlattı.  The Guardian muhabiri Graham Readfearn’ın haberleştirdiği yazıyı özet olarak aktarıyoruz.

Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) açıklamasına göre koronavirüs hastalarının yüzde 80’i herhangi bir özel tedaviye ihtiyaç duymadan iyileşiyor. Yalnızca her altı hastadan biri ciddi semptomlar gösteriyor ve nefes darlığı yaşıyor.

Virüs insanları nasıl etkiliyor?

Doktor John Wilson’a göre koronavirüs hastaları genel olarak dört kategoride sınıflandırılabilir.

Durumu en az ciddi olanlar virüsü taşıdığı halde semptom göstermeyenler.

İkinci grup semptomların hafif seyrettiği kişiler. Yani grip belirtileri gösteren, öksürüğü olan ve biraz da baş ağrısı gibi daha hafif semptom taşıyan insanlar.

En geniş grup ise virüsü taşıyan, semptomları gösteren ve semptomların ağırlığı dolayısıyla işlerini yapamayan insanlardan oluşuyor. Bu kişiler hastaneye gitmeye de ihtiyaç duyabilirler.

Dördüncü grubu ise akciğerde bırakılan hasarla da ilişkili olarak daha ağır semptomlar geliştiren insanlar oluşturuyor.

Wilson, Vuhan’da koronavirüs testi pozitif çıkan ve tıbbî yardıma ihtiyaç duyan insanlardan yüzde 6’sının durumunun ciddi olduğunu söylüyor.

DSÖ’ye göre şeker hastalığı bulunan, kalp ve akciğer rahatsızlığı olan yaşlı insanlarda hastalığın ağır seyretme riski çok daha yüksek.

Nefes darlığı nasıl gelişiyor?

Koronavirüse yakalanan insanlarda grip belirtilerinin yanı sıra öksürük olması enfeksiyonun solunum ağacına ulaşmasının bir sonucu. Yani akciğer ile dışarıdaki havanın birleşmesinden dolayı meydana gelen bir durum.

Hasta olan kişiler enfekte oldukları zaman iltihaplı materyalleri akciğerlerinin altında bulunan hava keseciklerine doğru üflüyorlar. Bu hava kesecikleri de iltihaplı materyaller ile dolunca nefes darlığı ortaya çıkıyor. Bu materyallerle dolan ciğerler kandaki oksijenden yeteri kadar alamıyor. Böylece oksijenin akciğerlere girmesi ve karbondioksitin dışarı çıkması sağlanamıyor. Pek çok nefes darlığının ölümle sonuçlanması da bu yüzden oluyor.

Nefes darlığı nasıl tedavi edilir?

Bir başka solunum fizyolojisi uzmanı Christine Jenkins ise The Guardian Avustralya’ya şöyle demişti: “Ne yazık ki şu ana kadar koronavirüse yakalanan insanların nefes darlığını engelleyecek bir tedavi yöntemi bulunmuyor. Hastalara pek çok farklı tıbbî kaynaktan beslenerek tedavi uyguluyoruz. Hem virüsle ilgili hem de virüsten bağımsız geliştirdiğimiz pek çok tıbbî tedavi kombinasyonunun verimli olmasını umuyoruz. Açıkçası şu an için destekleyici tedavilerden bağımsız, kendi başına var olan bir tedavi yöntemimiz yok. Yaptığımız şey insanları yoğun bakıma alıp buradaki geleneksel metotları kullanmak. Yani solunum cihazları vasıtasıyla insanlara yüksek dozda oksijen verip, akciğerlerin işleyişini normal hale getirmek.”

Jenkins’e göre nefes darlığı çeken insanlarda ikinci bir enfeksiyon gerçekleşme ihtimali de yüksek. Bu yüzden antibiyotik gibi tedavi yöntemlerinin uygulanması da şart.

Tabii bütün bu çabalar her zaman etkili olmuyor. Jenkins, ”Ne yaparsak yapalım koronavirüsün yol açtığı nefes darlığını bazen yenemiyoruz ve hastalar kurtulamıyor” diyor.

Koronavirüsün yol açtığı nefes darlığı farklı mı?

Jenkins’e göre koronavirüsün pek çok insanın hastaneye düşmesine yol açan nefes darlığı vakalarından farklı bir yanı var, çünkü diğer vakaların büyük kısmı bakteriyel ve antibiyotik ile tedavi edilebiliyor.

Wilson’a göre ise koronavirüsün yol açtığı nefes darlığı özel olarak diğer enfeksiyon hastalıklarından daha ciddi. Koronavirüsün neden olduğu nefes darlığı akciğerin küçük bir kısmını değil, tamamını etkiliyor.

Wilson, akciğerde enfeksiyon sorunu ortaya çıktığı zaman hava keseciklerini de kaplıyorsa vücut ilk olarak virüsün kendisini çoğaltmasını engelleyip, onu yok etmeye çalıştığını belirtiyor. Ancak Wilson’a göre bu “ilk cevap mekanizması” özellikle şeker hastası olanlarda, kalp ve akciğer rahatsızlığı çekenlerde ve yaşlılarda bozulmuş olabilir.

“Nefes darlığı, yaşlı insanlar için her zaman ölümün en büyük nedeni”

Jenkins sözlerini şöyle tamamlıyor: “Yaş, nefes darlığından ölme riskini artıran en önemli unsur. Nefes darlığı, yaşlı insanlar için her zaman ölümün en büyük nedeni oldu. Ancak şu an iyi tedavi yöntemlerimiz var. Ne kadar sağlıklı ve aktif olursanız olun, yaşlandıkça nefes darlığı çekme ihtimaliniz fazla. Bunun sebebi de yaşlandıkça doğal olarak bağışıklık sistemimizin zayıflaması. Bu da bizi hastalıklara ve enfeksiyonlara karşı daha korunmasız hale getiriyor.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus