IstanPol: “Salgının yarattığı ekonomik şokun Türkiye’de derin bir bunalıma dönüşmemesi için süratle tedbir alınmalı”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

İstanbul Politik Araştırmalar Enstitüsü (IstanPol), koronavirüs salgınının Türkiye’de gelir dağılımına etkisini ve salgının derinleştireceği ekonomik krize karşı mevcut politika seçeneklerini ele alan bir rapor yayımladı. İktisatçılar Doç. Dr. Ayşe Aylin Bayar, Prof. Dr. Öner Günçavdı ve Prof. Dr. Haluk Levent’in kaleme aldığı raporda, salgının yarattığı olumsuz etkinin en çok toplumun yoksul kesimlerince hissedileceği ve hükümetin buna karşı önlem alması gerektiği belirtildi. 

IstanPol’ün “COVID-19 Salgınının Türkiye’de Gelir Dağılımına Etkisi ve Mevcut Politika Seçenekleri” başlığıyla yayımladığı raporda hastalıkla mücadele performansı ile ekonomik performans arasında bir ödünleşme ilişkisinin bulunduğu belirliyor.  

Koronavirüs salgınının hane halklarının gelirleri üzerindeki etkisinin iki senaryo üzerinden analiz edildiği raporda, kamunun müdahalesi olmaksızın salgının olumsuz etkisini en çok ücretli istihdamı üzerindeki gösterdiğine dikkat çekiliyor. Sonuç olarak, istihdam edilenlerin ortalama olarak bakmakla yükümlü oldukları nüfusun, salgının tetiklediği krizle beraber bir hayli yükseldiği belirtiliyor.  

Öte yandan, yaşanan şokun istihdama bağlı tüm gelir türlerinde meydana getirdiği etkiler dikkate alındığında hane halklarının önemli bir gelir kaybına uğradıkları ve düşük gelir gruplarının gelir kaybının yüksek gelir gruplarına göre daha yüksek olduğu da raporda belirtilen önemli hususlardan. 

Raporda, salgına karşı Türkiye’nin bugüne kadar uygulamaya koyduğu destek paketlerinin genelde pek çok ülkede uygulanan politikalara benzer olmakla birlikte paketin boyutunun çok sayıda ülkede uygulanan programlara göre oldukça hafif kaldığının altı çiziliyor. Bu haliyle özellikle hane halklarının uğradığı kayıpların giderilmesinin mümkün olmadığı da belirtiliyor. 

Çalışmadan elde edilen sonuçlar yaşanan ekonomik şokun uzun süreli ve derin bir bunalıma dönüşmemesi için süratle daha ağır etkilenen kesimlerin kayıplarının bir bölümünü giderecek ek tedbirlere ihtiyaç olduğunu gösteriyor. Buna karşılık Türkiye’nin şok öncesi ekonomik durumu pek çok zayıflık barındırdığından bu türden kapsamlı ve virüsü sert biçimde baskılamayı hedefleyen bir politikayı yürürlüğe koyabilecek bütçenin iç kaynaklardan oluşturulması pek mümkün gözükmüyor. Rapor, bu durumda yapılması gerekenin, virüs ile mücadelenin uluslararası karakterini dikkate alarak uluslararası kurumlar tarafından sunulan kaynaklardan yararlanabilecek düzenlemelerin yürürlüğe konulması olduğunu belirtiyor. 

Raporun tamamına buradan ulaşabilirsiniz. 

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus