Öğrencilerinin her zaman yanındaydı, üniversiteye de hükümete de eleştirilerini hiç esirgemedi: Bu dünyadan Prof. Dr. Ali Ülkü Azrak geçti

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nin kurucularından idare hukukçusu Prof. Dr. Ali Ülkü Azrak koronavirüs sebebiyle tedavi gördüğü Florence Nightingale Hastanesi’nde hayatını kaybetti. 87 yaşındaki Azrak, yaptığı cesur eleştirilerle ve her koşulda öğrencilerin yanında olmasıyla tanınan, sevilen bir akademisyendi.

Keleşoğlu: “Çok özel bir bilim insanıydı, öğrencilerine hep sahip çıktı”

İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile ihraç edilen Erhan Keleşoğlu, hocası Ali Ülkü Azrak ile ilgili şunları söylüyor:

“Ali Ülkü Azrak çok özel bir bilim insanıydı. YÖK’ün kurulmasından önceki yıllarda Türkiye akademisinde nitelikli bir eğitimin hayata geçirilebilmesi için, özgürlükçü, halktan yana, eşitlikçi bir akademi inşa edilebilmesi için çaba gösteren insanların kuşağından geliyordu. Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde ben 90’lı yıllarda öğrenciyken Ali Ülkü Hoca hem öğrencileri hem Siyasal Bilgiler Fakültesi’ndeki hocasından memuruna kadar tüm mensupları tarafından sevilen, kıymetli görülen, baş üstünde taşınan bir kişilikti. 90’lı yılların öğrenci mücadelesi içinde Ali Ülkü Hoca yine birçokları tarafından vefa duygusuyla hatırlanacak bir şahsiyet oldu. Öğrencilerine hep sahip çıktı.”

“Öğrencileri olarak onu hep onurlu ve dik duruşuyla hatırlayacağız”

Keleşoğlu, Azrak’ın nasıl hep öğrencilerinin yanında olduğunu, bir anısını paylaşarak şöyle anlatıyor:

“Baskılar karşısında geri adım atmadı. Herkes korkarken, saklanırken o göğsünü siper etti. Bir keresinde fakülteye yönelik bir saldırıda fakülte dışarıdan taşlanırken, fakülte kapısında kırılan camlardan elinin kesildiğini hatırlıyorum. Yani en öndeydi, öğrencilerinin yanındaydı. Hiç kimsenin burnu kanamasın diye mücadele ederdi. Güç karşısında da haksızlık karşısında da geri duran bir şahsiyet değildi. Onu hep onurlu ve dik duruşuyla hatırlayacağız öğrencileri olarak. Öğrencilerinin yanındaki o babacan tavrıyla hatırlayacağız.”

Mehmet Ö. Alkan: “Karanlık dönemlerde eleştirilerini hiçbir zaman esirgemedi”

Ali Ülkü Azak’ın hem öğrencisi hem çalışma arkadaşı olan, İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Siyasi Tarih Anabilim Dalı’nda görevli Prof. Dr. Mehmet Ö. Alkan ise Azrak’la ilgili şunları paylaşıyor:

“Ben 1985 yılında Ankara Siyasal’ı bitirip İstanbul Siyasal’a yüksek lisans yapmaya geldiğimde Ali Ülkü Hocamız İstanbul Siyasal’ın gerçekten değerli hocalarından biri olarak görev yapıyordu. Birçok öğrencisi onu elinde piposu ve etkileyici ses tonuyla hatırlar. Hem 12 Eylül döneminin zor yıllarında hem 1990’ların karanlık dönemlerinde idareye yönelik, hükümete yönelik eleştirilerini hiçbir zaman esirgemeyen bir insandı. Ben onun yüksek lisansta dersini aldım, öğrencisi oldum. Sonra 1989’da asistan oldum. Ali Ülkü Hocamız 1995 yılında dekan oldu. Yaklaşık üç yıl boyunca da bu görevini sürdürdü. O süreçte Türkiye hakikaten karanlık bir süreçten geçiyordu. İstanbul Siyasal’da çok fazla öğrenci olayı oluyordu, gereksiz bir polis şiddeti zaman zaman uygulanıyordu. Ali Ülkü Hoca her zaman öğrencisini koruyan, meslektaşlarını koruyan, onlara adeta siper olan bir yönetici rolünü de gösterdi bize. O yüzden o dönemi yaşamış öğrencileri muhakkak bu konudaki onun koruyucu, kollayıcı yanını da hatırlarlar.”

“YÖK’ü 12 Eylül faşizminin bir ürünü olarak tanımlardı”

Alkan, Azrak’ın Yükseköğretim Kurulu’na (YÖK) yönelik eleştirilerini şöyle anlatıyor: “Ali Ülkü Hoca’nın, İstanbul Siyasal’da bulunduğumuz süre içinde en sert eleştirdiği konulardan biri YÖK’tü. YÖK’ü her zaman 12 Eylül faşizminin bir ürünü olarak tanımlardı. Bu kurumun üniversiteler ve öğretim üyeleri üzerinde bir baskı aracı olduğunu tekrarlardı. Bunun değiştirilmesi, demokratik bir üniversite yapısına, demokratik bir üniversiteler arası kurula dönülmesinden yanaydı. 90’ların o karanlık dönemine rağmen bu eleştirilerini hiçbir zaman esirgemedi. Bu bakımdan da bize örnek oldu. Biz gördük ki Ali Ülkü Hocamız Türkiye’nin içinden geçmekte olduğu çok zor bir dönemde hem akademik hem siyasi eleştirilerini esirgemiyor. Bunları yüksek sesle hiç çekinmeden dile getirebiliyor. Bu her zaman bize de cesaret verdi.

2000 yılında dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, onu YÖK üyeliğine atadı. Hatta ben bir ara kendisine takıldım. ‘Bunca yıl bu kurumu eleştirdiniz. Şimdi YÖK’ün üyesi oldunuz’ dedim. O da ‘YÖK’ü dönüştürmek, daha demokratik bir hale getirmek için bu bir fırsat’ diye cevap vermişti. Şunu içtenlikle söyleyebilirim. Hem çok iyi bir hocaydı hem çok iyi bir akademisyendi hem çok iyi bir yöneticiydi.”

“Her zaman gençleri öne çıkaran bir tutum içindeydi”

Alkan, Ali Ülkü Azrak ile birlikte çalıştığı günleri şöyle hatırlıyor: “Ben kendisiyle birlikte çalışma fırsatı da buldum dekanlığında. O dönemde bizim İstanbul Siyasal’ın fakülte dergisinin yayın yönetmeni ve editörü bendim. Genç bir araştırma görevlisiydim nihayetinde. Bir başka açıdan baktığınızda bu çok yadırgatıcı olabilir. O, her zaman gençleri teşvik eden, öne çıkartan bir tutum içindeydi. Benim de derginin editörü ve yayın yönetmeni olmamı her zaman destekledi. Derginin çıkması için her türlü olanağı da bize verdi.”

Ali Ülkü Azrak kimdir?

Ali Ülkü Azrak, 1933 yılında İstanbul’da doğdu. Vefa Lisesi’nin ardından 1956 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun olan Azrak, aynı fakültenin İdare Hukuku kürsüsünde doçent olarak göreve başladı. 1979 yılında, İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni kuran isimler arasında yer aldı. 1982 yılında profesör oldu ve 1995-1998 yılları arasında fakültenin dekanlığını üstlendi. 1998-1999 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü Başkanlığı görevini yürüten Azrak, 1999 yılında, dönemin İstanbul Üniversitesi Rektörü Kemal Alemdaroğlu’na tepki göstererek hem Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü hem Kamu Yönetimi Bölümü Başkanlığı hem de Senato üyeliği görevlerinden istifa etti. 2000 yılında yaş haddinden emekli olup Maltepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde öğretim üyeliği yapmaya başladı. 2009 yılında buradan ayrılıp tekrar İstanbul Üniversitesi’ne dönen Azrak, 2001-2005 yılları arasında YÖK üyeliği görevinde bulundu.

Erhan Keleşoğlu ile söyleşimiz:


Mehmet Ö. Alkan ile söyleşimizin tamamı:

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus