The Guardian: Koronavirüse yakalanan ilk hastalar anlatıyor – “Bunların neden yaşandığını bilmek istiyorum”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
The Guardian’ın Pekin temsilcisi Lily Kuo, Vuhan’da koronavirüse yakalanan ilk hastalarla ve hastalıkla mücadele eden doktorlarla konuşarak süreci anlatan bir haber yazdı. Haberin çevirisini paylaşıyoruz.

Vuhan’daki Huanan Deniz Ürünleri Pazarı’nda satıcılar her sabah saat 3’te ellerini soğuk suya daldırıp ürünlerini güzelce temizleyerek müşterileri için hazırlık yapar. Kalabalık ama temiz bir yerdir.

Aralık ayının ortasında Huanan’daki binlerce satıcıdan biri olan ve kurutulmuş deniz ürünleri satan Lan kendini kötü hissetmeye başlamıştı. Bir süre evde kalmaya karar vermişti ama birkaç gün içinde üç kilo kaybedince çekap yaptırmak için hastaneye gitti. 

İlk gittiği hastaneden, enfeksiyon hastalıkları konusunda uzmanlaşmış başka bir hastaneye gönderildi. 19 Aralık günü hastaneye kabul edilen Lan, tespit edilen ilk koronavirüs hastalarından biri olduğundan haberdar değildi. Vuhan’da 2 bin 500 insanı öldüren, bütün dünyayı etkisi altına alan ve Dünya Sağlık Örgütü’nün ifadesiyle 2. Dünya Savaşı’ndan beri yaşanan en büyük krize yol açan virüs Lan’ın vücudundaydı. Lan ise bugün bile olanlara inanamıyor.

Koronavirüs salgını aralık ayı boyunca Vuhan şehrinin üzerine karabasan gibi çöktü. Aslına bakarsanız salgın kasım ayında başlamıştı ama ocak sonuna kadar Çinli yetkililer virüsün insandan insana geçiş yapabildiğini söylememişti.

Bugün Çin, virüse karşı bir zafer kazandığını ilan ederken dünyanın büyük kısmında vaka ve ölüm sayıları korkunç boyutlara ulaşmaya devam ediyor. ABD, Avustralya ve İngiltere gibi ülkelerin hükümetleri de salgından Çin’i sorumlu tutuyor; Çin yönetiminin hastalıkla ilgili gerçek bilgileri saklayarak yerel bir salgının küresel boyuta ulaşmasına neden olduğunu iddia ediyorlar.

Çin yönetimi ise sınırlarını kapatıp karantina uygulamasına geçmelerinin dünyadaki diğer ülkelere zaman kazandırdığını, ancak bazı ülkelerin bu zamanı heba ettiğini söylüyor. Ancak salgının ilk aşamalarında hastalananlar ve sağlık çalışanları ile yapılan röportajlara, sızan bilgilere, araştırma çalışmalarına ve bazı muhabirlerin ifadelerine bakılırsa salgının ilk aşamalarında atılması gereken adımlarda geç kalındığı için krizin ilk ortaya çıktığından çok daha büyük sonuçlara yol açtığı oldukça net. 

İlk uyarılar WeChat’te

Aralık ayı sonunda, Lan 20 gün boyunca hastanede kalıp iyileşmeden önce, Vuhan şehrinde bir salgın hastalık efsanesi kulaktan kulağa yayılmaya başladı. 30 Aralık 2019 günü WeChat adlı mesajlaşma uygulamasından alınan birtakım ekran görüntüleri internette yayılmaya başladı. Vuhan’daki bir hastanede görev yapan Doktor Liu Wen, meslektaşlarını bir koronavirüs ile karşı karşıya oldukları konusunda uyarırken onlara “Ellerinizi yıkayın, maske ve eldiven takın” diyordu.

Aynı gün Vuhan’daki merkez hastanede görev yapan göz doktoru Li Venliang yine WeChat grubundaki eski sınıf arkadaşlarına kendi çalıştığı hastanede yedi kişinin SARS benzeri bir hastalığa yakalanmış olabileceklerini söylüyordu.

Vuhan Sağlık Komisyonu’nun da üst üste nefes darlığı vakaları görüldüğünü ve henüz sebebinin belirlenemediğini belirttiği mesajları ve raporları 30 Aralık günü internete sızmıştı. Hastanelere verilen emir ise resmî yetkililerden izin alınmadan bu bilgilerin kamuoyu ile paylaşılmasını yasaklıyordu. 

Giderek artan baskı altında bir gün sonra açıklama yapan sağlık komisyonu 27 vakanın kontrol altında olduğunu, virüsün insandan insana geçtiğine yönelik hiçbir kanıt olmadığını, hastalığın bir deniz ürünleri pazarı ile ilgili olduğunu, bütün hastaların ve temasta bulundukları kişilerin tespit edilerek karantinaya alındığını söyledi. Açıklamanın sonuna da hastalığın “önlenebilir ve kontrol edilebilir” olduğu ibaresi eklenmişti.

1 Ocak 2020 günü ise Huanan Deniz Ürünleri Pazarı kapatılırken “dedikodu yayma” suçlamasıyla sekiz kişinin cezalandırıldığı açıklandı. Pazarda çalışan diğer satıcıların ateşlerinin ölçülmesi ve kan testlerinin yapılması ise ancak 20 Ocak günü gerçekleşti. Ne var ki pazara oldukça uzak olan insanlar da hastalanmaya başlamışlardı. Bu kişilerden biri de Coco Han’dı.

20 Ocak günü yerel bir kliniğe giden Han’ın akciğerlerinde enfeksiyon tespit edildi. Sonraki süreçte Han’a daha fazla test yapıldı. 

“Bence doktorlar virüsün insandan insana geçtiğini biliyorlardı”

Kalabalık bir bekleme odasında annesi de Han’a katıldı. Han’ın maskesi vardı ancak otoritelere güvenen annesinin yüzünde maske yoktu. Bekleme odasında ise bariz bir panik havası vardı.

Han o günleri şöyle anlatıyor: “Hepimiz virüsün bize bulaşma ihtimali olduğunu biliyorduk. Herkes korkuyordu. Bence doktorlar virüsün insandan insana geçtiğini biliyorlardı. Aksi halde pencereleri açık tutarak bizden uzakta oturmazlardı.”

Han’a nefes darlığı çektiği söylenmişti, ancak bu teşhisi onaylatamıyordu çünkü hastane bunu yapmaya yetkili değildi. Han’a eve dönmesi ve kendini karantinaya alması söylendi. Ancak her üç günde bir hastaneye gelerek ilaçlarını yeniletmesi de gerekiyordu. Tabii bunu yaparken başka insanlarla aynı sıraya girmeliydi.

35 yaşındaki Daron Hu da Huanan’a hiç gitmemişti, ancak o da 16 Ocak günü kendini yorgun hissetmeye başladı. Ateşi de yükselmişti. Üç gün sonra kendini iyi hissetmese de bir seyahat için Jiangsu’ya gitmiş sonra Vuhan’a dönmüştü. 

Hu yerel bir hastanede tedaviye alındığı sırada merkezî hükümet tarafından gönderilen bir araştırma ekibi de Vuhan’a gelmişti. SARS virüsü ile mücadelede önemli rol oynamış solunum uzmanı Doktor Zhong Nanshan 20 Ocak günü yaptığı açıklamada hastalığın insandan insana geçtiğini tespit ettiklerini duyurmuştu. 

Hastalık kontrolden çıkıyor

Resmî yetkililer virüsün başka insanları da enfekte edebildiğini açıkladıktan sonra Vuhan’daki hastaneler dolup taşmaya başladı. 

23 Ocak günü 11 milyonluk Vuhan kenti karantina altına alındı. Sonraki birkaç hafta ise kaos yaşandı. Bazı hastaneler hasta kabul etmedi. Kabul edilmeyen hastaların virüsü evdekilere bulaştırmış olma ihtimali de oldukça yüksek. Bu dönemde yayılan bazı videolarda ağlayan sağlık görevlileri ve sokaklarda ölüme terk edilen insanlar da gördük. Hastanelerde ise ölen insanların bedenleri koridorda yatarken görevliler acil işlerinden dolayı bazen bu cesetleri bile toplayamıyorlardı. İnternette sevdiği insanları kurtarmak için yardım isteyen onlarca mesaj vardı. 19 Şubat günü toplam ölü sayısı 2 bini geçmişti. 

Medyaya konuşmasına izin verilmediği için ismini vermek istemeyen bir doktor, ”Virüs çok hızlıydı, ilk başlarda kontrolü tamamen kaybettiğimizi düşünüyorduk. İleride ne olacağını kesinlikle bilmiyorduk” diyor.

Aradan yaklaşık bir buçuk ay geçti ve salgın kontrol altına alındı. Vuhan’daki karantina kaldırıldı ve şehir yavaş yavaş kendine geliyor. Evlere bayraklar asılıyor, arabalar yeniden caddelere çıkıyor ve insanlar şarkı söyleyerek virüsten kurtulmanın tadını çıkartıyor. Ancak salgının görünen kalıntıları yerli yerinde duruyor. Huanan Deniz Pazarı’na giriş hâlâ yasak ve etrafı metal çitlerle çevrilmiş durumda.

Vuhan kenti yavaş yavaş normale dönmeye başlasa da salgının başında yapılan sorumsuzlukların göz ardı edilmemesi gerekiyor. Bunları unutmaya hazır olmayan insanlar da var zaten.

Coco Han evinin yanındaki duvara “Bu neng, bu mingbai” (Yapamıyorum, anlayamıyorum) yazıyor. Salgının SARS benzeri bir koronavirüsten kaynaklandığını söyleyen, bu yüzden yöneticiler tarafından tehdit edilen ve virüs nedeniyle hayatını kaybeden Doktor Li Venliang’ın açıklamalarına bir göndermeydi bu. Venliang’a saygılarını göstermek isteyen insanların bir kısmı bu duvarın altında bir tomar para yakarken başkaları da küllerden beyaz yuvarlaklar çiziyor.

Coco Han bugünleri asla unutmayacağını şöyle ifade ediyor: “Yerinde kal dediler, kaldım. Her şey güzel olacak dediler, inandım. Bütün bunların neden yaşandığını bilmek istiyorum. İnsanlara söylenmemesini kim istedi? Bunu hayatım boyunca hatırlayacağım. Artık hayatımıza değer verilmediğini anladım.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus