2006 Nobel Barış Ödülü sahibi Muhammed Yunus: “Koronavirüs krizi, sosyoekonomik alanda sıfırdan başlama imkanı sunuyor”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
2006 Nobel Barış Ödülü sahibi ve ekonomist Muhammed Yunus, Le Monde için kaleme aldığı yazıda, koronovarüs sonrası dünyayı yeniden düşünmeye çağırıyor. Ona göre sosyal ve ekolojik yeni bir yapılanma, mevcut felaketten çok daha kötü bir felaketi önleyebilir.

Koronavirüs salgını dünyamıza ölçülemeyecek kadar büyük hasar veriyor. Fakat bu bizim için bir fırsat. Tüm dünya kesin bir soruya cevap vermelidir. Bu, ekonominin nasıl canlandırılacağı meselesi değil. Bu sorunun cevabını tecrübelerimiz sayesinde öğrendiğimiz için şanslıyız. Asıl soru şu: Koronavirüs öncesindeki hayatımıza dönmeli miyiz? Yoksa yeniden mi düşünmeliyiz? Karar bizim.

2006 Nobel Barış Ödülü Muhammed Yunus‘a, 1976’da faaliyete geçen ilk mikrokredi kurumu olan Grameen Bank aracılığıyla sosyal ve ekonomik gelişme yaratmadaki çabalarından ötürü verilmişti.

Hatırlatmaya gerek yok, koronavirüs öncesi dünya bizim için zararlıydı. İnsanlık bir trajedi çağına hazırlanıyordu. İklim felaketi dünyayı insan hayatı için uygunsuz hale getirecekti, geri sayım başlamıştı; yapay zekâ bizi doğrudan kitlesel işsizliğe götürüyordu; gelir eşitsizlikleri patlamak üzereydi. Yeni başlayan on yıl son şanslarımızdan biriydi. Ve o son şanstan sonra, tüm çabalarımız gezegeni kurtarmada yetersiz kalacaktı. Geri dönmek istediğimiz dünya bu mu? Seçim sadece bize bağlı. Salgın durumu birden değiştirdi, harika ve daha önce umulmadık ufuklar açtı. Yeniden başlamadan önce, arzu ettiğimiz ekonomi üzerinde anlaşmalıyız. Her şeyden önce, ekonominin sadece kendimiz için belirlediğimiz hedeflere ulaşmanın bir yolu olduğu konusunda hemfikir olmalıyız. Ekonominin kendi tasarladığımız bir araç olduğunu unutmamamız gerekiyor. Bizi mümkün olan en büyük ortak iyiliğe götürene kadar sürekli düşünüp yeniden tasarlamamız gereken bir araç.

Ekonomi bir araç olarak bizim amacımıza varmamızı sağlamıyorsa o zaman bir arıza var demektir ve tamir edilmesi gerekir. Temiz bir gezegen istiyorsak aracımızı ona göre tasarlamalıyız ve bu bize kalmış bir şey. İşsizliğin olmadığı bir dünya mı istiyoruz? Aynı şekilde, güç bize ait. İnsan bir şeyi başarmak istiyorsa başarılı olur. İnsanlar için imkansız diye bir şey yok. Koronavirüs sayesinde her şeye sıfırdan başlamak için bir imkanımız var.

Oybirliği ile alınmış basit bir küresel karar çok yardımcı olacaktır, kaldığımız yerden devam etmek istemediğimiz konusunda net bir talimat vermeliyiz. Hayır, ekonomik iyileşme adına aynı rutine geri dönmeyeceğiz. Ayrıca, bir “kurtarma planı”ndan bile bahsetmemeliyiz.

Hedefin net olması için bir “yeniden yapılanma” planından bahsetmek zorundayız. Koronavirüs sonrası yeniden yapılanma bu kurucu ilkeden başlamalıdır. Bütün kararların temel unsuru sosyal ve çevresel farkındalık olmalı. Devletler, her şeyden önce toplumun sosyal ve ekolojik çıkarlarında çalışmayan kişi veya projelere tek bir doların gitmemesini sağlamalıdır.

Bu büyük yeniden yapılanma planında, “social business” (sosyal şirket/iş) dediğim yeni bir girişimcilik biçimine merkezi bir rol vermeyi öneriyorum. Bu tür bir şirketin tek amacı, bireylerin sorunlarını çözmek ve çıkar elde etmeden yatırımcılara sadece hisselerini geri kazandırmak. İlk yatırım yapıldıktan sonra, tüm kârlar işletmeye yeniden eklenir. Devletlerin, özellikle refah devletinin geleneksel araçları aracılığıyla en fakir ve işsizlerin bakımını üstlenerek, sağlık hizmetlerini sağlayarak, temel hizmetleri yeniden başlatarak ve sosyal girişimcilik inisiyatiflerinin ortaya çıkmasının zaman alacağı tüm işletmeleri desteklemesi gerekiyor. 

Bu yeniden yapılanma planında, devletler “social business” şirketlerin, diğer kuruluşları satın almasına yardımcı olacak ya da zor durumda olan şirketlerin dönüşmelerine yardımcı olacak. Merkez bankaları, sosyal girişimcilerin borsada para toplamak için finansal kurumlardan destek almalarına izin vermeliler.

Ekonomi, kârı en yüksek dereceye çıkarmaya adanmış bir bilim olarak kaldığı sürece, sosyal ve ekolojik yeniden yapılanma için ona dayanamayız. 

Yeniden yapılanma planı vatandaşlar ve kamu yetkilileri arasındaki geleneksel bölünmeyi ortadan kaldırmalıdır. Vatandaşların rolünün sevdiklerine bakmak ve vergilerini ödemek olduğu varsayılır ve iklim, istihdam, sağlık, eğitim, su gibi toplu sorunları ele almak devlete (ve daha az ölçüde gönüllü sektöre) bağlı olduğu düşünülür. Yeniden inşa planı bu varsayımı aşmalı ve bütün vatandaşları sosyal şirketlerini kurarak sürece katılmaya teşvik etmelidir. Güçleri projelerinin boyutuna değil sayılarına bağlıdır.

Üstesinden gelebilecekleri ilk sorun, ekonominin çöküşüyle ortaya çıkacak olan işsizlik sorunudur. Yatırımcılar, istihdam yaratacak sosyal girişimlerin oluşturulmasını destekleyeceklerdir. Onlar sayesinde işsiz insanlar kendileri de girişimci olabilirler. İnsanlar iş arayan olarak değil, girişimci olarak doğarlar. Sosyal girişimcilik, kamu sektörünün yanı sıra güçlü bir sağlık sisteminin oluşturulmasına da katkıda bulunabilir. 

Koronavirüs sonrası çaresizlik ve aciliyet sayesinde doğru tutumu benimseyen bir devlet, daha önce hiç görmediğimiz faaliyetlerin çoğalmasını sağlayabilir. Bunu göz önünde bulundurarak liderlerin kalitesini ölçeceğiz. Toplumsal ve ekolojik yeniden yapılanma fırsatını kaçırırsak, koronavirüsten daha kötü bir felakete yöneliriz.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus