Koronavirüs, İsrail ve Filistin’de gölgede kalmış siyasetçilerin yükselişini hızlandırdı

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
Libération’un Tel-Aviv muhabiri Guillaume Gendron, koronavirüsün Ortadoğu'da siyaseti nasıl etkilediğini İsrail ve Filistin örnekleri üzerinden anlattı. Özetini paylaşıyoruz.

Koronavirüs dünyanın her yerinde, şimdiye kadar gölgede kalmış siyasetçileri öne çıkardı ve yükselme yolculuklarını hızlandırdı. Ortadoğu’da da hem İsrail hem de Filistin tarafı bundan nasibini aldı. 

Salgından birçok ülke kadar fazla etkilenmeyen bir bölgede, iki kişi salgının yarattığı krizlerden yararlandı: Filistin Başbakanı Muhammed Iştiyye ve Mossad Direktörü Yossi Kohen. Halka ulaşma konusunda başarılı olan bu iki kişi, “yönetimin mirasçısı” konumlarını güçlendirdi. Ne üç yolsuzluk suçlamasıyla karşı karşıya olan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ne de 80 yaşındaki Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, siyaset arenasından şimdilik ayrılmayı düşünüyor. Yine de Iştiyye-Kohen ikilisinin yükselişi, ileride ne olacağı ve kimin ne rol oynayacağı konusunda bir fikir veriyor.

Muhammed Iştiyye: Dengeci ekonomist      

Muhammed Iştiyye, Batı Şeria‘da oldukça görünür bir figür. 62 yaşındaki iktisatçı, ekrandan halka nasıl hitap edeceğini iyi biliyor. Salgın hakkında bir eğitimci gibi konuşuyor; kısıtlayıcı önlemleri açıklarken oldukça ciddi, evlerinde kalmak zorunda kalan çocuklarla konuşurken ise şefkatli bir tavır takınıyor. Aynı zamanda, Mahmud Abbas bir süredir göz önünde değil ve öldüğüne dair de söylentiler vardı. Söylentileri susturmak için, 3 Nisan’da yaşlı “Reis” önceden kaydedilmiş dört dakikalık bir konuşmasını yayınladı. Hemen ardından, Iştiyye 45 dakikalık bir basın toplantısı düzenledi. İsmi saklı tutulan Avrupalı bir diplomat, söylentiler hakkında “Abbas’ın sağlık durumu Ramallah’ın sakladığı en iyi sır” dedi.

Muhammed Iştiyye

Kriz yönetiminde Filistin Başbakanı Iştiyye, Arapça’da “sulta” (otorite) , mümkün olduğunca şeffaf olmaya çalıştı, bu Ramallah için bir yenilik. Mart başında Abbas tarafından kurulan bir acil durum komitesine başkanlık etmek üzere atanan Iştiyye, hemen İsrail‘dekine benzer sert önlemler aldı. 

Bir taraftan İsrail’den gelen sağlık yardımını kabul ederken diğer taraftan İsrail’in “işgalci” olduğunu unutmadı, özellikle İsrail’de yaşayan ve “virüsü bölgeye getirdiğinden” şüphelenilen Filistinli işçiler meselesinde. Iştiyye’in şimdiye kadarki performansı iyiydi. Batı Şeria’da belirlenmiş 350’den fazla vakadan sadece ikisi ölümle sonuçlandı. Iştiyye’nin kriz sırasında bir dayanak kazanmaya çalıştığı Doğu Kudüs’te ise iki ölüm daha belirlendi. Gazze Şeridi’nde ise hiçbir vaka ölümle sonuçlanmadı. Ancak Gazze 2007’den beri Hamas‘ın kontrolü altında ve İsrail ablukasında kalan bölgede başbakanın hiçbir etkisi yok.

On yıldır seçim yapmayan Mahmud Abbas tarafından, geçen yıl atanan Iştiyye için koronavirüs hem bir nimet hem de bir sınav. Salgına kadar, Iştiyye, Filistin halkı tarafından çok az tanınan bir teknokrattı. Aynı Avrupalı diplomat, Iştiyye için, “Demokratik bir meşruiyeti olmadığını unutmamalıyız. Ancak yönetim biçimi ve karizması, kendisini empoze etmesini ve itibarsız bir Filistin yönetimine yeniden hayat vermesini sağladı. Bu denli yaşlanmış bir sistemde, Abbas’ın ona hangi yeri vermeye hazır olduğu bilinmiyor” diyor.

Filistinliler’in yüzde 96’sı başbakanlarından memnun olduklarını söylerken (ki bu Abbas’ın asla hayalini bile kurmaya cesaret edemediği bir oran), Iştiyye’in aniden artan ve benzeri görülmemiş popülaritesi, “Reis”in varisinin kim olacağı sorusunu yeniden akıllara getiriyor.

Filistinli yazar Davud Kuttab, Iştiyye için şöyle diyor: “Diyelim ki bugün istediği pozisyonu elde etti. Fetih‘in (Abbas’ın ve selefi Yaser Arafat’ın laik milliyetçi partisi) saflarından geliyor, fakat Mahmud Alul (Fetih’in iki numarası) veya Cibril Racub (güvenlik güçlerinin eski müdürü) gibi kişilerle de çalışması gerekecek.”

Kuttab’a göre, Iştiyye’in uluslararası kamuoyu için güven verici bir profile sahip olması ona avantaj sağlıyor: “Mükemmel İngilizce konuşuyor ve uluslararası yardım mekanizmalarına çok aşina. Hem Racub kadar sert değil hem de eskilerin ‘gerilla’ profiline sahip değil. Aynı zamanda zeki biri. Örneğin, limuzin yerine ofisine yürüyerek giderek ‘halkın adamı’ imajını oluşturmayı başardı.”

Maraton koşucusu Yossi Kohen

Diğer tarafta ise Netanyahu, salgın yönetimindeki “başarı öyküsünü”nün tadını çıkarıyor. İsrail’de sadece 235 kişi hayatını kaybetti, yani tespit edilen vaka başına ölüm oranı ABD’ye göre 10 kat daha düşük. 

Yossi Kohen

Her zaman şık ve maraton koşucusu gibi atletik bir görünümü olduğu için “Model” lakaplı Mossad Direktörü Yossi Kohen’in adı, İsrail’de sık sık gündeme geliyor.

Netanyahu, İsrail ajanlarına maskeleri, test kitlerini ve diğer solunum cihazlarını koruma görevini verdiğini açıkça söyledi. Yerel ve uluslararası basın hemen olaya el attı. İsimsiz bir ajan, ülkede en çok izlenen programlardan birinde, Mossad’ın başkalarına ait solunum cihazı, maske, test kiti gibi ekipmanı ele geçirmekten tereddüt etmeyeceğini ima etti. Bu da örgütün yansıtmayı sevdiği imaja uygun bir şey.

Haaretz gazetesinde yazan, İsrail istihbaratı uzmanı Yossi Melman‘a göre ise bu bir saçmalık: “Gerçekte Mossad, hastanelerle işbirliği içinde satın alma işlemlerini koordine etti. Yasadışı bir şey yapmadılar. Herkes gibi nakit ödeme yaptılar ve bazı durumlarda kandırılıp yanlış kitleri satın aldılar. Ancak Kohen’in iletişim ağları, neredeyse her gün Mossad tarafından satın alınan solunum cihazı sayısı hakkında bildiri yayınladı. Neden örgütü bu denli ön plana çıkardığını merak ediyoruz.

58 yaşındaki Kohen, Netanyahu’nun sırdaşlarından biri. Mossad Direktörü olmadan önce Netanyahu’nun ulusal güvenlik danışmanıydı. İkisi de aynı dünya görüşüne sahip ve medyanın jeopolitik bir silah olarak kullanılması konusunda hemfikir. 

2016 yılında Mossad’ın başına geldiğinden beri Kohen, kuruluşu, Netanyahu’nun onayıyla gizli bir dışişleri bakanlığına dönüştürdü. Körfez ve Afrika ülkelerinde, giderek sayısı da görünürlüğü de artan diplomatik görevleri idare etti. Böylece Almanya’nın, Hizbullah’ın siyasi kanadını terörist bir örgüt olarak sınıflandırma konusundaki son kararı bile İsrail diplomasisinin değil, Mossad’ın aktivizminin bir sonucu olarak görüldü.

Ağustos 2019’da Netanyahu, partisinde kendisi emekli olduktan sonra ülkeyi yönetebilecek sadece iki kişi olduğunu söylemişti: Kohen ve İsrail’in Vaşington Büyükelçisi Ron Dermer.

Mossad’daki görevi bu yıl sona eren Kohen, kasım ayında dini bir dergide “İnsanlar bana Netanyahu’nun yerine geçebilecek omuzlara sahip olduğumu söylüyor. Ayrıntılar şu anda net olmasa da gelecekte kendimi liderlik pozisyonunda gördüğümü inkar etmeyeceğim” demişti. Fakat Kohen, isteğinin hayata geçmesi için üç yıl beklemek zorunda kalacak. 

Ancak, Abbas’ın rakibi durumundaki Iştiyye gibi, Kohen de isteklerini kontrol etmeyi bilmeli. Melman, her ikisinin de adımlarını dikkatli atması gerektiğini şöyle açıklıyor: “Güneşe çok yaklaşırlarsa, diğerleri gibi yanacaklar.” 

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus