Koronavirüs, gıda krizini şiddetlendiriyor: En az 14 milyon kişi daha açlıkla karşı karşıya kalacak

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Le Monde yazarı Mathile Gérard, koronavirüs salgınının en zengininden en fakirine tüm ülkelerde yol açtığı gıda krizini yazdı.

Koronavirüs krizinden önce de yetersiz beslenme oranları dünya için kırmızı alarm verirken, salgının yarattığı ekonomik kriz nedeniyle 2020’de on milyonlarca insan daha açlık çekmeye başlayacak.

Her dokuz kişiden biri açlıkla karşı karşıya kalacak

Koronavirüs salgınının vurduğu tüm ülkelerde, en zenginlerden en fakirlere, yetersiz beslenme birçok kişiyi etkiliyor. Dünyanın en zengin şehirlerinden biri olan İsviçre‘nin Cenevre şehrinin sokaklarında, her cumartesi yemek yardımı almak isteyen kişiler yüzlerce metrelik kuyruklar oluşturuyor. Her yerde, nihai boyutu hâlâ ölçülemeyen kriz, on milyonlarca insanın aç kalmasına neden olabilir.

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), yüzde 2’lik küresel durgunluk durumunda 14,4 milyon kişinin daha yetersiz beslenmeye başlayacağını belirtiyor. Ekonomik daralma yüzde 5’e ulaşırsa 38,2 milyon ve yüzde 10’luk bir daralmada ise bu sayı 80,3 milyona kişiye çıkabilir. Ekonomik daralmanın şimdilik, 2020 yılı için yüzde 3 olacağı tahmin ediliyor. Beslenme yetersizliği yaşamaya başlayacak bu yeni kişiler, açlıktan mustarip mevcut 820 milyon kişiye eklenecek, bu da dünya üzerinde yaşayan her dokuz kişiden birine karşılık geliyor.

2030 yılına kadar “sıfır açlık” hedefi artık daha az ulaşılabilir görünüyor. 12 Mayıs Salı günü yayımlanan Dünya Beslenme Raporu, yılın başında, koronavirüsün tüm kıtalara yayılmasından önce bile tüm göstergelerin kırmızı alarm verdiğini hatırlattı. Raporda, iklim krizinin daha ciddiye alınması talep edilirken “dışlananların sesini yükselterek ve en güçlülere hesap sorarak, güç eşitsizliklerine yanıt verilmesi” çağrısında bulunuluyor.  

“Yetersiz beslenme küresel olarak kabul edilemez seviyelerde. Yenidoğanların emzirilmesindeki bazı iyileşmeler haricinde, ilerlemeler, beslenme hedeflerine ulaşmakta çok yavaş” denilen raporda, 5 yaş altı çocukların yüzde 21,9’unu etkileyen geç gelişmenin ve yüzde 7,3’ünü etkileyen aşırı zayıflığın endişe verici olduğu belirtiliyor.

Bangladeş’te bir gecekondu mahallesinde yaşayan Hamida, 37 yaşında, ev çalışanı. Kocası gibi o da sokağa çıkma yasağında işini kaybetti. (MOHAMMAD RAKIBUL HASAN)

Tarım krizi değil, gıdaya erişim krizi

Dünyanın bir kısmında uygulanan sokağa çıkma yasakları, -bu yıl tarımsal hasat çok iyi olmasına rağmen- göstergeleri kötüleştirdi. Tarımsal Kalkınma Araştırmaları Uluslararası İşbirliği Merkezi’inde (CIRAD) araştırmacı olan Nicolas Bricas’ın gözlemlerini “Bu kriz, her şeyden önce talep krizi. Bu, tedarik tarafında her şeyin yolunda olduğu anlamına gelmez, ancak büyük bir eksiklik ve bir fiyat sıçraması yok” diye anlatıyor.

Sivil toplum kuruluşu CCFD-Terre Solidaire‘de sorumlu aktivist Valentin Brochard ise şunları söylüyor: “Bu şimdilik tarım üretimi krizi değil, gıdaya erişilebilirlik krizi. Gıda pazarlarının kapalı olmasından dolayı fiziksel olarak insanlar pazarlara ulaşamıyor ya da paraları olmadığı için alışveriş yapamıyor.” 

Krize direnmekle birlikte, gıda sistemlerinin arz yönünde de son haftalarda orta vadede üretimi etkileyebilecek zayıflıklar görüldü. Yabancı tarım işçiliğine bağımlılık, belirli bölgelerin mono-kültürde aşırı uzmanlaşması, ithalat ve ihracat… Dolayisiyla özellikle sınır bölgelerindeki gıda üretimi, sınırların kapanması nedeniyle zayıfladı. Örneğin, Mali‘nin batısındaki Kayes bölgesinde, komşu Moritanya ve Senegal‘den ithal edilen şeker ve pirinç fiyatlarında artış gözlendi, Gana’da temel ihtiyaç maddelerinin fiyatları yüzde 20 ile yüzde 30 arasında arttı.

Gine‘deki patates üreticilerinin durumu, bu salgın zamanında stokların elden çıkarılmasındaki zorlukları gösteren örneklerden biri. Ülkenin kuzeyindeki Fosta Djalon bölgesinde, 6 bin ton patates, alıcı ve satış noktalarının bulunmaması nedeniyle soğuk hava depolarında tutuluyor, bir o kadar patates de hâlâ hasat edilmeyi bekliyor. Bu durum da bir sonraki ekimi geciktiriyor ve üretimi tehdit ediyor.

35 bin üyesi olan Fouta-Djalon Çiftçiler Federasyonu Başkanı Moussa Para Diallo, “Hasadınızın yaklaşık yüzde 85’ini kaybettiğinizde, sosyal ve ekonomik olarak bitersiniz, yiyecek bir şeyiniz yok demektir, artık çocuklarınızı okula gönderemezsiniz” diyor. Moussa, geleceğe daha iyi hazırlanmak ve Fouta-Djalon’un krizlere karşı daha dirençli olmasını sağlamak için çeşitlendirilmiş bir ekolojik tarımsal üretime girişmek zorunda olduklarını söylüyor.

Bangladeş’te bir gecekondu mahallesinde yaşayan 35 yaşındaki Aklima ve kızının yiyecek stokları. (MOHAMMAD RAKIBUL HASAN)

Virüsten daha çok açlıktan korkmak 

Güney Asya ülkelerinin metropollerinde ekonominin, özellikle kayıtdışı sektörlerin kapatılması durumu daha kötü bir hale getirdi. 7 milyonu gecekonduda yaşayan 20 milyondan fazla insanın bulunduğu Bangladeş‘in başkenti Dakka‘da, açlık korkusu virüs korkusundan daha büyük. Belgesel film yapımcısı Mohammad Rakibul Hasan, Korail gecekondu mahallesinde yaşayan ailelerin gıda stoklarının fotoğraflarını çekti. Birçok kişi, 26 Mart’ta ülkede sokağa çıkma yasağı ilan edilmesiyle birlikte işlerini kaybetti ve gelirlerinin neredeyse tamamı eridi. Tüm aileler, yeterli gıda tedarik edemedikleri için günde sadece bir öğün yemek yiyor.

Uzun vadede, bu yetersiz beslenmenin etkileri yıkıcı olacağa benziyor. Eski Hollanda Tarım Bakanı ve Beslenme Hareketini Güçlendirme (SUN) Koordinatörü Girda Verburg, “Gayri safi yuurtiçi hasıladaki her yüzde bir düşüş 0,7 milyon çocuğun gelişiminin gecikmesine neden oluyor. Ve bu çocuklar kendileri gelişimi gecikmiş yeni nesil çocukları doğuracaklar” diyor.

“Acil durum yönetimi”

Salgının beslenme konusundaki tek sonucu açlık olmayacak. Ekonomik gerileme, beslenme ile ilgili hastalıklarda bir artış yaşanacağı korkusunu tetikliyor. Valentin Brochard tehlikeye şöyle dikkat çekiyor: “İnsanlar daha uygun fiyatlı yiyecek almaya yönelecek ancak bunlar da çeşitlilikten uzak ve besleyici olmayan gıdalar olacak. Bunun sonucunda beslenme yetersizliği, vitamin ve mikro besin eksikliğinin artma riski var.” 

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus