Jean-Pierre Filiu: “Çin koronavirüs sayesinde Ortadoğu’da güçleniyor”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
Sciences Po Paris'te Ortadoğu tarihi profesörü Jean-Pierre Filiu, Le Monde'daki köşesinde kaleme aldığı "Bir Yakın Doğu" (Un si proche Orient) başlıklı yazısında, ABD'nin koronavirüs salgını sebebiyle Ortadoğu'dan çekilmesinin en çok Çin'in işine yaradığını belirtti.

Bu sene başında Çin, “Yeni İpek Yolu” yatırım projelerine odaklanarak Ortadoğu’da nispeten pek dikkat çekmemeyi tercih etti ve bilinçli bir şekilde Rusya‘nın, ABD‘nin Suriye‘den çekilme kararından ve Suriye’den faydalanmasına izin verdi. Bu stratejisini ise Güvenlik Konseyi‘nde Rusya’nın kararları veto etmesini örnek alarak Birleşmiş Milletler‘in Suriye krizini çözmeye yönelik çalışmalarını felç ederek destekledi. Koronavirüs krizi ise Çin’i, Ortadoğu’da âciz kalmış Amerikan gücüne alternatif olmaya itti.

Siyasi bir İpek Yolu

Çin 2015 yılında, yüzde 40’ını Ortadoğu’dan sağlayarak, dünyanın en büyük petrol ithalatçısı oldu. 2018 yılında ise tedarikçilerini azalan önem sırasına göre çeşitlendirmeye özen gösterdi: Suudi Arabistan, Irak, Ummanİran, Kuveyt ve Birleşik Arap Emirlikleri. Çin’in Ortadoğu’daki büyük yatırımları, Yeni İpek Yolu’nun başlamasından bu yana 100 milyar dolar civarında ve bu yatırımlar büyük sanayi bölgelerine yakın üç limanda toplanmış durumda: Arabistan‘daki Cizan, Mısır‘daki Port Said ve Umman‘daki Duqm

Bu uzun vadeli strateji, Pekin‘in, diğer otoritelerin kendi aralarındaki anlaşmazlıkları umursamayarak, bölgedeki tüm rejimleri desteklemesine dayanıyor. Bu diktatörlük dayanışması koronavirüs krizinin başlangıcından bu yana tüm hızıyla devam ediyor, Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah Sisi‘nin salgınla savaşan Çin’e tıbbi yardım göndermesi ve Çin bayrağını Kahire’nin sembolik anıtlarında ve Nil vadisinde dalgalandırtması bunun bir örneği. İran’da virüsün yayılması Çin’in, İran’ın Kum kentindeki varlığına atfedilmesi Pekin’in İran’daki varlığını sonlandırmaya yetmedi. Aksine Çin, salgına karşı mücadelede kendisini İran İslam Cumhuriyeti’nin sağlam bir müttefiki olarak ilan etti ve Tahran’da yaşanan ağır insani dramın Amerikan yaptırımlarının bir neticesi olduğu yönündeki söylemi benimsedi.

Bir savaş propagandası 

Çin, yurtdışına salgınla mücadeleye yönelik yardımlar yaparak dış politikasına katkıda bulundu. Ayrıca salgın sayesinde yeni operasyonel işbirlikleri kurdu. Örneğin, geçen ay, İsrail Savunma Bakanlığı Çin’den tıbbi ekipman yüklü 11 özel uçak kaldırdı. Fakat aynı Pekin, krizi yönetmekte başarısız olmakla suçlanan Batılı demokrasilere karşı agresif bir üslup sergiliyor. ABD’nin sistematik bir aşağılama kampanyasının hedefi olduğu Ortadoğu’da, Çin’in bu “savaşan kurt” diplomasisi daha belirgin. 

Çin artık ABD’yi, İran’ın tüm sorunlarının sebebi olmakla suçluyor. Ve artık ABD’ye karşı öfkenin hâkim olduğu bir Ortadoğu’da, Suudi Arabistan da buna dahil çatışma kartını oynamaktan korkmuyor. ABD Başkanı Donald Trump, kısa süre önce Veliaht Prens Muhammed bin Salman’ı petrol fiyatlarında anlaşma sağlanmazsa tüm birliklerini Arabistan’dan geri çekmekle tehdit ettiği için ABD ile Suudi Arabistan’ın ilişkileri de bozuk.

Rusya şimdiye kadar ABD’nin Ortadoğu’dan çekilmesinden en büyük faydalanan aktör olmuştu, Beşar Esad‘a koşulsuz destek veriyordu. Ancak  Şam’daki iktidar mücadeleleri ve Moskova’nın Suriye’yi istikrara kavuşturmaması, Vladimir Putin‘in bölgedeki yıldızının sönmesine neden oldu.

Koronavirüs krizi sebebiyle Rusya’nın uluslararası arenadan kaybolması, Çin’e Ortadoğu’da açılan boşluktan yararlanmak için bir fırsat oldu ve şimdiye kadar ekonomik olan bölgesel politikasını, şüphesiz uzun sürecek ve daha aktif bir boyuta taşımasını sağladı.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus