Koronavirüsü yenenler anlatıyor: “Babamın çalıştığı işyerinde, dokuz koronavirüs vakası vardı, buna rağmen çalışmaya ara vermediler”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Şahin Şeker (26), Ankara’nın Kahramankazan ilçesinde ailesiyle yaşıyor. Nisan ayında babası, kız kardeşi ve annesi koronavirüse yakalanan Şeker’in anlattığına göre; koronavirüs vakalarının Türkiye’de görülmeye başladığı ilk günlerden itibaren hem ev içinde hem de dışarıda, Şeker ailesinin hepsi hijyen kurallarına dikkat etmişler, yanlarından dezenfektan ve kolonyayı eksik etmemişler. Şahin Şeker ailesinden üç kişinin koronavirüse yakalandığı günleri Medyascope’a anlattı.

Şahin Şeker’in 44 yaşındaki babası bir sabah, mesaiye gitmeden önce kendini çok yorgun ve halsiz hissetmiş. Akşam eve döndükten sonra ateşi yükselmiş ve evdekileri, “Bana yaklaşmayın, grip oldum sanırım” diyerek uyarmış. Ertesi gün işe gittiğindeyse ateşi çok yüksek olduğu için hastaneye kaldırılmış. Yapılan koronavirüs testinin sonucu pozitif çıkmış. 20 Nisan’da Şahin Şeker’in babasının hastaneye yatırılmasından sonra, 23 Nisan’da 17 yaşındaki kız kardeşi ve 27 Nisan’da 44 yaşıdaki annesi hastaneye kaldırılmış ve testleri pozitif çıkmış.  

Şeker’in anlattıklarına göre virüs babasına, çalıştığı işyerinde bulaşmış. Babası eski Atatürk Havaalanı’nda yapılan sahra hastanesinde kullanılan malzemelerin boyama işleminin yapıldığı büyük bir şirkette boyacı olarak çalışıyor. Babasının virüse yakalanmasından önce işyerinde dört tane pozitif vaka olduğunu söyleyen Şahin Şeker, “İşyeri başlarda gizlemeye çalışmış bu durumu, duyurmamış. Babamla beraber işyerindeki en son vaka sayısı dokuz oldu. Dokuz vaka çıkmasına rağmen işyerinde hiçbir şekilde ara verilmedi, çalışmaya devam edildi. Hatta artarak devam etti hastane yapımına yetişmek için, hafta sonu da çalışılmaya başlandı” diyor. 

Şahin Şeker, aileden üç kişinin virüs nedeniyle hastaneye yatırılmasından sonra 112 Acil Servis, 184 numaralı hat ve Sağlık Bakanlığı’na kadar pek çok yeri arayıp yetkililere ulaşmaya çalışmış. Ama 184’e bağlanması mümkün olmamış: ”Babam virüs kaptıktan sonra aradım, kardeşim virüs kaptıktan sonra aradım, annem virüs kaptıktan sonra yine aradım hiçbir muhatap bulamadım. Aynı evde yaşadığımız aile bireylerinde virüs çıktı ama kimse evdeki diğer kişilere test yapmadı.”  

“Karantinada olmam gereken zamanda kardeşimin tedavi olabilmesi için hastaneye gidip imza vermek zorunda bırakıldım”

Şahin Şeker’in kız kardeşi reşit olmadığı için hastane kardeşine yatış izni vermemekte diretmiş. Evden birinin gelip yatış belgelerini imzalamasını istemiş. Babasının ve annesinin o dönemde hastanede tedavi altında olduklarını anlatan Şeker, “Kardeşimin yaşı tutmadığı için evden birinin imzası olmadan yatış işlemlerini gerçekleştirmediler. Bunun nedenini sorunca da bana ‘Burada çocuklar tedavi olduktan sonra aileleri gelip geri almıyorlar, sığınma yurtlarına bırakmak zorunda kalıyoruz bununla uğraşamıyoruz’ dediler” diye konuşuyor. Şeker hastane yetkililerine kendini 14 günlük bir karantinaya aldığını, izole olması gerektiğini anlatmış ancak yine de ikna edememiş. Koronavirüs testi pozitif çıkan üç kişiyle teması olduğu halde hastaneye gidip kardeşinin tedavi olabilmesi için gerekli belgeleri imzalamak zorunda kalmış. 

“Evde üç pozitif vaka olmasına rağmen bize test yapmak istemediler, adeta zorla test yaptırdık”

Annesi, babası ve kız kardeşi hastanede koronavirüs tedavisi gördüğü zamanlarda, en küçük kardeşiyle evde psikolojik olarak zor zamanlar geçirdiğini dile getiren Şeker, “Küçük kardeşim ve ben, adeta zorla test yaptırdık. Kardeşim ‘Ateşim var’ dedi, ben de ‘Eklem ağrıları ve halsizlik yaşıyorum’ dedim, öyle test yaptılar. Evde her öksürdüğümüzde, bir yerimiz ağrıdığında korona mı olduk diye düşünmekten yorulduk” diyor. Test yaptırmak için ambulansı aradıklarını çünkü medyada sürekli hükümetin ve yetkililerin “Korona olduğunuzdan şüpheleniyorsanız ambülansla hastaneye gelin” çağrılarını dikkate aldıklarını söyleyen Şeker, kendilerine “Siz kendi imkanlarınızla gelemez misiniz?”, “Şu an ambülans yok” gibi cevaplar verildiğini ekliyor. Şeker kardeşler yine de ambülansla gitmekte diretmiş ve bir buçuk saat sonra ambülans onları almaya gelmiş.

“Koronavirüs hastamız olduğu süreçte devletin maske için yolladığı kod evden kimseye gelmedi”

Şahin Şeker, bu süreçte e-Devlet uygulaması üzerinden maske başvurusunda bulunduklarını ancak evden kimseye maske için kod gelmediğini anlatıyor: “Babam çalıştığı işyerinde boyacı, onların maske takması zaten zorunluydu, bu nedenle babam bize maske getirmişti. Yani bu süreçte kendi imkanlarımızla maske temin ettik. Ailem iyileşip eve döndükten sonra evden bir kişiye maske kodu geldi, o kadar.”

Belediyeden kimsenin karantina ve tedavi sürecinde kendileriyle iletişime geçmediğini anlatan Şahin Şeker şunları ekliyor: “Belediyeyle yakın zamanda iş yapmıştık, beni iş için aradıklarında hastanede olduğumu söyledim, ‘Biliyoruz Şahin Bey, çok geçmiş olsun’ dediler. Yani biliyorlardı. Kimse ne aradı ne sordu. Allah’a şükür bizim durumumuz maddi olarak yeterliydi.  Maddi bir yardım beklemiyorduk  ama en azından ‘Nasılsınız, bir ihtiyacınız var mı?’ diye sormalarını isterdik. Süreç maddi olarak yorduğu kadar, psikolojik olarak da çok yoruyor.” 

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus