Ekonomist Paul Krugman ABD’nin koronavirüsle mücadelede neden çuvalladığını yazdı: Trump siyasi çıkarları uğruna virüsün yayılmasına izin verdi

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) koronavirüsle mücadeleyi nasıl kaybetti? ABD’li ekonomist ve New York Times köşe yazarı Paul Krugman’ın kaleme aldığı yazının çevirisini paylaşıyoruz:

ABD koronavirüsle mücadeleyi ne zamandır kaybediyor? Nasıl oldu da kendimizi bir anda Avrupa’ya bile seyahat edemez halde, uluslararası alanda “istenmeyenler” arasında bulduk? Bence dönüm noktası 17 Nisan 2020 idi. O gün ABD Başkanı Donald Trump, Twitter hesabı üzerinden “LIBERATE MINNESOTA” (MİNESOTA’YI KURTAR) diye bir mesaj paylaştı. Bunu, “LIBERATE MICHIGAN” (MICHIGAN’I KURTAR) ve “LIBERATE VIRGINIA” (VİRGİNİA’YI KURTAR) mesajları takip etti. Trump’ın bu mesajları, eyalet valilerinin koronavirüs salgınını kontrol altına almak için uyguladığı bölgesel karantina önlemlerine karşı çıkıyordu. Böylece Trump, karantina uygulamalarına son verilmesini talep eden bazı ABD vatandaşlarına Beyaz Saray tarafından desteklendikleri mesajını vermiş oldu. 

Kurtarmak…

Trump’ın bu tweetlerle hedef aldığı Demokrat Partili valiler ise karantina uygulamalarını sürdürdü. Ancak Arizona, Florida ve Teksas gibi Cumhuriyetçi valiler tarafından yönetilen daha birçok eyalet, salgın kapsamında yaptıkları “evde kal” çağrılarına kısa bir süre içinde son verdi ve ticari faaliyetler üzerindeki pek çok kısıtlamayı kaldırdı. Bunun yanında bireylerden topluma açık alanlarda maske kullanmasını talep etmeyen valiler, Teksas ve Arizona örneğinde olduğu gibi, yerel yönetimlerin de maske zorunluluğu gibi uygulamalar getirmesine engel oldu. Erken ve dikkatsizce atılan normalleşme adımlarının ikinci bir dalganın gelmesine ve virüsün daha fazla yayılmasına neden olabileceği yönündeki uyarılar ise kulak ardı edildi. 

…ve virüs geldi.

Koronavirüs salgını New York’ta ortaya çıktığında temkinli olmak gerektiğini anlamalıydık. Vaka sayısındaki artış, başlangıçta yeterince ciddiye alınmadı. Halbuki test uygulamalarının yetersizliğini göz önünde bulundurunca, vaka sayılarındaki korkutucu ve ani artış kaçınılmazdı. 

16 Haziran’da koronavirüs salgınıyla ilgili, ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence tarafından kaleme alınan bir görüş makalesi Wall Street Journal’da yayımlandı. Pence bu makalesinde ısrarla ikinci bir dalganın sözkonusu olmadığını ve olmayacağını belirtiyordu. Trump yönetiminin koronavirüs salgını karşısında ilk günden beri takındıkları tutum göz önüne alındığında, ikinci bir dalganın gelmekte olduğunu söylemek işten değildi. Nitekim, beklenen ikinci dalga geldi. 

Geçen üç hafta içinde, işler iyice sarpa sardı. Arizona ve Teksas’taki hastanelerde durum oldukça kötü. Evet, bunun sebebi düşüncesizce ve erken atılan normalleşme adımları ile insanlara tehlikenin geçtiği mesajının verilmesiydi.

ABD koronavirüsle mücadelede neden çuvalladı? 

Salgınla mücadeledeki başarısızlığımızı ABD’deki toplumsal kültüre bağlayan ciddi sayıda yorum yapıldı. Bu fikri savunanlara göre biz fazla özgürlükçü, siyasi iktidara hiç güvenmeyen ve başkalarını korumak için en ufak bir rahatsızlığa bile katlanamayan bireylermişiz. 

Toplumsal kültürün belli bir noktaya kadar etkili olduğu yadsınamaz. Dünyanın başka hiçbir gelişmiş ülkesinde (eğer ABD hâlâ gelişmiş ülkeler sınıfına giriyorsa tabii) insanların markette maske kullanmaları gerektiği söylenince öfkeyle karşılık verdiğini ve bunu protesto ettiğini düşünmüyorum. Diğer gelişmiş ülkelerde, insanlara evlerinde kalmaları söylenince silahların konuştuğunu ve belediye binalarının basıldığını zannetmiyorum. Cumhuriyetçi Parti’nin bilim insanlarına ve onların söylediklerine karşı düşmanca tavrının ise Batılı devletler arasında eşine benzerine rastlamak zor. 

Ancak beni asıl şaşırtan, ABD’nin koronavirüsle mücadelesini başarısızlığa sürükleyen faktörlerin tabandan gelmediğini, yönetimin kendisinden kaynaklandığını görmekti. Sokağa çıkma yasaklarına karşı çıkan protestolar tam olarak plansız değildi ve bu talep direkt olarak tabandan gelmedi. Gösterilerin birçoğu, Trump’ın seçim kampanyasında rol alan ve bir kısmı sağcı milyarderler tarafından maddi olarak desteklenen muhafazakâr siyasi aktivistler tarafından düzenlendi. Arizona, Florida ve Teksas’ın da içinde bulunduğu eyaletlerde normalleşme adımlarının erken atılması da toplumun talebinden ziyade Trump’ın sözlerini dikkate alan valiler tarafından gerçekleştirildi. 

Anladığım kadarıyla, ABD’deki hızlandırılmış normalleşme sürecinin arkasında yönetimin kasım ayında istihdamda önemli derecede artış sağlama isteği var. Böylece yönetim en iyi becerdiği şeyi yapabilecek ve ekonomik başarısıyla övünecek. Salgınla mücadele etmek Trump’ın başarabileceği bir görev değil.

Bu durumda akıllara “Trump neden maske takmayı reddetti? Hatta neden başkalarını da maske kullanmamaya ikna etti?” soruları geliyor. Maske kullanımını yaygınlaştırmak, karantina önlemleri uygulanmaksızın ekonomik faaliyetleri sürdürmenin iyi bir yolu olabilirdi. 

Trump’ın kibri ve maskeyle iyi görünmeyeceğini ya da makyajının bozulacağını düşünmesi bir noktaya kadar etkili olsa da esas amaç toplumsal algıyı kontrol edebilmek. Ne de olsa maske kullanımı insanlara salgının henüz kontrol altına alınmadığını sürekli hatırlatacaktı. Trump ise insanların bu “tuhaf” gerçeği unutmasını istedi. 

İşin ironik kısmı şu ki, Trump’ın koronavirüs nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısını ekonomik kazanç ve istihdam adına yok sayması toplumda umduğu gibi karşılanmadı. 

Salgın nedeniyle işten çıkarılanların yaklaşık üçte biri mayıs ve haziran arasında yeniden işe alınınca, istihdam oranında gerçekten de ciddi bir artış yaşandı. Ancak Trump’ın salgın karşısında takındığı tavrı onaylayanların ve seçimde onu destekleyeceklerin oranı ciddi derecede azaldı. 

Sadece ve sadece ekonomik nedenler göz önünde bulundurulsa bile, normalleşmenin aceleye getirilmesi başarısızlığa neden oluyor. Haziran ayının ikinci haftasına ait resmi istihdam rakamları durumun ciddiyetini gösteriyor. Özellikle koronavirüs vakalarının hızla arttığı bölgelerde kısa vadeli göstergeler, kalkınmanın yavaşladığına ve hatta küçülmeye işaret ediyor. 

Kısacası, ABD’nin koronavirüs salgını karşısındaki başarısızlığı, zaferin imkansızlığından kaynaklanmıyor. Halkın salgına doğru yanıt veremeyişinden de kaynaklanmıyor. Hayır. Kaybettik, çünkü Trump ve çevresindekiler virüsün çılgınca yayılmasına izin vermenin kendi siyasi çıkarlarına hizmet edeceğini düşündüler.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus