Anlatılmayan Silivri (1): Düşüncenin hapsedildiği yer

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

45 kilometrelik sahil şeridiyle İstanbul’un en güzel sayfiye noktalarından biri Silivri. Ancak Silivri denildiğinde akla bir tatil beldesi ya da balıkçı barınakları gelmiyor. Silivri, neredeyse on yıldır sınırları içindeki cezaeviyle özdeşleşmiş bir sembole dönüştü.

13 binden fazla tutuklu ve hükümlünün bulunduğu, içinde sadece cezaevi değil aynı zamanda mahkeme salonlarını da barındıran bir mimariye sahip olan Silivri Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü, Ergenekon davalarından beri “düşüncenin hapsedildiği yer” olarak akıllara kazındı. Ancak Silivri Cezaevi, dava süreçlerini yakından takip etmeyen kitleler, özellikle de sosyal medya kullanıcısı gençler arasında ‘‘Silivri soğuktur’’ esprileriyle hemen her gün anılıyor. Bu mizahi ama tehditkâr yaklaşımın kaynağı ise atılan bir tweet ya da hükümet aleyhine bir paylaşım olabilir. Peki ama kafamızdaki bu Silivri portresinin kaynağı ne? Neden Silivri düşündüğümüzü söylemenin bedelini ödemekle özdeşleşti?

2017 yılında ‘‘dünyada en fazla gazetecinin bulunduğu cezaevi’’ olarak tanınan, 2014 yılında tüm sanıkların tahliye olduğu Ergenekon ve Balyoz süreçlerinin son bulmasıyla kamuoyundaki adıyla ‘‘Kumpas davaları’’yla özdeşleşen, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına rağmen Osman Kavala’nın halen içeride tutulduğu adres olan Silivri’yi dört isimden dinledik: Odatv davasında yargılanan, Mart 2011’de tutuklanan ve yaklaşık bir yıl Silivri Cezaevi’nde kaldıktan sonra Aralık 2016’da tekrar gözaltına alınıp Mart 2018’e kadar tutuklu kalan gazeteci Ahmet Şık; yine Odatv davası kapsamında Silivri Cezaevi’nde 19 ay tutuklu kaldıktan sonra, Eylül 2012’de tahliye edilen ve Mart 2020 – Haziran 2020 tarihleri arasında yeniden Silivri Cezaevi’nde kalan gazeteci Barış Terkoğlu; Ergenekon, Balyoz ve Poyrazköy davalarından halen tutuklu gazetecilere kadar birçok müvekkili savunan Avukat Hüseyin Ersöz ve yine başta Gezi davası olmak üzere, 2011 yılından beri Silivri’de görülen birçok dava ile ismi özdeşleşen Avukat Can Atalay.

‘Anlatılmayan Silivri’’nin ilk bölümünde, gerek mahkeme koridorlarını gerekse cezaevinin bu dört isim bize kafamızdaki Silivri algısının kaynağını ve medyanın bu algıdaki rolünü anlattı.

Kurgu: Özgün Özgül

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus