Banu Güven, Yaman Akdeniz ve Emre Kızılkaya, Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI) webinarında değerlendirdi: Sosyal medya yasaklanabilir mi?

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) hazırladığı sosyal medya ağlarına yeni yükümlülükler ve yaptırımlar getirecek olan yasal düzenleme bugün Türkiye Büyük Millet Meclisi Adalet Komisyonu’ndan geçti. Teklife göre, Türkiye’de günlük erişimi bir milyonu geçen yurtiçi ve yurtdışı sosyal ağlar Türkiye’de temsilci bulundurmak zorunda olacak.

Gazeteciler Banu Güven ve Emre Kızılkaya ile akademisyen Yaman Akdeniz, Uluslararası Basın Enstitüsü‘nün (IPI) 24 Temmuz Basın Bayramı’nda, sosyal ağların kısıtlanabilmesinin önünü açan düzenlemeler hakkında düzenlediği “Dijital Sansür: Sosyal medya yasaklanabilir mi?” başlıklı webinar‘da konuştu.

Bir buçuk saat süren webinar’da yeni sosyal medya düzenlemesinin olası sonuçları, gazetecilerin bu durumdan nasıl etkileneceği, VPN kullanımı ve dünyadaki örnekler konuşuldu.

Bu yeni düzenlemeye göre, Twitter ve Facebook dahil olmak üzere büyük sosyal medya ağlarını ilgilendiren bu düzenleme sonrası, Türkiye’de temsilci bulundurmayan sosyal ağlar, idari para cezası ve internet trafiği daraltılması yaptırımları ile karşı karşıya kalacak. Ağ sağlayıcıları Türkiye’deki kullanıcıların verilerini, Türkiye’de saklamak zorunda kalacak, ayrıca bu ağ sağlayıcılarına reklam yasağı da uygulanabilecek.

“Yeni düzenlemeyle geriye dönük temizleme sağlanabilir”

İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yaman Akdeniz sözlerine, 2 Temmuz 2020 tarihinde İfade Özgürlüğü Derneği tarafından yayımlanan “EngelliWeb 2019: Buz Dağının Görünmeyen Yüzü Raporu”nu anlatarak başladı. Akdeniz ve Uzman Araştırmacı Ozan Güven’in birlikte hazırladıkları raporda, Türkiye’den erişime engellenen web siteleri, haber, sosyal medya hesapları ve içerikleri ile ilgili veriler açıklanmış, 2019 sonu itibarıyla Türkiye’den 408 bin 494 web sitesine ve 7 bin Twitter hesabına erişim engellendiği belirtilmişti. 

Prof. Dr. Akdeniz, düzenlemeden önce erişime engellenen haberin kaldırılması gerekmediğini fakat düzenlemeyle birlikte artık erişim engeli gelen içeriklerin kaldırılacağını belirtti: 

“Bugüne kadar hep erişim engellemeden bahsettik, sulh ceza hâkimlikleri gelen talepleri özellikle de kişisel hakların ihlaliyle ilgili kararlarını verirken sadece erişime engellenmesi kararlarını veriyordu. Yani haberlerin kaldırılması gerekmiyordu. Bundan sonra sulh ceza hâkimlikleri erişim engelleme kararı verirken aynı zamanda içeriğin yayından çıkarılmasına da karar verecek. Bu şu açıdan çok tehlikeli, birincisi bu arşivlerde geriye dönük bir temizleme sözkonusu olacak. Siyasi anlamda çok ciddi bir temizleme sağlanabilir.”

“Google ve Facebook iktidarın her talebini yerine getiriyor”

10 Temmuz’da Emre Kızılkaya, Google’ın uluslararası ilkeleri, Türkiye’de uyguladığı politika ve bunun medya ekosistemine etkisi hakkında “Google’ın ‘partizan medyaya desteği’ Türkiye’nin kırılgan topluluklarını tehlikeye atıyor” başlıklı bir yazı kaleme almış ve burada Google’ın, Türkiye’de uyguladığı politikanın kırılgan topluluklara etkisini anlatmıştı. Bu konuya değinen ve “Google arama motoru nasıl çalışıyor?” diyen Banu Güven, Kızılkaya’ya sorunlu alanların ne olduğunu sordu.

Haber sitelerindeki trafiğin çoğunun Google üzerinden sağlandığını, hatta bu sitelerin televizyondan daha fazla kişiye ulaştığını söyleyen Kızılkaya, Google ve Facebook’un iktidarın her talebini yerine getirdiğini söyledi:

“Google’da herhangi bir anahtar kavramı arattığınız zaman iktidara yakın haber siteleri -dezenformasyon da dahil- onlar öne çıkıyor. Son dakika araması yaptığınız zaman Hürriyet, Milliyet, Sabah, muhalif diyebileceğimiz ise sadece Sözcü ile karşılabiliyorsunuz. Birkaç hafta ‘Fatih Portakal’ diye arama yaptığımızda Sabah’ın dezenformasyon amaçlı öne çıkardığı ‘Fatih Portakal terörist’ başlıklı haberi önce çıkardı. Bunu gibi birçok örnek var. Mesela onur ayı boyunca Google’ın Doodle’a gökkuşağını koyması ama ‘LGBTİ+’ diye arattığında Akit’in ‘Sapkın dernekler yine iş başında’ haberini başta tutması gibi. Bu kırılgan gruplar için çok tehlikeli.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus