Korona günlerinde çalışma hayatı (16) – Fırın çalışanı anlatıyor: “Salgına rağmen ekmeği elle seçmek isteyen müşteriler var”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

46 yaşındaki Ayşe, bir fırında çalışıyor. Fırında normal zamanda bile çalışma şartları oldukça ağırken, koronavirüs salgınıyla birlikte iş yükü iyice artmış. Ayşe, salgın başladığından beri günde 11 saat çalışıyor, ayda sadece üç gün tatil yapabiliyor. Tatil süresini, iki günden üç güne çıkarmak için ise uzun süre uğraşmış.

Fırıncılık işinde öğle molası, yemek arası gibi şeylerin olmadığını söyleyen Ayşe, eğer yemek yemek için 10 dakika bulabilirse kendini şanslı saydığını anlatıyor: “Bazen bu 10 dakika fırsat bulup yemek yediğim zamanda da yemeğimi bırakıp müşteriyle ilgilenmek zorunda kalıyorum.”

Koronavirüs salgını başladığından beri, ayda birkaç günlük tatili dışında aralıksız çalıştığını söyleyen Ayşe, patronlarının işe gelmediğini ancak bütün çalışanların düzenli olarak işe devam ettiğini söylüyor. Koronavirüs salgınının başladığı ilk zamanlar, Ayşe’nin patronları virüsü çok ciddiye almamış. Bu yüzden çalışanlar, fırında önlem alınması için baskı yapmak zorunda kalmış. Ayşe, Türkiye’de ilk koronavirüs vakası açıklandığından beri, fırında maske ve eldiven takarak çalıştıklarını söylüyor: “Süreç içinde temizliğe, çalışanlar olarak elimizden geldiğince dikkat ettik, özen gösterdik. Baskı yaparak fırının kapısını kapatıp sadece camdan alışveriş yapılmasını sağladık. Süreç ilerledikçe haklı olduğumuzu gördüler.”

Ayşe’yi salgın sürecinde en çok yoran, bilinçsiz müşteriler olmuş: “Müşterilerle aslında virüsten önce de tek anlaşamadığımız nokta ekmeği elleyerek seçmeleriydi. Salgından sonra da ekmeği elleyerek almak isteyen müşterilerimiz oluyor.”

Ayşe, fırına gelen müşterilerin empati yaparak daha dikkatli davranmalarını bekliyor çünkü salgın başladığından beri çalışma koşulları giderek zorlaşıyor: “Bizim insanımız maalesef empati yapamıyor. Koşullar bizler için iyice zorlaştı. Salgındaki çalışma düzeninde çokça mesaiye kaldık ancak mesai ücreti ne aldım ne de almadım diyebiliyorum. Bize Ramazan Bayramı’ndan önce 300 lira verdiler. Aslında her bayramdan önce veriyorlar. O yüzden buna salgında yaptığımız mesai için verilen bir para demek ne kadar doğru olur bilemiyorum.”

Ayşe, bu haberde isminin ve yaşadığı şehrin geçmesini istemiyor. Çalışma koşulları kendisini ne kadar zorlasa da işini kaybetmek istemiyor:

“Patronlarımın bu haberi görmesinden çekiniyorum, bekâr bir anneyim. Çalışma koşullarım ne kadar ağır da olsa işimi kaybetmek istemem. Çalışmak zorundayım.”

*Görseller temsilidir, isim değiştirilmiştir.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus