1963 Bristol otobüs boykotu ve ötesi – Roy Hackett: “Bir işe kalkışmıştık ve istediğimizi elde edinceye kadar durmadık”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

The Guardian gazetesinde yayımlanan “Siyahların Hayatı” yazı dizisinin ilkinde, Birmingham City Üniversitesi’nden Kehinde Andrews, Birleşik Krallık’ta siyahlara yönelik ayrımcılıkla mücadelenin sembolü haline gelmiş isimlerden Roy Hackett ile 1963 Bristol otobüs boykotunu konuştu.  

Roy Hackett, 1952 yılında Birleşik Krallık’a yerleştiğinde, hayatını zorlaştıran ırkçı engellerle karşılaştı. Hackett, bu engellere karşı savaşmayı seçti ve bugün cesur bir insan hakları savunucusu olarak biliniyor. Hackett, 1963 yılında, bir gün Bristol sokaklarında yürürken, Bristol Otobüs Şirketi’nin önünde oturmuş ağlayan bir adam görür. Adam, kendisine siyah olduğu için otobüs şirketinde, hiçbir iş görüşmesine kabul edilemeyeceğinin söylendiğini anlatır. Aradan neredeyse 60 yıl geçmesine rağmen, 92 yaşındaki Roy Hackett, bu olayı düşündükçe boğazının düğümlendiğini söylüyor: “Jamaikalı olduğu için değil, yabancı olduğu için değil, sadece ve sadece siyah olduğu için mülakata bile alınmamıştı. Bu çok onur kırıcı bir şey.” 

Konu hakkında bilgi almak için otobüs şirketine giden Hackett, şirketin yöneticisiyle konuşup siyahlarla beyazların eşit olduğunu anlatıyor. Hackett’in kararlılığı karşısında şirket yöneticisi ilk başta “siyah” olduğu için içeri almadığı adamı, mülakata alıyor. Bir aktivist olarak doğduğunu ve ırkçılıkla nerede olursa olsun mücadele etmeye karar verdiğini söyleyen Hackett, üç yıl sonra bir gün otobüse bindiğinde mülakata kabul edilmeyen adamı direksiyon başında görmüş. Hackett, bu başarının, ırkçılığa karşı aylarca süren bir boykotun sonucu olduğunu söylüyor.

O dönem yaygın olan ırkçılık, etnik azınlıkların toplumun geneline sağlanan hak ve özgürlüklerden yararlanamaması anlamına geliyordu. Bu çerçevedeki yasal düzenlemeler de İngiltere’deki siyahları barınma, istihdam ve halka açık alanların kullanımı gibi temel hak ve özgürlüklerden mahrum bırakıyordu.

1965 Irk İlişkileri Kanunu’ndan önce işletmelerin girişine “Siyahlar, İrlandalılar ve köpekler giremez” gibi yazılar asmak yasal kabul ediliyordu. 1968 Irk İlişkileri Kanunu’na kadar da siyahların konut ve istihdam arayışında karşılaştıkları ayrımcılık, ırkçılık karşıtı mevzuatta yer almadı. 

“Ekonomik kaygılar bahane edilerek sürdürülen ırkçı uygulamaların altında çok daha çirkin gerekçeler yatıyordu”

Bristol Otobüs Şirketi’nin işe alımlarda uyguladığı ırkçı politika herkes tarafından biliniyordu. Hackett, İngiliz sömürgesi bölgelerden ya da geçmişte sömürge olan topraklardan gelen siyah işçilerin sadece, geceleri otobüsleri yıkamalarına izin verildiğini söylüyor. Ancak bu işçilerin otobüs şoförü ya da yardımcısı gibi daha iyi maaşı olan personelin bir parçası olmasına izin verilmiyordu. İngiliz Ulaştırma ve Genel İşçi Sendikası’nın yerel şubesi de otobüs firmasındaki bu ayrımcılığı destekliyor, “üyelerinin göçmenler yüzünden işinden olmasını istemediklerini” belirtiyordu. 

Hackett, siyahların, beyazların işlerini ellerinden alacağı yönündeki bu ekonomik bahanelerin arkasında çok daha sinsi, çok daha çirkin ırkçı sebeplerin olduğunu söylüyor ve “Birçok beyaz, beyaz bir kadının siyah bir şoförün sürdüğü bir otobüste güvende olmayacağını düşünüyordu” diyor. Hackett’in komşusu olan beyaz bir adam ona iş arkadaşları tarafından sürekli baskıya maruz kaldığını, arkadaşlarının kendisine “Eve git, komşunu karının yanında bulacaksın” dediklerini söylüyor. Aynı komşu bir gün çok sevdiği Vauxhall Cresta model arabasını yıkayan Hackett’a yanaşarak “Daha dün bu ülkeye gelmiş birinin böyle lüks bir otomobile ve kendi evine sahip olmaya hakkı yok!” bile demiş. Hackett, komşusunun bu sözlerini “İngiltere’deki ırkçı ayrımcılıkların temelinde yatan kin ve nefretin dışa vurumu” olarak yorumluyor. 

Hackett, Jamaika’nın Hollywood’u olarak bilinen başkenti Kingston’da, Hendek kasabasında büyümüştü. Gençliğinde sigorta komisyonculuğu dahil birden fazla işte çalışan Hackett, o yıllarda karnını doyurmaya yetecek kadar bile para kazanamadığını söylüyor. Hackett, İngiltere’ye yerleşme kararını, İngiltere’ye sömürgelerden kitlesel göçü oldukça sert bir dille eleştiren Enoch Powell’i dinledikten sonra aldığını söylüyor. Çünkü Powell konuşmalarında İngiltere’de daha kaliteli ve refah düzeyi yüksek bir hayat sözü de veriyordu. Hackett, bu yüzden 1952 yılında Jamaika’dan İngiltere’ye giden bir gemiye bindi.

Hackett, İngiltere’deki ilk yıllarını “bir köpek gibi geçirdiğini” söylüyor. Barınacak bir yer bulamadığını belirten Hackett, Bristol’da sokaklarda uyumuş.

Roy Hackett, 1959’da çocukluk aşkı Ena ile evlendi ve bu evlilikten bir kızları oldu. Hackett, bugün Bristol West Indian Parents and Friends Association adıyla varlığını sürdüren, Commonwealth Coordinated Committee’nin kurulmasında önemli rol oynadı. Grup, Bristol’de siyahlara yönelik ırkçı ayrımcılık yüzünden barınma ve istihdam hakkı sınırlananlara karşı harekete geçilmesini sağladı. Grubun en önemli ve başarılı eylemi ise Bristol otobüs boykotuydu.

1963 Bristol otobüs boykotu: “Bir işe kalkışmıştık ve istediğimizi elde edinceye kadar durmadık”

Hackett hiçbir zaman bir otobüste şoför ya da görevli olarak çalışmadığını, böyle bir isteği de olmadığını söylüyor. Bu mücadeleye hemşerileri ve kendisi gibi siyah olduğu için ayrımcılığa maruz kalanlar için girmiş. Hackett, o dönem otobüslerin, siyahlara karşı ayrımcılığın her gün gözlemlenebildiği bir yer olduğunu da ekliyor.

Roy Hackett, Owen Henry, Audley Evans, Prince Brown ve Paul Stephenson ile birlikte, Bristol’deki yaklaşık üç bin kişilik Karayipli’yi boykot için bir araya getiriyor. Hackett, 1955 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) siyahları otobüsün arka sıralarında oturmaya zorlayan ırkçı uygulamaya karşı çıkan Montgomery otobüs boykotundan esinlendiklerini de ekliyor. Hackett, Stephenson Bristol otobüs şirketini arayıp işe alım yapıp yapmadıklarını soruyor. Hackett, ilk önce olumlu yanıt alıyor fakat işe başvuracak kişinin siyah olduğunu söylediğinde şirket, iş görüşmesini iptal ediyor.

Bu olaydan sonra, 29 Nisan 1963’te düzenledikleri bir basın toplantısında Hackett ve arkadaşları boykot kararı alıyor. Böyle bir boykot, İngiltere tarihinde bir ilkti ve ülke çapında büyük yankı uyandırmıştı. Hackett ve arkadaşları, şehir merkezine açılan kritik noktalarda yolları keserek barikat kurdu ve otobüslerin kente ulaşmasına engel oldu. Eylemleri sırasındaki kararlılığını ve o günleri hatırlayınca gözleri parlayan Hackett, “Ne bir otobüs girebildi kente ne de bir otobüs çıkabildi” diyor. 

Boykot sürdükçe, eylemlere destek verenler de artıyor. O dönem milletvekili olan Tony Benn, Bristol Üniversitesi’nden öğrenciler, Irk Ayrımcılığına Karşı Mücadele gibi gruplar ve yerel halk da boykota katılıyor. Dönemin İşçi Partisi lideri Harold Wilson bile boykota destek vererek, eylemleri düzenleyenlere şans diliyor. Boykotu, herkesin desteklemediğini belirten Hackett, birçok tehditle karşılaştıklarını ama kulak asmadıklarını söylüyor: “Bir işe kalkışmıştık ve istediğimizi elde edinceye kadar durmadık.”

Boykotun başarıya ulaşması aylar sürüyor ama sonunda, 28 Ağustos 1963’te, Martin Luther King’in meşhur “Bir hayalim var” konuşmasını yaptığı gün, işçi sendikası ve otobüs şirketi eylemcilerin talebini kabul ediyor. Böylece, Bristol Otobüs Şirketi’nde, siyahların işe girmesini engelleyen ırkçı engeller kaldırılıyor.

Roy Hackett, boykotun başarıya ulaşmasının ardından mücadeleyi bırakmıyor. Uzun süre, siyahlara tanınan hakların genişletilmesi için mücadele etmeye devam ediyor. Hackett’ın torununun gittiği okul da dahil Bristol’daki birçok okulda, sınıflarda Hackett’in fotoğrafı asılı ve boykotun hikayesi anlatılıyor. Yakın zamanda “aktivizmin ön saflarından emekliliğe ayrıldığını” söyleyen Hackett, hâlâ okullara giderek çocuklara boykotu nasıl yaptıkları, verdikleri mücadele ve yaşadığı hayat hakkında konuşmalar yapıyor: “Çocuklar meraklı. O zamanlar siyahlar için hayatın nasıl olduğunu merak ediyorlar.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus