Ne dediyse haklı çıktı: ABD’de yaşayan Türk sosyolog Doç. Dr. Zeynep Tüfekçi’nin koronavirüs salgını ve sosyal medyaya dair doğru çıkan tahminleri

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) önde gelen gazetelerinden New York Times, 24 Ağustos günü gazetenin kapağını Türk sosyolog Doç. Dr. Zeynep Tüfekçi’ye ayırdı. ABD’deki Kuzey Karolina Üniversitesi’nde Enformasyon ve Kütüphane Bilimi Bölümü’nde görev yapan Tüfekçi, koronavirüs salgınında maske takmanın önemini salgının en başından itibaren vurgulamasıyla dikkat çekmiş ve aradan geçen aylarda görüşlerinde ne kadar haklı olduğu anlaşılmıştı. New York Times’ın Tüfekçi’nin koronavirüs salgını ve sosyal medya konusundaki görüşleriyle ilgili haberini Medyascope sizin için derledi. 

Son yıllarda Amerika Birleşik Devletleri‘nde (ABD) seçim tahminleri, sosyal medyanın siyasete etkisi ve son olarak da salgın hastalık riski gibi toplumda son derece önemli konulara dair yapılan görüşler çok isabetli olmadı. Ancak ABD’de yaşayan Doç. Dr. Zeynep Tüfekçi, salgın hastalıklar konusunda uzman olmamasına karşın tıpkı iyi bir salgın hastalıkları uzmanı gibi oldukça doğru tahminlerde bulundu ve sonrasında bu konudaki görüşlerinde ne kadar haklı olduğu anlaşıldı. 

Zeynep Tüfekçi TED konuşmasında.

ABD Hastalıkları Kontrol ve Önleme Merkezi (CDC), koronavirüs salgınının başında yani ocak ayında Amerikan vatandaşlarına maske takmalarına gerek olmadığını ve yalnızca sağlık çalışanlarının maske takmaları gerektiğini söylemişti. Ancak sosyolog Tüfekçi, mart ayında sosyal medya hesabı üzerinden CDC’nin maske konusundaki kararını şiddetli bir şekilde eleştirdi ve ardından 17 Mart tarihinde New York Times’ta bu konuya ilişkin detaylı bir makale kaleme aldı. 

Mayo Clinic’te görev yapan profesör ve Blood Cancer Journal Dergisi’nin editörü Dr.Vincent Rajkumar, CDC’nin önerisini duyduğunda kulaklarına inanamamıştı. Rajkumar sessizliğini ancak Dr. Tüfekçi’nin sosyal medya üzerinden yaptığı maskeyle ilgili uyarıların sonrasında bozdu ve CDC’nin maske takma konusunda hata yaptığını ileri sürdü.

Koronavirüsün mart ayından itibaren ABD’de hızla yayılmasının ardından CDC, ilk yaptığı önerisinden geri adım atarak nisan ayında ülkedeki herkesin maske takması gerektiğini açıkladı. Hatta Harvard Üniversitesi’nden Salgın Hastalıklar Uzmanı Julia Marcus, Tüfekçi’nin salgına karşı alınması önlemlere dair erken görüşleriyle ilgili olarak “Dr. Tüfekçi’nin ne kadar haklı çıktığına şaşırdım kaldım” dedi.

CDC’nin, maskelere olabilecek yoğun talepten çekinerek ilk başta maske kullanımını sadece sağlık çalışanlarıyla sınırladığı ve bu sebepten dolayı halkın maske takmasına gerek olmadığını duyurduğu düşünülmüştü. Ancak Dr. Tüfekçi, CDC’nin ilk duyurularına ilişkin olarak doğruyu söylemelerinde halka olan güvensizliklerinin yattığını, oysa insanların çoğunun korkulanın aksine daha yardımsever ve dayanışmaya daha meyilli olduklarının bilinmesi gerektiğini ve hükümetin yaptıkları yanlış beyanlarla inandırıcılıklarını sarsmak yerine vatandaşlarına güvenmesi gerektiğini vurguladı. 

Halk sağlığı otoriteleri, Dr. Tüfekçi’nin görüşlerini artık çok daha dikkatli dinliyorlar. New York Times‘ta 17 Mart’ta kaleme aldığı makalesinden iki ay sonra, Dr. Tüfekçi, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) öncülüğünde düzenlenen ve maskelerin kullanımı ve maske kullanımını alışkanlık edinmiş kişilerin kendileri güvende hissetmesi nedeniyle dikkatsiz davranmaya başlayabileceklerini konu alan bir konferans görüşmesine katıldı. 

Dr. Tüfekçi’nin sosyal medyanın toplumdaki etkisine dair dikkat çeken görüşleri 

Zeynep Tüfekçi’nin internet ve toplumsal hareketler konusundaki düşüncelerini şekillendiren en önemli olaylardan biri, Meksika’nın dünyaca bilinen sol militer devrimci grubu Zapatista Ulusal Kurtuluş Ordusu’na (EZLN) bağlı bir elektronik posta listesini keşfetmesi oldu. Adını Meksika Devrimi’nin öncülerinden olan Emiliano Zapata’dan alan Zapatistalar, 1994 yılında Kuzey Amerika Serbest Ticaret Anlaşması’nın (NAFTA) uygulan maya başladığı gün silahlı ayaklanmalar gerçekleştirerek Meksika’da uzun yıllar sürecek birçok işgal hareketinin de başlatıcısı olmuştu. Temel olarak küreselleşme ve neoliberalizmin yerli halkları yoksullaştırdığını öne süren Zapatistalar’a ait elektronik posta listesi, Dr. Tüfekçi’nin fikirlerini tartışabileceği çok sayıda yeni arkadaş ve entelektüel çevre edinmesini sağladı. 

1998 yılında Zapatistalar’ın merkez üssü olan Meksika’nın Chiapas bölgesine bir ziyaret gerçekleştiren Dr. Tüfekçi, orada geçirdiği süre boyunca Zapatistalar’ın eski yöntemlerle isyan hareketlerini sürdürmeye çalıştığını ancak grubun arkasında internet üzerinden örgütlenen büyük ve yepyeni bir çevrimiçi topluluğun olduğunu farketti. Tüfekçi’ye göre sahada eski yöntemleri kullanan fakat hareketlerini örgütlemek için internetin imkanlarından faydalanan Zapatistalar, “modern çağın başlatıcıları” konumundaydı. 

Sosyolog Dr. Tüfekçi, ABD’deki Teksas Üniversitesi’nde yaptığı ve “tekno-sosyoloji” olarak tanımladığı doktora çalışmasından sonra Twitter’ın Arap Baharı, Gezi Parkı Olayları ve Wall Street İşgali gibi sosyal olayların yayılmasında etkin olduğu bir dönemde, dijital medyanın toplumu nasıl değiştirebileceğine dair çalışmalara iyice yoğunlaştı. 

Dr. Tüfekçi, 2011 yılında, geniş toplumsal hareketlerin itici gücünün Twitter olduğuna dair yaygın görüşe karşı çıkarak bunun toplumsal hareketleri basitleştirmek anlamına geldiğini ileri sürdü. 2012 yılında ise haber kaynaklarının silahlı okul baskınlarının görüntülerini yayınlayarak bu tür olayların daha da artmasına vesile olabilecekleri uyarısında bulundu. 2013’te Facebook‘un “etnik temizliği” besleyebileceği yorumunu yaptı ve 2017 yılında YouTube‘un “öneri özelliğinin” bir radikalleşme aracı olarak kullanılabileceğini savundu.

Dr. Tüfekçi, 2012 senesinde “South by Southwest” adlı panelde sosyal medyanın potansiyeline ilişkin ABD’deki düşünürler arasındaki olumlu havanın tersine konuyla ilgili daha kompleks bazı fikirler ileri sürdü. Dönemin ABD Başkanı Barack Obama‘nın ikinci dönem seçim kampanyasında sosyal medya yönetimini üstlenmiş olan Teddy Goff da aynı panelde konuşmacı olarak bulunuyordu. Goff’un sosyal medyadan elde edilmiş kişisel verilere dayanarak her seçmene farklı mesajların gönderilmesi yoluyla seçim kampanyalarının yürütülmesi üzerine iyimser görüşüne karşı çıkan Dr. Tüfekçi, bütün dünyada heyecan yaratan bu yöntemin aslında toplum arasında ayrıştırıcı bir araca dönüşebileceğini ileri sürdü.

Sözkonusu panelden dört yıl sonra, Donald Trump‘ın 2016 yılındaki seçimleri kazanmasının hemen ardından Goff, Dr. Tüfekçi’ye sosyal medyada verilere dayalı dijital seçim kampanyası yürütme yöntemiyle ilgili eleştirilerinde haklı çıktığına dair bir mesaj iletti. Goff, “O zamanlar herkes internetin potansiyeli hakkında aptallık derecesinde iyimserdi. Ancak Dr. Tüfekçi, kendini bu heyecana kaptırmadı. O öngörü sahibi biri ve uygulanan yöntemin dünyada daha derin bir çürümeye götürebileceğini önceden gördü” dedi.

Sosyolog Dr. Zeynep Tüfekçi, Kuzey Karolina Üniversitesi‘ndeki görevinin yanında New York Times, Washington Post ve The Atlantic gibi büyük yayın organları için makaleler kaleme alıyor. Dr. Tüfekçi, bir bilgisayar programcısı olarak başladığı kariyerini her zaman ilgi duymuş olduğu sosyal bilimlere geçerek sosyolog olarak sürdürüyor ve şu anda dijital teknoloji, yapay zekâ ve toplum üzerine çalışmalar yürütüyor. Dünya, Dr. Tüfekçi’yi Twitter’ın kendisine özel olarak belirlediği @zeynep kullanıcı ismiyle takip ediyor.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus