Mehmet Altan, İstanbul Üniversitesi’nden fahri doktora alacak AİHM Başkanı’na hitaben açık mektup yazdı: “Beni ve pek çok akademisyeni ihraç edenler ile size fahri doktora verecek olanlar aynı kişiler”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Akademisyen ve gazeteci Mehmet Altan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Başkanı Robert Snapo’nun Türkiye’ye geleceği ve İstanbul Üniversitesi’nden fahri doktora alacağı haberi üzerine, Snapo’ya yönelik bir açık mektup kaleme aldı.

Mehmet Altan, Robert Snapo’ya yönelik olarak kaleme aldığı mektupta, “Kesinleşmiş beraat, Anayasa Mahkemesi’nin ve AİHM’in hak ihlalleri kararlarına karşın, ben sizin fahri doktora alacağınız üniversiteme dönebilmiş değilim. Beni ve pek çok akademisyeni ihraç edenler ile size fahri doktora verecek olanlar aynı kişiler” dedi.

Altan, kendisi gibi Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile görevlerinden ihraç edilmiş birçok akademisyenin davasının AİHM’de görülmekte olduğuna dikkat çekti: “Siz o süreçte İstanbul Üniversitesi’nden fahri doktora diploması almış bir yargıç olacaksınız. Yüzlerce öğretim görevlisini haksız bir şekilde okuldan atarak işsizliğe ve yoksulluğa mahkum eden bir üniversitenin fahri üyesi olmak bilmiyorum ne kadar övünç verici.”

Mehmet Altan’ın mektubunun tamamı:

Sayın Başkan,

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne Türkiye’den yapılmış altmış bini aşkın bireysel başvuru var. Türkiye hak ihlalleri konusunda Rusya’dan sonra ikinci sırada yer alıyor. Malumunuz olduğu üzere, anayasal hakları yok sayılmış Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarından biriyim. Malumunuz üzere diyorum çünkü başvuru dosyamı sizin daha önceki başkanı olduğunu 2. Daire değerlendirdi. AİHM’in sizin başkanlığınızdaki 2. Dairesi, 20 Mart 2018 tarihinde evrensel hukuk açısından “emsal karar” özelliğini taşıyan gerekçeler ile kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkım ile ifade özgürlüğü hakkımın ihlal edildiğine karar verdi. Türkiye’yi mahkum etti. Bu karar için size ve şimdi başkanı olduğunuz Mahkeme’ye teşekkür ediyorum. Hukuk yerde kalmadı.

Sayın Başkan,

Benimle ilgili kararınızın, AİHM tarihi açısından önem taşıyan bir özelliği daha var:

O davaya Türkiye adına katılan Ergin Ergül, karara itiraz eden tek yargıç olarak öyle şeyler yazdı ki yanlış bilmiyorsam, AİHM tarihinde ilk kez mahkeme başkanı olarak “karşı oy’a”, “karşı oy” yazdınız. Diğer üyeler de size katıldı. 03 Eylül 2020 tarihinde, Adalet Bakanı’nın davetlisi olarak Türkiye’yi, ziyaret edeceğiniz açıklandı. Ama beni sarsan, İstanbul Üniversitesi’nden fahri doktora alacağınızı öğrenmem oldu.
Yukardaki ayrıntıyı da tam bu nedenle, ülkemizdeki kamu görevlisi “hukukçuların” ve “hukuk  eğitiminin” durumu hakkında bilgi vermek için anımsatıyorum. Acaba, evrensel hukuk adına karşı oy şerhine karşı şerh yazmak mecburiyetinde kaldığınız Ergin Ergül’ün, size fahri dokora verecek olan İstanbul Üniversitesi’nin Hukuk Fakültesi mezunu olduğu hatırınızda mı? İstanbul Üniversitesi darbeci Kenan Evren’e de “hukuk fahri doktorası” vermişti. Sekreteryanız sizi muhakkak bilgilendirmiştir. 

Sayın Başkan,

Ben, “fahri hukuk doktorası” alacağınız İstanbul Üniversitesi’nde kesintisiz otuz yıl hocalık yaptım. 27 yıl önce de profesör oldum. Anayasanın üç maddesinin ihlali sonucu tutuklandıktan bir ay sonra,  cezaevindeki hücremde, 29 Ekim 2016 tarihinde KHK ile üniversiteden ihraç edildiğimi televizyonda duydum. Beni ve pek çok akademisyeni ihraç edenler ile size fahri doktora verecek olanlar aynı kişiler. Anayasa Mahkemesi’nin dava dosyasında “mevcut tüm delilleri değerlendirerek”,  üç ayrı hak ihlali ve tahliye kararına karşın tahliye edilmedim. Üstelik hemen ertesinde ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına da mahkum edildim. Başkanı olduğunuz AİHM’in hakkımda verdiği hak ihlali kararından sonra dahi İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi tarafından bu mahkumiyetimin onanmasına karar verildi. Bu tür hukuk skandallarının yaşandığı süreçlerin var olduğundan söz ediyorum. Ancak nihayetinde, çok sonra Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nin beraatime hükmetmesi sonucunda, 4 Kasım 2019 tarihinde beraat ettim ve bu karar kesinleşti.

Ama “davalısı” fahri doktora unvanını alacağınız İstanbul Üniversitesi olan, “üniversiteden ihraçımın iptali” konulu davam halen Ankara 21. İdare Mahkemesi’nde beklemektedir. Kesinleşmiş beraat, Anayasa Mahkemesi’nin ve AİHM’in hak ihlalleri kararlarına karşın, ben sizin fahri doktora alacağınız üniversiteme dönebilmiş değilim. Doktora alacağınız üniversite, benim gibi KHK ile atılan akademisyenlerin davalarında “davalı kurum” olarak yer almaktadır. Bu davalar halen devam ediyor ve pek muhtemeldir ki sizin başkanı olduğunuz AİHM önüne de gelecektir. Ancak siz o süreçte İstanbul Üniversitesi’nden fahri doktora diploması almış bir yargıç olacaksınız. Yüzlerce öğretim görevlisini haksız bir şekilde okuldan atarak işsizliğe ve yoksulluğa  mahkum eden bir üniversitenin fahri üyesi olmak bilmiyorum ne kadar övünç verici. Normal koşullarda Türkiye’yi ziyaret edecek olmanız tabii ki sevindirici olurdu. Maalesef ki durum böyle değil. 

Sayın Başkan,

Başkanı olduğunuz AİHM, AİHS kapsamında garanti altına alınan özgürlükler ve hakların teminatıdır. Başkanı olduğunuz AİHM’in hak koruyuculuğunun bir büyük hukuk şemsiyesi olarak herkesi kapsadığına inanmak istiyoruz. İnancımızın her zaman diri kaldığını söylemek ise zor.

Korona felaketine rağmen dört yıldır Silivri’de tutulan ve romanları 23 ülkede yayınlanmış olan 70 yaşındaki Ahmet Altan başvurusunda, bizzat sizin başkanı olduğunuz bölüm “öncelik” kararı vermişti. Mahkeme tarafından içeriğine de son derece hâkim olunmasına rağmen maalesef dört yıldır hâlâ o önceliği bekliyoruz. Tabii Ahmet Altan dosyası görüşülmesin, eğer bir gün görüşülürse de kesin bir ihlal çıkmasın diye kimlerin nasıl ve hangi gayretler içinde olduğundan da haberdarız. Ama bunun yeri burası olmadığı gibi yaşanılan bu büyük mağduriyeti o düzeyde konu etmek de benim üslubum değil. Kişisel tercihlerinizin nasıl tecelli edeceği tabii ki sizin takdirinizdedir. Her bir tercihinizin farklı sonuç ve yansımaları da olacağı açıktır.

Hukuk mağdurlarının büyük umutlar bağlamış olduğu, sözleşme ile kurulmuş, uluslararası yüksek bir mahkemenin başkanı olarak ziyaret edeceğiniz Türkiye’ye şimdiden hoş geldiniz.

Saygılarımla. 31.08.2020

Mehmet Altan

Mehmet Altan, 15 Temmuz 2016’daki askeri darbe girişimi sonrasında, darbe girişiminden bir gün önce kardeşi Ahmet Altan ile birlikte katıldıkları televizyon programında “darbe mesajı içeren söylemlerde bulundukları” gerekçesiyle hakkında başlatılan soruşturma nedeniyle gözaltına alınarak tutuklanmıştı. Ahmet Altan, Mehmet Altan ve Nazlı Ilıcak’ın da aralarında bulunduğu altı sanık, 16 Şubat 2018’de “cebir ve şiddet kullanarak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye teşebbüs etmek” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Yargıtay, sanıkların “anayasayı ihlal” suçunu işlediklerinin kanıtlanamadığını belirterek kararı bozdu. Yargıtay’ın kararının ardından, davanın tutuksuz sanığı Mehmet Altan için, 4 Kasım 2019’da beraat kararı çıktı. Aynı zamanda İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi İktisat Politikası Anabilim Dalı’nda profesör öğretim üyesi olarak görev yapan Altan, 29 Ekim 2016 tarihinde 677 sayılı KHK ile ihraç edildi. Altan’ın, göreve iade başvurusu OHAL Komisyonu tarafından reddedildi.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus