Dünya Alem’de bu hafta Medyascope programcısı İslam Özkan’ın konuğu eski Milli Eğitim ve Kültür Bakanı Hüseyin Çelik oldu. Çelik, eğitim sistemindeki çöküşü, toplumsal şiddeti, devletin makro politikalarını İslam Özkan’a değerlendirdi.
Eski Milli Eğitim ve Kültür Bakanı Hüseyin Çelik, Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’da düzenlenen silahlı saldırıların anlamını yorumladı. Çelik, Türkiye’nin içinden geçtiği süreci kriminal bir topluma dönüşme olarak tanımlarken, çözümün sadece asayiş tedbirlerinde değil, topyekûn bir dönüşümde olduğunu vurguladı. Saldırıları ayrı birer olay olarak görmenin büyük bir hata olacağını belirten Çelik, okulda yaşanan şiddetin, toplumun diğer katmanlarındaki çürümenin sadece bir yansıması olduğunu ifade etti.
Türkiye kriminal bir topluma mı dönüşüyor?
Bakanlığı döneminde serbest kıyafet uygulamasına en sert direnişi gösteren isimlerden biri olduğunu hatırlatan Çelik, bu politikanın okulları güvenliksiz alanlara çevirdiğini ifade etti. Çelik, “Bir okulun bahçesinde binlerce çocuk varken, kimin öğrenci kimin dışarıdan gelen bir art niyetli olduğunu anlamanız imkânsız hale geldi” dedi.

Saldırganların profilini analiz eden Çelik, dijital dünyanın çocukları zıvanadan çıkardığını belirtti. Kahramanmaraş saldırganının sosyal medya profilinde Amerikalı bir okul katilinin fotoğrafını kullanmasını “Geliyorum” diyen bir tehlike olarak niteleyen Çelik, ailelerin ve rehberlik servislerinin bu ekran zorbalığına karşı yetersiz kaldığını vurguladı.
Önlenemeyen toplumsal şiddet
Hüseyin Çelik, Türkiye’nin, suç istatistikleri üzerinde korkutucu bir tablo çizdiğini söyledi. Almanya ile Türkiye’yi kıyaslayan Çelik, her iki ülkenin nüfusu benzer olmasına rağmen Türkiye’deki mahkûm sayısının Almanya’nın yaklaşık 15-20 katı olduğunu belirtti.
Çelik, “Almanya’da 59 bin mahkûm varken, bizde denetimli serbestlikler ile birlikte bu sayı 1 milyona yaklaşıyor. Bu sadece bir asayiş sorunu değildir; bu, toplumun ruh sağlığının bozulduğunun kanıtıdır. Hırsızlık, gasp, uyuşturucu ve mafyatik ilişkiler artık günlük hayatın bir parçası haline geldi” dedi.
Hüseyin Çelik, bu şiddet sarmalının kaynağını siyasetin zehirli diline bağlı olduğunu söyledi. Siyasetçilerin birbirine hakaret ettiği, nezaketin ortadan kalktığı bir ortamda, gençlerin şiddeti bir çözüm yolu olarak görmesinin kaçınılmaz olduğunu ifade etti.
İdeolojik eğitim ve STK baskısı
Çelik, eğitimde her türlü aşırılığa karşı olduğunu ifade ederek, Kemalistlerin de dindar grupların da kendi ideolojilerini tek tip menü gibi öğrencilere dayattığını savundu. Hüseyin Çelik eğitimde çoğulculuğu savunarak şunları söyledi:
“Atatürk, fikri hür nesiller ister ama bugün her iki taraf da öğrencinin önüne tek bir düşünce koyuluyor. Bir tarafta sadece Necip Fazıl, diğer tarafta sadece Kemalist öğretiler var. Oysa gerçek eğitim, öğrenciye Nazım Hikmet’i de, Yaşar Kemal’i de, Mehmet Akif’i de aynı anda sunabilmektir.”








