Dünya Alem (52): Aleviliğin tarihsel serüveni | Ocakzade Ebuzer Leblebici ile söyleşi 

İSTANBUL (Medyascope) – Dünya Alem programında bu hafta İslam Özkan’ın konuğu Ocakzade Ebuzer Leblebici oldu. “Aleviliğin tarihsel serüvenibaşlıklı yayında Leblebici, Aleviliğin ortaya çıkışından Anadolu’daki tarihsel gelişimine, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinde yaşanan kırılmalardan günümüzdeki eşit yurttaşlık taleplerine uzanan süreci değerlendirdi.

Videonun özeti
Bu özet yapay zekâ tarafından hazırlanmış ve editör tarafından kontrol edilmiştir.
  • Ocakzade Ebuzer Leblebici, Aleviliğin tarihsel serüvenini, Anadolu’daki gelişimini ve Osmanlı ile Cumhuriyet dönemlerini ele aldı.
  • Aleviliğin kökeni Arapça ‘İsm-i Mensup’ kelimesine dayanır ve iki temel aidiyet üzerinden şekillenir.
  • Neseben Aleviliği, Hz. Muhammed’in Ehl-i Beyt’ine dayanırken, muhabbetten gelen Alevilik Hz. Ali’ye destek verenlerden oluşur.
  • İlk Aleviler, Hz. Ali’nin etrafında toplanan Selman-ı Farisi ve diğer Sahabe’dir.
  • Dedelik, Alevilikte belli bir liyakat gerektiren önemli bir makamdır ve toplumsal adalet mekanizmalarını yürütmüştür.

Ocakzade Ebuzer Leblebici, Aleviliğin ortaya çıkışını, Anadolu’daki tarihsel gelişimini, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinde yaşanan sancılı süreçleri anlattı. Günümüzde çok geniş bir inanç ve kültür havzasını ifade eden “Alevilik” kelimesinin aslında Arapça “İsm-i Mensup” (aidiyet bildiren kelime) kökenli olduğunu belirten Leblebici, Aleviliğin tarihsel olarak  iki temel aidiyet üzerinden şekillendiğini vurguladı.

Neseben (soydan gelen) Aleviliğin, doğrudan Hz. Muhammed’in Ehl-i Beyt’ine verilen isim olduğunu söyleyen Leblebici’ye göre gerçek Aleviler, peygamberin ve Şah-ı Merdan Hz. Ali’nin kanını taşıyanlardır. Leblebici, muhabbetten (sevgiden) gelen Aleviliğin ise Hz. Ali’ye ve onun yoluna muhabbet besleyen, onun siyasi ve dini duruşunu destekleyen kitlelerden oluştuğunu söyledi.

Aleviliğin tarihsel serüveni
Dünya Alem (52): Aleviliğin tarihsel serüveni | Ocakzade Ebuzer Leblebici ile söyleşi 

İlk Aleviler kimlerdir?

Leblebici, Sahabe döneminde Hz. Ali’nin etrafında kenetlenen Selman-ı Farisi, Mikdad bin Esved, Ebu Zer el-Gıfari, Huzeyfe, Üveys el-Karani (Veysel Karani) ve Ammar bin Yasir’in hem Sünni hem de Şii kaynaklarında “İlk Aleviler” (Ali yanlıları) olarak ortak bir şekilde kabul edildiğini belirtti. 

Alevilikteki hiyerarşik yapıya değinen Leblebici, her “Seyyid”in (Peygamber soyundan gelen) “Dede” olamayacağının altını çizdi. Dedelik makamının sıradan bir unvan olmadığını, toplumsal ve inançsal bir liyakat gerektirdiğini şu sözlerle ifade etti:

“Dede, Alevilikte görgüsü görülen, yol ve erkân yürüten, toplumun dini, siyasi hatta şifasını veren kişiye denir. Toplumun her alanında Hz. Peygamber’in nübüvvetini ve İmam Ali’nin velayetini temsil eder.”

1980’li yıllara kadar Alevi köylerinde devletin mahkemelerinden ziyade “Pir Meydanı”, “Pir Evi” veya “Ocak Evi” adı verilen toplumsal adalet mekanizmalarının işlediğini belirten Leblebici, arazi anlaşmazlıklarından kişiler arası kavgalara kadar her türlü sorunun Dedeler tarafından çözüldüğünü anlattı. Ebuzer Leblebici, haksıza ceza verilen, haklıya hakkının teslim edildiği bu sistemin, Tokat’tan Balkanlar’a, oradan Semerkant’a kadar uzanan geniş bir coğrafyada yüzyıllarca uygulandığını dile getirdi.

Kızılbaşlık öncesi dönem

Leblebici, Abbasiler döneminde başlayan ayrışmalarla “Şii” veya “Alevi” olarak anılan kitlelerin, daha sonraları Karmatiler, On İki İmamcılar gibi isimler aldığını, asıl büyük kırılmanın ise Ebu’l Vefa el-Bağdadi döneminde yaşandığını aktardı.

Tacü’l-Arifin Seyyid Ebu’l Vefa el-Bağdadi’nin Anadolu Aleviliğini ve Kızılbaşlığını şekillendiren en temel figür olduğunu belirten Leblebici, Mezopotamya kökenli bu büyük mürşidin ardıllarının Aleviliğin ana omurgasını oluşturan 14 temel ocaktan 11’ini kurduğunu söyledi. Alevi topluluklarının Kızılbaşlık ismini almadan önce “Vefailik, Haydarilik, Kalenderilik, Cavlakilik” gibi tarikat ile mezhep arası (meşrep) yapılar etrafında örgütlendiğini ifade etti.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Paylaş