Yunan asıllı IŞİD sözcüsünün eski eşi anlattı: “Ben peçe takmayı bırakıp bağımsız olmayı isterken o daha da radikalleşiyordu”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Londra’da, Bangladeşli bir ailenin kızı olarak doğup büyüyen Tania Joya, serbest gazeteci Amy Sedghi’ye, bir IŞİD sözcüsüyle evli olmanın nasıl bir deneyim olduğunu anlattı. Joya’nın hikayesinden öne çıkan kısımları Medyascope sizin için derledi.

Tania’nın eski eşi olan IŞİD sözcüsü Ebu Hasan el-Muhacir’in asıl adı John Georgelas. Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Teksas eyaletinde yaşayan Yunan bir ailenin oğlu olan John, 2001 yılında Müslümanlığı seçip Yahya ismini aldı ve Suriye’nin başkenti Şam’a gitti. John’un IŞİD içindeki yükselişine dair hikayeye daha önce Medyascope’ta yer vermiştik.  

Tania Joya: “1983 yılında Londra’nın kuzeyinde, Bangladeşli bir ailenin çocuğu olarak doğdum. Tek istediğim ‘bir İngiliz gibi’ yaşayabilmekti ama ailemden ‘iyi bir Müslüman olmak ve Batı toplumuyla içli dışlı olmamak’ konusunda çok ciddi baskı görüyordum. Ailemde hiçbir şey yolunda gitmiyordu. Ailenize güvenemediğinizde hiçbir otoriteye de güveniniz kalmıyor. 

17 yaşımdayken Londra’nın doğusuna taşındık. Yeni arkadaşlar edindim ama hepsi çok muhafazakâr ve çok dindar insanlardı. ‘Çok Batılı’ olduğum için beni kınadılar. Kendimi o kadar bunalmış hissediyordum ki yeni bir insan olmak, yeniden doğmak istiyordum. Üzerimde çok büyük etkisi olan kuzenim, üniversiteye gittikten sonra radikal grupların peşine takılmıştı. Bana halifelikten bahsetti. İnternet üzerinden yayılan, çok sayıda Suudi fetvaları okuyordum. Gerçeği aradığımı sanıyordum. 

2003 yılında, Londra’da Irak savaşını protesto eden bir yürüyüşteydim. Orada birileri elime bir kağıt parçası tutuşturdu. Üzerinde Müslümanlar’a yönelik bir evlilik sitesinin adresi vardı. İslamiyeti seçen ABD’li John Georgelas ile o site üzerinden tanıştım. John orta sınıf bir ailede büyümüştü, birden fazla dil biliyordu ve çok akıllı görünüyordu. Ona hayran kaldım. 

Londra’ya ilk gelişinde yani onu ilk görüşümde John ile evlendim. Evden ayrılmanın, ailemden uzaklaşmanın tek yolunun bu olduğunu düşünüyordum. Kısa bir süre sonra ABD’ye taşındık ve bir oğlumuz oldu. Ben peçe takmayı bırakıp daha bağımsız olmayı isterken John’un düşünceleri ve davranışları daha da radikal bir hal alıyordu. 2006’da John, İsrail yanlısı bir lobi grubunun internet sitesini ele geçirmekle suçlandı ve 3 yıl hapis cezası aldı. Maddi bağımsızlığım yoktu. John’a bağımlıydım ve istismara uğradığım bir evliliğin içinde olduğumun farkında bile değildim. 

John şartlı tahliye ile serbest bırakıldıktan sonra, üç çocuğumuzla önce Mısır’a oradan da İstanbul’a taşındık. Suriye’ye gitmekten bahsetti ama ben çocuklarımı oradaki savaşın içine sürüklememekte kararlıydım. Ancak İstanbul’da kalmaya devam edemezdik çünkü maddi olarak gücümüzü aşıyordu. John bana ve ABD’deki ailesine Antakya’ya taşınacağımızı söyledi. Bunun yerine doğrudan Suriye sınırına gittik. 

Bir gece yarısında bir otobüse bindiğimizde önce ne olup bittiğini anlayamadım. Beş aylık hamileydim ve çocuklarımla birkaç saatliğine de olsa oturabileceğimize, uyuyabileceğime seviniyordum. Güneş doğup da gözümü açtığımda Suriye sınırındaydık ve John, olay çıkarmamam için beni uyardı. 

Bir telefon bulur bulmaz John’un annesini aradım ve ona John’un hem bize hem de onlara yalan söylediğini, ailemizi Suriye’ye götürdüğünü anlattım. Telefonda ağlayarak onlardan yıllardır John’un izini süren FBI yetkililerine haber vermelerini istedim. Daha sonra FBI yetkilileri bana ABD’ye dönersem radikal bir örgüte katılmakla suçlanmayacağımı söyledi. 

Suriye’de şebeke suyumuz yoktu. Evin çatısındaki su deposuna ateş edilmiş, depo kullanılamaz hale gelmişti. Ne ben ne çocuklar sağlıklı beslenebiliyorduk. Çocuklarımı kaybetmekten korkuyordum. John, FBI ajanlarına yerini söylediğim için bana çok kızgındı. Ben ise bizi peşinden Suriye’ye sürüklediği için John’a çok öfkeliydim. Yüzümü kapatmayı, peçe takmayı reddediyordum ve John benim utanç verici bir eş olduğumu düşünüyordu. Çevresindekiler, beni terk etmesi ya da baskı altında tutması için onu sık sık tembihliyordu. 

Sonunda, John merhamet gösterdi ve çocuklarla birlikte oradan ayrılmamız için gereken ayarlamaları yaptı. Yol kapamalar ve çatışmalar nedeniyle oradan ayrılabilmek için üç hafta bekledik. John bir insan kaçakçısıyla anlaştı ve bizi götürmesi için ona para ödedi. Bizi götürecek bir kamyona atlamadan önce keskin nişancıların ateşi altında birkaç kilometre boyunca koşmak ve etrafı dikenli tellerle çevrili bir duvara tırmanmaya zorlandık.  

Kaçakçının bizi otobüs durağına götürmesi gerekiyordu ama bizi hiçliğin ortasında bıraktı. Yardımsever bir Türk, yolumuzu bulmamıza yardımcı oldu. Hayatta kaldığım için çok minnettardım. Çocuklarımın iyi bir hayat yaşamasını ve iyi insanlar olmalarını istiyordum. 

John, IŞİD’in kurduğu İslam Devleti’nin ve halifeliğin önde gelen destekçilerinden biri oldu. Onu bir daha hiç görmedim. Suriye’de bir başkasıyla evlendiğini öğrendim. Geçen yıl ise, John’un 2017 yılındaki bir bombalı saldırıda hayatını kaybetmiş olabileceğini öğrendim. 

Şimdi Teksas’ta, John’un ailesinden birkaç sokak ötede yaşıyorum. Çocukların büyükanneleri ve büyükbabalarına yakın olmasının iki taraf için de önemli olduğunu düşünüyorum. Şu anda evli olduğum adam saygılı ve anlayışlı bir insan. Sonunda kendim olabilme özgürlüğünü tattım ve bunu çok seviyorum. 

Birleşik Krallık’ta aşırılıkla mücadele eden Faith Matters adlı bir organizasyonda görev aldım. Her türlü aşırılıktan kurtulmanın anahtarı eğitim. Doğru verileri, gerçekleri sunmanız ve bilimden yana olmanız gerekiyor. Beni kurtaran şey buydu. Çok okudum, kendimi eğittim. Barış içinde yaşamak için ortak değerlere sahip olmalıyız.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus