Koronavirüsü yenenler anlatıyor – Cansu Eskiocak: “Binlerce insan aç ve işsiz kalmakla virüse yakalanmak arasında bir tercihe zorlanıyor”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Marmara Üniversitesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü’nden yeni mezun olan Cansu Eskiocak, sosyal mesafe kurallarına dikkat etmesine, ellerini sık sık yıkamasına ve dezenfektan kullanmasına rağmen koronavirüse yakalandı. 14 günlük tedavi süreci biten Cansu Eskiocak, yaşadıklarını Medyascope’a anlattı. Eskiocak, “112’yi aradım. Eve gelip test yapmadıklarını, ambülansla hastaneye götüremediklerini, taksiyle en yakın hastaneye gitmem gerektiğini söylediler. Yüzlerce insan testini yaptırdıktan sonra toplu taşıma kullanarak eve gitmek zorunda kalıyor” dedi. 

19 Ağustos Çarşamba günü şiddetli bir baş ağrısı çektiğini ancak migreni olduğu için koronavirüse yakalandığına ihtimal bile vermediğini söyleyen Eskiocak, test yaptırana kadar yaşadıklarını şöyle anlattı: “Günlerce geçmeyen ve diğer ağrılara pek benzemeyen bir ağrıydı. Gözlerimi bile açamıyordum. 21 Ağustos Cuma akşamı mide bulantım da başladı ve birkaç kez kustum. Üşüttüğümü, kustuğum için rahatlayacağımı düşündüm. Aklıma hiç virüsün bulaşma ihtimali gelmedi çünkü önlemlerimi aldığımı düşünüyordum. Ertesi gün şiddetli baş ağrısı ve mide bulantısına kas ve eklem ağrıları, öksürük ve ateş eklendi. Parmağımı dahi oynatamıyordum, ayaklarım beni taşımıyordu, birkaç adım atınca nefes nefese kalıyordum.”

“Yüzlerce insan test yaptırdıktan sonra toplu taşıma kullanarak eve gitmek zorunda kalıyor”

Koronavirüs olma ihtimalini düşündükten sonra 112 Acil Servisi’ni arayıp durumunu anlatan Eskiocak hastaneye taksiyle gitmek zorunda kaldı:

“Eve gelip test yapmadıklarını, ambülansla hastaneye götüremediklerini, taksiyle en yakın hastaneye gitmem gerektiğini söylediler. 23 Ağustos Pazar günü gidip testimi yaptırdım. Her ne kadar maskemi ve eldivenimi taksam da taksi şoförü için ve hatta benden sonra taksiye binecekler için riskli bir durum olduğunun farkındayım. Yüzlerce insan testini yaptırdıktan sonra toplu taşıma kullanarak eve gitmek zorunda kalıyor, böylece virüs de daha fazla insana bulaşıyor.” 

“Önlemimizi alsak da yeterli olmuyor”

Test yaptırdıktan birkaç saat sonra telefonla arandığını söyleyen Eskiocak, pozitif olduğunu öğrenir öğrenmez, son bir hafta görüştüğü kişilere ulaşıp haber verdi. Test yaptıran arkadaşlarının sonuçları negatif çıktığını söyleyen Eskiocak, “Virüsün nasıl bulaştığına dair bir fikrim yok, her ne kadar önlemimizi alsak da yeterli olmuyor. Salgının halk sağlığı gözetilmeden ve kişisel korunma önerileriyle yönetildiği bir ülkede yaşıyoruz. Bu sebeple bireysel olarak alacağımız tedbirler de yetersiz” dedi. 

“Hasta olmasaydım belki de şu an bir işim olacaktı”

Şu an çalışmayan Eskiocak bir süredir iş aradığını söyledi. Test sonucunun pozitif olduğunu öğrendikten 10 gün sonra bir iş görüşmesine çağrılan Eskiocak, test sonucu pozitif olduğu için görüşmeye gidemedi:

“Hasta olmasaydım belki de şu an bir işim olacaktı. Eşitsizliği derinleştiren bir sürecinin içerisindeyiz. Binlerce insanın aç ve işsiz kalmakla virüse yakalanmak arasında bir tercihe zorlandığını söylememiz mümkün. Bütün o ‘Evde kal’ çağrılarına rağmen evde kalmamız mümkün değil. İyileşir iyileşmez çıkıp, iş aramaya devam edeceğim ve virüse tekrar yakalanma ihtimalim de oldukça yüksek.”

“Hasta olduğumu Twitter’dan duyurduktan sonra dayanışma mesajlarının yanı sıra taciz mesajları da aldım”

Test sonucu pozitif çıktıktan sonra sonucunu Twitter’dan duyurduğunu anlatan Eskiocak, “Pek çok dayanışma ve iyi dilek mesajı aldım. İçimde bir umut doğdu ancak taciz içerikli mesajlar da aldım. O durumda bile erkekler tarafından tacize maruz bırakılabiliyorsunuz işte” diye konuştu.

Cansu Eskiocak şu an kendini iyi hissediyor. Biraz halsizliğinin olduğunu dile getiren Eskiocak, kendini hayata nasıl motive ettiğini şu cümlelerle anlatıyor:

“Dışarıda gürül gürül akan bir hayat olduğunu hissedebilmek için elimden geldiğince pencereden dışarı bakmaya çalışıyorum. İnsanları, kedileri, köpekleri, arabaları, pencerenin önüne konan kuşları seyretmek bana iyi geliyor. Hemen toparlanmak ve aralarına karışmak istiyorum.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus