Gelecek Partisi lideri Ahmet Davutoğlu’ndan iktidara: “Musibet bizatihi sizsiniz”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Partisinin Mersin 1. Olağan Kongresi’nde konuşan Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek ile birlikte hareket etmesini eleştirdi. Davutoğlu kongredeki konuşmasında iktidara, “Sabredecek olan milletse, musibet bizatihi sizsiniz demektir. Milletimizin başındaki en büyük musibet, aile şirketine dönmüş olan bu iktidardır” diyerek yüklendi.

Davutoğlu’nun konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

“Yeni Türkiye iddiasından vazgeçerek eski Türkiye’nin 28 Şubatçı aktörleriyle omuz omuza veren iktidar sahipleri önümüze her türlü engeli koydu. Eski Türkiye aktörlerine karşı omuz omuza mücadele verdiği arkadaşlarını terk eden Erdoğan bizlere engel olmaya çalışırken, sağına aldığı 28 Şubat döneminin koalisyon ortağı Bahçeli ve soluna aldığı ’28 Şubat hâlâ devam ediyor’ diyen, o dönemin başörtüsü ve ezan düşmanı Perinçek bize saldırıyor. Demokrasiye karşı otoriter ve dışlayıcı bir siyaseti savunan bu koalisyon ortaklarına daha düne kadar FETÖ’nün Türkiye sözcülüğünü yapan ve bugün yandaş gazete köşelerinde keyif süren kripto FETÖ’cüler eşlik ediyor.”

“Milletimizin başındaki en büyük musibet aile şirketine dönmüş olan bu iktidardır”

“Erdoğan milletimizi musibetler, yokluklar ve zorluklar karşısında sabretmeye davet etmiş. Erdoğan’ın bu sözlerinden musibetlere kimin sabredeceğini öğrenmiş oluyoruz: Millet sabredecek. Peki sabredecek olan milletse musibet kim? Millet hangi musibete sabredecek ve bu musibetin failleri kim? Sabredilmesi gereken musibet fakirlikse, işsizlikse, enflasyonsa, yolsuzluksa, hukuksuzluksa bu fakirliğin ve hukuksuzluğun failleri özneleri kim? Sabredecek olan milletse, musibet bizatihi sizsiniz demektir. Milletimizin başındaki en büyük musibet aile şirketine dönmüş olan bu iktidardır.”

“Küçük bir esnaf bile ‘Doları umursamıyorum’ diyeni yanına çırak olarak almaz”

“Bu millet sizi vaaz verin diye seçmedi. Bu millet sizi iş yapın diye seçti, iş. Ülkenin ekonomisi fiilen iflas etmiş ama bu hükümetin gündemine bile giremiyor. Çok ucuz bir şark kurnazlığı ile bu sorumluluktan kurtulacaklarını düşünüyorlar. Biz sefamızı süreriz, şatafat içinde yaşarız, yediğimiz önümüzde yemediğimiz arkamızda olur, millete de ‘sabret’ deriz. Bu nasıl bir arsızlıktır?

Yüz milyarlarca dolar borcu olan ülkenin ekonomi bakanına, koalisyon hükümetine ‘doları umursaması’ gerektiğini anlatmak zorunda kalıyoruz. Böyle bir rezalet olabilir mi? Dış ticaretimizin merkez üslerinden birisi olan, dolayısıyla kurun ne demek olduğunu her gün yaşayan Mersin’deki küçük bir esnaf kardeşimiz bile ‘Kuru, doları umursamıyorum’ diyen birini yanına çırak olarak bile alır mı, kasasını ona emanet eder mi? Biz milletin hazinesini, nesillerimizin geleceğini bunlara nasıl emanet ederiz, Allah aşkına? Bu nasıl bir rezalettir.

Böyle bir ekonomi programı olabilir mi? Sayın Bakan tamam anladık dolara bakamıyorsun ama en azından önüne bakmayı öğren. Yahu nasıl bu ülkenin 2023 Ekonomik Büyüklük hedefi 2007’nin seviyesi olabilir. 2007’yi, 2006’yı, 2005’i hedeflemek de nedir? Ben size söyleyeyim bütün bunların bir tek ismi vardır: Bu koalisyon iktidarının ekonomi hedefi kendi ifadeleriyle ‘Türkiye’yi küçültme hedefidir.’ Ekonomik seviye olarak kendisine 2007’ye ulaşmayı koyan bir program Türkiye’yi küçültme programıdır. Bunlara lazım olan küçük, içine kapanmış, demokrasiden istifa etmiş; aile şirketi gibi yönetecekleri bir Türkiye’dir.”

Devlet Bahçeli’ye: “Bizimle uğraşacağına, seçim kazanmak için ‘Serok Apo’dan mektup getirenlerle uğraş”

“Bahçeli, geçenlerde yine bizi aşağıladığını düşünerek ‘Serok Ahmet’ demiş. Sen Ahmet Davutoğlu’nu boş ver. Sen niçin milyonlarca Kürt vatandaşımızın diline hakaret ediyorsun, hiç mi asgari saygın yok? Sayın Bahçeli’nin ve bugün iktidar sahiplerinin bilmeden övünerek cihan devletleri diye andıkları Selçuklu ve Osmanlı devletlerimiz yönettikleri halkların dillerine küçümseyerek baksalardı cihan devleti niteliği kazanamazlardı. Bahçeli bölücülükle mücadele etmek istiyorsa Kürtçe’yle ve bizimle uğraşacağına, seçim kazanmak için ‘Serok Apo’dan mektup getirenlerle, kırmızı bültenle aranan onun kardeşi Osman Öcalan’ı devlet televizyonuna çıkaranlarla uğraşsın.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus