İran’dan Türkiye’ye kaçan bir siyasi sığınmacının hikayesi: “İslami rejim yüzünden kendimi tehlikede hissediyorum”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Haber ve Kurgu: Okan Yücel & Özgür Özdemir

Kamera: Fehimcan Şimşek 

İranlı Soruş (*), 2014 yılının Ocak ayında eşiyle birlikte bir trene binerek İran’dan Türkiye’ye kaçtı. Kayseri’de trenden inen Soruş, daha önce kendisi gibi İran’dan Türkiye’ye kaçan abisiyle yaklaşık bir sene boyunca birlikte yaşadı.

Soruş, ilk olarak Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’ne (BMMYK) başvurarak üçüncü bir ülkeye yerleşme talebinde bulundu. Ancak BMMYK, politik mülteci olma talebini ileten Soruş’un bu isteğini reddetti. BMMYK’nın aktif olarak dosyalara bakmayı bıraktığını belirten Soruş, Kayseri Göç İdaresi Müdürlüğü‘ne başvuruda bulundu. Ancak başvurusu kendi deyimiyle yapılan “yüzeysel mülakatlar” sonucunda reddedildi.

İran ajanları ve istihbarat elemanları tarafından tehdit edildiğini belirten Soruş, büyük bir belirsizlik ve kaygı içinde olduğunu söylüyor. Soruş hem İran’da hem de Türkiye’de yaşadıklarını Medyascope’a anlattı.

“2009’daki seçimlerden sonra tutuklandım, işkence görüm ve tehdit edildim”

Soruş’un İran’daki siyasi faaliyetleri 2009 seçimleri ile başladı. 2009 yılında İran’daki cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki şaibeler dünya kamuoyunda da büyük ses getirmişti. Seçimlere ilişkin bazı arkadaşlarıyla birlikte fotoğraf ve video çektiklerini anlatan Soruş, rejimin baskısından dolayı bunları uzun süre kullanamadıklarını söyledi. Ardından görüntüleri alan kişilerle bir araya gelip bunları birleştirerek bir belgesel hazırlama çabasına giren Soruş, bu yüzden başlarının belaya girdiğini söyledi.

Belgesel hazırlama çabalarından dolayı arkadaşlarıyla beraber gözaltına alınan Soruş, 10 gün boyunca işkenceye maruz kaldığını; tutuklanma ihtimallerine karşın kayıtları yaktığını ve herhangi bir delil bulunamadığı için serbest bırakıldığını aktardı.

“Bana ‘Eğer sokakta biri seni sebepsiz yere bıçaklayıp kaçarsa nedenini iyi hatırla’ dediler”

Bir süre sonra yeniden gözaltına alınan Soruş, o dönemi şöyle anlattı: 

“Bundan yaklaşık bir sene sonra, Türkiye’de abimi görmeye geldiğim bir ziyaretin ardından İran’a dönünce tekrar gözaltına alındım ve bana niye Türkiye’ye gittiğimi, kimlerle bağlantılı olduğumu, kime bilgi verdiğimi, ne yaptığımı sordular. Bana ‘Eğer sokakta bir araba nedensiz yere sana çarparsa nedenini iyi hatırla’ dediler. Ayrıca hangi sebepten gözaltına alındığıma bakılmaksızın siyasi dosyamın yeniden açılacağını söylediler. Ben de kaçmak zorunda kaldım. Kaçmadan önceki beş gün boyunca Tahran’da istihbarat ajanlarından ve devrim muhafızlarından kaçarak sokaklarda yaşadım.”

Soruş henüz mülteci olarak tanınmıyor

Soruş, Türkiye’ye geldikten sonra BMMYK’ya başvurarak başka bir ülkeye yerleşmek istedi. Türkiye, Avrupa Konseyi ülkeleri dışında göçmen kabul eden bir ülke değil. Dolayısıyla Türkiye’ye göçün en fazla yaşandığı İran, Irak, Afganistan ve Suriye gibi ülkelerden gelen sığınmacılar BMMYK aracılığıyla üçüncü bir ülkeye yerleşme talebinde bulunuyor. Bu süre zarfında ise işlemler tamamlanana kadar Türkiye’de yaşıyorlar ve kendilerine “şartlı mülteci” statüsü tanınıyor. Ancak Soruş, şu ana kadar yaptığı başvuruların hiçbirinden olumlu cevap alamadı. Yani Soruş an itibariyle “uluslararası koruma talebinde bulunan kişi” statüsü taşıyor ve henüz mülteci olarak kabul edilmiyor.

Politik aktivistlerin, üçüncü ülkelere kabullerinin daha zor olduğunu belirten Soruş, özellikle koronavirüs salgınından dolayı pek çok ülkenin göçmen veya mülteci kabul etmeyi durdurduğunu anlattı. Soruş’un  abisi ise 2016 yılında Kanada’ya yerleşti. BMMYK başvurusunu reddetse de hiç değilse mülakatların profesyoneller tarafından yapıldığının altını çizen Soruş, Kayseri Göç İdaresi kurulduğundan beri her şeyin daha karmaşık hale geldiğini vurguladı. Kayseri Göç İdaresi’nde girdiği mülakatın oldukça yüzeysel olmasından şikâyet eden Soruş mülakatta yaşadıklarını şöyle anlattı: 

“Göç İdaresi denen yerde kimse İngilizce bilmiyor”

“Benim mülakatımda bulunan kişi kesinlikle profesyonel değildi. Örneğin ben bir film editörü olduğumu söylemiştim. Tercüman bunu bilmiyordu. Bunu tercümana açıkladım. Sonra tercüman bunu kadına açıkladı ancak kadın film editörünün ne olduğunu bilmiyordu. Film montajının ne olduğunu bilmiyordu. Ona çevirdiğim bir kitabın Amazon’da satıldığını gösterdim, ancak Amazon’un ne olduğunu bile bilmiyordu. Belki de bilmiyor gibi yapıyordu, gerçekten bilmiyorum. Buraya Göç İdaresi deniyor. Hiç kimse İngilizce konuşmuyor. Bir kişi bile. Farsça konuşan insanlar var, Arapça konuşanlar var. Ancak kimse İngilizce konuşmuyor ve buraya Göç İdaresi deniyor. Tercüme sırasında kelimeler değişebilir. Neden bahsettiğimi biliyorsun ama başıma gelenler benim tarafımdan dile getirilmeli, bir tercüman tarafından değil. Neden İngilizce konuşan bir çalışan yok? Bu bizim kaderimiz, bizim geleceğimiz. Hayatım başka birinin kararıyla değişebilir. Bu karar kişisel olmamalı.”

“İtirazlarım reddedilirse ‘Nereye gidersen git’ diyecekler ve nereye nasıl gideceğimi hiç önemsemeyecekler”

Bütün itirazlarının reddedilmesi durumunda Türk yetkililerin ülkeyi terk etmesini talep edeceğini belirten Soruş, “İtirazlarım kabul edilmezse bana ‘Ülkeyi terk et’ diyecekler, nasıl ve nereye olduğunu da hiçbir şekilde önemsemeyecekler” dedi. Soruş, aynı zamanda kendisini inanç bakımından “agnostik ateist” olarak nitelerken bunun da başvurularının reddedilmesinde kişisel bir motivasyon oluşturmuş olabileceğinden şüpheleniyor. Soruş, aynı zamanda İranlı mültecilerin hepsinin başvurusunun benzer şekilde reddedildiğini ifade etti.

“İran’da en temel insan haklarına bile saygı duyulmuyor”

Soruş, İran’nın içinde bulunduğu mevcut koşulları anlatırken İran’da en temel insan haklarına bile saygı duyulmadığını söyledi. Dinî inanç ya da siyasi görüş açısından rejime aykırı düşünceleri benimseyen kişilerin İran’daki yaşam haklarının ellerinden alındığını aktaran Soruş, ülke genelinde büyük bir sansür uygulandığını ve ekonominin oldukça kötü durumda olduğunu da sözlerine ekledi. 

“Birkaç kez yasadışı yollardan kaçmayı düşündüm”

Türkiye’de yaşamaktan memnun olduğunu ifade eden Soruş, İran ajanlarından korktuğunu ve yasal sürecin bir türlü ilerlemediğini gördüğü için eşiyle birlikte birkaç kez yasadışı yollardan Türkiye’yi terk etmeyi düşündüklerini ancak bundan vazgeçtiklerini söyledi. 

“İran’ın komşusu olmasaydı Türkiye’de yaşamayı isterdim. Ancak burada yaşamaktan korkuyorum”

Ailesinin hâlâ İran’da yaşadığını belirten Soruş, ailesini ve arkadaşlarını özlediğini ancak rejim nedeniyle asla İran’a dönemeyeceğini söyledi. Türkiye’de bulunmaktan memnun olsa da ülkenin İran’a yakın olmasının büyük bir korku kaynağı olduğunu belirten Soruş, “Türkiye eğer İran’a yakın bir ülke olmasaydı hayatımın kalanını burada geçirmeyi isterdim. Ancak burada bulunduğum süre boyunca kendimi hep tehdit altında hissediyorum. İranlı arkadaş edinmek konusunda oldukça ihtiyatlı davranıyorum. Burada hiçbir siyasi faaliyette bulunamıyorum. Bundan korkuyorum” dedi.

*Soruş güvenlik gerekçesiyle kendi adını kullanmak istemedi ve söyleşinin kalabalık bir yerde yapılmasını talep etti.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus