Ukrayna’dan uzakta, savaşın içinde: Diasporadaki gençler göçü, kimliği ve diasporayı Medyascope’a anlattı

İSTANBUL (Medyascope) – Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik işgali sonrası Almanya’ya, Japonya’ya ve Birleşik Krallık’a göç eden Yaroslav, Daniil ve Kateryna ülkeden ayrılışlarını, diasporadaki dayanışmayı, Ukraynalı kimliğini ve savaş sonrası geri dönüş sorununu anlattı.

Ukraynalı
Ukraynalı gençler göçü ve diasporayı Medyascope’a anlattı

Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik tam kapsamlı işgali, milyonlarca Ukraynalının hayatını değiştirdi. Savaş başladığında çocukluklarının, öğrenciliklerinin ya da gençliklerinin ortasında olan üç genç; Yaroslav Suhak, Daniil ve Kateryna, Medyascope’a göçün kendileri için ne anlama geldiğini anlattı. 

Yaroslav: “Savaş filminden çıkmış bir diyalog gibiydi

18 yaşındaki Yaroslav, Ukrayna’nın Poltava kentinde doğup büyüdü. Bugün Kyiv-Mohyla Akademisi’nde Uluslararası İlişkiler öğrencisi; eğitimini Justus Liebig Giessen Üniversitesi ile yürütülen ortak program kapsamında Almanya’da sürdürüyor.

Yaroslav’ın Ukrayna’dan ayrılışı doğrudan bir kaçış planı olarak başlamadı. Ailesi, savaş başlamadan kısa süre önce Mısır’a tatile gitti; dönüş tarihi 2 Mart’tı. Ancak o dönüş hiç gerçekleşmedi.

“Benim durumum oldukça sıradışı. 14 Şubat 2022’de annem, kız kardeşim ve ben tatil için Mısır’a uçtuk. 2 Mart’ta eve dönmemiz gerekiyordu, fakat dönemedik. Savaşın hemen öncesinde ailemizdeki atmosfer oldukça gergindi. Rus askerlerinin ‘askeri tatbikat’ bahanesiyle sınıra yığıldığına dair haberler çıkınca Ukrayna’daki insanlar ikiye ayrılmıştı: Savaşın kaçınılmaz olduğuna inananlar ve 21. yüzyılda böyle bir şeyin mümkün olmadığına inananlar. Annem ve ben ikinci gruptaydık. Babam ise savaşın geleceğinden kesinlikle emindi.

Babamın askeri, savunma ve siyasi çevrelerden arkadaşları onu sürekli uyarıyor, çok geç olmadan ülkeyi terk etmenin daha iyi olacağını söylüyordu. Fakat babamın güçlü vatanseverlik duygusu evimizi öylece terk etmesine izin vermiyordu. Aynı zamanda bir baba olarak eşinin ve çocuklarının saldırıya uğramak üzere olan bir ülkede kalmasını da kabul etmiyordu. ‘Ülkeden kaçalım’ demek yerine Mısır’da iki haftalık bir tatil önerdi. Biz tatile gidecektik ve döndüğümüzde ortam normalleşecekti. Bunu umarak gittik.

Uçuştan önceki bir gece mutfağa inmiştim ve babamın, savaş çıkarsa ne yapması gerektiğine dair anneme talimatlar verdiğini duydum. Bu, tam anlamıyla bir savaş filminden çıkmış bir diyalog gibiydi. Anneme yanında dolar, euro ve kartlarında para bulundurmasını söylüyordu. Ayrıca iletişim kesilirse her ayın ilk çarşamba günü saat 18.00’de, altı ay önce Gürcistan’da gittiğimiz belirli bir kafede kendisini beklemesini söyledi. O zamanlar babamın sadece paranoyakça davrandığını düşünmüştüm.

14 Şubat’ta babam bizi Kiev Havalimanı’na götürdü. Kışlık kıyafetlerimizi arabasında bıraktık; sıcak Mısır’da onlara ihtiyacımız olmayacağından emindik. Babama veda ettiğim anı çok net hatırlıyorum. Kısa süre içinde birbirimizi tekrar göremeyeceğimizi bilen tek kişi oydu. Geriye dönüp baktığımda, ona daha sıkı sarılmadığım için derin bir pişmanlık duyuyorum; çünkü onu bir sonraki görüşüm yedi ay sonra olacaktı.”

“Yarik, minibüsümüze ateş açıldı; savaş başladı”

Yaroslav, savaşın başladığını Mısır’da, sosyal medyadan ve bir arkadaşının telefonuyla öğrendi.

“23 Şubat gecesi uyuyamadım. Saat 04.00 civarında Instagram ve Telegram akışım tanklar, patlamalar ve hava çatışmalarına dair haberler, fotoğraflar ve videolarla doldu. Her şey Rusya’nın Ukrayna’yı işgal ettiğini gösteriyordu. İlk 15 dakika boyunca tamamen inkâr halindeydim; panikle tüm kaynakları kontrol ediyordum.

Saat 05.00 civarında arkadaşım beni aradı. Yüzme takımıyla Türkiye’deki bir kamp için uçağa binmek üzere Kiev Havalimanı’na gidiyordu. Sadece şunu söyledi: ‘Yarik, minibüsümüze ateş açıldı! Poltava’ya geri dönüyoruz. Aileni uyandır, savaş başladı!’ O noktada bütün şüphelerim ortadan kalktı.

Annemin odasına koştum: ‘Anne, anne, uyan! Savaş başladı, Rusya saldırdı!’ Annem kâbus gördüğümü sandı ve ‘Yariçek, her şey yolunda, sadece rüya görmüşsün, yatağına geri dön’ dedi. İki saat sonra bu kez annem beni savaşın başladığını haykırarak uyandırdı. Ardından ailemizin geri kalanına yapılan panik dolu telefon görüşmeleri, şok ve gözyaşı seli geldi.”

Mısır’dan Frankfurt’a

Ukrayna hava sahasının kapanmasıyla Yaroslav ve ailesi Mısır’da mahsur kaldı. Bir süre sonra Ukraynalıların Almanya ya da Polonya’ya tahliye edileceği duyuruldu.

“Mısır makamları tüm Ukraynalıların konaklamasını ücretsiz olarak uzattı. Yetkililer bile bu savaşın kısa sürede biteceğini ve herkesin evine döneceğini düşünüyordu. Ancak günler geçtikçe ve Ukrayna hava sahası kapalı kaldıkça binlerce mülteciyi otellerde tutmak sürdürülemez hale geldi.

Oradayken başka bir Ukraynalı aileyle tanıştık: Oksana adında bir anne ve iki kızı. Başta Letonya’ya bilet aldılar; çünkü oradaki geniş Rusça konuşan nüfusun entegrasyonu kolaylaştıracağını düşünüyorduk. Ancak uçuştan iki gün önce tüm Ukraynalıların acilen Almanya ya da Polonya’ya tahliye edileceği duyuruldu. Toplanmak için bize yalnızca iki saat verildi. Almanya’yı seçtik. Büyük valizlerimizi geride bıraktık; sadece sırt çantalarımızla yola çıktık.

Frankfurt’a indiğimizde kayıt için havalimanındaki polis merkezine götürüldük. Yaklaşık 60-70 kişi için sadece beş sandalye vardı. Ukraynalıların çoğunun İngilizce konuşamadığını fark ettim. Büyükannem İngilizce öğretmeniydi; 4 yaşımdan beri İngilizce öğreniyordum. Polis memurları ile mülteciler arasında çeviri yapmaya başladım.

En kritik sorunun ‘Kalacak bir yeriniz var mı?’ olduğunu fark ettim. Evet diyenlerin geçmesine izin veriliyordu; hayır diyenler ise mülteci kampına götürülüyordu. Annemin ve Oksana’nın yanına koştum. Spor salonu seçeneği korkunç geliyordu. Sıramıza beş dakika kala Google Maps’ten Frankfurt’ta rastgele bir ev adresi buldum, yaygın Alman isimlerine baktım. Memura bunun bizi bekleyen bir arkadaşımıza ait olduğunu söyledim. Sisteme kaydetti ve geçmemize izin verdi. Aynı numarayı Oksana’nın ailesi için de yaptım.”

Yaroslav’ın ailesi önce mültecileri kabul eden bir kadının evine yerleşti. Ancak evin koşulları zordu. Daha sonra Eva adlı bir Alman kadının yardımıyla Bad Kreuznach yakınlarındaki Wallhausen köyüne taşındılar.

“Dışarıda kar yağıyordu ve biz hâlâ Mısır’dan kalma yazlık kıyafetlerimiz içindeydik. İlk kaldığımız ev buz gibiydi; duvarımızdaki çatlaktan rüzgâr içeri giriyordu. İkinci dondurucu geceden sonra annelerimiz daha iyi bir yer aramaya çıktı. O akşam Eva adında harika bir kadınla döndüler. Eva bizi Wallhausen adlı güzel bir Alman köyüne götürdü. Ailesi bizi bodrum katlarında ağırladı; burası iki yatak odası, özel banyolar ve sonradan mutfağa dönüştürdüğümüz ortak alanıyla döşenmiş bir misafir dairesi gibiydi.”

Okul, kabul ve Ukraynalı kimliği

Yaroslav için Almanya’daki en büyük zorluklardan biri okul sistemine uyumdu. Wallhausen’daki ilk okul deneyimi olumlu geçse de, şehirdeki Gymnasium’da karşılaştığı tablo farklıydı.

“Bir hafta sonra Eva bize Alman yasalarına göre 11 ile 18 yaş arasındaki çocukların okula gitmek zorunda olduğunu söyledi. Oksana’nın büyük kızı Polina ve ben yerel okula kaydolduk. Çocuklar ve öğretmenler bize harika davrandı. Dil kurslarına katıldık ama aynı zamanda İngilizce ve matematik gibi normal derslere de girdik. Arkadaşlar edindik ve orada 8. sınıfı bitirdik; aynı zamanda Ukrayna’daki okulumuzu uzaktan sürdürdük. Hackenheim’a taşındıktan sonra şehirdeki bir Gymnasium’a kaydolduk; ama atmosfer köy okulundan tamamen farklıydı. Yerel çocuklar bizi görmezden geliyordu, öğretmenler de bizi ciddiye almıyordu. Ukrayna’daki okul müfredatının aslında Alman müfredatından daha güçlü ve derinlikli olduğunu fark ettim. Konuları zaten bildiğim için derse katılmaya çalışıyordum, fakat öğretmenler bizi tamamen görmezden geliyordu.

Sonraki 2,5 yılı 10. sınıfı bitirmeye çalışarak geçirdik. Yıl sonunda okul yönetimi, Ukraynalı öğrencilerin hiçbirinin 11. sınıfa geçmesine izin vermedi; yaşımız ya da akademik performansımız ne olursa olsun hepimizi 10. sınıfı tekrar etmeye zorladılar. Neyse ki Ukrayna’daki okul eğitimimi hiç bırakmamıştım. Ukrayna’daki okulumdan dışarıdan mezun oldum ve şu anki üniversite programıma kabul edilmemi sağlayan şey de bu oldu.”

Parayı ödedi, bize döndü ve ‘Ukrayna’ya şan olsun’ dedi

Yaroslav, Almanya’da Ukraynalılara yönelik genel tutumun özellikle savaşın başında destekleyici olduğunu söyledi.

“Wallhausen’daki ilk günlerimizde Polina ile bir süpermarkete gittik. Ailelerimiz bize kişi başı 10 euro vermişti; Ukrayna’da olmayan Alman şekerlemeleri almak istiyorduk. Kasada İngilizce konuşmaya çalışırken yaşlı bir Alman beyefendi önümüze geçti, aldıklarımızı işaret etti ve kasiyere onları da kendi hesabına eklemesini söyledi. Parayı ödedi, bize döndü ve ‘Ukrayna’ya şan olsun’ dedi. Bu bizi inanılmaz mutlu etmiş ve çok duygulandırmıştı.

Genel tutum zamanla daha nötr, gündelik bir kabullenişe dönüştü. Başlangıçtaki duygusal merak dalgası artık dengelendi ve biz basitçe Alman hayatının normal dokusuna entegre olduk. Dürüst olmak gerekirse, umabileceğimiz en iyi sonuç da buydu.

İlk geldiğimiz zamanı hatırlıyorum; herkesin vatanseverlik duygusu inanılmaz derecede yüksekti. Hepimiz bunun kısa sürede biteceğini, kazanacağımızı ve Ukrayna’daki evlerimize döneceğimizi düşünüyorduk. Fakat gerçekliğin başka planları vardı. Zamanla, bir genç olarak odağım yeni ortama uyum sağlamaya ve kim olduğumu anlamaya kaydı. O yoğun ulusal bağlılık hissi kaybolmadı ama arka plana geçti.

Son bir buçuk yılda Ukraynalı kimliğime dair hissim çok daha güçlü hale geldi. Bunun iki temel nedeni var: Poltava’ya yönelik saldırıların yoğunlaşması ve üniversite tercihim. Babanızın orada, saldırıların altında olduğunu bildiğinizde haberleri bambaşka bir acıyla takip ediyorsunuz. Fiziksel olarak Almanya’da olsam da Ukraynalı hocalarla çevrili olmak beni yeniden doğrudan kendi kültürüme ve ülkemin siyasi gerçekliğine çekti.”

Diasporada dayanışma

ukraynalı
Ukraynalı gençler göçü ve diasporayı Medyascope’a anlattı

Yaroslav, Almanya’daki Ukrayna diasporasının savaşın ilk günlerindeki bireysel yardımlardan daha örgütlü bir dayanışmaya dönüştüğünü söyledi.

“Başlangıçta destek daha çok bireysel düzeydeydi. İnsanlar para bağışlıyor, ilaç gönderiyor ve ellerinden ne geliyorsa onu yapıyordu. Fakat daha fazla Ukraynalı gelip yerleştikçe topluluk çok daha örgütlü ve birleşik hale geldi. Bu süreç, basit banka transferlerinden Avrupa Birliği’ni Ukrayna’yı desteklemeye çağıran mitinglere, oradan da doğrudan sahaya dokunan gönüllülük faaliyetine dönüştü.

Askerlerimiz için siper mumları yaptım, insani yardım malzemeleriyle dolu kargo kamyonlarının yüklenmesine yardım ettim. Ukrayna’ya tıbbi ekipman, hastane yatağı, tekerlekli sandalye ve uzun raf ömrüne sahip gıda gönderdik. Annem ve babamın girişimiyle kurulan ‘Mama Protection’ adlı yardım fonu bugün hâlâ Ukrayna ordusuna ve ihtiyaç sahibi sivillere destek veriyor.”

Daniil: Japonya’da yeni hayat, eski evin eksikliği

Daniil ise savaşın başlamasıyla birlikte annesinin ülkesi Japonya’ya yerleşti. Ukrayna’dan çıkmak için Polonya sınırına doğru saatlerce yürüdüklerini anlattı.

“Ukrayna’dan ayrılma süreci oldukça zorluydu. Büyükannemle birlikte yalnızca sınıra ulaşabilmek için arabada yaklaşık üç-dört saat geçirdik. Ardından dondurucu kış soğuğunda, akşam 9’dan sabah 6’ya kadar yaklaşık dokuz saat boyunca yürüdük ve bekledik. Sonrasında Polonya’da akrabalarımla buluştum, iki hafta kaldım ve Japonya’ya gittim. Ukrayna’dan ayrılma sebebim kendi elimde değildi. O dönem 17 yaşındaydım. Rus güçlerinin Kiev’e doğru ilerlediği dönemde ailem, beni ve büyükannemi başka bir yere götürmeye karar verdi.”

Japonya’da Daniil’in en çok zorlandığı konu gündelik iletişimdi. Ukrayna’da tanıdığı sokakların, dükkânların ve sıradan karşılaşmaların yerini daha sınırlı bir sosyal hayat aldı.

“Benim için en temel fark, gündelik hayattaki iletişim miktarı oldu. Ukrayna’da mahallemdeki herkesi, dükkânlarda, sinemalarda ve benzeri yerlerde çalışan insanları tanıyordum. Japonya’da ise yalnızca işte, okulda ya da arkadaş çevremde insanlarla konuşuyorum. Açıkçası Ukrayna’daki o gündelik, sıradan insan ilişkilerini gerçekten özlüyorum. Çünkü Japonca hâlâ benim için yabancı bir dil.”

Daniil, Japonya’daki Ukrayna diasporasının da savaşın unutulmaması için etkinlikler düzenlediğini belirtti:

“Japonya’da iki ana Ukraynalı gönüllü grubu var: Krayanu ve Stand with Ukraine. Her iki grup da Ukrayna’ya destek vermek için etkinlikler, festivaller ve gösteriler düzenliyor. Neredeyse her hafta çeşitli Ukrayna etkinlikleri yapıyorlar; ayrıca 24 Şubat gibi sembolik günlerde daha büyük gösteriler organize ediyorlar. Amaç, savaşın hâlâ devam ettiğini göstermek ve savaştan zarar gören sivillere yardım etmek için bağış toplamak.”

Kateryna: “Savaş hiçbir zaman arkanızda kalmıyor”

Kateryna, Rusya’nın tam kapsamlı işgali nedeniyle 2022’de Birleşik Krallık’a taşındı. Altı ay savaş koşullarında Ukrayna’da yaşadıktan sonra İskoçya’ya geçti.

“Gerçekten Ukrayna’dan ayrılmayı hiç planlamamıştım. En azından o noktada böyle bir planım yoktu. Fakat ailemin bir kısmı taşınmak zorunda kaldı ve İngilizce bilmiyorlardı. Ben de onlara yardım etmek için gittim ve birkaç ay içinde geri döneceğimi düşündüm. Ama sonra üniversiteye başladım ve bitirmek için kaldım. Hayat da zaten sizden bağımsız şekilde akıp gidiyor. Üniversiteden sonra da hayatıma burada devam ettim ve işte buradayım; aradan dört yıl geçti.

Evrak süreci hızlıydı; çünkü İskoçya’nın oraya taşınmak isteyen Ukraynalılar için bir programı vardı. Sadece formu doldurup yanıtı beklemeniz gerekiyordu. Benim durumumda cevap gerçekten çok hızlı geldi. Yerleşme süreci ise uzun ve karmaşıktı. Ülkeye vardığınızda sosyal bakım sisteminden, bürokratik süreçlerden ve benzeri aşamalardan geçmeniz gerekiyor. Bu da ilk altı ay boyunca pek fazla şey yapamayacağınız anlamına geliyor.

Bütün bunlar, evinden ayrılıp başka bir yere taşınan herkesin yaşadığı şeyler. Fakat benim durumumda ve aslında her Ukraynalı için, tüm bunlar güvende olmanın suçluluğunu hissederken yaşanıyor. Her sabah neler olduğuna dair haberleri okuyorsunuz, Ukrayna’daki arkadaşlarınız ve ailenizle konuşuyorsunuz. Savaş hiçbir zaman arkanızda kalmıyor; her günün içinde varlığını sürdürüyor. Bu da yeni bir yerde etrafınızı saran barışçıl hayatla çok büyük bir tezat oluşturuyor.

Birleşik Krallık içinde İskoçya’yı seçtik; çünkü Ukraynalılara ülkeye varışta çok güçlü bir destek sunuyorlardı. Sizi orada yalnız bırakmıyorlardı; kurumsal düzeyde yardım ve anlayış sağlıyorlardı. Bir diğer önemli şey de Ukrayna’ya toplumsal düzeyde verilen geniş destekti. Bu da kendinizi hoş karşılanmış hissetmenizi sağlıyordu.”

Kateryna’ya göre diaspora içindeki Ukraynalı kimliği savaşla birlikte zayıflamadı; tersine güçlendi. Birleşik Krallık’taki Ukraynalı topluluklar da bu kimliği görünür kılan çalışmalar yürütüyor.

“Böyle bir kopuşun mümkün olduğunu bile düşünmüyorum. İnsan ailesinden ve arkadaşlarından kopabilir mi? Eğer üçüncü ya da dördüncü kuşak göçmenlerden bahsediyor olsaydık, durum farklı olabilirdi. Gerçi Kanada ve Brezilya’daki Ukrayna diasporalarına bakın; onlar hâlâ Ukraynaca biliyorlar. Bu yüzden elbette bir kopuş yok. Ukraynalı kimliği bence herkes için güçlendi; hem Ukrayna’da yaşayanlar hem de yurtdışında olanlar için.

Her şeyden önce çok fazla bağış kampanyası yürütülüyor. Ukraynalılar bu konuda oldukça aktif. Topluluk buluşmaları ve çeşitli etkinlikler düzenleniyor. Üniversitelerde çok sayıda Ukraynalı öğrenci var ve muhtemelen büyük üniversitelerin tamamında Ukrayna öğrenci toplulukları bulunuyor. Bu topluluklar para toplamak için kültürel geceler düzenliyor. Öğrenci örgütleri ve Ukrayna merkezleri de savaş konusunda farkındalık yaratmak ve Ukrayna kültürünü tanıtmak için çok fazla çalışma yapıyor.”

Kateryna, Birleşik Krallık’ta Ukraynalılara yönelik kişisel düzeyde sıcak bir tutumla karşılaştığını, ancak ülkedeki genel göç atmosferinin belirsizlik taşıdığını söyledi.

“Ukraynalılara yönelik tutumun oldukça iyi olduğunu söyleyebilirim. Çoğu zaman biri bana nereli olduğumu sorduğunda, ‘Burada olmanızdan mutluyuz’ diyor. Etrafta da çok sayıda Ukrayna bayrağı var. Bununla birlikte, Birleşik Krallık’ta genel olarak göç meselesi sorunlu bir konu. Aşırı sağın yükselişi ciddi bir endişe kaynağı. Bu yüzden Birleşik Krallık hükümetinin ne yapacağını, İskoç Parlamentosu’nun ne söyleyeceğini ve insanların genel olarak nasıl tepki vereceğini anlamak gerçekten zor.”

Güvende olmak, belirsizlikle yaşamak

Üç gencin ortak noktası, yeni ülkelerinde bir hayat kurmuş olmalarına rağmen gelecek fikrinin hâlâ savaş, vize ve aidiyet sorularıyla birlikte düşünülmesi.

Yaroslav: “Artık burada kendimi kesinlikle geçici bir misafir gibi hissetmiyorum. Almanya, gençliğimin en şekillendirici yıllarını geçirdiğim yer oldu. Buraya 14 yaşında geldim; 15, 16, 17 ve 18. yaş günlerimi burada kutladım. Burada okula gittim, burada üniversiteye gidiyorum ve şehrimi avucumun içi gibi biliyorum. Bugün iki evim varmış gibi hissediyorum: Ukrayna ve Almanya. Ukrayna’yı ziyaret ettiğimde orası bana sıcak ve nostaljik geliyor; çünkü çocukluk anılarımı taşıyor. Ama Almanya da büyüme sürecimin ve hayatımdaki en kritik dönüm noktalarının anılarını taşıyor.”

Daniil: “Japonya’da yeni bir hayat kuruyor olsam da burayı tam anlamıyla evim gibi hissetmiyorum. Aynı zamanda Ukrayna’nın da artık bana ev gibi hissettirip hissettirmeyeceğinden emin değilim. Çünkü akrabalarımın ve arkadaşlarımın birçoğu da dünyanın farklı yerlerine göç etti.”

Kateryna: “Savaştan önce hayatım çok iyiydi: Prestijli bir üniversitede okuyordum, harika bir işim vardı, önümde büyük fırsatlar ve geniş bir sosyal çevre vardı. Savaş başladığında ise tahliye yardım hattında çalışıyordum. Orada bana ihtiyaç duyulduğunu hissediyordum.

Şimdi burada da sosyal çevrelerim var; ancak daha istikrarsız. Şu anda bir işim var, ama bu iş eğitimimi ve deneyimimi yansıtmıyor. Ve muhtemelen en önemlisi şu: Artık geleceğinizi planlayamıyorsunuz. Nerede olacağım? Vizem ne olacak? Ailem hayatta olacak mı? Ortada mümkün bir gelecek tasavvuru yok. Açıkçası bir amaç duygusunu da özlüyorum. Elbette burada bir hayat kurdum; üstelik oldukça rahat bir hayat. Ama belirsiz bir hayat. Bu vize kalıcı statüye götürmüyor. Kalıcı statüye götürebilecek başka bir vize türüne geçtiğiniz anda ise yıllar sıfırdan sayılmaya başlıyor. Buna hazır değilim; çünkü bunun gerçekleşip gerçekleşmeyeceği bile kesin değil.”

Geri dönüş sorusu

Savaş sonrası geri dönüş ihtimali, üç genç için de basit bir ‘evet’ ya da ‘hayır’ cevabına sığmıyor.

Yaroslav: “Bana Ukrayna’ya dönmek isteyip istemediğimi sorarsanız, açıkçası kesin bir cevap veremem. Şu anda ana odağım yükseköğrenimimi tamamlamak. Mezuniyetten sonra Almanya’da kalıp diplomasi alanında kariyer yapmayı ciddi biçimde düşünüyorum. Hedefim, Ukrayna’nın Almanya Büyükelçiliği’nde çalışmak; iki ülke arasındaki stratejik ortaklığı güçlendirmek.”

Daniil: “Açıkçası savaştan sonra Ukrayna’ya dönmek isterim. Ancak bunu yalnızca mezun olduktan sonra, mesleki bilgi ve deneyim kazanıp Ukrayna’nın yeniden inşasına katkı sağlayabilecek hale geldiğimde yapmak istiyorum.”

Kateryna: “Bu soruya cevap verirken birkaç nedenden dolayı kendimi hep kaybolmuş hissediyorum. İnsanlar zamanın durduğunu ve ülkeler arasında kolayca geçiş yapabileceğinizi düşünüyor; ama bu doğru değil. Koşullar değişiyor ve siz de değişiyorsunuz. Yaşadığınız yerler ve tanıştığınız insanlar sizi değiştiriyor. Bu yüzden daha önce yaşadığınız yerde artık kendinizi rahat hissetmeyebilirsiniz. Bir insan basitçe bir ‘ülkeye’ geri dönmez; bir şehre ve insanlara döner. Ben nereye geri döneyim? İkisinde de çok fazla şeyim yok. Hatta bir şey varsa, şu anda burada çok daha fazlasına sahibim. Bu yüzden size net bir cevap veremem.”

Yaroslav, Daniil ve Kateryna’nın anlattıkları, savaş sonrası Ukrayna diasporasının yalnızca yer değiştirmiş insanlardan oluşmadığını gösteriyor. Bu kuşak, Ukrayna’dan uzakta yeni hayatlar kurarken savaşı geride bırakmıyor; onu haberlerde, aile telefonlarında, diaspora etkinliklerinde, kimliklerinde ve geri dönüş sorusunun cevapsızlığında taşımaya devam ediyor.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Paylaş