Rus muhalifler Medyascope’a anlattı: Rusya’da muhalif olmak

İSTANBUL (Medyascope) – The Ark’ın kurucusu Anastasia Burakova, Rus muhalif siyasetçi Andrey Pivovarov ve OVD-Info Basın Sözcüsü Dmitri Anisimov; Rusya’da ve sürgünde muhalif olmanın zorluklarını, Putin rejimini ve muhalefetin durumunu Medyascope’a anlattı.

Rusya’da muhalif olmak
Rusya’da muhalif olmak | Rus muhalifler Medyascope’a konuştu
Haberin özeti
Bu özet yapay zekâ tarafından hazırlanmış ve editör tarafından kontrol edilmiştir.
  • Rus muhalif siyasetçi Andrey Pivovarov, insan hakları savunucusu Dmitri Anisimov ve Anastasia Burakova, Rusya’da muhalif olmanın tehlikeleri ve Putin rejiminin baskıcı doğasını anlattı.
  • Burakova, savaş karşıtı söylemleri nedeniyle uzun hapis cezasına çarptırıldığını ve Rusya içinde aktif muhalefetin zorluğunu vurguladı.
  • Anisimov, Rusya’daki siyasi baskının savaşla artmadığını, fakat savaş sonrası dönemde yoğunlaştığını ifade etti.
  • Pivovarov, muhalefetin toplumda alternatifin varlığı duygusunu koruma mücadelesine dikkat çekti ve Putin sonrası için demokratik hazırlık yapılması gerektiğini belirtti.
Bilmeniz gerekenler

Rusya’yı savaş ve siyasi baskılar nedeniyle terk eden Ruslara hukuki, psikolojik ve uyum desteği sağlayan uluslararası sivil toplum girişimi The Ark’ın kurucusu Anastasia Burakova, Rus muhalif siyasetçi Andrey Pivovarov ve Rusya’da siyasi baskılar, gözaltılar, ifade ve toplanma özgürlüğü ihlallerini belgeleyen bağımsız bir insan hakları izleme ve hukuki destek girişimi olan OVD-Info Basın Sözcüsü Dmitri Anisimov’a göre Rusya’da muhalif olmak artık yalnızca siyasi bir tercih değil; işini kaybetme, gözaltına alınma, ceza davasıyla karşılaşma, ailesinin baskı görmesi, ülkeyi terk etmek zorunda kalma ya da sürgünde bile tehdit altında yaşama ihtimali anlamına geliyor.

Anastasia Burakova: Savaş karşıtı konuşmadan dolayı 8 yıl hapis cezası

Medyascope’a konuşan Anastasia Burakova, Rusya’da insan hakları çalışmasının özellikle 2021’den itibaren hızla ceza tehdidiyle iç içe geçtiğini anlattı. Burakova; ifade özgürlüğü, toplanma özgürlüğü ve çalışma hakları alanlarında davalar yürüttüğünü, gazetecileri, bağımsız medyayı ve siyasetçileri siyasi davalarda savunduğunu söyledi:

“Ben bir insan hakları avukatıyım. Rusya’da 2016’dan itibaren ifade özgürlüğü, toplanma özgürlüğü ve çalışma hakları alanlarında çalıştım; gazetecileri, bağımsız medyayı ve siyasetçileri siyasi saikli davalara karşı savundum. 2019-2021 arasında Open Russia’nın insan hakları departmanını koordine ettim. Aynı zamanda bağımsız adayları destekleyen United Democrats’ın kurucularından biriydim. Bu çalışmayla dört bölgede yaklaşık 400 bağımsız aday sandalye kazandı.”

Burakova için kırılma, Mayıs 2021’de Andrey Pivovarov’un tutuklanmasıyla geldi. Pivovarov’un tutuklanmasının ardından Open Russia çevresindeki isimler Soruşturma Komitesi sorgularıyla, ceza davası tehditleriyle ve “istenmeyen örgüt” etiketiyle karşı karşıya kaldı:

“2021’e gelindiğinde yasal insan hakları çalışması için alan fiilen kapanmıştı. Örgütüm ‘istenmeyen’ ilan edilmişti; bu da yıllardır yaptığım aynı faaliyeti sürdürmenin artık ceza davası getirebileceği anlamına geliyordu. Pivovarov’un tutuklanmasından sonra Soruşturma Komitesi beni sorguya çağırdı. Müfettişler hâlâ bir çıkış yolum olduğunu ima ediyordu. İki ay daha çalışmaya devam ettik ama kalmanın tutuklanmak anlamına geldiği açık hale geldi.”

Rusya, Ukrayna’ya tam kapsamlı saldırıdan sonra Burakova için geri dönülemeyecek bir ülkeye dönüştü. Burakova bugün “yabancı ajan” ilan edildiğini ve savaş karşıtı konuşması nedeniyle gıyabında sekiz yıldan fazla hapis cezasına mahkum edildiğini belirtti.

“Tek bir sosyal medya paylaşımı iş kaybına dönüşebiliyor”

Burakova, Rusya içinde savaş karşıtı olmanın, çok katmanlı bir baskı düzeniyle yaşamak anlamına geldiğini kastetti . Burakova, Şubat 2022’den bu yana 20 binden fazla kişinin savaş karşıtı açıklamalar ve barışçıl protestolar nedeniyle gözaltına alındığını, en az 1200 kişinin ceza davalarında sanık haline geldiğini söyledi:

“Hukuki mimari tam olarak muhalefeti kriminalize etmek için kuruldu: ‘Silahlı Kuvvetleri itibarsızlaştırma’, ‘Silahlı Kuvvetler hakkında yalan bilgi yayma’, ‘yaptırım çağrısı’, ayrıca ‘yabancı ajan’, ‘istenmeyen örgüt’ ve ‘aşırılıkçı’ gibi daha geniş kategoriler. Sadece ‘aşırılıkçılık’ başlığı altında 2024’te 114 ceza davası açıldı; bunların 70’i savaş karşıtı yorumlarla ilgiliydi

Gündelik maliyet çok ağır. İnsanlar tek bir sosyal medya paylaşımı nedeniyle işlerini kaybediyor. Çocukları okulda baskı görüyor. Gazeteciler ve avukatlar baskınlarla karşılaşıyor. Aile üyeleri sorgulanıyor. Hukuk da gerçek bir savunma sunmuyor; siyasi davalarda mahkemeler neredeyse yüzde yüze yakın mahkumiyet oranları üretiyor.”

Kremlin’in en etkili silahlarından biri de “tasarlanmış apati”. Burakova, rejimin topluma yirmi yıldır “Karışmayın, bununla özel insanlar ilgilenir” mesajı verdiğini söyledi. Buna rağmen Rusya içinde savaş karşıtı notları banknotlara yazanlar, bağımsız belediye vekilleri ve siyasi mahkumları savunan avukatlar hâlâ var.

Anisimov: “Baskı savaşla başlamadı, savaşla ağırlaştı”

OVD-Info Basın Sözcüsü Dmitri Anisimov, Rusya’da siyasi baskının 24 Şubat 2022’de başlamadığını söyledi. Anisimov, Bolotnaya protestoları, 2019 Moskova davası, Navalni destekçilerine yönelik kovuşturmalar, Yehova Şahitleri ve Kırım Tatarlarına açılan davaların savaş öncesi baskı düzeninin parçaları olduğunu, Ukrayna savaşının ardından baskının arttığını ifade etti.

OVD-Info’nun kendisi de bu baskı düzeninin hedefi oldu. 2011’de protestolarda gözaltına alınanlara yardım etmek için kurulan OVD-Info, savaş sonrası savaş karşıtı sözleri nedeniyle kovuşturulanlara ve “istenmeyen” ya da “aşırılıkçı” örgütlerle bağlantılı oldukları gerekçesiyle hedef alınanlara da destek vermeye başladı. Haziran 2026’da ise OVD-Info “aşırılıkçı örgüt” ilan edildi:

“Bu karar, Rusya içindeki çalışmalarımızı fiilen yasa dışı hale getirdi. OVD-Info ile herhangi bir etkileşim artık ceza kovuşturması gerekçesi olarak kullanılabilir. Bu nedenle Rusya içindeki avukatlarla işbirliğimizi sonlandırmak ve siyasi mahkumlara insani yardım programımızı askıya almak zorunda kaldık. Buna rağmen hukuki yardım hattımız çalışmaya devam ediyor.”

Rusya’da muhalif olmak | Rus muhalifler Medyascope’a konuştu

4815 siyasi dosya, 2174 siyasi mahkum

Anisimov, Rusya’da 4 bin 815 kişi hakkında siyasi amaçla ceza soruşturması ya da kovuşturması yürütüldüğünü, bu kişilerden 2 bin 174’ünün hapiste olduğunu belirtti. Bu sayı, baskının işlevini anlamak için önemli:

“Devlet herkesi cezalandırmak zorunda değil; birkaç gösterici ve ağır ceza toplumun geri kalanına mesaj vermeye yetiyor. Rus makamlarının siyasi faaliyete katılan herkesi kovuşturması gerekmiyor. Bu hem maliyetli hem de pratik değil. Bunun yerine, görece az sayıda kişiye gösterici biçimde ağır cezalar vererek herkese muhalefet ederlerse başlarına ne gelebileceğini gösteriyorlar. Siyasi baskının merkezi işlevi sivil toplumu korkutmak.”

Öne çıkan muhalif siyasetçilerin neredeyse tamamı ya Rusya’dan ayrılmak zorunda kaldı ya da siyasi kovuşturmalar sonucunda hapiste. OVD-Info verilerine göre 2012’den bu yana 157 siyasetçi siyasi saiklerle kovuşturuldu; bugün 119 siyasetçi siyasi suçlamalarla karşı karşıya. Anisimov, bu sayıların yanı sıra muhalefetin en popüler isimlerinden Aleksey Navalni’nin de zehirlenme teşebbüslerinin ardından cezaevinde öldüğünü hatırlattı:

“Rusya’nın en bilinen muhalif siyasetçisi Aleksey Navalni sekiz siyasi saikli ceza davasında yargılandı. Neredeyse ölümüne yol açan girişim dahil birkaç zehirlenme teşebbüsünden sağ çıktı. Şubat 2024’te Kuzey Kutup Dairesi üzerindeki yüksek güvenlikli ceza kolonisinde cezasını çekerken öldürüldü.”

Anisimov, Rus makamlarının kullandığı başlıca suçlamaların Rus ordusu hakkında “yalan haber”, “aşırılıkçı topluluk”, terörizmi teşvik ya da meşrulaştırma, terörist topluluk ve Rus ordusunu “itibarsızlaştırma” olduğunu vurguladı ve Rusya’da hukuki kararların, siyasi kararları gerekçelendirmek için verildiğini anlattı:

“Riskler her olayın somut koşullarına bağlı. Birçok durumda bunları kesinlikle değerlendirmek imkansız. Rusya’daki siyasi baskı hukukun kendisi tarafından değil, siyasi kararlar tarafından yönlendirilir. Karar verildikten sonra yetkililer, bunu gerekçelendirmek için ellerindeki hukuki araçlardan birini seçer.”

Anisimov’un ifade ettiğine göre bu belirsizlik, baskının kendisi kadar önemli. Çünkü sıradan bir yurttaş, hangi sözün para cezasıyla, hangi sözün ceza davasıyla, hangi paylaşımın ev araması ya da aile üyelerinin sorgulanmasıyla sonuçlanacağını önceden bilemiyor. Bu nedenle hukuk, yurttaşın davranışını düzenleyen öngörülebilir bir çerçeve olmaktan çıkıp siyasi kararların sonradan kılıfına dönüştürülüyor:

“Bugün Rusya’da neredeyse tüm savaş karşıtı ifade biçimleri yasak. Yetkililerin ya da başkanın kamusal eleştirisi, Ukrayna’yı destekleyen açıklamalar ve resmi devlet kaynaklarından gelmeyen bilgilerin yayılması kovuşturmaya yol açabilir.”

Cezaevlerinde sağlık problemleri 

Anisimov, Rusya’da siyasi mahkumların resmi olarak ayrı bir kategori sayılmadığını, siyasi mahkumların çoğu zaman genel cezaevi nüfusuyla aynı koşullarda tutulduğunu, ancak bu koşulların çok kötüden insanlık dışına kadar değişebildiğini aktardı. Cezaevlerinde yemek, kıyafet, yatak, sağlık hizmeti ve hijyen sorunlarının yaygın olduğunu söyledi:

“Rusya’nın cezaevi sistemi kronik kaynak yetersizliğinden muzdarip. Yemekler kötü ve yetersiz; kıyafet ve yatak takımı gibi temel ihtiyaçlar eksik kalabiliyor. Küçük sağlık sorunları yetersiz bakım nedeniyle hızla ciddi hale gelebiliyor. Çoğu durumda cezaevi makamlarının sağlamaya istekli olduğu tek tedavi ucuz ağrı kesicilerden ibaret. Ailelerin ya da destekçilerin mahkumlara gönderdiği paranın önemli bir bölümü cezaevi masrafları gerekçesiyle kesilebiliyor. Personel eksikliği ise en temel hijyen hakkını bile etkileyebiliyor; mahkumların haftalık hamam hakkı, yeterli gardiyan olmadığı gerekçesiyle iptal edilebiliyor”

Pivovarov: Cezaevi, esir takası, sürgün

Andrey Pivovarov ise Rusya içinde muhalif siyasetin, artık iktidarı kısa vadede devirecek örgütlü bir hareketten çok, toplumda alternatifin var olduğu duygusunu koruma mücadelesi olarak gördüğünü söyledi. Pivovarov, Open Russia’nın lideriyken Rusya bölgelerinin neredeyse yarısında şubeleri ve birkaç bin üyeleri olduğunu; sivil aktivistlere yardım ettiklerini, seçimlere katıldıklarını ve eğitim programları yürüttüklerini anlattı:

“Mayıs 2021’de Devlet Duması seçimlerine aday olacağımı açıkladıktan sonra tutuklandım. Üç yıl üç ay cezaevinde kaldım ve Ağustos 2024’te mahkum takası kapsamında serbest bırakıldım. Şimdi Anti-War Committee’nin çalışmalarına katılıyorum, Consuls adlı insan hakları projesini yürütüyorum ve ülke içine yönelik anti-propaganda ve insan hakları projelerinde çalışıyorum.”

Yeni yasalar, Putin rejimine karşı eylemleri eskiye kıyasla çok daha sert cezalandırıyor. Pivovarov bu tabloyu şu sözlerle anlattı:

“Eskiden bir kişi tek kişilik eylem ya da miting nedeniyle en kötü ihtimalle birkaç düzine gün tutuklu kalırdı. Şimdi yıllardan söz ediyoruz. ‘Aşırılıkçı’ ya da ‘terörist’ ilan edilebilecek bir örgüte katılım nedeniyle insanlar on yıl ya da daha fazla hapis cezalarına gönderiliyor.”

Bu koşullarda protesto çoğu zaman açık gösteri değil; savaşa yardım etmemek, rejimi sessiz biçimde reddetmek, siyasi mahkumları anmak ve düşük riskli sivil davranışlarla kendini gösteriyor:

“Çoğu durumda insanların iç sürgüne çekildiğini görüyoruz. Protesto bugün olan biteni aktif biçimde göstermekten çok, olup biteni desteklememek ve ona yardım etmemekle ilgili. Kamusal olarak göstermeseler de çok sayıda insanın çeşitli sessiz yollarla rejime karşı oy verdiğini biliyoruz.”

Pivovarov, Rusya’da iktidarın seçimleri tamamen kontrol ettiğinden dolayı rejimi seçimle değiştirmenin mümkün olmadığını ancak seçimlerin savaş karşıtı gündemi görünür kılmak ve iktidara sorun çıkarmak için kullanılabilecek sınırlı bir alan açtığını söyledi:

“Rejim değişimi seçimle mümkün değil; makamlar seçimleri tamamen kontrol ediyor. Ama seçimler, kamu hoşnutsuzluğunun yükselmesi için bir şans olarak görülebilir. Bu seçimlerde amacımız, kendi gündemimizi, özellikle savaş karşıtı gündemi dayatarak iktidar için mümkün olduğunca çok sorun yaratmak olmalı.”

“Putin’in toplumsal sözleşmesi çöktü”

Pivovarov, Putin rejiminin uzun yıllar “siyasete karışma, istikrarlı bir geleceğin olsun” vaadiyle ayakta kaldığını, savaşın ve ekonomik sorunların bu toplumsal sözleşmeyi kırdığını söyledi:

“Uzun süre Putin rejimi istikrar vaadi üzerine kuruldu. İnsanlara vaat ettiği temel şey şuydu: Siyasete karışma, istikrarlı bir geleceğin olsun. Haklarının bir kısmını elimden almam seni ilgilendirmez. Şimdi bu toplumsal sözleşme çöktü.”

Pivovarov, toplumun ve özellikle elitlerin, Putin’i artık istikrarın garantörü olarak değil, sorun olarak görmeye başladığını, rejimin ise propaganda ve baskıya dayandığını belirtti:

“Bugün Putin rejiminin dayandığı iki temel unsur var. Birincisi oldukça güçlü bir propaganda makinesi. İkincisi elbette baskı. Şu anda baskı tamamen kitlesel değil ama gösterici ve acımasız. Toplumdaki herkes şunu anlıyor: Sessiz kaldığın sürece büyük ihtimalle her şey yolunda olacak. Yurttaşlık pozisyonunu ifade ettiğin anda, özellikle rejime karşı konuşursan, çözülemeyecek ciddi sorunlarla karşılaşırsın.”

Pivovarov, savaşın artık daha önce apolitik kalan kesimlerin de hayatına girdiğini, internet engellemeleri, iletişim kısıtlamaları, yakıt sorunları, banka kartı ve taksi problemleri gibi gündelik aksaklıklar savaşın uzak bir olay olmadığı duygusunu büyüttüğünü belirtti:

“Savaş artık doğrudan onların evlerine geldi. Şimdilik belki yalnızca taksi çağıramamak, banka kartıyla ödeme yapamamak ya da arabaya yakıt alamamak üzerinden geliyor. Ama artık bunu kendileri hissediyorlar.”

Pivovarov, bu değişimin savaş yanlısı çekirdeğin tamamen çözüldüğü anlamına gelmediğini söyledi. Ancak savaştan doğrudan kazanç sağlamayan, buna karşın gündelik hayatı bozulan apolitik kesimlerde “bütün bunlar bitsin” duygusunun büyüdüğünü belirtti.ve muhalefetin görevinin bu hoşnutsuzluğu savaş karşıtı ve hak temelli bir dile bağlayabilmek olduğunu ifade etti.

Sürgün: Daha güvenli ama güvenli değil

Rusya dışına çıkmak baskının bittiği anlamına gelmiyor. Burakova, Kremlin’in ikili iade anlaşmaları ve eski Sovyet coğrafyasında kullanılan arama mekanizmalarıyla sınır ötesi baskı uyguladığını söyledi:

“Rusya dışında olmak, Rusya içinde olmaktan daha güvenli ama güvenli değil. Kremlin hem hukuki hem de hukuk dışı araçlarla sınırların ötesine ulaşıyor. Adınız bu veri tabanlarına girdiğinde, eski Sovyet ülkelerinin herhangi birinde neredeyse otomatik biçimde gözaltına alınabilirsiniz.”

Burakova’nın verdiği örnekler arasında Lev Skoryakin Bişkek’te kaçırılıp FSB’ye teslim edildi, Alexey Rozhkov Kırgızistan’dan zorla geri gönderildi, asker kaçağı Dmitry Setrakov Ermenistan’da Rus askeri personeli tarafından kaçırıldı. Burakova ayrıca Gürcistan’da binlerce “sessiz giriş reddi” yaşandığını aktardı.

Burakova, baskının dijital ve ailevi boyutunu da sürgündeki hayatın parçası olarak tanımladı:

“Muhalifler kimlik avı saldırıları, çevrimiçi taciz, gözetim ve Rusya’da kalan aile üyelerine yönelik tehditlerle karşılaşıyor. Bu nedenle sürgünde siyaset yapmak yalnızca kamuya açık konuşmak değil, aynı zamanda güvenlik, hukuki statü, pasaport ve aileyi koruma meselesi haline geliyor”

Pivovarov ise sürgündeki muhaliflerin belge alamama, pasaport yenileyememe, banka hesaplarının dondurulması, Rusya’daki mülklere el konulması, saldırı ve tehdit gibi risklerle karşı karşıya kaldığını söyledi:

“Burada elbette çok daha özgürüz. Açık konuşabilir, girişimleri destekleyebilir ve ülke içinde çalışma örgütleyebiliriz. Ama burada da baskı hissediyoruz. Sınır ötesi baskı çok acı verici bir araç. Kremlin bu araçla, pozisyonunu ifade edebilecek insanları korkutuyor. Az sayıda saldırı, tehdit ya da dava bile sürgündeki muhaliflere rejimin onları izlediğini hatırlatıyor. Bu nedenle Rusya dışındaki alan, muhalifler için daha özgür bir çalışma imkanı sunsa da tamamen güvenli bir alan oluşturmuyor.”

Sürgündeki muhalefet ve Putin sonrası

Burakova, Rusya’dan ayrılan savaş karşıtı göçmenlerin sessiz bir sürgün topluluğu olmadığını, Kovcheg’in anket verileriyle anlattı:

“Kovcheg’in anketlerine göre son dönemde göç edenlerin yüzde 82’si siyasi nedenlerle ülkeyi terk etti, yüzde 95’i Rusya’daki durumu yurtdışından etkilemek istiyor. Bu sessiz bir sürgün topluluğu değil. Çalışma birkaç katmanda yürüyor. The Ark/Kovcheg, Get Lost, Conscientious Objectors’ Movement ve OVD-Info barınma, hukuki yardım ve tahliye desteği sağlıyor. Meduza, Dozhd, Novaya Gazeta Europe, Verstka ve iStories gibi medya yapıları ülke içinde artık var olmayan gazeteciliği üretiyor.”

The Ark, savaşın ilk günlerinde ülkesini panik içinde terk eden insanlara barınma, hukuki danışmanlık, psikolojik destek ve topluluk sağlamak için kuruldu. Burakova, dört yılda 220 binden fazla savaş karşıtı Rusça konuşan insana destek verdiklerini söyledi.

Sürgündeki Rus muhalifler yalnızca Rusya için değil, Ukraynalılar için de çalışıyor. Burakova; zorla götürülen Ukraynalı sivillerin evlerine dönmesine yardım eden ağlardan, kaçırılan çocukları arayan girişimlerden, Ukraynalı savaş esirleri ve siviller için çalışan insan hakları savunucularından söz etti:

“Rusya içinde ve dışında, zorla götürülen Ukraynalı sivillerin evlerine dönmelerine yardım eden gönüllüler var. Kaçırılan Ukraynalı çocukları arayan ağlar var. İnsan hakları savunucuları, iletişimsiz tutulan Ukraynalı savaş esirlerini ve Rusya’da hiçbir gerekçe olmadan alıkonulan Ukraynalı sivilleri arıyor.”

Putin sonrası için Burakova’nın vurgusu hazırlık. Totaliter rejimler beklenmedik şekilde çökebilir; bu nedenle demokratik, hukuki ve kurumsal alternatifin önceden hazırlanması gerekiyor:

“Totaliter rejimler beklenmedik şekilde çöker ve bizim görevimiz o an geldiğinde hazır olmaktır. Gerçekçi senaryolar tek tetikleyiciler değil, kombinasyonlardır: cephede bir şok ya da biriken savaş yorgunluğu, derinleşen ekonomik kriz, elitlerin felci ya da bölünmesi, bir halefiyet olayı. Böyle bir anda Rusya’nın hazır bir alternatife ihtiyacı olacak.”

Burakova için asıl mesele yalnızca Putin rejiminin nasıl sona ereceği değil, sonrasında neyin kurulacağı. 1991 sonrasında eski iktidar kadrolarının yalnızca yer değiştirmesi riskine dikkat çeken Burakova, sürgündeki eğitim, hukuk, medya ve dayanışma ağlarını gelecekteki kurumsal alternatifin parçaları olarak görüyor.

Rusya’da muhalif olmak
Rusya’da muhalif olmak | Rus muhalifler Medyascope’a konuştu

Navalni sonrası muhalefet

Aleksey Navalni’nin ölümünden sonra Rus muhalefetini tek bir lider arayışıyla okumak yanlış. Burakova, Navalni’nin Rusya’da farklı toplumsal kesimleri siyasete dahil ettiğini, ancak demokratik siyasetin çoğul olması gerektiğini söyledi:

“Bir sonraki Navalni’yi aramak yanlış strateji; tıpkı siyasetin tek ve yeri doldurulamaz bir figür gerektirdiği fikri gibi. Gerçek demokratik siyaset çoğuldur. Navalni’nin öldürülmesinden sonra ekibi çalışmalarını sürdürdü. Yulia Navalnaya uluslararası alanda kamusal bir rol üstlendi. Vladimir Kara-Murza, Mikhail Khodorkovsky, Anti-War Committee, bağımsız medya projeleri, insan hakları örgütleri ve yüzlerce taban girişimi bu gelecekteki demokratik manzaranın parçası.”

Burakova’nın aktardığına göre Kremlin, yabancı ajan yasaları, internet kısıtlamaları ve “istenmeyen” örgütlerle teması kriminalize ederek Rusya içindeki toplumla sürgündeki muhalefet arasında duvar örmeye çalışıyor. Buna rağmen Burakova, Kovcheg’in kitlesinin büyük bölümünün Rusya içinde olduğunu söyledi.

Elitler ve oligarklar

Pivovarov, Putin rejiminde değişim açısından elitler arasındaki çatlak önemli olabileceğini; ancak bu çatlak basit bir savaş karşıtları-savaş yanlıları ayrımı olarak ortaya çıkmayacağını asıl gerilimin, mülkiyetin yeniden dağıtımı ve Batı ile normalleşme ihtiyacı üzerinden doğabileceğini analiz etti:

“Rusya büyük bir millileştirme dalgası yaşıyor: Nötr ya da daha az sadık insanlardan büyük varlıklar alınıyor ve rejime daha yakın olanlara devrediliyor. Milyarlarca, on milyarlarca rubleden söz ediyoruz. Bu elbette iş insanları ve elitler arasında ciddi kaygı yaratıyor.”

Pivovarov’un yorumuna göre bu süreç, elitlere verilen bir siyasi mesaj niteliği taşıyor: Mülkiyet artık hukukla değil, sadakatle korunuyor. Bu yüzden elitler içindeki rahatsızlık savaş karşıtı bir demokratik itirazdan çok, servetini koruma, Batı ile ilişkileri normalleştirme ve geleceğini güvenceye alma arayışı üzerinden büyüyebilir:

“Normal bir yargı sisteminin, mülkiyet haklarına dair herhangi bir güvencenin olmaması, ülkeyi terk edip varlıkları özgürce taşıyamamak; tüm bunlar elitleri rahatsız ediyor. Gerçek hoşnutsuzluğun ortaya çıkabileceği yer burası. Ne yazık ki şimdilik oldukça kontrollü ama zaman ilerliyor.”

Pivovarov’un ifadelerine göre klasik anlamda oligarklar artık büyük ölçüde işlevini yitirdi. Putin’in St. Petersburg döneminden kalan Kovalçuklar, Rotenbergler, Roman Abramoviç, Seçin ve Ozero çevresi gibi dar iç halka hâlâ etkili olsa da büyük sermaye artık bağımsız bir siyasi aktör değil:

“Bir bütün olarak büyük iş dünyasından söz ediyorsak, Putin bir Çekist olarak onu daha çok sağmal inek gibi görüyor ve fikrini ciddiye alması pek olası değil. Oligarklar, geleneksel ekonomik modelin tarif ettiği biçimiyle artık yok.”

Yeni yönetici kadroların bir bölümünün güvenlik aygıtı kökenli olması da sistemin daraldığını gösteriyor. Putin’in potansiyel halef havuzunun sınırlı olduğunu ve yalnızca kişisel olarak tanıdığı insanlara güvendiğini belirten Pivovarov, bunun rejimin gücü kadar kırılganlığını da artırdığını söyledi.

Burakova, Pivovarov ve Anisimov’un anlattıkları, Rusya’da baskının yalnızca muhalifleri cezalandırmak için işlemediğini gösteriyor; geri kalan herkese sessiz kalması gerektiğini hatırlatıyor. Bu nedenle Rusya’da muhalif olmak, yalnızca siyasi bir görüş açıklamak değil, devletin tüm baskı araçlarını göze almak anlamına geliyor.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Paylaş