Osman Kavala’nın ikinci davası: Mahkeme Kavala’nın tutukluluğunun devamına karar verdi, bir sonraki duruşma 5 Şubat 2021 tarihine ertelendi

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Üç yılı aşkın süredir tutuklu bulunan iş insanı Osman Kavala’nın 15 Temmuz darbe girişimiyle ilişkilendirildiği dava, bugün İstanbul 36. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Mahkeme heyeti Osman Kavala’nın tutukluluk halinin devamına karar verdi ve bir sonraki duruşmayı 5 Şubat 2021 tarihine erteledi.

Osman Kavala, tutuklu bulunduğu İstanbul Silivri Cezaevi’nden Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) sistemiyle duruşmaya katıldı. Kavala’yı davada üç avukat temsil etti. Duruşmayı çok sayıda sivil toplum kuruluşu (STK) ve konsolosluk temsilcisi ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu izledi.

Duruşmanın başında Mahkeme Başkanı Hakan Özer, iş insanı Osman Kavala ve Henri Barkey’e yöneltilen suçları özetledi ve Kavala’nın ifadesini dinledi. Kavala sözlerine, “Bu iddianamedeki suçlamaların hiçbiri, olgusal temele, delile, somut bir eylemin incelenmesine dayandırılmamıştır. Bunlar, dünya görüşüme, etik değerlerime ve sorumlu olduğum sivil toplum kuruluşlarının yürüttüğü faaliyetlerin amaçlarına taban tabana zıt iddialardır” diyerek başladı.

Kavala savunmasına şöyle devam etti: “İddianamenin başlangıcında üzerime atılmış olan siyasal ve askeri casusluk suçunun, nasıl oluştuğunun anlaşılması için Gezi olaylarında yaşananların anlatılmasına ihtiyaç duyulduğu ifade edilmiş ve aynı iddia makamının imzasını taşıyan Gezi iddianamesinden alınan bölümler nesnel gerçeklik gibi kullanılmıştır.”

Osman Kavala’nın savunmasında öne çıkanlar şöyle:

“İddia makamı, casusluk suçlamasını Gezi iddianamesine dayanarak gerekçelendirmeye çalışırken, yeni iddianamede öne sürülen benim, 15 Temmuz darbecileriyle, FETÖ’nün mahrem sorumlularıyla irtibatta olduğum şeklindeki temelsiz iddiayı çürüten bu gerçeği gizlemiştir; hatta iddia makamı hukuka aykırı elde edilmiş bu delilleri yeni iddianamede de kullanmaktan çekinmemiştir. İddia makamı Gezi dosyasına sunduğumuz Ergenekon ve Balyoz davalarındaki hukuksuzlukları eleştirdiğim yazıları ve düzenlediğim toplantıyı da göz ardı etmektedir. Bunlar mahkemenize sunulmuştur. Ben hayatım boyunca askerî darbelere karşı çıktım, ordunun siyasete müdahale etmesini eleştirdim. Gülenci örgütlenme ağı ile hiçbir ilişkim olmadı. Darbe girişimini desteklemek hayat deneyimime, dünya görüşüme ve etik değerlerime tamamen terstir.

15 Temmuz darbe girişimine katılmış olduğum suçlaması gibi casusluk faaliyetlerinde bulunduğum suçlamasında da, Henri Barkey’le yoğun temas içinde olduğum iddiası, kanıt olarak kullanılmaktadır. Benim Henri Barkey’in yerli işbirlikçisi olduğum iddia edilmiştir. Henri Barkey’e herhangi bir bilgi, belge ilettiğim gösterilemediği gibi, yoğun temasta olduğuma dair de hiçbir bulgu yoktur. Henri Barkey ile hükümet temsilcilerinin de katıldığı bir konferansta tanıştım ve en son Ekim 2012 tarihinde İstanbul Forum konferansında karşılaştım. Birlikte bir çalışmamız, süreklilik arz eden irtibatımız da olmadı, Henri Barkey benim yönetim kurulu başkanı olduğum Anadolu Kültür’ün herhangi bir etkinliğiyle ilgilenmiş, benden herhangi bir konuda bilgi talebinde bulunmuş da değildir. Henri Barkey ile 18 Temmuz 2016 tarihinde bir lokantada tesadüfen karşılaşmak dışında hiçbir görüşmem hatta telefon konuşmam da olmadı. Baz istasyonlarının çakışmasının görüşme yaptığımızın kanıtı olarak sunulması da mantıksızdır.

Gerçeklikten bu kadar kopuk, bu kadar tuhaf suçlamalar gerekçe gösterilerek AİHM’nin ihlal kararı, yerel mahkemenin beraat kararı, iki defa da tahliye kararına rağmen yıllarca tutuklu kalmam, sıradan bir hak ihlali değildir, benim için bir tür manevi işkence haline gelmiştir. Umarım yurttaşlarımızın özgürlüklerinden mahrum kalmasına yol açan, temelsiz, delilsiz, mantıksız suçlamaların en aşırılarını içeren bu iddianame, türünün son örneği olur.”

Kavala’nın savunmasının ardından altı tanığın ifadesi alındı. 15 Temmuz 2016’da İstanbul Büyükada’daki bir otelde düzenlenen oteldeki toplantıya katılan dört tanık, Henri Jak Barkey’i tanıdıklarını ancak Osman Kavala’yı tanımadıklarını söyledi. Otel çalışanları da Kavala’yı tanımadıklarını, Barkey’i tanıdıklarını anlattı. Tanıkların ifadelerinin ardından duruşmaya ara verildi.

Tanıkların dinlenmesinin ardından Kavala’nın avukatları beyanda bulundu. Avukat Deniz Tolga Aytöre, iddianamenin hukuki açıdan herhangi bir değerinin olmadığını belirterek şöyle konuştu:

“Bu iddianame kurgusal olasılıklar, varsayımlar, siyasi manzume olarak kaleme alınmıştır. Yeterli şüphe konusunda o kadar eksik ki başka dosyaların delillerine ve iddianamelerine dayanmaktadır. Dosyada somut delil Henri Jak Barkey’in ortak baz istasyonlarının çakışması gösterilmiştir. İddianameye baktığımızda sanık lehine ifadelerin saklandığını görüyoruz. İddianamenin Gezi dosyasından alındığını görüyoruz ancak Gezi dosyasında sanıkların beraat etmesi bu dosyada yer almıyor. İddianame delilsizdir, apar topar yazılmış, Gezi dosyasının rövanşı niteliğindedir. Bakanlar Kurulu’nun Gezi dosyasında verdiği hak ihlali kararı bu dosyada da verilmiş olmasına rağmen Kavala hâlâ tutuklu olarak yargılanıyor. Dosyada Kavala ile Barkey’in bir araya geldiğini gösteren belge var mı? Varsa bu belge nerede? Tanık beyanında görüşme tertip edildiği söyleniyor, peki bu tanık ve tanığın ifadesi nerede? Barkey ile Kavala’nın ortak baz istasyonunda bulunduğu gerekçesiyle Osman Kavala üç yıldır tutuklu.”

Bunun üzerine mahkeme başkanı, avukat Aytöre’ye Kavala’nın bu dosyadan üç yıldır tutuklu olmadığı yanıtını verdi. Avukat Aytöre de Kavala’nın Gezi Parkı davasındaki suçlamalarla tutukluluğunun devam ettirildiğini, oysa bu iddiaların çürütüldüğünü söyledi.

Avukat Aytöre’nin ardından avukat Köksal Bayraktar söz aldı. Kavala’nın tutukluluğunun hukuka aykırı olduğunu belirten Bayraktar, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Kavala hakkında beş ayrı tarihte beş ayrı karar verdiğini hatırlattı. İddianamedeki suçlamaların makul şüphe uyandırmamasına karşın, Kavala’nın 1443 gündür tutuklu olduğunu vurgulayan Bayraktar, müvekkilinin bir an önce serbest bırakılmasını istedi.

Avukat Murat Deha Boduroğlu da Kavala’nın tutukluluk halinin taciz ve işkence haline dönüştüğünü belirterek, müvekkilinin tahliye edilmesini talep etti.

Savcı, Osman Kavala’nın tutukluluğunun devamını isteyerek Leyla Alaton’un tanık olarak dinlenmesi yönünde mütalaa sundu. Mahkeme heyeti de Osman Kavala’nın tutukluluk halinin devamına karar verdi, bir sonraki duruşmayı 5 Şubat 2021 tarihine erteledi.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus