Soğuk Savaş’ın köstebeklerinden George Blake 98 yaşında hayatını kaybetti

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Soğuk Savaş döneminin en tanınmış “köstebek”lerinden, eski İngiliz istihbarat subayı George Blake, Rusya’da 98 yaşında hayatını kaybetti. 

Rusya, 26 Aralık’ta Blake’in ölümünü doğrularken ölüm nedeni hakkında detaylı bilgi paylaşmadı. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin yaptığı açıklamada, “Albay Blake, özel bir cesarete sahip parlak bir profesyoneldi” dedi ve ekledi: “Zor ve yoğun hizmet yıllarında, gezegende barışı korumak için gerçekten paha biçilemez bir katkı yaptı.”

Rusya’nın resmi haber ajansı TASS, Dış İstihbarat Teşkilatı SVR’nin sözcüsünden alıntı yaptı ve Blake’i “ülkemizi içtenlikle seven efsanevi istihbarat subayı” olarak andı.

11 Kasım 1922 yılında Hollanda’nın Rotterdam kentinde George Behar ismiyle doğan Blake’in annesi Hollandalı bir Protestan, babası ise Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı İmparatorluğu ile savaşan, yaralanan ve sonrasında İngiliz vatandaşlığı verilen bir Sefarad (İspanyol) Yahudisi’ydi. Babası daha sonra bir iş insanı olarak Hollanda’ya yerleşti. 

Babası 1934 yılında vefat ettiğinde George, Mısır’da komünist hareketin lideri olan kuzeni Henri Curiel’in de aralarında bulunduğu akrabaları ile birlikte yaşamak üzere Kahire’ye gitti. 1939 yılında İkinci Dünya Savaşı patlak verdiğinde Hollanda’yı ziyaret etti. Annesi ve iki kız kardeşi İngiltere’ye kaçtı fakat kendisi Hollanda’daki direnişe katılarak iki yıl boyunca istihbarat topladı. 

Daha sonra İngiltere’ye giden ve soyadını Blake olarak değiştiren George, Kraliyet Donanması’na katılarak denizaltılarda eğitim gördü ve savaş zamanı İngiltere’de Gizli İstihbarat Servisi tarafından ajan olarak göreve alındı. Felemenkçe, Almanca, Arapça, İbranice ve İngilizce bilen Blake, Almanca belgelerin tercümesinden ve Alman mahkûmların sorgulanmasından sorumluydu. 

Black, savaştan sonra Cambridge Üniversitesi’nde Rusça eğitimi aldı ve burada öğretmeninin kendisine Rus dili ve kültürü hakkında bilgiler vermesi üzerine bir dönüşüm yaşamaya başladı. Daha sonra Berlin ve Hamburg’da bir İngiliz casus ağı kurmak için Almanya’ya gönderildi ve burada düzinelerce ajanı işe aldı. 

Kore Savaşı başlamadan hemen önce, 1950 yılında, başka bir casus ağı kurmak için Güney Kore’nin başkenti Seul’e gönderilmesinin akabinde Kuzey Kore güçleri tarafından tutsak edildi. Kuzey Kore’de üç yıl boyunca tutulan, burada “Amerika Birleşik Devletleri bombardımanının kadınları, çocukları ve yaşlıları öldürmesine tanık olduğunu” belirten ve “yanlış tarafa bağlı olduğunu hisseden” Blake, sonrasında Sovyetler Birliği’nde çalışmak için gönüllü oldu. Kuzey Kore’de bir KGB subayı ile görüşen ve Sovyet ajanı olmayı kabul eden Blake, 1953 yılında serbest bırakıldı ve İngiltere’ye geri gönderildi. 

1955 yılında Sovyet subaylarını çift taraflı ajan olarak işe almak için Berlin’e gönderildi. Bir yandan da, yaklaşık 400 casusun kimliğini ve casusluk operasyonlarının ayrıntıları da dahil olmak üzere İngiltere ve Amerika Birleşik Devletleri’nin sırlarını Sovyetler’e aktarmaya başladı. Blake, Berlin’in doğusunda inşa edilmiş ve Sovyet haberleşmesini dinlemeyi amaçlayan bir tüneli ifşa etti.

1961 yılında Michael Goleniewski adlı Leh ajanının kendisini ele vermesi üzerine yakalanan ve gizli bir şekilde yargılanan Blake, 42 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Fakat hapiste sadece beş yıl geçiren Blake, içeriden ve dışarıdan aldığı yardımlar sayesinde Londra’daki Wormwood Scrubs Hapishanesi’nden duvarın üzerine atılan bir ip merdiveni yardımı ile kaçmayı başardı. Hapishane dışında bekleyen bir araba sayesinde Moskova’ya kaçmayı başararak, arkasında bir eş ve üç çocuk bıraktı.   

1966 yılında Moskova’da yeni bir hayata başlayan Blake, Albay Georgiy Ivanovich Bleyk’in kimliğini aldı ve Lenin Nişanı ile ödüllendirildi. Kendisine bir emekli maaşı ve daire verilen Blake, Sovyet ajanlarını eğitmeye yardım etti ve 2007 yılında 85’inci doğum gününde Putin’den Dostluk Nişanı aldı. 

1991 yılında NBC News’e verdiği röportajda, sebep olduğu ölümlerden pişmanlık duyduğunu ancak yaptığı casusluktan pişman olmadığını belirten Blake, Londra’nın kendilerine ihanet ettiği konusundaki ithamlarını, “İhanet etmek için öncelikle ait olmalısınız, ben asla ait olmadım” diyerek reddetti. 

Blake’nin hayatı, yıllar boyunca filmlere, romanlara, oyunlara ve yapımlara konu oldu. 

Kaynak: New York Times

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus