Hrant Dink davasında sona doğru: 10 Şubat’ta Dink ailesinin avukatlarının mütalaaya karşı beyanları alınacak

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in öldürülmesiyle ilgili kamu görevlilerinin yargılandığı davanın 128. duruşması bugün İstanbul Adliyesi’ndeki 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapıldı. 2 Temmuz 2007’de görülmeye başlanan davanın bugünkü (3 Şubat) duruşmasında, dönemin Trabzon Emniyet Müdürü Ramazan Akyürek ile dönemin İstanbul Jandarma İstihbarat görevlisi Muharrem Demirkale’nin avukatları ve dönemin İstihbarat C Şube Müdürü Ali Fuat Yılmazer, 127. duruşmada okunan esas hakkındaki mütalaaya karşı savunmalarını yaptı. 

“Müvekkilim Ramazan Akyürek’in makul tutukluluk süresi çoktan aşılmıştır”

Duruşma, tutuklu sanık, dönemin Trabzon Emniyet Müdürü ve sonrasında İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek’in avukatının esas hakkındaki mütalaaya karşı beyanda bulunması ile açıldı. Müvekkilinin savunmasının yarım kaldığını belirten avukat, Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) uyarınca bu durumunun mutlak bozma sebebi olduğunu belirtti. Duruşma, avukatın istihbaratta elde edilen bilgilerin paylaşım sorumluluğunu, işleyişini anlatmasıyla devam etti: 

“Müvekkilimin savunması yarım kaldı. CMK uyarınca bu durum mutlak bozma sebebidir. İstanbul İstihbarat Şubesi, İstanbul Koruma Şubesi’ni hareketlendirmeliydi. Yapılması gereken sadece buydu. İstihbarat Daire Başkanı olan müvekkilim bundan sorumlu olamaz. Müvekkilim, Yasin Hayal, Ogün Samast ve Erhan Tuncel ile ne doğrudan ne de dolaylı bir şekilde irtibat kurmamıştır. Ramazan Akyürek, Trabzon İstihbarat Şube Müdürü Engin Dinç ile birlikte görevini yapmış olan yegâne kişidir. Yaklaşık yedi yıldır bu dosyadan tutuklu yargılanmaktadır. Makul tutukluluk süresi çoktan aşılmıştır.” 

Akyürek’in avukatı, beyanını müvekkilinin beraatını talep ederek bitirdi. 

“Müvekkilim bir terörist olamaz”

Daha sonra, dönemin İstanbul Jandarma İstihbarat görevlisi Muharrem Demirkale’nin avukatı esas hakkında mütalaaya karşı savunmasını yaptı. Müvekkilinin, Hrant Dink gibi bir barış insanı olduğunu söyleyen avukat “Müvekkilim terörist olamaz” dedi ve şöyle devam etti:

“Müvekkilim, arkadaşları terörle mücadelede şehit düşmüş, kahraman bir Türk askeridir. Aynı Hrant Dink gibi bir barış insanı olan müvekkilim bir terörist olamaz. 15 Temmuz sonrasında gözaltına alınan ve işkence gören müvekkilimin mağduriyetinin giderilmesi için tahliyesi ve beraatını talep ediyorum.”

Ali Fuat Yılmazer: “Hiç görmediğim bir evrak üzerinden cinayetin azmettiricisi nasıl olabilirim?”

Duruşma, dönemin İstihbarat C Şube Müdürü Ali Fuat Yılmazer’in savunmasıyla devam etti. Yılmazer, mütalaanın uzun zamandır yargılama yapılmamış gibi hazırlandığını belirtti:

“Mütalaayı okuyunca nasıl bir savunma yapacağıma şaşırdım. İddianamenin adeta birebir kopyası mütalaaya dönüştürülmüş. Sanki bunca yıldır hiç yargılama yapılmamış gibi. Bu davanın üçüncü iddianamesinde de tarafıma yönelik suçlamalar vardı. Defalarca talep etmeme rağmen bu konuda mahkeme tarafından savunmam alınmadı. İdari soruşturmaların hiçbirinde kusur veya suçlamaya muhatap olmadım ben. Tutuklanma gerekçem olarak F3, F4 ve F5 raporları sunuldu ama ne ilginçtir ki bu dosyada bir tane bile F5 raporu yok. Hrant Dink’in ölümünün azmettiricileri, onu hedef gösterenler, yargılanmasına sebep olanlar, tehdit iklimini yaratanlardır. Suçlandığım gibi bunları yapan ben değilim.”

Yılmazer, mahkeme heyetinin sonradan davaya dahil olduğunu söyleyerek daha önceki duruşmalardaki savunmasına değindi:

“Örneğin 2012 yılındaki Devlet Denetleme Kurulu raporunda da benim açımdan bir ihmal tespiti yapılmıyor. Hrant Dink’in öldürüleceğine dair F4 raporu benim resmî izinli olarak yurtdışında olduğum dönemde işlem gördü ve arşive kaldırıldı. Hrant Dink’in öldürüleceğine dair F4 raporu bana daha sonra da arz edilmedi. Hiç görmediğim bir evrak üzerinden cinayetin azmettiricisi nasıl olabilirim? Hrant Dink’i Türk düşmanı ilan edenler azmettirici değil ama benim öyle mi? İstanbul Emniyet İstihbarat ve koruma şubeleri bu işin asli sorumlularıdır. Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM) nezdindeki merkez koruma komisyonu bu işin sorumlusu değil. Benim de üyesi olduğum bu komisyonun yükümlülüğü değil.” 

Duruşmaya saat 12.30’da ara verildi. 13.30’da tekrar başlayan duruşmada Ali Fuat Yılmazer savunmasına devam ederken Hâkim Akın Gürlek, savunmasını bitirmesi için uyarıda bulundu. Yılmazer savunmasına şöyle devam etti:

“Savcılık makamının soruşturma evresinde İstihbarat Daire Başkanlığı’ndan gelen yazıları değiştirerek müdahale ettiğine ilişkin örnekler verdim savunmam sırasında. Aleyhimde, savcılığa önce taslaklar yollanmış sonra düzeltmelerle resmen iletilmiştir. Tetikçi Ogün Samast, güya Yasin Hayal’in kendisine ‘Ramazan Akyürek ve Fuat müdür bizim arkamızda’ dediğini cinayetten yıllar sonra verdiği bir ifadesinde söyledi. Yasin Hayal bunları yalanladı ama Erhan Tuncel’e bu sorulmamış bile. Erhan Tuncel süreç içinde konjonktürel davranışlar sergiledi. Bazı hususlar hep kamufle ediliyor bu dosyada. Erhan Tuncel’in polisle ve jandarmayla sıkı ilişkileri var. Hatta belki MİT ile de irtibatı vardı. Muhittin Zenit, yanında avukatı olmadığı halde savcı baskısıyla benim aleyhime yazılı beyanlarda bulundu. Baskı altında beyanda bulunduğunu ve aleyhimdeki hususları tashih eder nitelikte beyanlarını ise mahkeme huzurunda verdi. Varsayım üzerinden cinayet azmettiricisi oldum. Şayet iddia edildiği gibi, cinayet hazırlığına ilişkin İstanbul’a eksik veya tahrifli bilgi gittiyse bunun sorumlusu, o dönemde haber elemanından gelen bilgiyi değerlendirip hazırlayan Trabzon İstihbarat Şube Müdürü Engin Dinç’tir. İstanbul Emniyeti cinayetten sonra sahte bir tutanak düzenledi. Sanki 2006’da Osman Hayal hakkında bir tahkikat yapılmış gibi bir tutanak tanzim etti. Cinayette kendi ihmalleri olduğunu bildikleri için yaptılar bunu. Bu sahte tutanağı düzenleyenler müfettişlere beyan etmişler. Katılan taraf avukatları da bunu biliyor. Ben bu savunmaların sonuçta hiçbir şeyi değiştirmeyeceğini de biliyorum. Zerre talebim yok.”

Yılmazer’in avukatı mütalaadaki hususlara itirazını sıraladıktan sonra müvekkilinin delil yetersizliğinden beraatını talep etti. Mahkeme Başkanı Akın Gürlek davanın 129. duruşmasının 10 Şubat 2021 saat 10.20’de yapılmasının kararlaştırıldığını söyledi. Bir sonraki duruşmada Hrant Dink ailesinin avukatlarının beyanları alınacak.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus