Göç Araştırmaları Derneği’nin “İstanbul’un Hayaletleri: Güvencesizliğin Kıyısında Afganlar” raporu yayınlandı – “Afgan mültecilerin kayıtsız ve belgesiz olmaları, temel hizmetlere ulaşmalarını çok zor hale getiriyor”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Göç Araştırmaları Derneği (GAR), “İstanbul’un Hayaletleri: Güvencesizliğin Kıyısında Afganlar” başlıklı bir rapor yayınladı. 2020’nin Mart ve Aralık ayları arasında Dr. Didem Danış ve Dr. Deniz Sert koordinatörlüğünde yapılan saha araştırmasının verilerine dayanan rapor, Dr. Sibel Karadağ tarafından kaleme alındı. En çok kayıtsız ve belgesiz Afgan mülteci işçinin ikamet ettiği İstanbul’un Zeytinburnu, Esenyurt, Tuzla ve Beykoz ilçelerinde Afgan mültecilerle derinlemesine görüşmeler yapıldı.

Yıllardır “savaş, şiddet, katliam, doğal afet, derin yoksulluk” sebebiyle kendi ülkelerinde güvencesiz şartlarda yaşayan Afganlar’ın bu durumu Afganistan’dan İstanbul’a göç yollarında ve İstanbul’daki yaşam ve çalışma şartlarında da devam ediyor. Afgan mültecilerin yaşam ve çalışma koşullarındaki ağır güvencesizliğe dikkat çekilen raporda, uluslararası toplumun Afgan mültecilere yönelik sessizliği de vurgulanan bir diğer nokta.

Uzun yıllardır politik ve ekonomik sebeplerle göç veren bir coğrafya olarak Afganistan’dan gelen mültecilerin yaşam koşullarına odaklanan çalışmalar oldukça sınırlı. En ağır yaşam ve çalışma şartlarında olmalarına rağmen Afgan mültecilerin uluslararası toplum nezdinde görünürlükleri de yok. Son yıllarda Türkiye’ye, son üç yılda da Avrupa’ya doğru düzensiz göçün büyük çoğunluğunu Afganlar oluşturuyor. İstanbul’daki enformel sektörün de önemli bir yüzdesi Afgan mülteci işçilerden müteşekkil. Afgan mülteci erkekler İstanbul’daki enformel sektörün çalışma şartları açısından en alt katmanını oluşturuyor.

Fotoğraf: Emirkan Cörüt

Afgan mülteciler İstanbul’da enformel sektörün en alt katmanında çalışıyor

Rapor İstanbul’daki Afgan mültecilerin Afganistan’dan İstanbul’a uzanan göç yolculuklarında yaşadıklarının yanı sıra, İstanbul’daki ağır yaşam ve çalışma şartlarına da odaklanıyor.

Afganistan’dan Pakistan ve İran üzerinden uzun ve zorlu göç yollarını aşıp Türkiye’ye gelmeyi başaran Afgan mültecilerin ilk geldikleri andan itibaren İstanbul’daki yaşam koşulları da oldukça çetin. 

2013 yılında İstanbul’a gelen Afgan mülteci Ahmad, geldiği ilk günler için şunları söylüyor: 

“Geldiğimde kimseyi tanımıyordum. İlk iki gün sokakta yattım; bir gece Zeytinburnu’nda bir parkta, bir gece de bir cami avlusunda. Ertesi gün Zeytinburnu’nda bakkalda çalışan bir Afgan’dan yardım istedim. İlk başta bana güvenmedi…”

2016 yılında Türkiye’ye gelen 19 yaşındaki Seyfullah da bir eve yerleşebilmek için kendisine birinin referans olmasının önemine vurgu yapıyor: 

“İşyerindeki arkadaşlarıma kalacak yerimin olmadığını söyledim. Onlar bana bir yer buldu. On kişiden fazla insan, bir odada kalıyorduk. Kira, elektrik ve su için her birimiz 250-300 lira ödüyorduk.”

İstanbul’a gelip, kalacak yer bulabilen Afgan mültecilerin karşılaştıkları zorluklar çalışma yaşamında da katlanarak devam ediyor.

Seyfullah, Denizli’de bir arkadaşının kendisine iş bulduğunu söylüyor ve üç ay boyunca on kişi bir işveren için çalıştıklarını ve işin sonunda tek kuruş alamadıklarını belirtiyor: 

“Türkçe konuşamıyorduk. İşveren bizi bir köye götürdü. Ertesi gün paralarımızı ödeyeceğini söyledi, sonra ortadan kayboldu, onu bir daha bulamadık…”

Afgan mültecilerin kayıtsız ve belgesiz olmaları ve statülerinin belirsizliği de onların İstanbul’daki yaşamlarında sağlık gibi çeşitli temel hizmetlere ulaşmalarını çok zor hale getiriyor. 

Belgesiz ve kayıtsız yaşamanın sebep olduğu umutsuzluğu vurgulayan 28 yaşındaki Afgan mülteci Reşat, gerekli olduğunda polise gidemediklerini, sigortaları olmadığı için hastanelerin onları almadığını, ev kiralayamadıklarını, eczaneye dahi gidemediklerini anlatıyor.

Henüz altı ay önce İstanbul’a gelen 17 yaşındaki Asif de geldiğinden beri bir kere kimlik kontrolüne denk geldiğini söylüyor. Polisin “Seni sınır dışı ederim” tehdidine Asif’in cevabı “Orada savaş var” olmuş. 

İngilizce raporun tamamına GAR’ın internet sitesinden ulaşabilirsiniz

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus