Türkiye’de freelance çalışanlar anlatıyor: Ne gibi sorunlar yaşıyorlar? Haklarını nasıl koruyorlar?

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Son yıllarda talebin arttığı çalışma tiplerinden biri de freelance. 2020 yılının Mart ayında dünyayı etkisi altına alan koronavirüs salgını nedeniyle birçok kişinin evden çalışma modeline geçişiyle daha da göz önünde olmaya başlayan freelance pazarı, her gün gittikçe büyüyor. Birçok kişinin “evde pijamalarıyla çalışanlar” ya da “çalışma düzenini kendine göre ayarlayanlar” olarak bildikleri freelance çalışanlar için aslında her şey o kadar da parlak değil. Peki Türkiye’de freelance pazarı ne durumda? Çalışanlar hangi zorluklarla karşılaşıyor ve haklarını nasıl koruyorlar? Farklı alanlarda evden çalışanlar, Türkiye’de freelance çalışmayı ve yaşadıkları deneyimleri Medyascope’a anlattı.

Şüphesiz herkesin son zamanlarda daha da sık duymaya başladığı freelance kelimesi, “serbest veya bağımsız çalışmak” anlamına geliyor. Freelance çalışma tipi hem dünyada hem de Türkiye’de, gittikçe daha da popülerleşiyor. Temelde, kendi işlerini bulup kendi yaşam düzenlerini oluşturan freelance çalışanlar, böylece en verimli saatlerini çalışma saatleri olarak ayarlayabiliyor. Bunun yanı sıra işyerine veya ofislere gitmek için zaman harcamamaları, gün içinde kendilerine daha çok zaman ayırabilmelerini de sağlıyor. “Kişinin kendi patronu olmasına” olanak sağlayan freelance iş imkanları, her gün onlarca yeni insanı kendine çekiyor. 

Tabii bir de madalyonun belki daha gerçekçi olan öteki yüzü var. Kendi çalışma saatlerini belirleyen freelance çalışanlar, modern iş hayatına oranla daha düzensiz bir biçimde veya günün her saatinde çalışmak durumunda kalabiliyor. Daha da önemlisi, “düzenli ve sürekli bir gelir” kapsamında olmayan freelance çalışmanın herhangi bir yasal güvence içermemesi, çalışanların iş yaptıkları taraftan gelen düzensiz ödemeler ve “Gelecek ay aynı işi bulabilir miyim” endişesi, tüm bu avantajların içinde kendini “düzenli strese” dönüştürebilen bir çalışma şeklini alabiliyor. Medyascope’a konuşan bir freelance çalışan, “Elbette her şeyin herkes için aynı olduğunu söyleyemeyiz. Ancak gerçek, gazetelerin renkli sayfalarındaki veya Instagramdaki gibi değil” diyor.

Freelance çalışanlar, kendi içlerinde de farklı gruplara ayrılıyor. Profesyonel yani tam zamanlı olarak freelance çalışanların yanında, profesyonel bir iş veya eğitim hayatı olan ancak ek gelir elde etmek için freelance iş yapanlar bulunuyor. Tabi bir de yarı zamanlı freelance, yarı zamanlı maaşlı çalışanlar. 

2021 yılı itibariyle grafik tasarımdan çeviriye, dijital pazarlamadan fotoğrafçılığa, yazılımcılıktan gazeteciliğe kadar pek çok farklı alan, freelance çalışma tipinin kapsamına girmiş durumda.

Küresel işgücünün yüzde 35’ini freelance çalışanlar oluşturuyor

Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) verilerine göre, küresel işgücünün yüzde 35’ini freelance çalışanlar oluşturuyor. Dünyada kaç milyon freelance çalışan olduğuna dair net bir sayı yok ancak dünya çapında yaklaşık 1,1 milyar kişinin freelance işlerde çalıştığı tahmin ediliyor. İş otomasyonu ve gelir eşitsizliği alanlarında çalışan sivil toplum kuruluşu Peerism’in tahminlerine göre ise 2030 yılında küresel işgücünün yüzde 80’ini freelance işlerin oluşturması bekleniyor.

Freelance çalışmada dünyanın önde gelen ülkesi Amerika Birleşik Devletleri (ABD). Uluslararası freelance iş platformu Upwork’ün geçen haftalarda yayınladığı ABD Bağımsız İşgücü Raporu’na göre, 2019 yılının sonu itibariyle ABD’de freelance çalışanların sayısı 57 milyon civarındayken, koronavirüs salgınıyla geçen 2020 yılının sonunda bu sayı, iki milyonluk bir artışla 60 milyona yaklaştı. Bu, ABD’deki işgücünün yüzde 36’sına eşit. Ülkede freelance çalışanların yüzde 36’sı da bu işi profesyonel yani tam zamanlı olarak yapıyor. 2019 yılında yüzde 28 olan bu oranın sonraki yıllarda katlanarak artacağı tahmin ediliyor.

Koronavirüs etkisi

Oxford İnternet Enstitüsü’nün (OII) düzenli olarak güncellenen Çevrimiçi Çalışma Endeksi, geçen mart ayında dünyayı etkisi altına almaya başlayan koronavirüs salgınının ilk başlarda freelance çalışma sektörüne büyük bir darbe indirdiğini, piyasaların ve ekonomilerin kapanmasıyla freelance çalışanlar için birçok iş imkanının kaybolduğunu ancak yaz aylarıyla birlikte freelance çalışmaya olan talebin son yılların en yüksek seviyesine ulaştığını ortaya koyuyor.

Upwork’ün verilerine göre, ABD’de salgının başladığı mart ayından sonra freelance çalışmaya başlayanların yüzde 60’ı, daha çok para kazanacak olsalar bile eski tip “ofis işlerine” geri dönmek istemediklerini söylüyor. Başka bir çarpıcı veri yine Upwork’ün raporundan: Salgınla birlikte evden çalışma modeline geçen ABD’lilerin yüzde 58’i ileride freelance iş yapmak istediklerini belirtiyor.

Z kuşağı, iş hayatına freelance (çalışarak) başlıyor

Upwork’ün hazırladığı rapora göre, ABD’de freelance çalışmaya en ilgili kesim 18-22 yaş aralığındaki Z kuşağı. Kuruluşun verilerine göre, ülkede çalışan Z kuşağının yüzde 53’ü freelance işler yapıyor. 23-38 yaş aralığındaki Y kuşağında bu sayı yüzde 44 iken 39-54 yaş aralığındaki X kuşağında yüzde 30 civarında. 

Benzer eğilimin Türkiye dahil olmak üzere dünyanın pek çok ülkesinde etkili olduğu ifade ediliyor.

Peki Türkiye?

Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de freelance çalışmanın çok büyük bir kısmını grafik tasarım, web yazılım, dijital pazarlama ve çeviri alanları oluşturuyor.

Ancak ABD ve diğer bazı başka ülkelerde olduğu gibi Türkiye’de freelance çalışma ve freelance çalışanlar hakkında yapılan pek fazla araştırma yok.

İşverenlerle freelance çalışmak isteyenleri buluşturan sanaluzman.com‘un CEO’su Niyazi Bekiroğlu, 2018 yılında yapılan bir araştırmaya göre, Türkiye’de 1,3 milyon kişinin freelance çalıştığını aktarıyor. 2021 yılının ilk ayları itibariyle bu sayının 2 milyonu geçmiş olabileceği belirtilirken, Bekiroğlu’na göre, 2023 yılı itibariyle Türkiye’de 8 milyon kişinin freelance çalışacağı ve pazar büyüklüğünün 3 milyar dolara ulaşacağı tahmin ediliyor.

Çevrimiçi ödeme sitelerinin Türkiye’den çekilmeye başlaması sektörün önünü kapatıyor mu?

Türkiye’de önemli bir sayıda yurtdışı bağlantılı freelance çalışan var. Yurtdışındaki ülkelere iş yapan bazı freelance çalışanlar, ödemeler konusunda yaşanan sıkıntıların yanında, 2016 yılında Türkiye’den çekilme kararı alan çevrimiçi ödeme sitesi PayPal ve 2021 yılının başında Türkiye’deki operasyonlarını durdurma kararı alan elektronik ticaret portalı Skrill gibi büyük platformlar aracılığıyla Türkiye’ye para transferi yapılamamasının, ülkede freelance çalışanların önünü kapadığını ve pazarın büyümesini engellediğini düşünüyor. 

2014 yılından bu yana Hacettepe Üniversitesi’nde lisans eğitimine devam eden ve altı yıldır freelance olarak çeviri ve web tasarım işleri yapan Onur, konu hakkında Medyascope’a şunları söylüyor:

“İşe başladığım ilk sene olan 2015’te yurtdışından çeşitli işler alıyordum. Uluslararası freelance iş platformlarından bana uygun işler buluyor, ödemelerde de pek fazla sorun yaşamıyordum. Fakat PayPal üzerinden ödeme alma imkanımız kaybolunca yurtiçindeki işlere yöneldim. Bu noktada bambaşka sorunlarla karşılaştım. Son aylarda görünür olan problemleri ben yıllardır yaşıyorum. İşlerini üstlendiğim patronlar yaptığım işin karşılığını sanki bir lütufmuş gibi sunuyor. ‘Elimiz bu ay biraz sıkışık, istersen ücretin yarısını şimdi verelim yarısını da taksitle ödeyelim’ ya da Bizim sana yaptırmak istediğimiz iki üç iş daha var. Onları da sana yaptıralım, hepsini toptan ödeyelim’ diyen işverenler çıkıyor karşıma. Yurtdışında çok ciddi bir iş kaynağı ve ekonomik getirisi olan freelance çalışma sistemi, maalesef Türkiye’de yurtdışındaki gibi düzenli değil.”

İstanbul Teknik Üniversitesi Matematik Mühendisliği Bölümü mezunu olan ve beş yıla yakın freelance web yazılımcısı olarak çalışan Burak ise yurtdışına iş yapan çalışanların ücretlerini alma konusunda birtakım sıkıntılar yaşayabildiğini ancak internet ve her gün gelişen yeni ödeme yöntemleriyle bir şekilde bu sorunun üstesinden gelinebileceğini vurguluyor: 

“Dünya büyük, internet daha da büyük. Yurtdışından Türkiye’ye para getirmenin çeşitli yolları var ve insanlar bir yol kapandıkça bir başkasına yöneliyor. Özellikle, kullanmayı bilenler için kripto paralarla para getirmek hem güvenli hem de ucuz olabiliyor. Bazı uluslararası freelance iş bulma platformları da Türkiye’ye özel çözümler geliştirebiliyor.”

“İş alırken sözleşme yapmıyor-yapamıyoruz, işveren de buna yanaşmıyor”

Web yazılımcısı olarak freelance çalışan Burak, Türkiye’de freelance çalışanların emeklerinin karşılığını alabilmeleri ve sözleşmeler konusunda şunları söylüyor: 

“Emeğin karşılığında ödeme almanın en garanti yolu sözleşme yapmaktan geçiyor. Düzenli olarak sözleşmeyle çalışanlar ne kadar az olsa da sözleşme yapılmasını yaygınlaştırmak, dolayısıyla hak ettiğimiz ücreti almayı garantilemek istiyoruz. Sanıldığı kadar zor bir şey değilmiş aslında, biz de yeni öğreniyoruz. Bunun diğer bir yolu da fatura kesmek. Tabii hiç bitmeyen Bağkur, stopaj, KDV, muhasebeci, gelir vergisi gibi angarya ve masraflarla uğraşmayı göze alırsanız.”

Yayıncılık alanında, uzun yıllardır dönüşümlü olarak sigortalı ve freelance işlerde çalışan Oya ise durumu şöyle anltıyor: 

“Freelance çalışanlar iş alırken çoğunlukla sözleşme yapmıyor, yapamıyor. İşveren de sözleşmeye yanaşmıyor. İşi beğenmediğinde ya da işe artık ihtiyacı olmadığında parasını ödememe hakkını saklı tutuyor. Bazen o kadar komik ücretlere çalışılıyor ki freelance çalışanlar bile ‘Paranın peşine düşüp dava açmaya değmez’ diye düşünebiliyor. Oysa sözleşme en temel haklarımızı korumaya yarıyor.”

Kayıtdışılık var yasal düzenleme yok, patronlar bundan faydalanabiliyor

Türkiye’de, freelance çalışanların haklarını ve emeklerini korumaya yönelik hiçbir yasal düzenleme bulunmaması da çalışanların en önemli sorunlarından biri. Yasalarda kendilerine yer bulamayan freelance çalışanlar sigortalardan faydalanamıyor. Yaptıkları işler için şirket açma yoluna gidenler ise büyük bir vergi yükünün altına giriyor. Bu “kayıtdışılık” patronların çalışanlarına olan yaklaşımını negatif yönde etkileyebilirken freelance çalışanlar, yaşadıkları sorunlara kendi içlerinde çözüm bulmaya çalışıyor.

Onur, kayıtdışılık durumunun emeğin değersizleşmesine yol açtığının altını çizerek, durumu şu sözlerle özetliyor: 

“Sektördeki kayıtdışılık güvencesizliği artırmakla birlikte, emeğin değersizleştirilmesine neden oluyor. Patron ve çalışan arasında yaşanan herhangi bir haksızlık durumunda başvurulan yolları tamamen kısıtlayan kayıtdışılık, freelance çalışanların bu alanda gelecek planları yapamamasının da en önemli sebebi. Beraber sesimizi duyurabildiğimiz birkaç dayanışma ağı var ama aynı mantalite orayı da etkisi altına almış durumda. Freelance sektörü belki de bireyselleşmenin en ön plana çıktığı yer. Bu noktada dayanışma çabalarının ve dayanışma ağlarının varlıkları da bir noktadan sonra ‘yuvarlak masa toplantılarına’ dönüşüyor. ‘Yaşadığın sorunları anlat, bak biz de aynı sorunları yaşıyoruz’ ekseninde gelişen sohbetler var ama ortada belirli bir düzenleme yokken yaşadıklarımız sadece sohbet ve paylaşımdan ibaret olacak.”

Web yazılmcısı Burak ise vergiden muaf tutulma opsiyonunun yanında yetkililerin, freelance çalışanların gelirlerini resmileştirebilmesi için basit bir sistem hazırlayabileceğini ve bu yolla karşılaştıkları birçok sorundan kurtulabileceklerini belirtiyor:

“DİSK’in son zamanlarda yaptığı ‘Asgari ücretten vergi alınmasın’ kampanyasını görenler olmuştur. Bizim gibi çalışanların haklarının korunması için de böyle bir yola ihtiyaç var. Zaten zor geçinene bir de vergi ödetilmesin. Gelirimizi resmileştirmek için şirket açıp bürokrasi ve masraf altına da girmeyelim. Hepimiz bilgisayar kullanmayı biliyoruz, bizim için hazırlanacak basit bir sistem üzerinden gelirimizi resmileştirebiliriz. Bunlar çok basit talepler ve gerçekleştirilmesi önünde bir engel yok. Devlete ek bir masraf da getirmeyecek. Ancak, maalesef piyasanın en dışında, uçurumun en yakınında kalmamıza göz yumuluyor. Kayıtdışı olmak, resmiyette işsiz olmak demek. Bir şirketin sözleşmeli işçisiyseniz sizi öyle kafasına göre işten çıkaramaz. Ancak aynı şirkete freelance çalışıyorsanız, sözleşme de yapmadıysanız, ‘Git’ dediğinde gitmek zorunda kalıyorsunuz. Mesela üç aylık bir proje alıyorsunuz, hesabınızı kitabınızı buna göre yapıyorsunuz ve belki borca giriyorsunuz. Ancak birinci ayın sonunda işveren diyor ki ‘Önceliklerimiz değişti, başka projelerde görüşmek üzere.’ Artık borçlarınızla baş başasınız!” 

Hukuk ne diyor?

Freelance çalışanların iş buldukları platformların sahiplerinin, kendilerini genel olarak aracı konumunda, platform aracılığı ile çalışan yani iş görenlerin ise serbest  çalışan yani ‘freelance’ olduğunu öne sürdüklerini ancak platform aracılığı ile çalışan/iş görenlerin işçi gibi çalıştıklarını ve işçi sayılmaları gerektiğini belirten iş hukuku uzmanı Avukat Mustafa Anıl Pınar, freelance çalışanların hukuki niteliğinin tartışmalı olduğuna dikkat çekerek şunları söylüyor: 

“Günümüzdeki mevzuat hükümleri dikkate alındığında buna ilişkin net bir cevap vermek olanaksız. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 393. maddesi ile 4857 sayılı İş Kanunu’nun 8. maddesinde, iş sözleşmesi, ‘işçinin bağımlı olarak iş görmeyi, işverenin ise ücret ödemeyi üstlendiği sözleşme’ olarak tanımlanıyor. Bu tanım çerçevesinde, iş sözleşmesinin kurulabilmesi için işçinin işverene bağımlılığı aranan bir unsur, aynı zamanda diğer iş görme sözleşmelerinden ayıran bir kriter.”

İlk bakışta, bu platformlar ile platforma hizmet sunanlar yani ‘iş gören kişiler’ arasında işi seçip seçmeme özgürlüğü bulunması ve bağımlılık unsuru oluşmadığı sebebiyle iş görenlerin bağımsız çalışan olarak değerlendirilmesi gerektiğinin söylenebileceğini, ancak günümüz şartlarında bunun mümkün olamayacağını dile getiren Parlar, şöyle devam ediyor: 

“Teknolojik gelişmeler ve platformlardaki yeni iş modelleri dikkate alındığında, platform çalışanlarının bağımsız olamayacağı açık. Zaten, günümüzdeki çoğu dijital platform tarafından platforma hizmet sunan kişiler işçi-işveren ilişkisindeki gibi denetleniyor, emir ve talimatlar veriliyor ve kurmuş oldukları puan/derecelendirme sistemleri ile çalışanların platforma sürekli hizmet etmesi sağlanıyor. 

Ülkemizde, bahsedildiği gibi platform çalışanlarının haklarına yönelik ayrı bir mevzuat yok. Bu sebeple, platform çalışanlarının hukuki niteliğinin belirlenmesinde, platforma ait iş modelinin tüm yönlerinin irdelenmesi ile sonuca ulaşmak hukuken en doğru yaklaşım. Alman Federal İş Mahkemesi’nin yakın tarihli bir kararı da serbest çalışanların işi/görevi seçme özgürlüğü olsa dahi iş modelinin yapısının iş almaya, sisteme sürekli hizmet etmeyi sağlaması halinde bağımlı çalışan yani işçi olarak değerlendirilebileceğini ifade ediyor. Bu ve buna benzer kararların ilerleyen dönemde ülkemiz yargı makamlarınca da verilebilmesi olası.”

Freelance çalışanlar kayıtdışılığa ve sözleşmesizliğe karşı neler yapıyor?

Türkiye’de freelance çalışanlar kayıtdışılığa, profesyonelliğini yitiren patron-işçi ilişkilerine ve freelance çalışmanın gündelik zorluklarına karşı birbirlerine destek ve yardımcı olabilmek amacıyla çeşitli dayanışma ağları kuruyor. 2018 yılında bir araya gelen “Ofissizler Dayanışma Ağı”, Türkiye’de freelance çalışanların sahip olduğu en büyük dayanışma ağlarından biri. 

Çeşitli meslek gruplarında freelance çalışanlardan oluşan Ofissizler, freelance çalışmanın sorunlarına karşı nasıl politikalar geliştirilebileceğini ve insanların nelere ihtiyaç duyduklarını belirlemek için çalışıyor. Platform bunun için etkinlikler düzenleyip talepleri çerçevelendiriyor, daha sonra bu talepler üzerinden freelance çalışanların zorlandıkları konular hakkında çeşitli çözümler üretmeye çalışıyor.

Ofissizler’in freelance çalışanlar için oluşturduğu en büyük hizmetlerden biri de platformun internet sitesinden erişilebilen ve freelance çalışanların emeklerinin karşılığını alabilmeleri için işverenleriyle imzalayabilecekleri dört ayrı iş sözleşmesi.

Koronavirüs, Türkiye’deki freelance çalışanları nasıl etkiledi?

Modern hayatın bütün dengelerini alt üst eden koronavirüs salgını, salgın öncesinde de evde çalışan freelance çalışanlar için de hayatın pek çok dengesini altüst etti.

Onur:

“Koronavirüs salgını freelance sektörüne olan ilginin arttığı bir dönemde geldi diyebiliriz. Salgınla beraber milyonlarca kişinin evden çalışmaya başladığı bu dönemde, freelance işlere olan rağbet, tam zamanlı çalışma rutinini neredeyse bir çöküşe sürükledi. Oluşan bu boşluğu da freelance iş imkanlarıyla gidermek mümkün hale geldi. Benim esas kaygım, finansal anlamda kimsenin önünü göremediği bu dönemde diğer sektörlere kıyasla işveren bütçeleri, çalışma saatleri ve verimin eski düzende beklenilenden epey farklı bir hale dönmesi. Ancak, özellikle evden çalışma modellerinin yaygınlaşması ile diğer iş modellerinde de bir kuralsızlaşma başladı ve bu devam edecek. İnsanlar, gece 11’de çalan telefonlarıyla birlikte belki bizim neler yaşadığımızı biraz daha fazla hissedebiliyordur.”

Burak:

“Şahsen yazılımcılık yapmaya başladığımdan beri en parasız zamanımı yaşadım. Şehrime göre ucuz olan kiramı bile çıkaramadım. Hiç yeni iş gelmedi, gelmesi muhtemel işler iptal oldu. Ofissiz çalışanlar olarak biz zaten hep evdeydik ancak dışarı çıkmak hepimize iyi geliyordu. Beraber çalışmak, iş hakkında konuşmak, genel muhabbet etmek, dertleşmek. Bunların olmaması beni sık sık depresyon eşiğine getirdi.

Şimdiden bazı büyük şirketler evden çalışmayı kalıcı hale getireceğini açıkladı ve şimdiden bazı büyük şirketler çalışanların yemek ücretlerini kesmek gibi bazı hak gasplarına başladı. Evden çalışmak maalesef tozpembe bir hayat değil, salgın sırasında evden çalışan çoğu ofis çalışanı da bunu görmüş oldu. Ofiste çalışırken bazı kazanılmış haklar var. Mesela sağlıklı bir çalışma ortamı, iyi bir sandalye, çalışma masası, yemek, yol, önceden belirlenmiş çalışma saatleri ve önceden belirlenmiş iletişim kanalları. Evden çalışmaya geçildiğinde bunların hepsi veya bir kısmı gaspediliyor. İşçi, evde çalışmaya başlayınca birçok şey değişiyor. Mesela faturalarınız belki iki katına çıkıyor. Üç öğün yemek hazırlamak gerekiyor. Ev eskisine göre çok daha fazla kirleniyor ve haftada bir temizlik yetmiyor. Freelance çalışanlar bunları tek başına (veya ev ahalisiyle) idare etmek zorunda ancak ofis çalışanlarının belli hakları var ve umarım eve geçerken bunları ofiste bırakmayıp yanlarında götürürler.”

Oya:

“Salgınla birlikte pek çok şirketin evden çalışma modeline geçtiğini görüyoruz. Burada freelance çalışanların görünmezlik sorunları tekrar yineleniyor: Evler ofislerimize dönüşüyor, daha çok çalışmak zorunda kalabiliyoruz, masraflarımız artıyor ve yalnız kalıyoruz. Dünyada belki başka türlü yaşanıyor ama Türkiye’de evden yapılamayacak işler de oldukça fazla. İnsanlar kötü koşullarda işe gitmeye zorlanıyor. Evde kalabilenler de sürekli işsizlikle sınanıyor. Ancak işverenler her iki durumda da memnun: Bir yandan masrafları azaltıyor bir yandan da insanları daha çok çalıştırıp daha çok kazanıyorlar. İnsanların çoğu iş alamayacaklarını düşünüyor, gelecekle ilgili kendilerini daha da güvencesiz hissediyorlar. Tam da böyle zamanlarda bir araya gelmek mesafeler açısından zor olabilir ama aslında pek çok aracımız da var. Bazen çok fazla öyle hissetsek de kimse yalnız değil. Özellikle böyle dönemlerde dayanışmaya, bir arada durmaya, birlikte üretmeye ya da sadece sohbet etmeye daha çok ihtiyacımız var.”

*Müstear isimler kullanılmıştır.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus