Altan Tan, kendisinin de içinde olduğu “Kandil fotoğrafları”nı anlattı: “Mektup hatırası olarak çekildi, yayınlanması da bugün suç olarak kullanılması da doğru değil”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Siyasetçi ve eski milletvekili Altan Tan, çözüm süreci döneminde çekilen ve yeniden Halkların Demokratik Partisi (HDP) mensuplarını suçlamak için gündeme getirilen, kendisinin de içinde yer aldığı “Kandil fotoğrafları”nı anlatırken, “O fotoğraflar, Murat Karayılan’ın isteği ile mektup hatırası için çekildi ve yayımlanmayacağı söylenmesine rağmen biz Türkiye’ye dönmeden yayımlandı. Basına servis edilmesi bir skandaldır. Ama sekiz yıl önce yayımlanan ve hiç tepki gösterilmeyen fotoğrafları bugün suçmuş gibi kullanmak da siyasi ahlaksızlıktır” dedi. Tan, HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan’ın, süreç ile ilgili kendilerine vaat edilenleri açıklayacağını söylemesini ise “Ne biliyorsa açıklasın, bir şey bilip açıklamamak namertliktir. Açıklanmayan bir şey bana göre kalmamıştır” diyerek eleştirdi.

Daha önce HDP’de bulunduğu sırada çözüm sürecinin ilk heyeti içinde yer alan siyasetçi Altan Tan, son günlerde yeniden gündeme gelen çözüm sürecinde Kandil Dağı’nda çekilen fotoğraflar ile ilgili Medyascope’a konuştu. Kendisinin de o fotoğrafta yer aldığını belirten Tan, şunları söyledi: “Biz İmralı’da Abdullah Öcalan’ın Kandil’deki PKK sorumlularına yazdığı el yazısı mektubunu devlet heyetinden teslim olarak Kandil’e götürdük. O gece Murat Karayılan, gecenin ve mektubun hatırası için fotoğraf çektirdi. Hatta bazı arkadaşlarımız bu fotoğrafların farklı algılanabileceğini söyledi ancak bu fotoğrafların onların arşivinde kalacağı söylendi. Biz daha Türkiye’ye giriş yapmadan fotoğrafların Türkiye ve Avrupa basınında yer alması bir skandaldır. Ama o zaman yayınlanan ve hiç tepki görmeyen fotoğrafların bugün suç delili gibi kamuoyuna sunulması da siyasi ahlaksızlıktır.”

Altan Tan, o dönem HDP’nin İmralı heyetinden neden çıkarıldığını da ilk kez anlattı. Kendisini heyete kimin ve ne için dahil ettiğini bilmediğini belirten Tan şöyle konuştu: “İmralı’dan döndükten sonra Sırrı Süreyya Önder ve Pervin Buldan hiç konuşmazken ben bir televizyon kanalına çıkarak, süreci akamete uğratacak bilgiler dışında yapılan görüşmenin detayını anlattım. Bize orada iyi davranıldığını ve oradaki devlet heyeti ile bulgur pilavı ve kuru fasulye yediğimizi anlattım. Televizyon programından bir gün sonra Sırrı Süreyya Önder benimle acil görüşmek istediğini söyledi. İdris Baluken’in odasında yaptığı görüşmede benim televizyonda söylediklerimden rahatsız olduklarını söyledi. O dönem süreci Sadullah Ergin ve Beşir Atalay yürütüyordu. Kendileri bana niye bunu söylemedi anlamadım. Zaten o görüşmeden sonra da heyetten çıkarıldım.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus