KCK yöneticisi Sabri Ok: “Süreç çıkmazda değil ancak ciddi handikaplarla karşı karşıya”

Sabri Ok

İSTANBUL (Medyascope) – KCK Yürütme Konseyi Üyesi Sabri Ok, Avvenire’ye verdiği röportajda yeni çözüm sürecinin çıkmazda olmadığını ancak “ciddi handikaplarla” karşı karşıya olduğunu söyledi. Ok, sürecin ilerlemesi için Abdullah Öcalan’ın “baş müzakereci” olarak kabul edilmesi gerektiğini belirtti.

Haberin özeti:
Bu özet yapay zekâ tarafından hazırlanmış ve editör tarafından kontrol edilmiştir.
  • KCK Yürütme Konseyi Üyesi Sabri Ok, 27 Şubat 2025’te başlayan sürecin çıkmazda olmadığını ancak “ciddi handikaplarla” karşı karşıya olduğunu söyledi.
  • Ok, Ankara’nın sürece “barış” ya da “çözüm” değil, “Terörsüz Türkiye” başlığıyla yaklaştığını belirtti.
  • Ok, “Önder Abdullah Öcalan dışında hiç kimse bu süreci başlatacak ve yürütecek konumda ve gücünde değildi” dedi.
  • Ok’a göre Öcalan’ın “baş müzakereci, muhatap” olarak kabul edilmesi ve “özgür yaşar ve çalışır koşullarına” sahip olması gerekiyor.
  • Ok, “umut hakkı” konusundaki yaklaşımın barış sürecine engel olanları gösterecek bir “turnusol kağıdı” olacağını söyledi.

KCK Yürütme Konseyi Üyesi Sabri Ok, İtalya’da yayımlanan Avvenire gazetesinden Luca Foschi’nin sorularını yanıtladı. Ok, 27 Şubat 2025’te PKK lideri Abdullah Öcalan’ın çağrısıyla başlayan Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ni değerlendirdi.

Abdullah Öcalan’ın süreci “Barış ve Demokratik Toplum Süreci” olarak adlandırdığını belirten Ok, Türk devletinin ise hâlâ “terör” ya da “Milli Birlik ve Kardeşlik” ifadelerini kullandığını dile getirdi.

Ankara’nın temel hedefinin silahsızlandırma olduğunu belirten Ok, şöyle konuştu:

“Tek amaçları her gün tekraren belirttikleri gibi hareketimizin silahsızlandırılmasıdır. Bu nedenle sürecin adını barış ya da çözüm olarak değil de ‘Terörsüz Türkiye’ olarak koymaktadırlar. Şüphesiz bu tarihsel olarak Kürt halkının varlığını ret ve inkar etme zihniyetinin bir sonucu ve yansıması olmaktadır.”

Sabri Ok’a göre tarafların sürece yaklaşımı birbirinden uzak. Ok, “Demek istediğim soruna ve sürece yaklaşım konusunda taraflar birbirlerinden hayli uzaktırlar. Daha doğrusu Türk devleti bu kadar ciddi, tarihsel ve büyük bir soruna karşı hak ettiği gibi sorumlu ve ciddi bir yaklaşım içinde değildir” dedi.

Ok, sürecin durumunu ise şu sözlerle anlattı:

“Dolayısıyla süreç çıkmaza girmemiştir, ama ciddi handikaplarla karşı karşıyadır ya da tökezleyerek gelişen bir süreçtir diyebiliriz.”

“Öcalan dışında hiç kimse bu süreci başlatacak konumda değildi”

Sabri Ok, Abdullah Öcalan’ın 1993’ten bu yana sorunun demokratik yöntem ve müzakere yoluyla çözülmesi için birçok kez ateşkes ilan ettiğini hatırlattı. Buna rağmen Türk devletinin bu girişimlere olumlu karşılık vermediğini savundu.

Bugünkü süreci mümkün kılan siyasi bağlamı değerlendiren Ok, Ortadoğu’daki gelişmelere ve Türkiye’de “beka sorunu” tartışmasına işaret etti.

Ok, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin rolüne değinerek, “Bize karşı en sert ve şiddetli mücadeleyi yürüten partinin başkanı Devlet Bahçeli’nin ‘beka sorunu’ diyerek bu sürecin başlatılması da konunun önemini ve ciddiyetini göstermek açısından önemli bir göstergedir” dedi.

Sürecin başlamasında Abdullah Öcalan’ın belirleyici rol oynadığını söyleyen Ok, şu ifadeleri kullandı:

“Tabii ki Kürt sorununun demokratik ve barışçıl bir şekilde çözülmesini isteyen Önder Abdullah Öcalan’ın oynadığı rolü unutmamak gerekir. En ağır tecrit koşullarında büyük bir sorumlulukla uzatılan eli tutmuş ve bu sürecin başlamasında önemli bir rol oynamıştır. Önder Abdullah Öcalan dışında hiç kimse bu süreci başlatacak ve yürütecek konumda ve gücünde değildi.”

Sabri Ok, sahadaki duruma ilişkin olarak da genel anlamda çatışmasızlık halinden söz edilebileceğini belirtti. Ok, ilk üç-dört ay hariç, Medya Savunma Alanları’nda yaklaşık bir yıldır karşılıklı ateşkes olduğunu söyledi.

“Ankara’ya güven son derece zayıf, hatta yok gibi”

Sabri Ok, Kürt halkının sürece yaklaşımına ilişkin değerlendirmesinde, Abdullah Öcalan’a güvenin güçlü olduğunu ancak Ankara’ya güvenin zayıf olduğunu söyledi.

Ok, “Halkımız süreç için Önder Abdullah Öcalan’a tereddütsüz bağlı ve inanmaktadır. Buna karşın Türk devletine yani Ankara’ya güven son derece zayıftır, hatta yok gibidir” dedi.

Bu güvensizliğin nedeninin Ankara’nın tutumu olduğunu belirten Ok, şöyle devam etti:

“Çünkü Kürt halkı hareketimizin tarihsel anlamda attığı adımları, aldığı stratejik kararları, yani PKK’nin feshini ve silahlı mücadele stratejisinden vazgeçtiğimizi çok iyi bilmektedir. Buna karşın Ankara’nın son derece ketum, sürecin gelişmesine katkı sunacak hiçbir söylemde bulunmaması ve ciddi hiçbir pratik adım atmamış olması halkta doğal olarak büyük bir ihtiyat hatta yer yer inançsızlığa neden olmaktadır diyebilirim.”

“Öcalan baş müzakereci, muhatap olarak kabul edilmeli”

Sabri Ok, sürecin ilerleyebilmesi için Abdullah Öcalan’ın konumunun belirleyici olduğunu vurguladı. Ok, “Barış sürecinin gelişmesi için her şeyden önce hareket yönetimimiz olarak pek çok kez belirttiğimiz gibi Önder Abdullah Öcalan’ın Türk devleti tarafından baş müzakereci, muhatap olarak kabul edilmesi gerekir” dedi.

Bunun için Öcalan’ın koşullarının değiştirilmesi gerektiğini söyleyen Ok, şu ifadeleri kullandı:

“Bunun için özgür yaşar ve çalışır koşullarına sahip olması lazımdır ki baş müzakereci olarak rolünü oynayabilsin. Bu gerçekleşmeden süreçten ve sürecin gelişmesinden bahsetmek kesinlikle olası değildir.”

Ok, yalnızca Öcalan’ın koşullarının değil, sürecin hukuki ve siyasi zemininin de güvenceye alınması gerektiğini belirtti.

“Ayrıca süreç için gerekli ve bütünlüklü hukuksal düzenleme, demokratik siyaset ve mücadele için siyasi ve yasal güvence sağlamak durumundadır” diyen Ok, çözümün Türkiye sınırları içinde “yerel demokrasiye dayalı” olması gerektiğini söyledi.

Ok, “Kürtler varsa hakları da olacaktır” diyerek şunları söyledi:

“Demokratik ve özgür bir yaşam Kürtlerin kendi kimlik ve kültürleriyle sistemde yer almaları doğru ve olması gerekendir. Bu da Kürtleri yüz yıldır ret ve inkar eden zihniyetin terk edilmesi, karşılıklı birbirini tanıma ve kabullenme yani demokratik entegrasyon, Türkiye’nin demokratikleşmesi demektir.”

“Umut hakkı turnusol kağıdı görevi görecektir”

Röportajda Abdullah Öcalan ve diğer Kürt siyasi tutukluların “umut hakkı” da gündeme geldi. Sabri Ok, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM), ömür boyu hapis cezalarının hiçbir şartta gözden geçirilmemesini “kötü muamele ve insan hakları ihlali” olarak değerlendirdiğini hatırlattı.

Türkiye’nin Avrupa Konseyi üyesi olarak AİHM kararlarına uymakla yükümlü olduğunu söyleyen Ok, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Türkiye’den umut hakkının iç hukukta uygulanabilmesi için yasal adım atmasını istediğini belirtti.

Ok, Türkiye’ye Haziran 2026’ya kadar süre verildiğini hatırlatarak Ankara’nın konuya hukuki değil siyasi yaklaştığını savundu:

“Bu çerçevede Türk devletinin Umut Hakkı konusuna hukuki değil siyasi nedenlerle yaklaştığını görüyoruz. Bir yandan AİHM’in kararlarına karşı çıkmıyormuş gibi bir görüntü vermekte, öbür taraftan zamana yayma ve erteleme politikasıyla geçiştirmek istemektedir.”

Ok, umut hakkı konusundaki tutumun barış sürecine yaklaşımı da göstereceğini söyledi:

“Umut Hakkı konusunda gösterilecek yaklaşım barış sürecine karşı kimlerin engel olup olmadığı konusunda bir turnusol kağıdı görevini görecektir.”

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.