İngiltere’de Prens Harry-Meghan Markle röportajının yankıları sürüyor: Röportaja gelen tepkiler ve kraliyet ailesi tarihinde yaşanan skandallar

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

İngiltere Kraliçesi II. Elizabeth’in torunu Prens Harry ve eşi Sussex Düşesi Meghan Markle, 7 Mart’ta ünlü ABD’li sunucu Oprah Winfrey’e verdikleri röportajda, kraliyet ailesiyle sahip oldukları ilişkileri anlattı. Prens Harry ve Meghan Markle, röportajda kraliyet ailesi hakkında çarpıcı açıklamalarda bulunurken çift, maruz kaldıkları ırkçı söylemler karşısında sarayın kendilerini yalnız bıraktığını söyledi. Çiftin açıklamaları kamuoyunda Birleşik Krallık Monarşisi hakkında soru işaretlerinin oluşmasına yol açarken kraliyet ailesi içindeki yaşamlarının çok da “toz pembe” olmadığını bir kez daha gözler önüne serdi. 

İngiltere Kraliçesi II. Elizabeth’in torunu Sussex Dükü Prens Harry ve eşi Sussex Düşesi Meghan Markle’ın ABD’li ünlü televizyon programcısı Oprah Winfrey’e verdikleri röportajın yankıları sürüyor. Çift, 7 Mart Pazar günü CBS televizyonunda yayınlanan röportajlarında kraliyet ailesindeki yaşamlarını, saraydan ayrılarak ABD’ye yerleşme sebeplerini ve kraliyet ailesinin diğer mensuplarıyla ilişkilerini kamuoyu ile paylaştı.

2020 yılının ocak ayında, kişisel Instagram hesaplarından yaptıkları açıklamada kraliyet ailesindeki üst düzey görevlerini bıraktıklarını ve bundan böyle yaşamlarına Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) devam edeceklerini belirten çift, kraliyet ailesinden ayrıldıktan sonra ilk kez bir televizyon kanalına röportaj verdi. 

Tüm dünyanın merakla beklediği röportajın çoğunluğunda Meghan Markle konuştu. Röportajın en çarpıcı kısımlarından bir tanesi, siyah bir anne ve beyaz bir babanın kızı olan Meghan’ın, Harry ile evlendikten sonra maruz kaldığı ırkçı söylemler ve haberler karşısında kraliyet ailesinden destek göremediğini hatta bizzat aile bireylerinin ırkçı tavırları ile karşı karşıya kaldığını açıklamasıydı. 

“Irkçılık” suçlaması

Meghan Markle röportajda, oğlu Archie’ye hamile olduğu esnada, Saray’da Archie’nin ten rengiyle ilgili bazı şüpheler olduğunu belirterek “Bebeğimin prens ya da prenses olmasını istemediler. Bebeğime güvenlik tanınmayacağını söylediler. Oğlum doğduğunda teninin ne kadar koyu olacağına ilişkin kaygılar ve konuşmalar vardı” dedi. Sunucu Oprah’ın tüm sorularını açık bir şekilde cevaplayan çift, sarayda maruz kaldıkları ırkçı söylemler hakkındaki soruları ise yanıtsız bıraktı. 

Prens Harry, kraliyet ailesinde kendilerine karşı ırkçı söylemlerde bulunan kişilerin isimlerini paylaşmayacağını söylerken Meghan da bu kişilerin isimlerini açıklamanın ailedeki birçok insan için tehlikeli olacağını söyledi.

Çiftin yönelttiği ırkçılık suçlamaları karşısında kraliyet ailesine sahip çıkan isimlerden biri de Meghan’ın babası Thomas Markle oldu. İngiliz televizyon kanalı ITV’ye konuşan baba Markle, kızı Meghan’ın yanlış bir zamanda röportaj verdiğini belirterek “Kraliyet ailesine büyük saygım var ve İngiliz kraliyet ailesinin hiçbir şekilde ırkçı olmadığını düşünüyorum” dedi. Kızıyla görüşmediğini bilinen baba Markle, “Bebeğin teninin ne kadar koyu olacağı meselesinde – bunun birinden gelen aptalca bir soru olduğunu sanıyorum ve umuyorum. Birisi, tam bir ırkçı gibi davranmış değil de aptalca bir soru sormuş olabilir” dedi.

Meghan: “Artık yaşamak istemiyordum”

Röportajda, kraliyet ailesine katıldıktan sonra kendisini yalnız hissettiğini vurgulayan Meghan Markle, “Aileye katıldıktan sonra buraya gelinceye kadar pasaportumu, ehliyetimi, anahtarlarımı hiç görmedim. Bunları bana sonra iade ettiler” diye konuştu. 

Hamileliği sırasında akıl sağlığını yitirdiğini ve “yaşamak istemediği” dönemler olduğunu belirten Markle, “Saray İdaresi’ne gittim ve yardım için başka bir yere gitmem gerektiğini söyledim. Daha önce hiç böyle hissetmedim ve ‘Bir yerlere gitmem gerekiyor’ diye düşündüm. Fakat bana gidemeyeceğimi çünkü eğer gidersem bunun kraliyet için iyi olmayacağını söylediler” dedi.

Prens Harry: “Babam beni düş kırıklığına uğrattı, abimle ise farklı yollardaydık”

Oprah röportajda Prens Harry’ye, babası Prens Charles ve abisi Prens William ile ilişkilerinin ne durumda olduğunu da sordu. Prens Harry, kraliyet ailesindeki görevlerinden çekildikten sonra babasının telefonlarına yanıt vermediğini ifade etti: “Düş kırıklığına uğradım çünkü o da benzer şeyler yaşamıştı. Bunun acısının nasıl olduğunu biliyor. Ayrıca Archie, onun torunu. Ama tabii onu sevmeye devam edeceğim. Çok fazla acı yaşandı. Bu ilişkiyi düzeltmek için çaba harcamayı önceliklerimden biri yapmaya devam edeceğim”.

Abisi Prens William hakkında da konuşan Harry, “Birlikte büyük acılar yaşadık ama her zaman farklı yollardaydık” dedi.

Çift, röportaj sırasında bazı olumlu mesajlar da verdi. Prens Harry, büyükannesi Kraliçe Elizabeth’i “örnek bir insan” olarak tanımlayarak “İlişkimiz gerçekten iyi. O benim komutanım. Her zaman da öyle olmaya devam edecek” dedi.

Kraliyet ailesinin tarihi krizlerle dolu

Çiftin açıklamaları, kamuoyunda “Birleşik Krallık Monarşisi” hakkındaki tartışmaların tekrar alevlenmesine sebep oldu. Kraliyet ailesinde krizlerin tarihi Kral VIII. Edward’ın tahttan çekilişinden Prens Harry ve eşi Meghan’a kadar uzanıyor. 

Kral VIII. Edward’ın tahttan çekilmesi

Kraliyet ailesi ilk büyük krizini Kral VIII. Edward’ın, 1936 yılında tahtından feragat ettiğini açıklaması ile yaşamıştı. 326 gün boyunca tahtta kalan Edward’ın Anglikan Kilisesi’nin reddettiği kadın kamyon şoförü Wallis Simpson ile evlenebilmek için tahtı bırakması ile ülke büyük bir krizin eşiğine gelmişti. 

10 Aralık 1936’da, tahttan çekilme talebini bildiren belgeyi Westminster Sarayı’na sunan ve bu talebi Birleşik Krallık Parlamentosu tarafından onaylanan VIII. Edward, tahttan çekildiğini, yaptığı bir radyo konuşmasıyla tüm dünyaya açıklamıştı. Böylece Edward, tahtını Kraliçe II. Elizabeth’in babası Kral VI. George’a bıraktı ve kendisini toplumdan soyutlayarak yaşamının geri kalanını Paris’te sürdürdü.

Prenses Margaret

Dik başlı Prenses: Margaret

Kraliçe II. Elizabeth’in kız kardeşi olan ve İngiltere kamuoyu tarafından “dik başlı prenses” olarak anılan Prenses Margaret de davranışları ile saray içinde pek çok krize sebebiyet vermişti. Hava Kuvvetleri Subayı Peter Townsend’e olan büyük aşkından, kraliyete olan görevini yerine getirmek adına vazgeçen Margaret, 1960 yılında fotoğrafçı Anthony Armstrong-Jones ile evlenmiş fakat çift geçinememiş ve basında çıkan aldatma haberlerinin ardından 1978 yılında boşanmışlardı.

1992: Korkunç bir yıl

1992 yılı kraliyet ailesi için “annulus horribilis (korkunç)” bir yıl olmuştu. Elizabeth ve Philipp’in dört çocuğunun üçünün zorlu evlilikler gerçekleştirmeleri ve akabinde boşanmaları, aileyi bir hayli sarsmıştı. Öncelikle Kraliçe’nin tek kızı Prenses Anne, eşinden ayrı yaşamaya başlamış ve 1989 yılında boşanma kararı aldığını kamuoyuna duyurmuştu. 1992’den itibaren ayrı yaşamaya başlayan Prens Charles-Prenses Diana çifti, 1996 yılında boşanmış ve sonrasında ise Prens Andrew da eşinden ayrılmıştı. 

Prenses Diana ve Prens Charles

Diana’nın ölümü

1997 yılında Paris’te bir trafik kazasında hayatını kaybeden “Halkın Prensesi” Diana, milyonları gözyaşlarına boğmuştu. Kraliçe ve Prens Charles’ın İskoçya’daki Balmoral Malikanesi’ne kapanmaları ve sessizliklerini bozmamaları, halk nezdinde eleştirilerin odağı olmuştu.

Prens Andrew ve Jeffrey Epstein

Prens Andrew hakkında suçlamalar

Adı cinsel taciz skandallarına karışan ve hapishanede kendini asarak intihar eden ABD’li iş insanı Jeffrey Epstein’in Prens Andrew ile kurduğu arkadaşlık, ailede bir başka krizin tetiklenmesine sebep olmuştu. Prens Andrew, Epstein’in ölümünden sonra ağır suçlamalarla karşı karşıya kalmıştı. Olayların ardından BBC’ye bir röportaj vererek kendisini savunan Prens Andrew’ın söyledikleri halk tarafından inandırıcı bulunmamıştı. 

MegExit: Harry ile Meghan’ın aileyi terk edişi

Kraliyet ailesinin yaşadığı en son kriz ise Prens Harry ve eşi Meghan’ın kraliyet ailesindeki haklarından feragat etmeleri ve aile ile olan tüm bağlarını sonlandırma kararı almasıydı. 

Röportaj monarşiye tepkileri tetikledi

Çiftin, kraliyet ailesi hakkında verdiği röportajın ardından sosyal medyada monarşinin kaldırılmasına yönelik çağrılar yapılırken muhalefetteki İngiliz İşçi Partisi de Buckingham Sarayı’na yönetilen iddiaların doğruluğunun soruşturulmasını istedi. Düşes’in iddialarının “üzücü ve şoke edici” olduğunu belirten İşçi Partisi milletvekili Kate Green, “Irkçılık iddiaları varsa Buckingham Sarayı’nın bunları son derece ciddi bir şekilde değerlendirmesini ve kapsamlı bir şekilde soruşturmasını bekleriz” dedi. 

İngiltere’de, monarşinin kaldırılması adına çeşitli kampanyalar yürüten siyasi organizasyon Republic, konu hakkında Twitter hesabından yaptığı açıklamada “İster İngiltere’nin isterse de kraliyetin genç üyelerinin iyiliği için olsun, bu çürümüş kurumun gitmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Röportajdan sonra birçok sosyal medya kullanıcısı da #AbolishTheMonarchy etiketiyle kraliyet ailesine tepki gösterdi. Sadece birkaç saat içinde atılan 70 binden fazla tweet ile Twitter gündeminde ilk sıralarda yer alan etiketle paylaşım yapan kullanıcılardan biri, “Bunun geleneklerden ötürü çok zor olduğunu biliyoruz fakat ülkedeki adaletsizlik ile başa çıkmak adına Monarşi ve Lordlar Kamarası gitmeli” dedi. 

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus