Zirve öncesi Avrupa Parlamentosu üyelerinden çağrı: “Avrupa Birliği Erdoğan rejimine yönelik taviz politikasına son vermeli ve demokrasinin yanında saf tutmalı”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Avrupa Parlamentosu’ndan 69 milletvekili, perşembe (25 Mart) günü başlayacak Avrupa Birliği (AB) Liderler Zirvesi öncesi AB Konseyi ve Komisyonu liderlerine mektupla çağrı yaptı. Milletvekilleri mektupta, zirveye katılacak liderleri “Erdoğan rejimine yönelik taviz politikasına son vermeye ve demokrasinin yanında saf tutmaya” çağırdı.

25-26 Mart tarihlerinde çevrimiçi düzenlenecek Avrupa Birliği (AB) Liderler Zirvesi öncesinde, Avrupa Parlamentosu üyesi 69 milletvekili, Avrupa Konseyi Başkanı Charles Michel, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell‘e hitaben ortak bir mektup kaleme aldı. Mektupta, Türkiye’de Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun vekilliği düşürülerek gözaltına alınmasına, Merkez Bankası Başkanı’nın değiştirilmesine ve İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmasına dikkat çekilerek “AB, diktatörlük yolunda olan Türk hükümetine karşı kadın hakları, siyasi faaliyet özgürlüğü, ifade özgürlüğü, insan hakları ve demokrasi için taraf tutmalıdır” denildi.

Mektubun tamamı şöyle:

“Yarınki AB Zirvesi dolayısıyla çeşitli fraksiyonlardan 70’e yakın Avrupa Parlamentosu milletvekilinin AB Konseyi’ne gönderdiği mektubu ekte ilginize sunuyoruz. AP milletvekilleri mektupta Türkiye’deki son gelişmeler hakkındaki kaygılarını dile getiriyorlar ve AB Konseyi ve Komisyonu liderlerine Türkiye ile ilişkilerde insan haklarını pazarlık konusu yapmama çağrısı yapıyorlar.

Son günlerde Türkiye’deki gelişmeleri kritik bir noktaya getiren, dramatik olaylara tanık olduk.

Önce ünlü insan hakları savunucusu ve HDP Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun dokunulmazlığı kaldırıldı. Gergerlioğlu daha sonra sabah namazını kılmaya giderken Meclis’te aşağılayıcı bir şekilde gözaltına alındı.

Gergerlioğlu’nun dokunulmazlığının kaldırıldığı gün, Türkiye’nin en üst düzey savcısı, ülkenin en büyük ikinci muhalefet partisinin (HDP) kapatılması için dava açtı.

Aynı anda başlatılan başka bir prosedür ile 678 HDP üyesi, en az beş yıl süreyle herhangi bir siyasi faaliyette bulunma hakkından mahrum bırakılacak. Bu karardan etkilenecekler arasında Selahattin Demirtaş ile çok sayıda tanınmış HDP yöneticisi de yer alıyor.

Bunlar yaşanırken, birçok şehirde muhalefet üyeleri ve İnsan Hakları Derneği’nin eşbaşkanı Öztürk Türkdoğan gözaltına alındı.

Cumartesi gecesi (20.03.2021) Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan, kadına yönelik şiddetin önlenmesi ve şiddetle mücadeleye ilişkin İstanbul Sözleşmesi’nden çekildi. Bunu yaparken, 2011 yılında sözleşmeyi oybirliğiyle kabul eden Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni es geçti.

Aynı gece Cumhurbaşkanı Erdoğan, Merkez Bankası Başkanı Naci Ağbal’ı, göreve gelmesinden sadece dört ay sonra görevden aldı. Naci Ağbal, iki gün önce kilit faiz oranını iki puan artırarak yüzde 19’a çıkarmıştı. Böylelikle Cumhurbaşkanı Erdoğan 20 ayda dört kez Merkez Bankası başkanı değiştirmiş oldu. Türk Lirası şu anda serbest düşüşte, İstanbul Menkul Kıymetler Borsası’nda işlemlerin durdurulması gerekiyordu. Ülkenin finansal sistemi büyük bir siyasi baskı altında ve iş çevreleri, sermaye kontrolü gibi sert önlemler getirilmesinden korkuyor.

Son günlerde yaşanan bu olaylar, Türkiye’nin ve özellikle ülkenin demokratik muhalefetinin mevcut durumlarının ciddi bir kötüleşmeyle karşı karşıya kalacağına dair korkulara yol açıyor. Bu durum, AB ve Avrupa Parlamentosu için yeni zorluklar ortaya çıkarıyor.

Muhalefete karşı baskıcı eylemlerinde, Türkiye Cumhurbaşkanı bu zamana kadar ABD’den değil, her şeyden önce AB’den gelebilecek ciddi karşı çıkışlardan korkması gerektiği gerçeğine sırtını yasladı. Komisyon Başkanı von der Leyen ve Konsey Başkanı Michel ile yaptığı video konferansın ardından kendinden emin açıklamaları bunu açıkça ortaya koyuyor.

Açıktır ki, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile aşırı milliyetçi ve aşırı dinci güçlerden oluşan koalisyonu, AB’nin dış politikada taviz verme istekliliğini, ülkenin muhalefetini ezmek için bir açık çek olarak görüyor.

Mevcut baskı dalgası ve demokratik muhalefete yönelik saldırıların, Ankara hükümeti tarafından yapılan ‘reform’ açıklamalarının ardından gelmesi tesadüf değil.

Biz Avrupa Parlamentosu Üyeleri, yaklaşan AB zirvesinin tarihi bir görevle karşı karşıya olduğu inancını paylaşıyoruz. Zirveye katılanları, Erdoğan rejimine yönelik taviz politikasına artık son vermeye çağırıyoruz. AB, diktatörlük yolundaki Türk hükümetine karşı kadın hakları, siyasi faaliyet özgürlüğü, ifade özgürlüğü, insan hakları ve demokrasinin yanında olmalıdır.

Yaklaşan AB zirvesi bu tarihi sorumluluğu yerine getirmezse, hem Türkiye’de hem de bölgede demokrasiye büyük zarar gelmesinden korkuyoruz.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus