Ankara Ulus’ta üzerine TOKİ inşaatı yapılan Ermeni Katolik Mezarlığı ve Şapeli’nin hikâyesi: Başkentin yerli Hıristiyanları’na ait son kilise

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Ankara’nın Ulus semtindeki İtfaiye Meydanı’nda yıkılan İller Bankası binasının yerinde, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na bağlı Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) tarafından yapılan yeni inşaatın kazı çalışmaları devam ediyor. Çalışmalar sırasında kazı alanında insan kemikleri bulunmuştu ve bu kemikler Anadolu Medeniyetleri Müzesi yetkilileri tarafından incelenmeye götürülmüştü. Bilimsel kaynaklara göre daha önce bu arazide Ermeni Katolik Mezarlığı ve Şapeli bulunuyordu. Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan da kemiklerin Ermeni Katolik Mezarlığı’ndaki cenazelere ait olduğunu bildirmiş ve inşaatın hukuksuz olduğunu söylemişti. Ulus’taki Ermeni Katolik Mezarlığı ve Şapeli’nin tarihini ve arazinin mevcut durumunu araştırdık.

Çalışmalar sırasında kazı alanında insan kemikleri bulunmuş ve bu kemikler Anadolu Medeniyetleri Müzesi yetkilileri tarafından incelenmeye alınmıştı. Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, kemiklerin Ermeni Katolik Mezarlığı’ndaki cenazelere ait olduğunu bildirerek inşaatın hukuksuz olduğunu söylemişti. 

Kazı alanında bulunan insan kemikleri
Kazı alanında bulunan insan kemikleri

“İnşaat kazılarında insan kemiklerine rastlandı”

Medyascope’a konuşan Anadolu Medeniyetleri Müzesi Müdür Yardımcısı Murat Yıldırım, raporun yaklaşık üç hafta önce ilgili bakanlıklara iletildiğini söyledi. Basına raporun içeriğiyle ilgili bilgi veremeyeceklerini belirten Yıldırım, “İnşaat kazılarında rastlantısal olarak insan kemiklerine rastlandı. Konuyla ilgili uzman arkadaşlarımız alanda tespit çalışması yaptı. Sonra da bakanlığa bunun bilgisini verdik” dedi.

“KUDEB toplantısında belediye yetkililerine de ilgili rapor sunuldu”

Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin (ABB) de konudan haberdar olduğunu belirten Yıldırım şöyle devam etti: etti:

“Zaten bu çalışmalar büyükşehir denetiminde de yürüyor. Onları da eşzamanlı olarak bilgilendirdik. 12 Mart’ta yapılan Koruma Uygulama ve Denetim Büroları (KUDEB) toplantısında gerekli raporları sunduk ve orada belediye yetkilileri de vardı. Bundan sonraki inşaat sürecinde KUDEB de yer alacak. Belediye, çalışmaların nasıl yürütüleceğinden haberdar.”

ABB Kültür ve Tabiat Varlıkları Dairesi Başkanlığı, Mimarlar Odası Ankara Şubesi’ne gönderdiği 2 Mart 2021 tarihli belgede ise projenin TOKİ tarafından Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı Ankara Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü’ne sunularak onaylandığını ve Müze Müdürlüğü tarafından yapılan çalışmalar hakkında kendilerine bilgi ve belge gelmediğini belirtti.

Medyascope’a konuşan ABB Kültür ve Tabiat Varlıkları Dairesi Başkanı Bekir Ödemiş, Koruma Kurulu tarafından inşaat kararının alındığını ve bu üst kurul kararının kendilerine iletildiğini belirtti.

Bu şekilde Kültür Bakanlığı’nın ABB’yi devre dışı bıraktığını belirten Tezcan Karakuş Candan, çalışmaların hukuksuz şekilde sürdüğünü vurgulayarak inşaata Koruma Kurulu’nun oybirliği ile onay verdiğini, ABB temsilcisinin de inşaatın yapılmasını onayladığını söyledi. 

Kültür varlıklarımız kime emanettir, sahipsiz midir?”

Mimarlar Odası Ankara Şubesi, alanın mezarlık tescili için Koruma Kurulu’na başvurdu. Candan, kurulun da inşaata onay vermesinin içler acısı olduğunu dile getirerek, “Mimarlar Odası Ankara Şubesi olarak kazı çalışmalarına ilişkin Ankara Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Daire Başkanlığı’na, Kültür ve Turizm Bakanlığı Anıtlar ve Müzeler Genel Müdürlüğü’ne ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Toplu Konut İdaresi Başkanlığı’na (TOKİ) resmi yazılarla başvurmuştuk. Ankara Kültür Varlıkları Bölge Koruma Kurulu’ndan gelen cevapta inşaata kurulun onay verdiği belirtildi. Koruma Kurulu’nun çokkültürlülüğü ve Ulus’un tarihi dokusunu koruması gerekirken onay vermesi içler acısıdır. Kültür varlıklarımız kime emanettir, sahipsiz midir?” diye konuştu. 

Ermeni Katolik Mezarlığı ve Şapeli’nin hikâyesi

Farklı bilimsel kaynaklarda bu bölgede Ermeni Katolik Mezarlığı ve Şapeli’nin bulunduğu yer alıyor. 18. yüzyıldan itibaren mezarlık olarak kullanılan alana şapelin en geç 1829 yılında inşa edildiği ve 1947 yılında da yıkıldığı biliniyor. 

Ulus’ta bulunan Ermeni Katolik Şapeli 1916’daki büyük Ankara yangınından sonra ayakta kalan üç Hıristiyan yapısından biri olmasının yanı sıra Ankara’da yangından sonra cumhuriyet döneminde, şehrin yerli Hıristiyanları’na ait kullanılan son kilise olma özelliğini de taşıyor.

19. yüzyıla gelindiğinde Ankara’daki Ermeni mezarlığı sayısı beşe yükseldi”

Şu ana kadar bu dini ibadet yeri hakkında en kapsamlı çalışmayı yapan kişi, cilt ve kağıt restoratörü ve araştırmacı Aved Kelleci (Avedis Aydınyan), Ankara Araştırmaları Dergisi için yazdığı makalede şapelin geçmişini anlattı. Aydınyan’a göre, Ermeniler’in ana kilisesi olan Ermeni Apostolik Kilisesi’ne bağlı Ermeniler 1670’den sonra Katolik ve Protestanlığa doğru hızlı bir geçiş gösterdi. Protestanlar ve Katolikler kitleselleştikten sonra yeni mezarlıklar inşa etmeye veya var olan mezarlıkları bölüşmeye başladı. 19. yüzyıla gelindiğinde Ankara’daki Ermeni mezarlığı sayısı beşe yükseldi.

Söz konusu şapel de bir mezarlığın yanına yapıldı. Şapel büyük ihtimalle 1829 yılında, o dönem Osmanlı Devleti’ne göre Apostolik cemaatine ait gözüken bir mezarlıkta inşa edildi. Daha sonra Osmanlı Devleti’nin 30. Padişahı II. Mahmud’un iradesiyle Katolik Ermeniler ayrı bir millet olarak tanınınca şapel, Katolik Ermeniler’e devredildi.

Ankara’da bulunan dört Ermeni Katolik Kilisesi’nin hepsi Ermeniler’den devşirme”

Aydınyan, Ankara’da bulunan dört Ermeni Katolik Kilisesi’nin hepsinin Ermeniler’den “devşirme” olduğunu, yani hazır kiliselerin alınıp üzerinde yapılan müdahalelerin ardından yeniden kullanıldığını belirtiyor. Ancak Ermeni Katolik Şapeli’nin bir diğer önemli özelliği de Katolik Ermeniler tarafından yapılan Ankara’daki ilk kilise olması.

“Ermeni Katolik Şapeli’nin yerini Azize Tereza Latin Katolik Şapeli alıyor”

1915 yılında başlayan “Ermeni sürgününün” ardından Şapel’i kullanan insan sayısı azalırken 1928 yılında, 1916 yangınından sonra kullanılamaz hale gelen Aziz Klemen Fransız Koleji’nin arsasına Fransa Büyükelçiliği ve birinci katına da Azize Tereza Latin Katolik Şapeli inşa edildi. Özellikle Macarlar’dan oluşan Katolik cemaati, Ermeni Şapeli yerine burayı kullanmayı tercih etti.

Torbacıyan’ın vefatının ardından Ankara’daki Ermeni Katolik cemaati yeni bir rahip görevlendirmedi

1920’li yılların sonlarına doğru Ankara’daki Katolik Ermeni cemaatinin tüm sorumluluğunu Rahip Gığmes Torbacıyan üstlendi. Torbacıyan’ın 1933’te vefat etmesiyle Ankara Ermeni Katolik Episkoposluğu makamı boş kaldı ve Ankara’daki Ermeni Katolik cemaati yeni bir rahip görevlendirmedi. Bu şapelin cemaati ibadetlerine Azize Tereza Şapeli’nde devam etti.

Rahip Gığmes Torbacıyan

Medyascope’a konuşan Avedis Aydınyan, Rahip Gığmes Torbacıyan’ın Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) ile Ermeni Katolik Patrikhanesi arasındaki diyaloğu sağlayan isim olduğunu söylüyor. Bu nedenle dönemin Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk, mezarlık şehrin tam ortasında olduğu için cemaat içinden oluşturulacak bir heyet ile görüşerek mezarlığı başka bir yere nakletmek istedi. Ancak Torbacıyan’ın ölümünün ardından mütevelli heyeti dağılınca cemaat de bu arsayı gözden çıkarttı ve bu görüşmeler gerçekleşmedi.

“Şapel yıkıldıktan sonra kimseden ses çıkmıyor”

Aydınyan bu durumu şöyle açıklıyor: “Burası zaten Ankara’nın merkezinde, yeni binalarla cumhuriyetin modern yüzü olarak tasarlanıyor ve ortasında bakımsız bir mezarlık var. Torbacıyan ve patrikhane, arsanın kıymetinden dolayı burayı boşaltmak istemiyor ve direniyor. Sonrasında Torbacıyan ölüp patrikhane de taşınınca Ankara cemaati gözden çıkarılıyor. Torbacıyan ölünce mütevelli heyeti dağılıyor ve kimse burayla ilgilenmiyor. On sene sonra baktılar kimse gelmiyor, burayı yıkıyorlar. Kimse de ses çıkarmıyor.”

Şapel 1947 yılında yıkıldı

1935 yılında Cebeci Asri Mezarlığı’nın açılmasıyla Ermeni Katolik Mezarlığı’na ihtiyaç ortadan kalktı ve bu mezarlık alanı terk edildi. Yaklaşık on sene boyunca bakımsız ve atıl vaziyette kalan Şapel 1947 yılında yıkıldı. Mezarlıkların yıkılmasının Ermeniler’e özel olmadığını ifade eden Aydınyan, cenazelerin başka yere taşınıp taşınmadığına ilişkin ise şunları söylüyor: “Ankara’da mezarlıkların taşınması sadece Ermeniler’e ait bir durum değil. Şehrin her yeri mezarlık. Bunları kaldırmadan yeni bir şehir inşa etmenin imkanı yok ve bu mezarlıkların çoğu da bakımsız. Kayıtlara ve anlatılara göre cenazelerin taşındığı belirtiliyor ama sanırım yalnızca ailesi orada olanlar gidip ailelerinin cenazelerini alabilmiş.”

“Esnaf yeni alana taşınacak, ensafın şu an bulunduğu alana cami cemaati için yurt yapılacak”

1937 yılında inşaatı tamamlanan İller Bankası’nın arkasında kalan bu alanın nasıl kullanılacağı, İller Bankası’nın 2017 yılında yıkılmasının ardından uzun süre tartışılmıştı. 2017 yılında mezarlığın hemen yanına Melike Hatun Camii inşa edilirken TOKİ tarafından mezarlık bölgesi üzerine 46 dükkan yapılmasını öngören ihalenin düzenlenmesinin ardından buradaki inşaat işlemleri yaklaşık üç hafta önce başladı. Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Candan ise İtfaiye Meydanı’ndaki esnafın yeni yapılan bölgeye taşınacağını ve esnafın şu an kullandığı alana da cami cemaati için yurt yapılacağını iddia ediyor.

HDP Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan: “Bir Hıristiyan mezarlığının üzerine beton döküp, işyeri yapıp orada alışveriş yapmak hangi Müslüman vicdanına sığıyor?”

Konuyla ilgili Medyascope’a konuşan Halkların Demokratik Partisi (HDP) Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan, çözümün kamuoyu oluşturmaktan ve vicdanlı insanların oluşturacağı tepkinin kitleselleşmesinden geçtiğini belirterek şunları söyledi: “TOKİ yasası nedeniyle belediyeler TOKİ yasalarına karışamıyor. Belediyelerin yapabileceği fazla şey yok. Kurumlar şu an büyük oranda esaret altında, burada büyük toplumun ne yaptığı önemli. Bir Hıristiyan mezarlığının üzerine beton döküp işyeri yapıp orada alışveriş yapmak hangi Müslüman vicdanına sığıyor? Ben bu ülkedeki vicdanın bu olmadığını düşünüyorum.”

İnşaat alanı

“Ankara’nın hafızası yok ediliyor”

Garo Paylan sözlerine şöyle devam etti: “Konuyla ilgili çok sayıda tepki aldık, iktidar partisinden milletvekilleri dahi aradılar ama bu tepkiler büyümüyor. Vicdanlı insanlar buna tepki gösteriyor ama bunlar kitleselleşmiyor. Ankara’da çokkültürlü bir hayat vardı artık tektipçiliğe gidiliyor. Ankara’nın hafızası yok ediliyor.”

İnceleme yapmak isteyen heyet inşaat alanına alınmamıştı

Geçen hafta (16 Mart) kazı alanında inceleme yapmak isteyen Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan ve HDP Milletvekili Garo Paylan’a polis izin vermemişti. İki isim kazı alanı önünde açıklama yaparak bölgenin çok kültürlülüğünün hukuksuz şekilde yok edildiğini söylemişti.

Mimarlar Odası’ndan suç duyurusu

Mimarlar Odası Ankara Şubesi, dükkân inşaatına ilişkin ruhsatı yargıya taşırken İtfaiye Meydanı’nda 16 Mart tarihinde, yerinde inceleme ve denetim faaliyetine engel olan proje müdürü Selami Akdemir ile o gün zor kullanan polis memurları hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu.

Garo Paylan’dan soru önergesi: “Anadolu Ermenileri’nin kemikleri ve kültürel varlığı üzerine neden beton döküyorsunuz?”

HDP Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan konuyu TBMM gündemine de taşımıştı. Konuyla ilgili Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’un yanıtlaması istemiyle soru önergesi veren Paylan, önergede şu ifadelere yer vermişti:

Ankara Ulus’ta geçen yıllarda yıktırılan İller Bankası binasının yeniden inşası için tahsis edilen alanda TOKİ tarafından yapılan çalışmalar sırasında insan kemikleri bulunmuş ve Anadolu Medeniyetleri Müzesi yetkilileri tarafından incelemeye götürülmüştü. Buna rağmen, inşaat hâlâ devam etmekte ve mezarların olduğu alana beton dökülmektedir. Kaynaklarda Ermeni ve Katolik Mezarlığı olarak kayda geçen bölgede, tarihi kilise ve hamamın da bulunduğu tespit edilmiştir. Mezarlıklara ve kent hafızasına yapılan bu saldırı, kamuoyunda büyük tepkiye neden olmaktadır.”

Garo Paylan önergede, Bakan Kurum’a şu soruları yöneltmişti: 

1. Ermeni mezarlığı üzerine yapılan TOKİ inşaatı neden durdurulmamaktadır?

2. TOKİ’nin Ankara’nın kültürel varlıkları ve kent hafızasını yok ettiğinin farkında mısınız?

3. Anadolu Ermenileri’nin kemikleri ve kültürel varlığı üzerine neden beton döküyorsunuz?

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus