Son bir şarkı: Sergio Agüero, Manchester City’ye veda etmeye hazırlanıyor

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Atletico Madrid ve Manchester City formaları ile dünya futboluna adını ezberleten Sergio Agüero, 2020-2021 sezonunun sonunda Manchester City’ye veda edecek. Kariyerinin eksik parçalarından biri olan UEFA Şampiyonlar Ligi’ni kazanarak kulübünden ayrılma hayalleri kuran Arjantinli yıldız futbolcunun, çocukluğundan günümüze kadar uzanan hikâyesini Medyascope’tan Kubilayhan Kavrazlı derledi.

Hayatın zorlukları ile mücadele eden bir çift

Sergio’un babası Leonel Del Castillo 17, annesi Adriana Agüero ise henüz 19 yaşındaydı. Del Castillo ve Agüero çifti, ailenin geleceğini kurtaracak Sergio’yu kucaklarına almadan önce Jessica’yı dünyaya getirdiler. İlk çocuklarına kavuşan genç çift, yeni bir hayat kurmayı ve eski günlerde yaşadıkları sıkıntılarından kurtulmayı hedeflediler. Bu amaç uğruna hafta içleri taksi şoförlüğü yapan Leonel, futbol konusundaki yeteneklerini ise hafta sonları gerçekleştirilen turnuvalarda cüzi paralar karşılığında farklı takımların formalarını giyerek sergiliyordu. Adriana ise evlerinde Jessica’ya bakmak ile meşguldü ve tek istediği bir an önce yaşadıkları yerden kurtulmaktı.

Leonel’in üvey kardeşine ait bir arsa, gelecekleri için hayaller kuran genç çiftin imdadına yetişti. Üvey kardeşinden aldığı arsanın üzerine ev yapmak isteyen Leonel, genç yaşta hem babalık görevini yapmaya hem de ailesine yeni bir ev inşa edebilmek için gecesini gündüzüne katmaya başladı. Leonel, eşi Adriana’nın da yardımıyla kısa süre içinde evin yapımını tamamlamayı başardı. Ancak evin önemli unsurlarının yapımı bitmemişti, en büyük sorun da susuzluktu. Adriana, yaşanan bu sıkıntı çözülene kadar Jessica ile birlikte her gün 100 metre uzaklıktaki su kaynağına yürümek zorundaydı.

Agüero’nun çocukluğunun geçtiği yer.

Sel felaketi, her şeyi altüst etti

Yeni bir eve sahip olan ve gelecekleri adına mutlu hayaller kurmaya başlayan genç çift, bir güzel haber daha alacaktı. Adriana, Agüero ailesinin hayatını olumlu anlamda değiştirecek Sergio’ya hamileydi. Fakat çiftin kederli geçen yılları henüz sona ermemişti. Tarihler 1988 yılının Mart ayını gösterdiğinde Arjantin’in başkenti Buenos Aires, şiddetli fırtınalar ve arka arkaya gelen sel felaketleri ile sarsıldı. Leonel ve Adriana’nın zor şartlarda yaptığı evleri, yaşanan ilk sel felaketinden fazla zarar görmeden kurtuldu. Ancak iki hafta sonraki sel felaketinde sonuçlar aynı olmadı. Arjantin’in uzun seneler unutamayacağı şiddetli fırtına ve yağmur, Buenos Aires yakınlarında yaşayan 24 kişinin ölümüne 57 bin kişinin ise bölgeden ayrılmasına sebep oldu. Evlerini terk etmek zorunda kalan insanlar arasında genç çift de vardı. Çiftin yaşayacağı bu esaret, iki hafta sürecekti. Sergio’ya hamile olan Adriana, Jessica ile birlikte evlerinden uzaktaki bir dini okulun bodrumunda iki hafta geçirdi. Leonel ise bu süre zarfında ailesine bakabilmek için çeşitli işlerde çalışmaya devam etti. Ancak çifti büyük bir sürpriz daha bekliyordu.

Adriana Agüero ve Sergio

Adriana’nın yaşadığı rahatsızlık

Leonel ve Adriana, Buenos Aires’te hayat normalleşmeye başladığında özlemini duydukları evlerine dönmek için yola çıktı fakat Adriana, iki hafta bodrumda yaşamanın etkisi ile hastalanmış ve bu durum henüz 6,5 aylık hamile olduğu Sergio’nun doğum sancılarını yaşamasına neden olmuştu. Adriana’nın durumu ağırlaşınca çift, evlerinin yakınındaki hastaneye gitti. Butik ve yeterli donanıma sahip olmayan bu hastane, Adriana’ın yaşadığı sıkıntıya çare bulamadı. Hastane, genç kadını yaklaşık üç saatlik mesafede olan başka bir hastaneye yönlendirdi. Uzun ve sıkıntılı geçen yolculuğun ardından Adriana, hastaneye vardı. Doktorların söylemlerine göre, sadece birkaç günlük tedavi sonrası iyileşmesi beklenen Adriana, iki ay boyunca hastanede kalmak zorunda kalacaktı.

Adriana ve çocuğu Jessica, Leonel’den ayrı bir şekilde hastanede iki ay geçirdi. Bu dönemde Leonel, ailesini geçindirebilmek için evlerine geri dönmek durumunda kaldı. Leonel, biraz daha fazla para kazanabilmek için daha fazla işte çalışmaya başlamış ve futbola ayırdığı saatlerini artırmıştı. Eşinden ayrı kalan Adriana ise hastanedeki günlerini kaderine isyan edip ağlayarak geçiriyordu. Çünkü Leonel, hastane masraflarını ödeyememişti. Genç kadın, masrafların ödenmemesi gerekçe gösterilerek hastaneden çıkarıldı. Birçok hastane, çiftin başvurularını geri çevirdi ama uzun uğraşlar sonunda La Matanza’da küçük bir hastane onları kabul etti. Genç kadın, burada geçirdiği günlerde hastanede görevli hemşireler ile konuşmayı veya bebek dergilerini okumayı tercih etti. Adriana’nın bebekler hakkında uzmanlar kadar bilgi sahibiydi artık. İki aylık dönemin sonunda yavaş yavaş iyileşmeye başlayan genç kadın, hastaneden taburcu oldu. Ancak Adriana, evinde sadece birkaç gün geçirebilecekti.


“Doğumu ile birlikte ailesine şans ve bereket getirecek olan bebek

Leonel, birkaç gün önce ayrıldıkları hastaneye doğum sancıları çeken Adriana’yı alarak yaklaşık üç saatlik bir yolcuğun ardından geri geldi. Ancak genç çiftin yaşadığı sorunlar bitmek bilmiyordu. Bu sefer de Sergio’nun doğumunda problem vardı. Adriana’nın doğumundan sorumlu doktor, genç kadına bebeğin anne karnında sıkıştığını ve hareket etmediği takdirde doğumun gerçekleşmeyeceğini söyledi. Doktor ayrıca bebeğin yaşadığı sıkıntıyı forseps (zorlu doğumlarda dölütün başını kavrayıp dışarı çekmeye yarayan alet) yardımı ile çözebileceğini de ekledi. Ancak bu teklifi Adriana kabul etmedi çünkü okuduğu dergilere göre forseps, bebeklere büyük zarar veriyordu. Öte yandan doktor, son seçenek olarak genç kadına epizyotomi (bebeğin daha rahat çıkışını sağlayabilmek için vajina ile makat arasına uygulanan kesi) yapmayı ve bebeğin köprücük kemiğini kırmayı önerdi. Bebeğinin kalıcı hasar almayacağına ikna olan Adriana, bu acılı doğum sürecini geçirmeye karar verdi. Bir müddet sonra ise Sergio, tarihler 2 Haziran 1988’i gösterdiğinde, mucizeyi gerçekleştirerek sağlıklı bir şekilde dünyaya gözlerini açtı. Bebeğin sağlıklı bir şekilde doğması üzerine şaşkınlıklarını gizleyemeyen doktorlar, Sergio’ya “Con un pan debajo de brazo” sıfatını taktılar. Bu sıfat Arjantin’de, “doğumu ile birlikte ailesine şans ve bereket getirecek olan bebek” anlamına geliyordu.

Soyadı “Agüero” oldu

Bebeklerinin sağlıklı bir şekilde dünyaya gelmesine çok sevinen çift, hastaneden ayrılmadan önce bir sorunla daha karşılaştılar. Hastane yetkilileri, Leonel ve Adriana’nın evli olmadığını fark etti ve bu durum ikilinin çocukları için nüfus cüzdanı almasında zorluklar yaşatacaktı. Yetkililer, sorununun çözülebilmesi için Leonel’in kimlik belgesini talep etti. Ancak Leonel’in belgeleri, sel felaketinde kayıplara karışmıştı. Çiftin yeni doğan çocuğu, bu yüzden Leonel’in soyadı olan Del Castillo’yı alamayacaktı. Adriana, bu sorunu çözmek için kendi belgelerini görevlilere sundu. Yaşanan sıkıntılı sürecin ardından çift, çocuklarına Sergio adını verdi. Sergio’nun soyadı ise annesinin olduğu gibi Agüero olacaktı.

Wanpaku Omukashi Kumu Kumu isimli çizgi film

Çizgi film yüzünden ismi “Kun” oldu

Sergio, babası gibi futbol topuna özel bir ilgi duyarak büyümeye başladı. Evlerinin yakınında bulunan boş arazileri futbol sahasına çeviren Sergio, mahallesinde bulunan arkadaşları ile zamanının çoğunu burada geçiriyordu. Leonel de çocuğu gibi futbola verdiği önemi artırmıştı. Katıldığı özel turnuvalardan kazandığı paraları biriktiren Leonel, oğlunun izleyebilmesi için 14 inçlik bir televizyon almayı başarmıştı. Bu televizyon, Sergio’nun hayatını değiştiren önemli noktalardan biri olacaktı. Sergio, televizyonun evlerine geldikten sonra “Wanpaku Omukashi Kumu Kumu” adlı Japon çizgi film ile tanıştı. Çizgi film, Kum Kum dağlarında yaşayan yaramaz bir çocuğu ve ailesinin yaşadığı maceraları anlatıyordu. Kendisini çizgi filmin kahramanıyla özdeştiren Sergio, her yerde ‘’Kum Kum, Kum Kum’’ diye bağırarak geziyordu. Zaman içinde önce dedesi daha sonra ise ailenin geri kalanı Sergio’ya “Kun” diyerek seslenmeye başladı ve bir efsane doğmuş oldu.

Leonel Del Castillo

Küçük yaşlarda başlayan futbol kariyeri

Babasının oynadığı amatör futbol takımının maçlarını izlemeye giden Sergio, burada geçirdiği vakitlerde arkadaşlarıyla futbol oynamayı da ihmal etmiyordu. Asıl mesleği fırıncılık olan fakat küçük çocukların futbolculuk yönlerini keşfederek kulüplere öneren Jorge Ariza, Sergio’yu gözüne kestirmişti. Sergio’nun dördüncü doğum günü pastasını da yapmış olan Ariza, geleceğin yıldızını Primeiro de Maio kulübüne aldırmıştı. Sergio, bu kulüp ile birlikte kariyerinin ilk basamağını çıkmış oldu. Henüz altı yaşındaki Sergio sonraki iki yıl boyunca, Loma Alegre ve Los Primos takımlarının da formasını terletti. Agüero, o günlerde babasının kendi için yaptığı fedakârlıkları şu cümleler ile anlatıyor: “Sekiz yaşında Independiente’ye gidene kadar beni farklı kulüplere, farklı bölgelere götürmeye kendini adadı. Bana her zaman eşlik etti ve açıkçası ona çok minnettarım.’’

Independiente, Agüero’yu kaptı

Kısa boylu ve zayıf bir çocuk olmasına rağmen Sergio, yaşıtları arasındaki turnuvalarda hem tekniği hem de hızı ile fark yaratıyordu. Oynadığı maçlarda birden fazla gol atmak onun için artık sıradan bir hale gelmişti. Henüz 10 yaşında bile olmayan Sergio’nun oynadığı futbol, Arjantin’in iki dev kulübü Boca Juniors ve River Plate’in de gözünden kaçmadı. İki kulüp, yetenekli çocuğu bünyelerine katabilmek için ailesine bazı tekliflerde bulundu. Ancak Agüero’nun ailesi, bu teklifleri yeterli olmadığı gerekçesi ile reddetti. O sıralarda Independiente’ye büyük yatırımlar yapan Arjantinli bir iş insanı, Sergio’nun potansiyelinin farkına vardı ve ailesine reddedemeyecekleri bir teklifte bulundu. Sergio’nun ailesine bir ev alan ve her ay düzenli olarak para vereceğini vaat eden iş insanı, Agüero’yu da özel okula yazdırdı. Arjantin tarihine adını duyurmasına çok az kalan yetenekli çocuk, artık Independiente arması için ter dökmeye hazırdı.

Dokuz yaşındaki Agüero, Independiente forması altında geçirdiği ilk yıllarında çok zorlandı. Kun’un özellikle ilk iki senesi, kendini yetiştirmek ile görevli antrenörlerin yetersizliği yüzünden kötü geçti. Ancak yeteneklerinden kimsenin şüphesi olmadığı Sergio, 11 yaşındayken Independiente kulübünün mabedi olan Doble Visera Stadyumu’na çıkma şansına erişti ve bu şansı mükemmel bir şekilde değerlendirdi. Independiente’nin A takımı, yardım maçında ezeli rakibi Racing Club ile karşılaşacaktı. Bu karşılaşma öncesi ise iki ekibin 11 yaş takımları, gösteri maçı düzenledi. Oynanan mücadelede yıldızlaşan ve bir gol atarak takımına galibiyeti getiren Agüero, Doble Visera Stadyumu’ndaki ilk güzel anısını yaşamış oldu.

15 yaşında gelen rekor

Dokuz yaşında Independiente’nin kapısından içeri adım atan Agüero, 14 yaşındayken ise kulübünün A takımına yükseldi. Genç yetenek o günleri şu cümleler ile anlatıyor: ‘’Sadece futbol oynayabilmeyi hayal etmiştim. Televizyonda Arjantin Ligi’ni izler ve ‘Orada olmak istiyorum’ diye söylenirdim. Sadece Arjantin Lig’inde bulunan bir takımda forma giymek istiyordum.’’

Agüero’nun hayalleri, 2003 yılında gerçeğe dönüştü. Henüz 15 yaşına gireli 35 gün olan Agüero, Arjantin Ligi’nde forma giyerek rekor kırdı. Rekorun eski sahibi ise gelecekte damadı olacağı ve belki de dünya futbol tarihinin en büyük futbolcusu Diego Maradona’ydı. Independiente forması ile ilk golünü 2-2 berabere kaldıkları Estudiantes maçında atan Sergio Agüero, 2005 yılında ise Libertadores Kupası’nda Peru’nun Cienciano takımı ile karşılaştıkları ve sahadan 4-2 galip ayrıldıkları maçta bir gol atma başarısı gösterdi.

Independiente’ye veda zamanı

2005 yılı, Sergio Agüero’nun kariyerinin en özel yıllarından biri oldu. Arjantin forması ile Hollanda’da düzenlenen 2005 FIFA Dünya Gençler Şampiyonası’na katılan Agüero, Lionel Messi’den sonra turnuvanın en değerli oyuncularından biri olarak görüldü. Genç futbolcu, yarı finalde Brezilya’ya iki gol atarak takımının finale çıkmasına ve finalde de Nijerya’yı yenerek şampiyon olmasına büyük katkı sağladı. Agüero’nun bu turnuvayı gol kralı olarak tamamladığı performans, Avrupa’nın büyük kulüplerinin dikkatini çekti. Ancak Agüero, Independiente’deki misyonunu henüz tamamlamamıştı. 2005-2006 sezonuna gelindiğinde 18 yaşındaki yıldız adayı, sene boyunca harikalar yarattı. Takımı ile 36 maça çıkarak 18 gol atma başarısı gösteren Agüero, ligin sonunda Boca Juniors ile oynanan maçta bir gol attı ve gözyaşları eşliğinde taraftarlarına veda etti. Geleceğin en büyük yıldızlarından olacak Agüero, rotasını İspanya’ya çevirdi. Sergio Agüero’nun Independiente forması altında atmış olduğu golleri bu bağlantı sayesinde izleyebilirsiniz: https://www.youtube.com/watch?v=jKso6MyQHeY

Agüero, Atletico Madrid’de

Sergio Agüero, 1 Temmuz 2016 tarihinde 23 milyon euro gibi dönemin rekor transfer bedellerinin birine imza atarak İspanya’nın köklü kulüplerinden Atletico Madrid’e transfer oldu. Atletico forması ile ilk maçına Real Racing karşısında çıkan Agüero, ilk golünü ise 17 Eylül 2006 tarihinde kaydetti. Genç yıldız için 2006-2007 sezonu İspanya futboluna adapte olmaya çalışmakla geçti. Sezonu sadece altı gol atarak tamamlayan Agüero, gelecek yıllar için ise taraftarlarına hayaller kurdurmayı başardı.

2007-2008 sezonu öncesi takımın en önemli golcüsü Fernando Torres, İngiltere temsilcilerinden Liverpool’a transfer oldu. Bu transfer ile birlikte Agüero, Atletico Madrid’in yegâne forveti olma şansını elde etti. Arjantinli futbolcu, Real Madrid deplasmanında yakaladığı forma şansını harika bir şekilde kullanacağının ilk sinyalini verdi. Ezeli rakiplerine bir gol atan Agüero, takımının sahadan 2-1’lik skor ile mağlup ayrılmasına ise engel olamadı. Ancak Agüero, ligde oynadığı 37 maçta 19 gol atarak gol krallığı yarışında Daniel Güiza ve Luis Fabiano‘nun ardından üçüncü oldu. Genç forvet, ilk defa mücadele ettiği UEFA Avrupa Ligi’nde ise yedi maça çıkıp beş gol atma başarısı gösterdi. Agüero, 2008-2009 sezonunda da Atletico Madrid ile gollerine devam etti ve sezonu 20 gol, dört asistlik performans ile tamamladı.

Atletico Madrid, UEFA Avrupa Ligi Kupası’nı kazandı

Arjantinli yıldız, 2009-2010 sezonunda hem kendi adına hem de kulübü adına harikalar yaratacaktı. İspanya Ligi’nde fena olmayan bir performans sergileyen Atletico Madrid, UEFA Şampiyonlar Ligi’nde ise grubunu üçüncü sırada tamamlayarak UEFA Avrupa Ligi’nde oynamaya hak kazandı. İspanya temsilcisi, UEFA Avrupa Ligi Son 32 Turu’nda Türkiye‘nin temsilcisi Galatasaray ile nefesleri kesen iki müsabakaya çıktı. 1-1’lik skor ile biten ilk karşılaşmanın ardından İstanbul’da oynanan rövanş mücadelesini 2-1 kazanan Atletico Madrid, üst tura yükselen ekip oldu fakat maça en çok İtalyan hakem Gianluca Rocci’nin Galatasaray’a vermediği penaltı damga vurdu. Galatasaray’ı eleyen Atletico Madrid, finale kadar yükseldi. İngiltere temsilcisi Fulham’a karşı oynanan finalde, sahneye Diego Forlan ve Sergio Agüero çıktı. Forlan’ın attığı iki gol, Agüero’nun ise yaptığı iki asist ile damga vurduğu final mücadelesini Atletico Madrid, 2-1’lik skor ile kazanarak UEFA Avrupa Ligi Kupası’nı müzesine götürdü. Agüero, 2009-2010 sezonunu 20 gol ve dört asitlik performans ile tamamladı.

Atletico Madrid, 2010-2011 sezonu öncesi UEFA Süper Kupası finalinde Şampiyonlar Ligi şampiyonu Inter ile karşılaştı. İspanya temsilcisi, Agüero’nun da gol attığı karşılaşmada rakibini 2-0’lık skor ile mağlup ederek kupayı kazanmayı başaran ekip oldu. Sezonu kupa ile açan Atletico, hem İspanya Ligi’nde hem de Avrupa kupalarında vasat bir dönem geçirdi. Arjantinli yıldızın ise tek tesellisi Mallorca karşısında üç gol atarak dört yıllık İspanya kariyerindeki ilk ve tek hattrick’ini yapması oldu. Sezon sonu geldiğinde Agüero için yeni bir macera başlayacaktı. Arjantinli yıldızın bu seferki durağı İngiltere oldu.

Manchester City’nin makûs tarihini değiştirdi

44 yıllık İngiltere Ligi şampiyonluğu hasretine son vermek isteyen Manchester City, yaz transfer döneminde Sergio Agüero’yu 40 milyon euro karşılığında Atletico Madrid’den transfer etti. Genç yıldız, bu transfer bedelinin altında ezilmeyeceğini sezona fırtına gibi bir başlangıç yaparak herkese gösterdi. Henüz ilk maçında Swansea City’ye iki gol atan Agüero, takımının maçı 4-0 kazanmasını sağladı. Sezonun tamamında ise Manchester City, ezeli rakibi Manchester United ile inanılmaz bir şampiyonluk mücadelesi verdi. Her iki ekip, sezonun son maçı öncesi 86 puandaydı. Aynı saatte başlayan iki karşılaşmada Manchester United, Sunderland deplasmanındayken Manchester City ise Queens Park Rangers’ı konuk ediyordu. İlk haber Sunderland’den geldi. Alex Ferguson’un öğrencileri, Sunderland’i Wayne Rooney’nin golü ile 1-0 mağlup etmişti. Manchester City, bu maçın tamamlandığını öğrendiğinde dakika 90’dı ve Queens Park Rangers önünde 2-1’lik skor ile mağluptu. Şampiyon olabilmek için mutlak galibiyet ile sahadan ayrılmak zorunda olan City’de önce 90+2’nci dakikada sahneye Edin Dzeko çıktı. Manchester City’nin makûs tarihini değiştirecek ve 44 yıldır hasretini çektiği İngiltere Lig’i şampiyonluğunu kazandıracak golü ise Sergio Kun Agüero atacaktı. 90+4’üncü dakikada Mario Balotelli’nin pasında top ile buluşan Agüero, futbol tarihinin en ikonik gollerinden birini kaydederek taraftarlarını sevinç gözyaşlarına boğdu. Kun Agüero’nun Queens Park Rangers’a attığı unutulmaz gole bu bağlantıyı kullanarak ulaşabilirsiniz: https://www.youtube.com/watch?v=7a409wIiGig

Avrupalı olmayan en golcü futbolcu

Manchester City’nin attığı gol ile kaderini değiştiren Kun Agüero, 2011-2012 sezonundan bu yana giydiği mavi-beyazlı forma ile Roberto Mancini, Manuel Pellegrini ve özellikle Pep Guardiola ile sayısız kupa kazandı. Bu süre içinde dört İngiltere Ligi, beş İngiltere Lig Kupası ve bir İngiltere Kupası kazanan Arjantinli forvetin rüyasını ise UEFA Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu süslüyor. 2014-2015 sezonunda attığı 26 gol ile gol kralı olan Agüero, 9 Eylül 2017 tarihinde ise Manchester City’nin Liverpool’u 5-0 mağlup ettiği müsabakada takımının ilk golüne imza atarak İngiltere Lig’i tarihinin Avrupalı olmayan en golcü futbolcusu unvanını kazandı.

Sergio Agüero’nun heykeli yapılacak

2020-2021 sezonu sonunda Manchester City ile yollarını ayıracağını açıklayan Agüero, 10 sezonluk City kariyerinde çıktığı 384 maçta 257 gol ve 73 asist kaydetti. Kupalar ile dolu yılların ardından kulübüne veda etmeye hazırlanan Agüero, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şunları söyledi: “Bir devir sona erdiğinde, içinizde birçok his ortaya çıkar. 10 sene boyunca Manchester City forması giymekten dolayı büyük bir onur ve tatmin duyuyorum.”

Manchester City, resmi internet sitesinden yaptığı açıklamada ayrılığı doğrularken Kulüp Başkanı Khaldoon Al Mubarak, Agüero hakkında şu cümleleri kurdu: ‘’Agüero’nun son 10 yılda Manchester City’ye katkısı tartışılamaz. Efsane, kulübü seven herkesin ve hatta belki de sadece futbolu sevenlerin anılarına silinmez bir şekilde kazınacak. Bu arada, Vincent Kompany ve David Silva için yapım aşamasında olanların yanı sıra Etihad Stadyumu’nda bir Sergio Agüero heykeli yapması için bir sanatçıyı görevlendireceğimizi duyurmaktan büyük mutluluk duyuyorum.’’

Agüero ve  Guardiola

Pep Guardiola yönetiminde harika bir sezon geçiren Manchester City, senelerdir hayalini kurduğu UEFA Şampiyonlar Ligi’ni bu sezon müzesine götürmek istiyor. Mavi-beyazlıların efsanesi Agüero’nun ise kulübüne bu kupa ile mi veda edeceğini hep birlikte göreceğiz.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus