Jonathan Wilson, The Guardian’a yazdı: “Manchester United’da parçaların hiçbiri birbirine uymuyor”

Kötü geçen sezonların ardından sürekli teknik direktör değiştirerek eski günlerini arayan İngiltere Premier Lig takımı Manchester United’daki uyumsuzluğu Jonathan Wilson, The Guardian için kaleme aldı. İngiliz yazarın “A clearout is needed at Manchester United. None of the parts fit together/Manchester United’taki parçaların hiçbiri birbirine uymuyor” başlıklı yazısını Medyascope Spor Servisi’nden Kubilayhan Kavrazlı çevirdi.

Manchester United’daki parçaların hiçbiri birbirine uymuyor

Manchester United, Premier Lig’de oynadığı son yedi deplasman maçını kazanamadı. Bu, United’ın 1936’dan bu yana en kötü deplasman serisini yakaladığı anlamına geliyor. Öyle ki Brentford karşısında alınan mağlubiyet, 1972’deki Crystal Palace’a karşı alınan 5-0’lık mağlubiyetten daha kötü olabilir. Emin olmak için muhtemelen çok erken ama cumartesi günü, nesiller boyu aktarılacak bir maç oynandı. 

Geçen eylül ayında da işler pek yolunda gitmiyordu. United, Young Boys’a yenilmişti. Southampton ve Wolves’a karşı iyi oynamamıştı. Villarreal’in Avrupa Ligi finalinde onları saf dışı bırakmasının etkisi tazeliğini koruyordu. Yine de Ole Gunnar Solskjaer, takımını derinlerde konumlandırmayı ve ikinci yarılarda reaksiyon göstermeyi başarıyordu. En azından Cristiano Ronaldo ile sözleşme imzalanana kadar… Ronaldo, hücum hattının hız ve hareketlilikten mahrum kalmasına neden oldu. Bu durum, United’ın maçlarda efektif olarak kullanabildiği geçiş hücumlarını baltaladı. Ronaldo ile sözleşme imzalanana kadar soyunma odasındaki havanın da olumlu olduğunu söylemek gerek. 

United, Brentford’a karşı, sanki sanki birinin tüm sorunların nerede olduğunu vurgulamak istermiş gibi “Stabilo” markalı kalemin yeşili ile donatıldı. Çalışan tek bir bölge yoktu. Güven yerle bir oldu… Öyle ki Manchester United’da parçaların hiçbiri birbirine uymuyor.

Glazers’ın transfer yapmadığına dair şikayetler var ama bu kadro için zaten yeterince para harcanmıştı. Manchester United’ın başlangıç 11’inin, Brentford’un sekiz katına mal olduğunu gözden kaçırmamak gerek. Sorun şu ki; uzun vadeli vizyon, futbol anlayışı sıfır olan bir ekiple planlandı. Yeni transferler için mevcut planlama tamamen aynı: United’ın ilgisi olduğu futbolcular ya kötü şöhretleriyle ün salmış durumda (Marko Arnautovic! Adrien Rabiot! Mauro Icardi!) ya da Eredivisie’den Erik ten Hag’a aşina.

Ten Hag’ın bu kadro için uygun olmadığını söylemek hem doğru hem de anlamsız. Bu kadroyu kimse yönetemez! Premier Lig’de 1 metre 75 santim uzunluğundaki bir stoper olan Lisandro Martínez’i oynatabilir misiniz? Martinez her zaman bir risk olacak! Arjantinli futbolcu, hava toplarını kazanmayı bilen bir partneri olursa ve takımının maçı domine etmesi durumunda iş yapabilir. 

Bilinmezlikler ile dolu Harry Maguire ile birlikte oynuyorsa ve rakipleri bir devrede sekiz orta yapabiliyorsa; Martinez bariz bir zayıflık oluşturuyor. Öte yandan Christian Eriksen’i en derinde oyun kurucu orta saha olarak oynatabilir misin? Elbette bunun için imzalanmadı. Yine de, imkansız değil. Eriksen, belki de Andrea Pirlo tarzında derin bir oyun kurucu olarak işlev görebilir. Ama Fred, bir Gattuso değil… Brentford’ın maçtaki ilk golü öncelikle David de Gea’nın hatasıydı. Ancak Josh Dasilva’nın yararlandığı boşluğun Fred tarafından bırakıldığını atlamamak gerekli. 

Bu kadroyla önde pres yapabilir misin? United, maçın son üçte birlik diliminde Brendtford’dan 14 az olmak üzere sadece yedi kez önde baskı yapabildi. Ralf Rangnick, geçen sezonki kadronun temel taktik anlayışındaki eksikliğinden umutsuzdu; çoğunun, asla top odaklı presi yapamadığını söyledi. Bir ilerleme kaydettiğini düşündü ancak sonraki maçta sezonun en kötü performansın izledi.

De Gea ile arkadan oyun kurabilir misin? De Gea, cumartesi günkü performansına rağmen mükemmel bir kaleci olmaya devam ediyor; bu yüzden geçen sezon dördüncü kez United’da yılın oyuncusu seçildi. Ancak 2020’nin Ekim ayından bu yana İspanya için oynamamasının ve görünüşe göre sıralamada Brentford’lu David Raya’nın gerisinde kalmasının bir nedeni var. İspanya menajeri Luis Enrique, haziran ayında verdiği bir demeçte “Bir kaleci, oyunu başlatabilmeli ve hava toplarına hükmetmeli” dedi.

De Gea bunu yapamaz çünkü ayağı iyi değil. Geçen sezon paslarının sadece yüzde 71,3’ünü isabetli atabildi. Karşılaştırıldığında; Ederson yüzde 88.1 ve Alisson yüzde 87.1’i oranında isabet sağladı. Bunun kısmen De Gea’nın daha uzun top oynamaya teşvik edilmesinden kaynaklandığı doğru olsa da, United’ın daha uzun top oynamasının nedenlerinden birinin De Gea olduğu da doğru.

De Gea’nın 2018 Dünya Kupası sonrasındaki form düşüşünün sebebi olarak yüksek bir çizginin arkasında oynamasının istenmesi ve Portekiz’e karşı yediği ikinci golden duyduğu rahatsızlıktan kaynaklanan güven kaybı olduğu söylendi. Ronaldo’nun söz konusu maçta attığı gol, Dasilva’nın cumartesi günü yaptığı gol vuruşunu andırıyor. 

Bu, United için büyük bir sorun. De Gea, son yıllarda istikrarlı bir performans sergileyen az sayıdaki United oyuncusundan biri ama yine de topla oyun kurulumunda oldukça eksik. Söz konusu durum, United’ın modern futbol anlayışına geçmesini zorlaştırıyor. De Gea’nın varlığı şüphesiz Rangnick’in veya Ten Hag’ın başarısız olmasının tek nedeni değil. Ancak Ten Hag’ın oyun mantalitesinde bu durum, temel bir eksikliği gözler önüne seriyor. 

Pep Guardiola da kalesinde Joe Hart’ı istememişti. Belki de Ten Hag, De Gea konusunu gündeme getirdi; ancak United yönetim kurulunun İspanyol kalecinin yerine getireceği isim konusunda kafası oldukça karışık. Kepa Arrizabalaga mı? Jens Lehmann mı? Toni Schumacher mi?

Ama sonra ne olacak? United’ı çaresizlik içinde bir tasfiye bekliyor (bu yaz dört yıldız oyuncusunu yolladıktan sonra bile). Ancak bunların nasıl değiştirileceğine dair bir fikir yoksa konuşulmasının ne anlamı var? Yarım yüzyıl önce United, Selhurst Park’taki yenilginin ardından Frank O’Farrell ve George Best’i görevden alarak bir reaksiyon gösterdi. Belki de Ronaldo ile yolları ayırmak bir başlangıç olabilir. Ancak yine de şunu söylememiz gerekiyor. Manchester United’daki kaosta en az pay sahibi olan, Ten Hag’dır. 

Belki de United için en endişe verici şey budur. Bu sürecin Ten Hag’ın balayı dönemi olması gerekiyordu ama şimdiden United’ın durumu karşısında bunalım tehlikesiyle karşı karşıya kaldı. Rangnick gibi Ten Hag da istediği futbolu, bu oyuncu grubuyla oynayamaz; belki de herhangi bir futbol oynayamaz. Ve sırada Liverpool karşılaşması var…

Kaynak: The Guardian

Yazan: Jonathan Wilson

Çeviren: Kubilayhan Kavrazlı

Editör: Doğa Üründül

Medyascope'a destek olun.

Sizleri iyi ve özgür gazeteciliğe destek olmaya çağırıyoruz.

Medyascope sizlerin sayesinde bağımsızlığını koruyor, sizlerin desteğiyle 50’den fazla çalışanı ile, Türkiye ve dünyada olup bitenleri sizlere aktarabiliyor. 

Bilgiye erişim ücretsiz olmalı. Bilgiye erişim eşit olmalı. Haberlerimiz herkese ulaşmalı. Bu yüzden bugün, Medyascope’a destek olmak için doğru zaman. İster az ister çok, her katkınız bizim için çok değerli. Bize destek olun, sizinle güçlenelim.

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus