Taksim Dayanışması’ndan Gezi Parkı davası hakkında açıklama: “Gezi, masumiyetini kanıtlamış, onurlu bir halk hareketidir”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Gezi Parkı davasında Can Dündar ve Memet Ali Alabora’nın da aralarında bulunduğu yedi sanığın dava dosyası, Osman Kavala, Mücella Yapıcı, Can Atalay ve Tayfun Kahraman’ın da aralarında bulunduğu dokuz sanığın dosyası ile birleştirilmişti. Taksim Dayanışması, 21 Mayıs’taki duruşma öncesi dava sürecine ilişkin açıklama yaptı.

İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen “Gezi Parkı Direnişi”ne ilişkin davanın 18 Şubat 2020’de yapılan duruşmasında Osman Kavala, Ayşe Mücella Yapıcı, Şerafettin Can Atalay, Tayfun Kahraman, Ali Hakan Altınay, Yiğit Aksakoğlu, Yiğit Ali Ekmekçi, Çiğdem Mater Utku ve Mine Özerden hakkında yedi ayrı suç işlediklerine ilişkin somut ve kesin delil bulunmadığı gerekçesiyle beraat kararı verilmişti.

Mahkeme heyeti, firari sanıklar Can Dündar, Memet Ali Alabora, Ayşe Pınar Alabora, Gökçe Tüylüoğlu, Handan Meltem Arıkan, Hanzade Hikmet Germiyanoğlu ve İnanç Ekmekçi‘nin dosyalarının ayrılmasına ve haklarındaki yakalama kararlarının kaldırılmasına karar vermişti. İstinaf mahkemesine taşınan karar incelenmiş ve dokuz sanık hakkında verilen beraat kararı bozulmuştu.

Konu ile ilgili Taksim Dayanışması bir açıklama yaptı. YouTube üzerinden yapılan açıklamada yargılanan Mücella Yapıcı, Can Atalay, Tayfun Kahraman ve Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB), Türk Tabipleri Birliği’nin (TTB) aralarında bulunduğu Taksim Dayanışması bileşenlerinin temsilcileri söz aldı. 

“Gezi’yi savunmaya devam edeceğiz”

Açıklamada söz alan Gezi davası avukatlarından Evren İşler şöyle konuştu: “Gezi yargılamasını konuşmayı senelerdir bitiremedik. Yargının ve iktidarın ilk ilgisi 2013 Haziran’ında başlamıştı. Örgüt kurulduğu iddiasıyla, 2911’e muhalefet edildiği iddiasıyla çokça dava açılmıştı. Taksim Dayanışması’ndaki arkadaşlarımıza da açıldı ve beraat ettiler. Burada suç örgütü olmadığı, suç işlenmediği tescillendi. Hukuka aykırı dinlemeler ve fiziki takiplerle yürütülen bu soruşturmalar, yargının raflarında bekletilmiş olmalı ki Gezi’den altı yıl geçtikten sonra yeniden soruşturma ve dava ile karşı karşıya gelindi. Yargı pratiğimiz açısından da bakmak gerekir. İşkence ile elde edilen ifadelerle, soruşturmalar damga vurmuştu bir sürece. Daha sonra delil üreterek açılan soruşturmalar vardı. Şimdi ise delil dahi üretmeden soruşturmalar başlatılıyor. Bu yargılamada savcılık, mahkemeyi bile ikna edemedi. O denli hukuka aykırı ve varsayımla yürütülen bir süreçti.

Gezi dosyası istinaf incelemesine götürüldü ve dosyanın ‘Çarşı’ davasıyla birleştirilmesi, Kavala hakkındaki diğer dosyayla birleştirilmesi düşüncesi ile bozma kararı verildi. Ceza dosyasının içinde olmayan bir veri hâkim açısından da yoktur. İstinaf bunu yaparken Gezi soruşturması içinde Çarşı davasıyla ilgili bir şey yoktu. 

Geldiğimiz aşamada bir torba davanın başlangıcıyla karşı karşıyayız. Kavala’nın diğer dosyasıyla ve Çarşı davasıyla birleştirildi. Mutlaka birilerine ceza verme amacı güden istinaf kararıyla karşı karşıyayız. Yargılama sırasında hukuki savunmasını yapacağız ama Gezi dosyası, içinde hiçbir delil içermeyen iddianameyle yürütülmeye çalışılıyor. Hangi dosyayla birleştirilirse birleştirilsin Gezi davasında, beraat dışında herhangi bir durum hukuki olmayacaktır. Elbette ki hem duruşma salonu içinde hem dışında Gezi’yi savunmaya devam edeceğiz.

Gezi, hem tarih içinde hem de hukuk önünde masumiyetini kanıtlamış, onurlu bir halk hareketidir

DİSK, KESK, TTB ve TMMOB başkanlarının konuşmalarından öne çıkanlar ise şöyle:

DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu: “Gezi Direnişi demokratik, barışçıl, anayasal temelde, 83 milyonun ülkesine sahip çıktığı demokratik bir mücadele sürecidir. Yeniden yeniden yargılanmaya çalışılmasının bir tane anlamı vardır. O da tüm topluma gözdağı vermek, susturmaya çalışmak, itiraz edilmemesini sağlamak.” 

KESK Eş Genel Başkanı Aysun Gezen: “Davanın sekiz sene sonra yeniden açılması topluma verilen bir gözdağı. Gezi’yi bireylerin üzerine yıkarak cezalandırmaya çalışıyorlar. Gezi’yi dış mihraklara bağlayarak, ‘darbeci girişim’ olarak adlandırarak Gezi’yi itibarsızlaştırmaya çalışmak kabul edilemez.” 

TTB Başkanı Şebnem Korur Fincancı: “Bu davanın neye karşı olduğu çok açık. Yaşamımıza ve mücadele alanlarımıza dönük bir dava. Bir dava açılmalı ama iktidara açılmalı, o dönemin başbakanına açılmalı. Türk Tabipleri Birliği olarak biliyoruz, o dönem 10 binin üzerinde insan yaralanmıştı. 10’un üzerinde insan gözünü yitirdi, arkadaşlarımız canlarını yitirdiler. ‘Emri ben verdim’ diyen bir başbakan vardı. Eğer dava açılacaksa sorumlular oradadır.”

TMMOB Genel Başkanı Emin Koramaz: “Gezi, iki kez yargılanmayı bırakın, üç kez yargılanmaya çalışılıyor. Gezi’yi, kriminal bir vaka ve suç olarak göstermek için iktidar arkadaşlarımızın beraat etmesini istemiyor. Oysa ki Gezi, hem tarih içinde hem de hukuk önünde masumiyetini kanıtlamış, onurlu bir halk hareketidir. Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) bu davayla beklentisi, toplumsal muhalefeti baskı altında tutmaktır.

“Gezi ancak yargılar, yargılanamaz”

Gezi davasında yargılanan kişilerin öne çıkan sözleri ise şöyle:

Tayfun Kahraman: “Gezi’de şu anda yargılanan bizler nezdinde Gezi’nin yarattığı değerler, dayanışma ve kolektif ruh. Milyonların da Gezi’yi savunmaya devam ettiğini biliyoruz. Bunun gücüyle mahkeme salonlarında olacağız. Geçen sonu sonuçlanan kurmaca iddianame üzerine yargı süreci yaşadık ve mahkeme beraat kararı verdi.”

Mücella Yapıcı: “Söylenecek söz bitti, söylenecek her şey söylendi. Gezi’nin en önemli başarılarından biri de toplumun üzerindeki korku ikliminin yok edilmesidir. Gezi, korku zincirlerini kırmıştır ve çok önemlidir. Yeniden inşası için topluma gözdağı vermek istiyorlar. Haklı olan kesimler korkmazlar ve susmazlar. Tarihin akışı böyledir. Kaç kere yargılarsanız yargılayın başaramazsınız. Gezi yargılanamaz, bunu yapamazsınız. Beni üçüncü kez aynı iddianame ile yargılıyorsunuz. İki kere beraat ettim, şimdi tekrar yargılayacaksınız. Buradan tekrar ediyorum, ‘Gezi ancak yargılar, yargılanamaz.’ Çok meşru, barışçıl, haklı, anamızın ak sütü gibi helal bir eylemde sekiz tane gencimizi öldürdünüz. Anneleri perişan ettiniz, çocukların katillerine ödül gibi cezalar verdiniz. Yargılanacak olan bunlar. Tekrar yargılayacaksınız, bu bizim için onurdur.” 

Can Atalay: “AKP, bir tarih yazımı çabası içinde. Şu ana kadar beceremediği, belki de ilk yenilgisini tattığı, en temiz direnişi karalamak için uğraşıyor. Onun seviyesiyle başa çıkamıyor. Geleceğe ilişkin olarak da en meşru itiraz organını sokakları, sokaklarımızı kapatma çabası. Tüm insanların en güçlü megafonu kullanmasının önüne geçmeye çalışılıyor. Gezi, eşitlik, özgürlük ve adaletin mümkün olduğunun işaretidir. Yargıtay 16. Ceza Dairesi, ceza muhakemesinin tüm kurallarını ayaklar altına alarak iddianame hazırladı. Biz, Gezi’nin toplumsal anlamını sahipleniriz. Bu bizim için sadece onur olur.” 

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus