TTB, aşılamada dayanışma kampanyası başlattı: “Kendimizi, sevdiklerimizi ve toplumu korumak için aşı çağrısını yaygınlaştırmak zorundayız”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Türk Tabipleri Birliği’nin (TTB) her çarşamba düzenlediği salgın bültenlerinin beşincisi TTB Pandemi Çalışma Grubu’nun yaptığı çalışmalar ve Halk Sağlığı Kolu’nun katkıları ile “Koronavirüs Aşı Dayanışma Çağrısı” başlığıyla bugün (16 Haziran) çevrimiçi olarak yapıldı.

Bültenin sunumunu yapan TTB Merkez Konseyi Üyesi Dr. Meltem Günbeği, çok uzun bir bekleyişten ve topluma çok fazla kayıp yaşatılmasından sonra bir buçuk yıldır süren krizden çıkma şansı doğduğunu belirterek sözlerine başladı. Sağlık Bakanlığı’nı tüm yetişkin nüfusu eşitlikçi ve ayrımsız bir yaklaşımla aşılayacak şeffaf ve demokratik bir aşı stratejisi yürütmeye çağıran Günbeği, yapılması gerekenleri şöyle sıraladı:

  • “Aşılamada öncelikli grup uygulaması bırakılmalı, aşılama Türkiye’de yerleşik tüm 18 yaş üstü nüfusa açık olmalıdır.
  • Güvencesiz çalıştırılmada yaygınlık ve tüm güvencesizlerin kırılgan gruplar içinde yer alması da dikkate alındığında SGK kapsamında olanlar ve olmayanlar arasında fark olmamalıdır.
  • Kapalı ve kalabalık ortamlarda çalışan işçiler, üniversite öğrencileri, mülteciler, mevsimlik işçiler, hastaneye erişimi sınırlı kırsal bölge sakinleri, cezaevinde yaşayanlar, LGBTİ+’lar, evsizler ve tüm kırılgan grupların aşılanması için ise özel çaba sarf edilmelidir.
  • Tüm yetişkin nüfus en az bir doz aşı aldıktan sonra, 65 yaş üstü nüfusun ve sağlık çalışanlarının üçüncü dozları eldeki bilimsel veriler ışığında planlanarak yapılmalıdır.
  • Özellikle Delta varyantı ile birlikte aşılamada başarılı olan İngiltere’de vaka sayılarında son dönemdeki artış da dikkate alınarak varyantların analizi için viral genom sekanslama çalışmaları başlatılmalı, dozların zamanlaması konusundaki kararlarda bu bilgiler kullanılmalıdır.
  •  Aşılama ile ilgili veriler ivedilikle, bilimsel standartlara uygun bir şekilde paylaşılmalıdır. Yaş, meslek, yerleşim bölgesi gibi parametrelere göre aşılanma oranları açıklanarak, aşı tereddüdü gerçeğinin ortaya konması ve üstüne gidilmesi gereklidir.
  • Kamusal sorumluluk olan aşılama hizmeti için halktan ‘aydınlatılmış onam’ adı altında ‘taahhütname’ alınma uygulaması derhal bırakılmalıdır. Süreçte sadece aşılarla ilgili olarak bilgilendirme içeren formlar oluşturulmalıdır. Aşılamanın tüm sağlık sonuçları kamusal sağlık hizmetinin bir gereği olarak devletin sorumluluğunda kalmalıdır.
  • Aşı tereddüdünün önüne geçilmesi ve halkın aşılamaya teşvik edilmesi için Sağlık Bakanlığı tarafından acilen bir iletişim kampanyası başlatılmalı, tüm süreç şeffaf bir şekilde yürütülmelidir.
  • Aşılama kapasitesi artırılmalıdır ancak günlük kararlar ile programsızlık içinde aşı gruplarının açıklanması kaotik durumlara neden olmaktadır. Toplum sağlığı merkezlerinin, hastanelerin özellikle aile sağlığı merkezlerinin şartlarının iyileştirilmesi gereklidir. Kaotik durum nedeniyle kurumlarda yaşanan kalabalıkların, mesafesiz kuyrukların, kapalı alanlarda beklemenin yaratacağı risk ve toplumda oluşturduğu tedirginlik mekânsal düzenlemeler ile giderilmelidir. Aşı merkezlerinin sayısı artırılmalı, sağlık çalışanı açığı acilen kapatılmalı, aşılama kapasitesini de artıracak aşı istasyonları özellikle aşıya ulaşımı zor olan kırsal alanlar, işçi bölgeleri, mevsimlik işçilerin yerleşimleri gibi alanlarda kurulmalıdır. İlçe sağlık müdürlüğü, toplum sağlığı merkezleri aşılama sürecinde etkin bir şekilde kullanılmalıdır.”

Sağlık çalışanlarını aşılama konusunda inisiyatif almaya, yapıcı çözümler üretmeye ve topluma örnek olmaya davet eden Günbeği, topluma ise salgının yönetilememesi nedeniyle yaşadıkları sosyoekonomik zorluklar karşısında hakları için hep birlikte mücadele çağrısı yaptı. Günbeği, konuşmasını şu sözlerle noktaladı: “Bunun yanı sıra, toplumun tüm bileşenlerini aşı çalışmalarını desteklemek için bir araya gelmeye çağırıyoruz. Hükümete halkı aşılama sorumluğunu hatırlatıyor, aşılama kampanyası için tüm süreci bütüncül bir şekilde ele alan yukarıda sunduğumuz önerileri gözeten somut bir koronavirüs aşılama stratejisini acilen sunmasını talep ediyoruz.”

Prof. Dr. Feride Aksu Tanık, salgın döneminde işsiz kalan 12 milyon yurttaşın, mevsimlik tarım işçilerinin ve mültecilerin aşılanmasının önemine bir kez daha vurgu yaptı. Aksu Tanık, Sağlık Bakanlığı’nın da aşı tedariki ile ilgili bilgileri şeffaf biçimde paylaşması gerektiğini de sözlerine ekledi.

Dr. Aslı Davas, evden çalışmak zorunda olan kadınların da aşı planlaması kapsamında düşünülmesi gerektiğini belirtti.

Dr. Levent Akyıldız, aşı sonrasında gebelik ve emzirmeye, ilaç kullanımına, alerjik reaksiyonlara, beslenme ve uyku düzenlerine ilişkin sık sorulan sorulara yanıt verdi.

Güçlü Yaman, toplumun büyük kısmının koronavirüs geçirmediğini ve iki doz aşısını olmadığını belirterek toplumsal bağışıklık için halen uzun bir yol olduğunu ve salgın bitmiş gibi bir hisse kapılmamak gerektiğini dile getirdi.

Dr. Tomris Cesuroğlu, aşılamada artan hızın süreklilik kazanmasının önemine şöyle dikkat çekti: “Ne yazık ki kapsamlı bir planlama yok. Kararların günübirlik alındığını görüyoruz. Aşı tereddüdünün oluşmasının başlıca sebebi de salgının güven sağlayan biçimde yönetilememesi. Dolayısıyla ciddi bir iletişim kampanyasına büyük ihtiyaç var.”

Dr. Emrah Kırımlı, salgınla mücadelede tüm sorumluluğun hastalara, tüm yükün de sağlık çalışanlarına bindirildiği bir yaklaşımın sürdüğünü kaydetti. Aile hekimliklerinde rutin çalışmaların, izinlerin, fiziksel yetersizliklerin göz ardı edildiğini anlatan Kırımlı, “Kahramanlık hikayelerinin anlatılmasına gerek yok. Salgın mücadelesi akıl ve bilim ile yapılır. Biz bu görevi yapmaya hazırız ama örselenmekten de bıktık” dedi.

Prof. Dr. Mehmet Zencir, sağlık hizmetlerinin sunumundaki sınıfsal ve bölgesel eşitsizliklerin aşılama çalışmalarına yansıdığını vurguladı ve herkesin güvence altına alınmadığı bir salgın kontrolünün olanaksız olduğunu söyledi.

Bültende son sözü alan TTB Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, aşı olan insanlara imzalatılmak istenen taahhütnamenin tedirginliği artırdığını belirtti. Korur Fincancı, “Eşitsizlikleri ve tedirginlikleri giderecek bir aşılama çok önemli. Kendimizi, sevdiklerimizi ve toplumu korumak için aşı çağrısını yaygınlaştırmak zorundayız” diye konuştu.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus