Türkiye İstanbul Sözleşmesi’nden resmen çıktı – “Sözleşmeden vazgeçmiyoruz” diyen kadınlar İstanbul, Ankara, İzmir ve Antalya’da meydanlara çıktı, polis İstanbul’da eyleme gazla müdahale etti

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılması kararı geçtiğimiz aylarda Danıştay’a taşınmıştı. Danıştay 10. Dairesi, İstanbul Sözleşmesi’ne ilişkin Cumhurbaşkanı kararının yürütmesinin durdurulması talebini reddetti ve Türkiye, kadına yönelik şiddeti önlemeyi amaçlayan uluslararası sözleşmeden bugün (1 Temmuz) resmen ayrıldı. Karara karşı çıkan ve Türkiye’nin sözleşmeyi uygulamasını isteyen aktivistler İstanbul, Ankara, İzmir ve Antalya’da meydanlara çıktı.

Haber: Zeynep Timurlenk Pozut (İstanbul), Özgür Özdemir – Deniz Eker (Ankara), Aytuğ Özçolak (İzmir), Mehmet Selçuk Ada (Antalya)

Türkiye, 2011’de İstanbul Sözleşmesi’ni ilk imzalayan ülke olarak tarihe geçmişti. Ardından 20 Mart 2021’de Cumhurbaşkanlığı kararı ile anlaşmadan çekildiğini açıkladı. İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılması kararı önceki aylarda Danıştay’a taşınmıştı. Danıştay, Cumhurbaşkanı Erdoğan‘ın kararıyla çıkılan sözleşmeyle ilgili kararını açıkladı. Danıştay 10. Dairesi, İstanbul Sözleşmesi’ne ilişkin Cumhurbaşkanı kararının yürütmesinin durdurulması talebini reddetti ve Türkiye, 1 Temmuz itibarıyla sözleşmeden resmen ayrıldı.

Kadın örgütleri ve aktivistler “Haklarımızdan, hayatlarımızdan, İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmiyoruz” diyerek, 1 Temmuz’da Türkiye’nin dört bir yanında sokakta olmak için eylem çağrıları yaptı.

İstanbul’da polis kadınlar ve LGBTİ+’lara biber gazıyla müdahale etti

Kadınlar ve LGBTİ+’lar, İstanbul Sözleşmesi’ni Uygula Kampanya Grubu’nun çağrısıyla saat 19.00’da İstanbul – Taksim Tünel’de toplandı.

“Susmuyoruz korkmuyoruz itaat etmiyoruz”, “İstanbul Sözleşmesi bizim, vazgeçmiyoruz” ve “Susma haykır eşcinseller vardır” sloganları atan kadınlar pankartlarla, düdüklerle sloganlar eşliğinde Taksim Meydanı’na doğru yürümek istedi ancak polis geçit vermedi.

Protestocular barikatların önünde uzun bir süre bekledi. Ardından polis barikatlarının önünde arbede yaşandı, kadınlar ve LGBTİ+’lar bariyerleri yıkarak yürümeye devam etmeye çalıştı o esnada polis kalabalığın ortasına biber gazı sıktı.

Gazdan etkilenen kalabalık Tünel istikametine doğru kaçtı, ardından Galata üzerinden Karaköy’e sloganlar eşliğinde yürüyerek eylemi sürdürdüler. Karaköy’de basın açıklaması yapmak isteyen topluluğa polis izin vermedi ve eylem sona erdi.

“İstanbul Sözleşmesi yaşatır” 

Ankaralılar, İstanbul Sözleşmesi’ni Uygula Ankara Kampanya Grubu’nun çağrısıyla saat 18.30’da Sakarya Caddesi’nde bir araya geldi. Birçok kadın örgütünün katıldığı eylemde sık sık “Korkmuyoruz, itaat etmiyoruz, İstanbul Sözleşmesi yaşatır” sloganlarıyla protesto etti.

Ankara Sakarya Caddesi’nde düzenlenen protesto eylemine yüzlerce kadın katıldı. Ankara Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı polislerce eylem alanında yoğun güvenlik önlemi alındı. Ankara’da Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararının ardından protesto etkinlikler düzenlenmiş ve polis müdahalesi sonrası onlarca kişi gözaltına alınmıştı ancak 1 Temmuz’daki eyleme polis müdahale etmedi. Eylem öncesi kadınlarla konuşan polisler eyleme müdahale etmeyeceklerini belirtti. 

Kadınlar sözleşmeden çekilme kararı alan AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı eleştirerek, “Tek adam keyfi bir kararla İstanbul Sözleşmesi’nden çekildi” dedi. Eylemde, sık sık  “İstanbul Sözleşmesi yaşatır” ve “Korkmuyoruz itaat etmiyoruz” sloganları atıldı. Eylemde yine Halkların Demokratik Partisi (HDP) İzmir İl Başkanlığı’na yapılan saldırıda hayatını kaybeden Deniz Poyraz da anıldı. 

İstanbul Kadıköy’de bir kadın, şort giydiği gerekçesiyle kendisine hakaret eden bir erkeğin görüntüsünü sosyal medyada paylaşmıştı. İstanbul Sözleşmesi eyleminde kadınlar bu saldırıya da ellerinden taşıdığı “Sana ne benim ne giydiğimden?” dövizleriyle tepki gösterdi. Yaklaşık iki saat süren eylem müdahale yaşanmadan sona erdi.

“Kadınlara değil katillere barikat” 

İstanbul Sözleşmesi’nden Vazgeçmiyoruz İzmir Kampanya Grubu’nun çağrısıyla İzmirliler saat 18.30’da Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde toplandı. Protestocular polisin yürüyüşe kesinlikle izin verilmeyeceği uyarısıyla ara sokaklara dağıldı. Daha sonra Kordon’da Alsancak Limanı’nın önünde eyleme devam etti. 

“Kadınlara değil katillere barikat”, “Kararı geri çek, sözleşmeyi uygula” sloganlarının atıldığı eylemde yapılan açıklamada “Bizler yıllardır Istanbul Sözleşmesi uygulansın diye uğraşıyoruz,  failler iyi hal indirimleri almasın diye uğraşıyoruz, şiddetle mücadele yöntemleri geliştirilsin diye uğraşıyoruz. Hiçbir kadın erkek şiddetine maruz kalmasın diye uğraşıyoruz. Ülkede bir yılda 200’den fazla kadın katledilirken şiddeti önlemek yerine kadını şiddetten koruyan İstanbul Sözleşmesini kaldırıyorlar. Bu karar geri çekilene kadar vazgeçmiyoruz” denildi.

“Susmuyoruz, korkmuyoruz, itaat etmiyoruz”

Antalyalılar, Antalya Kadın Platformu’nun çağrısıyla saat 19.00’da kararı protesto etmek üzere buluştu.

Antalya Muratpaşa Kışlahan meydanında toplanan kadınlar İstanbul Sözleşmesi’nin iptalini protesto etti. Türkiye’nin her yerinde eş zamanlı olarak başlayan eylemlerde kadınlar “Susmuyoruz, korkmuyoruz, itaat etmiyoruz” dedi.

Kışlahan Meydanı’ndan, Attalos heykeline kadar trafiğe kapalı yoldan polis eşliğinde yürüyen kadınlarai bir araçtan inen erkek saldırdı. Karşısına çıkan ilk kadının boğazına sarılıp yumruk atan 07 EDP 61 plakalı araç sürücüsü polis kontrolünde bölgeden uzaklaştırıldı.

Kapalı yolun araç trafiğine açık bölümünde karşıya geçen kadınların üzerine araç süren sürücü ve yolcu koltuğunda oturan iki erkek kadınlara saldırdıktan sonra, polis ortamı sakinleştirip sürücü ve arkadaşını olay yerinden uzaklaştırdı. Şiddet gören kadınlar, saldırganların serbest bırakılmasına tepki gösterince polis “Şikayetçiyseniz Yenikapı Karakolu’na gidin” dedi.

Darp edilen bir grup kadın şikayetçi olmak için karakola gitti. İstanbul Sözleşmesi’nin iptalini protesto etmek toplanan kadınlar Attalos heykeli önünde slogan attıktan sonra dağıldı. Eyleme LGBTİ+’lar ve turistler de destek oldu.

Ne olmuştu?

Türkiye’nin 2011 yılında imzaladığı ve 10 Şubat 2012’de Bakanlar Kurulu Kararı ile onaylanan “Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi” (İstanbul Sözleşmesi) Mart ayında Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile feshedilmişti. Bu karar üzerine Birleşmiş Milletler (BM) ve Avrupa Birliği (AB) gibi kurumlar Türkiye’yi iptal kararını gözden geçirmeye çağırmışlardı. Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden ve Avrupalı liderler de Erdoğan’ın bu kararını gözden geçirmesi çağrısında bulunmuştu. Biden yaptığı açıklamada, “Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden ani ve nedensiz yere çekilmesi, ciddi hayal kırıklığı yaratıyor” demişti. Avrupa Birliği Komisyonu İnsan Hakları Komiseri Dunja Mijatovic, İçişleri Bakanlığı’na bir mektup yazarak Türkiye’de bazı yetkililerin homofobik söylemler kullanmasından endişe duyduğunu dile getirmişti. Mijatovic “İstanbul Sözleşmesi’nin öngördüğü tüm tedbirler aile bağlarını güçlendirmek ve ailelerin dağılmasının temel nedeni olan şiddeti önleyerek aile bağlarını güçlendirmeyi amaçlamaktadır” ifadelerini kullanmıştı.

Sözleşmeyle ilgili Danıştay 10. Dairesi’nde aralarında Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti ve sivil toplum kuruluşlarının da bulunduğu tüzel ve gerçek kişiler tarafından 220’ye yakın dava açıldı. Dava dilekçelerinde, “kararın iptali ve yürütmesinin durdurulması” talep edilmişti. Cumhurbaşkanlığı’nın Danıştay’a gönderdiği 7 sayfalık savunmada, İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararının iptali istemiyle açılan davaların “haksız ve hukuki dayanaktan yoksun” olduğu gerekçesiyle reddi istenmişti. Sözleşmeden çekilme kararının “Cumhurbaşkanı’nın yetkisine tabi olması” gerekçesiyle yargı denetimi dışında olduğu ifadeleriyle, Sözleşme’nin Cumhurbaşkanlığı kararı ile feshedilmesinde Anayasa aykırılık bulunmadığı savunulmuştu. Yine sözleşmeden çekilme kararının, “kadınlara yönelik şiddetin önlenmesi hususunda hukuki olarak veya uygulama bakımından bir eksikliğe yol açmayacağı” öne sürülmüştü. Danıştay 10. dairesi, İstanbul Sözleşmesi’ne ilişkin Cumhurbaşkanı kararının yürütmesinin durdurulması talebini reddetti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan “İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılması kararı Meclis’in alacağı bir karar değildir, Cumhurbaşkanlığı’nın attığı adım tamamen yasaldır” diyerek bu kararı savunmuştu.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’ndan yapılan açıklamada ise, “İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararı hiçbir şekilde Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ‘kadınları korumaktan taviz verdiği’ anlamına gelmemektedir. Türkiye, sözleşmeden çekilse de aile içi şiddetle mücadeleden asla vazgeçmeyecektir” ifadelerine yer verilmişti.

Uluslararası Af Örgütü, kararı “utanç verici” olarak niteledi ve kararın milyonlarca kadını şiddet riskiyle karşı karşıya bırakacağını belirtti. Af Örgütü Genel Sekreteri Agnes Callamard, yürürlüğe giren kararla birlikte Türkiye’nin kadınların güvenliğinde belirlenen standartlara sırtını döndüğünü kaydetti. 

İki hafta önce de “İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmiyoruz” diyen kadın ve LGBTİ+ örgütleri, Türkiye’nin birçok noktasından gelerek İstanbul Maltepe Miting Meydanı’nda buluşmuş, kararı protesto etmişti.

1 Temmuz’da Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele 4. Ulusal Eylem Planı toplantısında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Son günlerde bazı çevreler 1 Temmuz itibarıyla çekildiğimiz İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmemizi kadına yönelik şiddetten geriye gidiş olarak yansıtmaya çalışıyor. Bizim mücadelemiz bu sözleşmeden çekilmeyle bitecek değildir. Bu mücadelenin uzun soluklu, toplumsal mutabakat gerektiren bir süreç olduğunun farkındayız. Kadına yönelik şiddet pek çok faktörden etkilenen bir olgudur. Evvela kadına yönelik şiddetin ortaya çıkmasına neden olan faktörlerin ayrıntılı incelenmesi ve bertaraf edilmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı. 

İstanbul Sözleşmesi neleri içeriyor?

İstanbul Sözleşmesi, aile içi şiddet dahil olmak üzere kadına yönelik şiddeti önlemeyi ve failler için yasal dokunulmazlığı ortadan kaldırmayı amaçlıyor. Sözleşmenin kimsenin cinsel yönelimleri nedeniyle ayrımcılığa maruz tutulamayacağını ifade eden maddesi bazı kesimlerce “eşcinselliğe teşvik” olarak yorumlanıyor, ayrıca sözleşmenin “aile yapısına zarar verdiği” yorumları yapılıyordu.

Derleyen: Zeynep Timurlenk Pozut

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus