Dördüncü Yargı Paketi’nin ilk 14 maddesi Meclis’ten geçti – Av. Mine Rana Kahramanoğlu: “Çocuk istismarında ‘somut delil’ çocuğun beyanıdır ve çocukların geleceği karanlığa atıldı”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Kamuoyunda “Dördüncü Yargı Paketi” olarak bilinen Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 14 maddeden oluşan birinci bölümü, dün (7 Temmuz) Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden (TBMM) geçti. Kanun, çocuk istismarı dahil bazı katalog suçlarda tutuklama için kuvvetli suç şüphesinin somut delillere dayanmasını öngörüyor. 

Mevcut mevzuata göre, soykırım, insanlığa karşı suçlar, terör, göçmen kaçakçılığı, insan ticareti, kasten öldürme, silahla işlenmiş kasten yaralama, çocuğun cinsel istismarı, hırsızlık, yağma, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti, suç işlemek için örgüt kurma, devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma, düşmanla işbirliği yapma, anayasayı ihlal, cumhurbaşkanına suikast ve fiili saldırı, yasama organına karşı suç, hükümete karşı suçların da aralarında bulunduğu suçlar “katalog suç” kapsamında bulunuyor.

Avukat Mine Rana Kahramanoğlu

“Çocuk istismarında ‘somut delil’ çocuğun beyanıdır”

Yargı paketinin 13. maddesinde geçen, çocuk istismarının “somut delillere dayanması” ibaresi kamuoyunda tepki çekti. Konuyu, Saadet Öğretmen Çocuk İstismarı ile Mücadele Derneği (UCİM) Bursa il ve ihbar sorumlusu Avukat Mine Rana Kahramanoğlu ile konuştuk. Kahramanoğlu, “somut delil” vurgusunun sorunlu olduğunu ve istismar vakalarının önünün açılacağını düşünüyor:

“Bildiğimiz üzere, çocuk istismarında ‘somut delil’ çocuğun beyanıdır, çocuğun beyanı da esastır. Bizim hukukçular olarak itiraz ettiğimiz şey, bu somut delilin ne olacağıdır. Çünkü, somut delil denilen şey, fiziki bulgu, sperm örneği ya da çocuk üzerindeki ekimoz gibi belirtilerdir. Ancak çocuk istismarı sadece bunlarla gerçekleşmiyor. Taciz ve sarkıntılık yoluyla da çocuk istismarı mümkündür. Ayrıca bu izlerin 72 saat sonra yok olduğu ve çocuğun istismarı hemen itiraf edemediği düşünülürse bu somut delil çok büyük sıkıntı yaratacaktır. Bir çocuk istismara uğradığını hemen anlayamayabilir ya da anlasa bile tehdit gördüğü için anlatamayabilir.”

Çocuğun beyanının esas olması gerektiğine değinen ve Asıl somut delil bu” diyen Kahramanoğlu, bu yasanın çocuklarda derin yaralar açacağını ve istismarcıların toplumdan uzaklaştırılması gerekirken, bu madde ile birlikte daha çok toplumun içine girdiğini söylüyor.

“Bu kararla, devlet tazminatı düşünüldü ve çocukların geleceği karanlığa atıldı”

Çocuk istismarı konusunun kapalı bir kutu olduğunu belirten Kahramanoğlu, bu düzenlemeyle birlikte, konunun daha fazla konuşulamaz hale geldiğini söyleyerek, “Çocukların geleceği karanlığa atıldı” dedi. Kahramanoğlu şöyle devam etti:

“Bazı hukukçular ve akademisyenler ‘Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) Madde 100 Tutuklama Nedenleri’ ile ilgili sorun olduğunu, tutuklamanın keyfi keder yapıldığını ve bunun kişiler üzerinde sıkıntılar yaratığını düşünüyorlar. Daha sonra da bu kişilerin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurup devlete karşı tazminat davası açtıklarını beyan ediyorlar. Buradaki maddenin asıl amacı o. Ancak burada devletin tazminatını düşünürken, ülkenin geleceği olan çocukları da karanlığa atmış oluyorlar. Bence burada bir tercih yapmaları gerekiyordu. Devleti tercih ettiler, çocukları değil.”

Toplam 27 maddeden oluşan ve dün TBMM’den geçen Dördüncü Yargı Paketi’nin, ilk 14 maddesinin kapsamı şöyle: 

  • İdari başvurulara cevap verme süresi 60 günden 30 güne, cevap verme süresinin kısaltılmasına bağlı olarak kesin olmayan cevaplar için öngörülen bekleme süresi ise altı aydan dört aya indirilecek. 
  • İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda yapılacak değişiklikle, üst makamın veya üst makam yoksa işlemi yapmış makamın cevap verme süresi 60 günden 30 güne indirilecek.  
  • İdari eylemler nedeniyle, dava açmadan önce idareye yapılan zorunlu başvurulara ilişkin idareye tanınan 60 günlük cevap verme süresi de 30 güne düşürülecek. Yargılamada yaşanan gecikmelerin önüne geçilmesi ve makul sürede yargılanma hakkı ile hak arama hürriyetinin daha etkin korunması için idari yargı mercilerince verilen nihai kararlar, gerekçesiyle birlikte en geç 30 gün içinde yazılacak. 

Erkek şiddeti, boşanmış eşi de kapsayacak

Kadına karşı şiddet eylemleriyle daha etkin mücadele edilmesi ve caydırıcılığın sağlanması amacıyla eşe karşı işlenen “kasten öldürme, kasten yarama, eziyet, hürriyetinden yoksun kılma” suçlarında, failin suçu boşandığı eşine karşı işlemesi durumunu da kapsayacak.

“Zaman ve hak kayıplarının önlenmesi amaçlanıyor”

Bilişim sistemlerinin, banka, kredi kurumlarının ya da banka veya kredi kartlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenen suçlarda, davaya bakma yetkisi bakımından suçun işlendiği yer mahkemesine ilave olarak mağdurun yerleşim yeri mahkemeleri de yetkili olacak. Düzenlemeyle, soruşturma ve kovuşturma aşamalarında verilebilecek yetkisizlik kararları nedeniyle ortaya çıkacak zaman ve hak kayıplarının önlenmesi amaçlanıyor.

Tanıklar hakkında zorla getirme kararı 

Usulüne uygun olarak çağrılıp da mazeret bildirmeksizin gelmeyen tanıklar hakkında verilen zorla getirme kararlarının bildirilmesine ilişkin ilave usul getiriliyor. Buna göre, teknolojik gelişmeler doğrultusunda yargısal etkinlik ve verimliliğin artırılması amacıyla mevcut usule ek olarak zorla getirme kararı, telefon, telgraf, faks, elektronik posta gibi iletişim bilgilerinin dosyada bulunması halinde bu araçlardan yararlanılarak da tanığa bildirilecek.

İfadesi alınmak amacıyla düzenlenen yakalama emri üzerine mesai saatleri dışında yakalanan ve belirlenen tarihte yargı merci önünde hazır bulunmayı taahhüt eden kişi, cumhuriyet savcısının emri doğrultusunda serbest bırakılabilecek.

Katalog suçlara “somut delil” vurgusu

Çocuk istismarı dahil bazı katalog suçlarda tutuklama için kuvvetli suç şüphesinin somut delillere dayanmasını öngörüyor. Kabul edilen bu bölümle katalog suçlarda bir kişinin tutuklanabilmesi, kuvvetli suç şüphesinin somut delillere dayanmasına bağlı hale getirilecek. Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu konudaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin hâkim veya mahkeme kararlarında, mevcut koşullara ilave olarak adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını gösteren deliller de somut olayda gösterilecek ve kararda yer alacak.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus