Suruç katliamının altıncı yıldönümünde İstanbul Kadıköy’deki anmaya polis müdahale etti, çok sayıda kişi gözaltına alındı

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Suruç katliamının altıncı yıldönümünde İstanbul Kadıköy’de düzenlenen anmaya polis biber gazı ve plastik mermilerle müdahale etti. Çok sayıda kişi gözaltına alındı.

Haber: Ali Macit, Sema Kızılarslan

Suruç katliamının altıncı yıldönümünde İstanbul Kadıköy’de anma düzenlendi. Anmaya katliamdan yaralı kurtulanlar, Suruç Aileleri İnisiyatifi, öğrenci örgütleri, Halkların Demokratik Partisi (HDP) milletvekilleri Dilşat Canbaz Kaya, Züleyha Gülüm, HDP İstanbul İl Eş Başkanı Erdal Avcı ve çok sayıda kişi katıldı.

Açıklamada bulunan ve sonrasında yürümek isteyen eylemcilere polis izin vermedi. Eylemcilere sert şekilde müdahale eden polis, biber gazı ve plastik mermi kullandı. İki kadın, saçlarından tutularak darp edildi.

Polis müdahalesinin ardından protestocular çevredeki binalara sığındı. Protestocuların girdiği HDP Kadıköy İlçe Başkanlığı binasına biber gazı atıldı, içeridekilerin dışarı çıkmasına izin verilmedi. Gazdan etkilenen protestocular binanın terasına çıktı. Daha sonra, protestocuların binadan ikişer ikişer çıkmalarına izin verildi.

Polis müdahalesinde çok sayıda kişi yaralandı, bir üniversite öğrencisinin burnu kırıldı. Eylem sırasında polis, Suruç katliamında yaralanan Doktor Çağla Seven’in çantasını zorla aramak istedi.

Suruç aileleri adına yapılan ortak açıklamada şöyle denildi:

“Sevdiklerimizden ayrılalı tam altı yıl oldu. Onlar olmadan geçen altı yılı anlatmak kelimelere sığmaz. Annelerimizin babalarımızın çocuklarımızın yokluğunu omuz başımızda hissetmeyi ağır bir yük olarak altı yıldır taşıyoruz. Onlardan ayrı kalma yükü aynı zamanda bize bir sorumluluk yüklüyor. Onların peşinden gittikleri düşü yarım bırakmama sorumluluğu. İsmet Şeker orada bir hastane yapmak için yola çıktı. Üniversiteli gençler oradaki çocuklara park yapmak, kütüphane inşa etmek için yola çıktı. Hepsinin yola çıkış amacı farklıydı ama düşleri aynıydı. Yıkılmış bir kentin yaralarını sarmak savaştan yeni çıkmış insanların ellerinden tutmaktı. Ezilenlerin bir araya gelip geleceği birlikte inşa etme düşü katilleri korkuttu. Çantalarında oyuncaklar, kitaplar olan düş yolcuları bombalar ile karşılandı. Mahkemelere göre orada katledilenler 50 suçluydu. Yani çantasında oyuncak taşıyanlar ile bomba taşıyanlar eşit derecede suçluydu. Oraya gidenleri devlet korumak zorundaydı orda ne işleri vardı, oraya gitmekle hata yaptılar diyerek sorumluluğu üstlerinden atmaya çalışıyorlar. Dönemin başbakanı Ahmet Davutoğlu 7 Haziran – 1 Kasım 2015 tarihleri arasını kastederek ‘Defterler açılırsa birçok insan, insan yüzüne çıkamaz’ demişti. Davutoğlu dönemin başbakanı olarak Suruç ve Ankara katliamlarının siyasi sorumlusudur. Bildiği şeyleri anlatmalı, bizim acımızı siyasi şantaj malzemesi olarak kullanmaktan vazgeçmelidir. Buradan kendisine çağrımızdır. 29 Eylül’de görülecek katliam duruşmasına katılarak bildiklerini anlatmalıdır. Katliam davasının son duruşmasında katliam sanığı Yakup Şahin’e katil dediğimiz için mahkeme heyeti bizi susturmaya çalıştı. Duruşmaları izlemek için gittiğimiz adliye çıkışında açıklama yapmamız engellendi. 10 Ekim katliamının ay dönümünde adalet mücadelesi yürüten ailelerle gittiğimiz Ankara’da üzerimize biber gazı sıkarak gözaltına aldılar. Adalet mücadelesi yürüten öznelerin Ankara buluşmasına tahammül edemediler. Altı yıldır devam eden davamızda karşımıza bunun gibi onlarca hukuksuzluk çıktı. Ancak biz karşımıza çıkarılan her türlü hukuksuzluğa ve engellemeye rağmen adalet mücadelemizden vazgeçmeyeceğimizi buradan bir kez daha belirtiyoruz.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus