IŞİD’in gençlere saldırdığı Suruç katliamının altıncı yıldönümü – Av. Sezin Uçar: “Şekil olarak bir mahkeme kuruluyor…”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
Bugün (20 Temmuz) Suruç katliamının altıncı yıldönümü. Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu’nun (SGDF) çağrısıyla, 20 Temmuz 2015’te, Suriye’nin kuzeyindeki Kobani’ye oyuncak ve insani yardım malzemeleri götürmek için Suriye sınırındaki Şanlıurfa’nın Suruç ilçesine gelen yaklaşık 300 kişiye, yardım etkinliği ile ilgili açıklamaları sırasında cihatçı IŞİD örgütü üyesi Abdurrahman Alagöz tarafından bir canlı bomba saldırısı düzenlendi. Saldırıda 33 kişi hayatını kaybetti, 100’e yakın kişi de yaralandı. 

Suruç mağdurlarının avukatlarından Sezin Uçar, davaya ilişkin son gelişmeler ile ilgili Medyascope’a konuştu. Avukat Uçar, “Ceza alan üç polis var. Şekil olarak bir mahkeme kuruluyor. Dava şu anda bir tutuklu sanık üzerinden yürüyor, o kişi de Yakup Şahin. Yakup Şahin Ankara Gar katliamında çelişkili beyanlarda bulunuyor. Onun dışında dosyada yargılanan bir sanık yok. Diğer iki kişiye ulaşılamıyor. Bir sonraki duruşma 29 Eylül’de yapılacak” dedi.

Arasında SGDF üyesi gençlerin de olduğu bir grup, 19-24 Temmuz 2015 tarihleri arasında Kobani’ye giderek kuşatma sırasında yıkılmış olan kentin yeniden inşa çalışmalarına katılmayı hedefliyordu. Çalışmalara okul ve hastanelerin enkazını kaldırarak yardımcı olmayı hedefleyen gençlere bir bina tahsis edilmişti. Gençler bu binayı kreş olarak kullanmayı, bahçesine bir çocuk parkı yapmayı ve kuşatma sırasında sert çatışmaların yaşandığı Kaniya Kurda Tepesi’ne bin fidan dikerek bir şehitler ormanı oluşturmayı amaçlıyorlardı. 

Farklı illerden gelen üç yüz genç Kobani’ye geçmeden önce, konakladıkları Suruç Belediyesi’ne ait Amara Kültür Merkezi’nin bahçesinde açıklama yaptıkları sırada, saat 11:50’da kalabalığın tam ortasında bir patlama meydana geldi. Patlama sonucunda 23 kişi olay yerinde hayatını kaybetti. 

Patlamada hayatını kaybeden 33 kişinin isimleri şöyle: 

Uğur Özkan, Kasım Deprem, Polen Ünlü, Hatice Ezgi Sadet, Cemil Yıldız, Çağdaş Aydın, Nazlı Akyürek, Fikriye Ece Dinç, Mücahit Erol, Murat Yurtgül, Emrullah Akhamur, İsmet Şeker, Okan Pirinç, Nartan Kılıç, Ferdane Kılıç, Serhat Devrim, Mehmet Ali Barutçu, Erdal Bozkurt, Süleyman Aksu, Koray Çapoğlu, Cebrail Günebakan, Veysel Özdemir, Nazegül Boyraz, Alper Sapan, Alican Vural, Osman Çiçek, Vatan Budak, Dilek Bozkurt, Büşra Mete, Yunus Emre Şen, Aydan Ezgi Şalcı, Mehmet Ali Varol, Mert Cömert.

Saldırının failleri kimdi?

Suruç Kaymakamı Abdullah Çiftçi, saldırının ardından intihar bombacısının bir kadın olduğunun belirlendiğini söyledi. Ancak bir sonraki gün yapılan DNA testleri sonucunda intihar bombacısının 20 yaşındaki Adıyaman Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü öğrencisi Şeyh Abdurrahman Alagöz olduğu tespit edildi.

Abdurrahman Alagöz

Saldırıdan sonra, intihar bombacısı Şeyh Abdurrahman Alagöz’ün, abisi ile birlikte “terör nitelikli kayıp” olarak kaydının olduğu, altı aydır arandığı, babasının iki ay önce il emniyet müdürlüğüne iki oğlu için ihbarda bulunduğu belirlendi.

Dönemin HDP Kars Milletvekili Ayhan Bilgen, intihar bombacısı Abdurrahman Alagöz’ün polis tarafından önce gözaltına alınıp sonra serbest bırakıldığı yönünde bazı iddialar bulunduğunu söylemişti.

Yunus Emre Alagöz

Failin abisi Yunus Emre Alagöz ise yakalanması için emniyet güçlerinin “teyakkuza geçtiği” belirtilmesine rağmen üç ay sonra 10 Ekim’de Ankara’da gerçekleşen ve 100 kişinin ölümüne yol açan bir başka katliamın intihar bombacısı oldu.

“Saldırıdan sonra Türkiye’nin dört bir yanında eylemler düzenledi, binlerce kişi gözaltına alındı”

Suruç saldırısının olduğu gün akşam saatlerinde İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Hatay, Denizli, Antalya, İzmit, Kayseri, Gaziantep, Çorlu, Batman, Mersin ve Çanakkale’de saldırıya yönelik protestolar düzenlendi. İstanbul’da İstiklal Caddesi’nde, Mersin’de, Siirt’te ve Diyarbakır-Silvan’daki protestolarda polisle göstericiler arasında çatışma çıktı.

Saldırı sonrasında İstanbul İstiklal Caddesi’nde göstericiler polisle çatıştı.

24 Temmuz günü 12 ilde başlatılan IŞİD, PKK ve DHKP/C örgütüne dönük operasyonlarda ise 297 kişi gözaltına alındı. İstanbul Bağcılar’da polisle çatışmaya giren DHKP/C üyesi Günay Özaslan öldürüldü. Sonraki günlerde de gözaltı operasyonları devam etti ve 34 ilde bin 50 kişi gözaltına alındı. Suruç protestolarında çıkan çatışmalarda ise Mersin’de Bülent Ecevit Güngör, Mardin-Nusaybin’de Seyithan Dede ve İstanbul-Gazi Mahallesi’ndeki çatışmalarda vurulan polis memuru Muhammet Fatih Sivri hayatını kaybetti.

 

Saldırıdan sonra siyasilerin ilk açıklamaları

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ilk açıklamasında, “Bu vahşeti işleyenleri ben de şahsım olarak, milletim adına lanetliyorum, kınıyorum. Terörün, dini yoktur, ırkı yoktur, milleti milliyeti yoktur, vatanı yoktur. Teröre karşı tüm uluslararası bir mücadelenin verilmesi gerektiğini hep ifade ettik, ediyoruz” demişti.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Terörü ve onu besleyenleri kınıyorum” açıklamasını yapmıştı.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ise “Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu isimli paravan bir oluşumun, ‘Kobani’yi beraber savunduk, beraber inşa ediyoruz’ kampanyası çerçevesinde toplanan kalabalığın Suruç’a hareketi felaketle sonlanmıştır” diye konuşmuştu. Saldırında ölenlerin “terör şubesi partiler ve bölücülüğün yanında saf tuttuklarını” ve “İstanbul’dan Suruç’a Kobani bahanesiyle yola çıkanların bir defa amaç ve yöntemlerinin halis ve ahlaki görülemeyeceğini” söylemişti.

Devlet Bahçeli’nin açıklama anı.

Dönemin HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ise saldırının sorumlusunun hükümet olduğunu ileri sürerek “IŞİD ve benzeri tecavüz ordularının destek aldığı bütün ülkeler ve rejimleri bu barbarlığın ortağıdırlar. IŞİD’e karşı suspus olanlar, sesini bile yükseltmeye cesaret edemeyenler, HDP’ye bile her gün tehdit savurup, IŞİD’in başını okşayan Ankara’daki yöneticiler bu barbarlığın suç ortağıdırlar” demişti.

Demirtaş, 33 kişinin öldüğü terör saldırısının ardından Şanlıurfa’nın Suruç ilçesini ziyaret etmiş ve yaptığı açıklamada, “Her an başka saldırılar olabilir. Bu halkın derdine çare bulmamız lazım” demişti. Olaydan üç ay sonra, 10 Ekim 2015’te, Ankara’da bir intihar saldırısı daha düzenlenmiş ve 100 kişi hayatını kaybetmişti. 

Selahattin Demirtaş, olaydan sonra patlamanın gerçekleştiği yerde açıklama yapmıştı.

Davada son durum

Suruç’taki patlamayla ilgili davanın 19. ve son duruşması 27 Mayıs 2021’de Şanlıurfa 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapıldı. Mütalaasını açıklayan savcı, dosyanın tek tutuklu sanığı Yakup Şahin için 34 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istedi. Firari sanıklar İlhami Bali ve Deniz Büyükçelebi’nin dosyalarının ise ayrılması talep edildi. Mahkeme, sanıklar Büyükçelebi ve Bali hakkında yakalama kararının devamına, Yakup Şahin’in de tutukluluk halinin devamına karar verdi. Avukatların esasa dair tüm taleplerini reddeden mahkeme heyeti, bir sonraki duruşma için 29 Eylül 2021 tarihini belirledi.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus