Türk Tabipleri Birliği: “Koronavirüs, bir işçi sınıfı hastalığıdır”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Türk Tabipleri Birliği’nin (TTB) her çarşamba düzenlediği Salgın Bültenleri’nin 11’incisi “Koronavirüs bir işçi sınıfı hastalığıdır” başlığıyla bugün (4 Ağustos) çevrimiçi olarak yapıldı. Bültenin sunumunu TTB Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı yaptı.

Bülteni ülkenin dört bir yanında yaşanan yangın ve sel felaketlerinde yaşamını yitirenlerin yakınlarına başsağlığı ve sabır, yaralananlara acil şifa dileyerek açan TTB Başkanı Şebnem Korur Fincancı, “Salgını yönetmeyen iktidarın, yangınlarla ve sellerle başa çıkma konusundaki yetersizlikleri hepimizin gözlerinin önünde” diye ekledi.

Salgının ilk gününden itibaren çalışmaya zorlanan milyonlarca işçinin gerek üretim ve hizmet işyerlerinde gerekse de işe ulaşımlarında korunmasız bırakıldığını söyleyen Korur Fincancı, koronavirüse bağlı ölümler nedeniyle iş cinayetlerinin en az yüzde 30 arttığına dikkat çekti. Ulusal ve uluslararası hukuka göre koronavirüsün meslek hastalığı sayılması gerektiğinin altını çizen Korur Fincancı, Aralık 2020’de yayımlanan genelgeye karşın sağlık emekçilerinin SGK’ya yaptığı meslek hastalığı talepli başvurularının halen olumlu sonuçlanmadığını belirtti.

Korur Fincancı; Dardanel, Vestel, Gaziantep OSB gibi somut örnekler üzerinden çalışanlara yönelik hak ihlallerini şöyle sıraladı:

  • “İşten çıkarma yasağı başlamadan önce kitlesel, haklar ödenmeden yapılan işten çıkarmalar,
  • İşçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerini almadan, salgın dönemindeki gerekli ek yatırımları yapmadan çalışmaya zorlama,
  • Vaka tespitine rağmen hastalık raporu almasını engelleyerek veya rapora rağmen çalışmaya zorlama,
  • İşçiler arasında ayrımcılık yaparak (işçi sağlığı ve sair haklar alanında daha sesli savunanlardan seçmek üzere) ücretsiz izne zorlama,
  • Enfekte iş arkadaşlarının vardiyalarını da devralarak, hasta olmayan işçilerin sayısını aynı tutarak iş yoğunluğunu ve/veya çalışma saatlerini artırma,
  • Ekonomik kriz neden gösterilerek ücret gaspı, yan hak, ek gösterge kesintisi, toplu sözleşme haklarında kısıtlama, emekli olmaya zorlama,
  • Kayıtdışı, sigortasız çalıştırılan işçileri sokağa çıkma yasağında çalışmaya zorlama,
  • İşten çıkarma yasağı döneminde, özellikle sendikalaşan, işçi sağlığı önlemleri başta olmak üzere haklarını talep edenleri Kod-29 tabir edilen ‘işçinin ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı hareket etmesi’ diye özetlenebilecek ‘yargısız infaz’ ve karalisteleme teşkil eden İş Kanunu 25/2 maddesine dayanarak işten çıkarma,
  • Farklı istihdam biçimleri arası işçi sağlığı önlemleri ve ödemelerde ayrımcılık,
  • Yemekhaneler kapatıldığı durumlarda, kötü ve kalitesiz yemeklere mahkûm bırakma,
  • Kanunen ‘tehlikeli işi reddetme’ hakkı bile mevcut iken, işçi sağlığı alanındaki sorunlar başta olmak üzere çalışma koşullarının düzeltilmesi için örgütlenme hakkı kullanımlarında sendikalaşmanın işten çıkarmalarla engellenmesi yanı sıra,
  • Özellikle kapanma dönemleri ile işyerinde artan psikososyal risklere karşı herhangi bir önlem alınmadı. Bu dönemde ‘çalışma ve çalışamama’ kaynaklı intiharlar belirgin bir sosyal gerçeklik olmaya devam etti.”

Korur Fincancı, çalışma hayatında yaşanan hak ihlallerine karşı işyerlerinde yapılması gerekenleri ise şöyle sıraladı:

  • “İşçilerin tüm hakları ödenerek elzem olmayan işyerlerinin kapalı tutulması ve/veya evden çalışmaya geçişin sağlanması, evden çalışmada fiziksel-ruhsal sağlığın korunması için ek destek önlemleri sağlanması,
  • İşyerlerinde havalandırma, filtrasyon, dezenfeksiyon, fiziksel mesafe, koruyucu donanımlar gibi mühendislik ve idari önlemlerin alınması,
  • Temas süresinin kısaltılması amacıyla altı saatlik iş günü, dinlenme aralarının süresinin ve sıkılığının artırılması,
  • Güvenli ulaşımın sağlanması,
  • Temaslı işçilerin kendini izolasyona almasına olanak vermek için bir ‘halk sağlığı tedbiri’ olarak ücretli hastalık izni hakkı tanınması,
  • İşçilerin ve temsilcilerinin koronavirüs risklerini değerlendirme süreçlerine katılımının sağlanması.”

İşverenin sorumluluklarının yanı sıra, işçilerin de sağlıklı ve güvenli bir çalışma ortamı için yapması gerekenler olduğunu hatırlatan Korur Fincancı, son olarak Türk Toraks Derneği’nin Haziran 2021 tarihli Koronavirüs Görev Grubu Görüş Raporu’na atıf yaptı:

“Rapora göre salgın önlemleri,

(1) Ortam havalandırma düzeyi,

(2) Ortamda bulunan kişi sayısı,

(3) Süre,

(4) Maske kullanımının değerlendirilmesi ile belirlenmelidir.

Aerosol bulaşının artan önemi ile özellikle kapalı alanda çalışılan işyerlerinde uygun yöntemlerle yapılan havalandırmalar ve doğru maske kullanımının önemi açıktır.”

Yayının tamamı için tıklayın.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus